confessions

altayhan

Bira  · 22 Ocak 2018 Pazartesi

  1. toplam giri 272
  2. takipçi 6
  3. puan 4605

madımak katliamı

jakoben
şu saate kadar boş geçen iş günümü o gün vefat eden sanatçıların eserlerini dinlemeye ve okumaya ayırdığım katliamdır.

edit;orada o gün öldürülen insanların bir tanesi kadar bile birikimi olmayan gerici hayvanların tek bahanesi tahrikti.tahrik saygı gerginlik sübyancılık bu nasıl bir hastalık?bu mu güzel amına koyayım

özgürlük heykeli

sophos
(İngilizce: Statue of Liberty) ABD'nin New York şehrindeki Liberty (Özgürlük) adası üzerinde yer alan, 1886 yılında fransa tarafından hediye edilmiş, bakırdan yapılmış, Abd'nin simgesi olan anıtsal heykel ve gözlem kulesi.

kaidesiyle birlikte 93 metre uzunluğundadır, yalnızca heykel 46 metredir (kaidesi: 47 metre) heykel o kadar büyük değildir, konduğu kaide onu büyük gösterir.
heykel sağ elinde bir meşale tutar ve sol elinde bir tablet bulunur. sol elinde bulunan tabletin üzerinde, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'nin tarihi olan 4 Temmuz 1776 tarihi yazar.

amerikanlar bu heykele bakıp kendilerini özgür sanarlar oysa denek gibi yaşamaktadırlar.
neden özgür olmadıklarını buradan amerikan yazarın kaleminden okuyabilirsiniz.

islam karşıtlığı

the spook
müslüman ülkeler hariç, bütün ülkelerde zaten bulunan bir şeydir. from Turkey deyince tetikleniyor millet, Allahu Akbar diye bağırıp dalga geçmeye başlıyor. Sanki müslümanım... Kimsede saygı diye bir şey kalmamış, herkes kendi dininin üstünlüğünü savunuyor. Benim isteğim, bütün dünyada din karşıtlığının yayılması.
1

güne anlamlı bir şiir bırak

sophos
adamsın jakoben
çomarları kudurtan ben
siken sen

eğer üşüdüysen
yakalım imam hatipleri

bizim çomarlar
eksiliyorlar girileri
el ile yemek yemek hoşlarına gider
severler zulüm edeni

ülkeyi bok götürse de
savunurlar dinlerini
28 şubat'ı duyar ağlarlar
arap itleri

dinlerine hoşgörü kasarlar
türkiye'nin çakma bedevileri
4

ahmet eşref fakıbaba

sophos
yerli üretime karşı olan ve her şeyin ithal edinmesini savunan ''Gıda, tarım ve hayvancılık bakanı''.
çok mantıklı bir formülü var: antep fıstığı fiyatları artmış, ithal edince fiyatları düşüyormuş aynı şekilde et fiyatları da böyle düşüyormuş (!).

metrobüste öpüşenlerden rahatsız olan yobaza tepki

jakoben
https://www.dailymotion.com/video/x6jjzb6

şükrü erbaş cevabı;

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar ağır kanlı adamlardır
Değişen bir dünyaya karşı
Kerp*ç duvarlar gibi katı
Çakır dikenleri gibi susuz
Kayıtsızca direnerek yaşarlar.
Aptal, kaba ve kurnazdırlar.
İnanarak ve kolayca yalan söylerler.
Paraları olsa da
Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
Her şeyi hafife alır ve herkese söverler.
Yağmuru, rüzgarı ve güneşi
Bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
Düşünemezler…
Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
Topraklarını büyütmeye çalışırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar karılarını döverler
Seslerinin tonu yumuşak değildir
Dışarda ezildikçe içerde zulüm kesilirler.
Gazete okumaz ve haksızlığa
Ancak kendileri uğrarlarsa karşı çıkarlar.
Adım başı pınar olsa da köylerinde
Temiz giyinmez ve her zaman
Bir karış sakalla gezerler.
Çocuklarını iyi yetiştiremezler
Evlerinde, kitap, müzik ve resim yoktur.
Bir gün olsun dişlerini fırçalamaz
Ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler.
Birbirlerinin evlerine ancak
Ölümlerde ve düğünlerde giderler.
Şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
Gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
Ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
Binlerce yılın kalın kabuğu altında
Yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
Aldanmak korkusu içinde
Sürekli birbirlerini aldatırlar.
Bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
Karılarından en az on adım önde yürürler
Ve bir erkeklik işareti olarak
Onları herkesin ortasında döverler.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
Kendilerinden olanlarla alay edip
Tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
Devlet, tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir.
Devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
Yiğittirler askerde subay dövecek kadar
Ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
Ezim ezim ezilirler.
Enflasyon denilince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler.
Cami duvarı, kahve ya da bir ağaç gövdesine yaslanıp
Onbir ay gökyüzünden bereket beklerler.
Dindardırlar ahret korkusu içinde
Ama bir kadının topuklarından
Memelerini görecek kadar bıçkındırlar
Harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
Şehre giderler!

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar otobüslerde ayaklarını çıkarırlar
Ayak ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara
Herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
Kızlarının talihsizliğini ve hayırsız oğullarını anlatırlar.
Yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde
Bunun, Tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.
Ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
Gizli bir övünçle, uzak şehirdeki
Zengin bir akrabalarından söz ederler.
Kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
Ama sokağa çıkar çıkmaz sümküre sümküre
Yollara tükürürler…
Ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
Şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar ilk akşamdan uyurlar.
Yarı gecelerde yıldızlara bakarak
Başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
Gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa
Ve yaz güneşleri ekinlerini yetirirse severler.
Hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-Bu verimi yüksek bir tohum bile olsa-
Sonuçlarını görmeden inanmazlar.
Dünyanın gelişimine bir katkıları yoktur.
Mülk düşkünüdürler amansız derecede
Bir ülkenin geleceği
Küçücük topraklarının ipoteği altındadır.
Ve birer kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden
Zamanın derin ırmakları önünde…

KÖYLÜLERİ, SÖYLEYİN NASIL
NASIL KURTARALIM?

benden cevap;
direk sulandıysan bakma derim.rahatsız olmuş karı.bunlara karşı gelebilmek içinde yanan çocukları tecavüze uğrayanları bahane etmenize gerek yoktur.zira onların arasında insan yanı kalanlarda bu durumlardan rahatsız oluyorlardır.siz özgür bireylersiniz istediğiniz boku yersiniz.savunmaya ihtiyacınız yok.tekme tokat dalın
3

metrobüste öpüşenlerden rahatsız olan yobaza tepki

scabies
Toplumsal ahlâk normlarıyla yetişmiş ve herkesin hayatına burnunu sokabileceğini sanan dangalağa tepkidir. Ancak adam tepki veriyor fakat sadece bir kişiden destek buluyor. Hatta diğer bir başka adam da onu susturmaya çalışıyor."Seni mi çekeceğiz" tavırları da cabası.. böyle insanları susturmayın , destek olun. İnsanların özgürlüğünü savunan bu insana teşekkürlerimi borç bilirim.

kürtajcı dayı

jakoben
tam bir or*spu evladıdır.bunun ellerine zift sürüp kameralarla donatılmış, içinde bir adet eşek olan ahıra üç gün kapatacaksın.curcunayı izle.cüce o.*** ç.*** ,çükünü yetiştirmek için vereceğin mücadelede şimdiden gözüme damlayıp göz kırpmama sebep olan boncuk terlerini s*keyim senin.neyse

kürtajcı dayı

the spook
kendisini, laiklik elden gidiyaağh, irticağ geliiyeağh sözüyle tanıyoruz. Gündemden çokça denk gelmişsinizdir zaten bu gerici sığıra. Neyse yine de videosunu bırakıyorum, spoiler bölümüne de sizin için güzel bir sürpriz bırakıyorum.



rodion romanoviç raskolnikov

sophos
dostoyevski'nin suç ve ceza romanındaki ana karakter.

adı, Родион Романович Раскольников; ''radion romanoviç raskolnikov'' şeklinde okunur.

dostoyevski öyle güzel yazmıştır ki Raskolnikov'un alyona İvanovna'yı öldüreceği günün tüm detaylarını okuyucuya ustalıkla aktarır. Raskolnikov'un kaygıları, düşünceleri, duyguları okurun beyninde daha da net şekillenir.

ayrıca raskolnikov bir nihilisttir aslında, değerlerinden kopmuştur, sonra kendine gelmiştir;
Raskolnikov'un üniversite yıllarında yazdığı yazılar da Nietzsche felsefesiyle paraleldir. Raskolnikov, üstinsan düşüncesinden bahseder. Tarihe adını yazdırmış olan Napolyon, Muhammed gibi kişilerin sokaktaki insanlardan farklı olduğunu söyler. Sokaktaki insanlar, üstinsanların dediklerini yapmak için vardırlar. Yalnızca Napolyon, Muhammed gibi kişilerin yaşamları değerlidir. Raskolnikov da kendisini onlardan sayar. Bu sebeple üniversitedeki hukuk eğitimini yarıda bırakmıştır. Yazılı adaletin gücüne inanmaz, dine inanmaz, Katerina İvanovna gibi insanların yaşamaları için hiçbir sebep yoktur ona göre. Ancak gözden kaçırdığı bir nokta vardır. Üstinsanlar bunları düşünmezler onlar zaten yapmaları gerekeni yapmak için doğmuşlardır. Cinayetleri işledikten sonra büyük bir vicdan azabı duyar. Bu yalnızca katil olmanın getirdiği bir sonuç değildir. Raskolnikov, üstinsan düşüncesini kaybetmiştir, inandığı tüm değerler çökmüştür.

-dostoyevski'nin bütün roman kişileri gibi, yazarın kendisi gibi, o da birbiriyle çelişen ikiz bir kişilik taşır. bir yandan gözünü kırpmadan iki cana kıyacak kadar gaddar ve katı yüreklidir. diğer yandan, arabanın altında ezilen marmeladov'un ailesine bütün parasını çıkarıp verecek kadar merhametli ve iyi yüreklidir.

raskolnikov, özellikle ''binlerce genç, körpe hayatı'' kurtarmak için tefeci koca karıyı öldürdüğü halde, aldığı paralara el bile sürmemiş, bunları götürüp bir taşın altına saklamıştır. bu davranış ancak dostoyevski'nin kişilerine özgü bir çelişkidir.

koca karıyı öldürdükten sonra ''ben koca karıyı değil, kendimi öldürdüm'' inancındadır.-

Raskolnikov kendinden başka hiçbir şeye inanmıyor, kendini halktan tamamen soyutladığını fark edince kurtuluşu polise teslim olmakta buluyor. Sürgünde ağır işler yaparak manevi anlamda günahlarından kurtulmayı ve halkın arasına tekrar girmeyi umut ediyor.

ince'nin mitinginde provokasyon

the spook
Cumhurbaşkanı adayı İnce'nin, bugün Rize'de gerçekleştirdiği mitingde olan rezil olaydır. Erdoğan, Binali, Bahçeli, Demirtaş kim olursa olsun; İzmir'e, Aydın'a, Edirne'ye gittiğinde, en güzel şekilde karşılanıyor, sorunsuz bir şekilde mitingini yapıyorlar ve ülke, gündemine devam ediyor. Ama halkının yarısından çoğu gerici, aptal ve aylak olan bir ile, iktidar hariç herhangi bir parti gidince, bütün mitingin içine edebiliyorlar. Rezil adamlar, bunların amacı Erdoğan veya AKP'yi savunmak değil, Rize ben bildim bileli iktidar yalayıcısı, gereksiz, Türkiye üzerinde hiçbir söz hakkı olmayan ve işe yaramaz bir ildir. Yani iktidara Chp de gelse, hdp de gelse, Hz. İsa da gelse, savunacakları kişi bellidir. Düşünmeyin fazla, Tabii ki o andaki iktidar kimse onu savunacaklar.

second

ofelia
Türk asıllı ve türkiyede tabii ki de gün yüzü görememiş, değeri bilinememiş punk rock grubu. Fazla punk dinlemem ama bunlar sahiden iyiler. Uzun zamandır sessizler. Ne yapıyorlar bilmiyorum ama özledik. Umarım aramıza yeni şarkılarla dönerler bir gün.....

koskoca imparatorluğun ismini osman koymak

zeybek
Milliyet yahut ulus devleti olduğundan değil. Şahsiyet devleti olduğundandır. Hatta coğrafi devlet dahi değildir. Çünkü ki sürekli orayı burayı işgal edip himaye altına almak gibi gayeleri vardır. Bunu da ekseriyetle jeopolitik önem kadar dini emeller için de gerçekleştirmişlerdir.

anagram

sophos
Bir kelimedeki veya kelime gruplarındaki harflerin yerleri değiştirilerek başka bir kelime veya kelimeler oluşturulması.

(eski yunanca ἀνά (ana, “geriye”) ve γράμμα (grámma, “harf”) sözcüklerinden oluşmuştur.)

örneğin:
asya <> yasa
Bursa Dağı <> su bardağı
kan ara <> Ankara

15 temmuz destanının çabuk sönmesi

jakoben
kahramanlıklara övgülerin ilericilik, iyilik ve doğruluk için mücadele verenlerin hakkı olduğunu bir kez daha kanıtlamış hadisedir.şuan gerçekten para için birbirilerini doğrayacak haddeye geldiler.bu ne hal böyle?ilke milke kalmamış.o kadar yitip gitmiş hayatın sebeplerinin içini kendi elinizle boşaltmanız tuhaf gerçekten.parayı, makamı duyunca gözleriniz köreliyor .15 temmuz onun cebine neden benden çok para girdi destanına döndü olay.

http://haber.sol.org.tr/turkiye/akpden-15-temmuzda-esini-kaybeden-kadina-dulmussunuz-bosanmissiniz-237163

gericiliğe karşı ilericiliği savunurken düşüldüğünü düşündüğüm hatalar

jakoben
bilim vurgusu yapıp durmak.örnek vermek gerekirse deve sidiği ile ecnebi ülkelerin yaptığı envai icraatları karşılaştırmak.çocuklar şunu bilin ki gericilere karşı bilimi savunmak zorunda değilsiniz.bilimselciliği savunmalısınız tabi.belki de bu ikisini karıştırıyorsunuz.ilerici bir toplum herkesin hakkıdır.sosyal bir haktır öncelikle.illa bilim pornocusu elektron tiryakisi kesilmenize gerek yok, deve sidiği yalnız başına rekabetsiz ortamda da son derece siktiri boktan bir şeydir.siz insan muamelesi görmek istiyorsunuz.insan olabilmek için marsa gitmek koşulunu öne sürmenin anlamı yok.bunlar vizyonla alakalı işler.bilim ve gelişim aşığı olabilmeniz için öncelikle huzurlu bir ülkede olmanız huzuru sayesinde ülkenizi sevebilmeniz ve bununla birlikte gelişen halkın çıkarını üstlenmek hevesi ile vizyon belirlemenizle ilerleyecek birbirine bağlı zincirler mevcut.bugün t*ayyip gitse yarın türksatı amerika kıtasında yörüngeye mi oturtacağız? var mı böyle bir heves.adam gibi akıllı yöntemlerle savunma yapmalı.

edit;ayrıca sömürü gücünü (yani istediği miktarda parayı) elinde tutan bir yapı ile liberal güç ile elde edilebilecek atılımlar üzerinden kavga vermek aptallığın daniskasıdır. ötersiniz ötersiniz çeker götünüzden vergiyi yaptırır en güzelinden bir roket tesla'ya, örak yemiş söğüt sıçanı gibi dımdızlak kalırsınız ortada. ki kendi çaplarında yapıyorlar da.evet vizyondan değil sizler susun ''işte bilim al dıkşın puksun'' havasında ama yaptırıyorlar?para onların tekelinde akıllı olun az.

sol partilerin geçersiz oy kullanma çağrısı

jakoben
ekşi sözlüğün bir çok çomar yazarı tarafından aşağılanan ve saçma bulunan protestodur. evet gerizekalılar gidin oy verin kimse size oy vermeyin demiyor. 68 senedir gömülmüş ilericiliğin üzerine her gün bir kürek daha toprak atanların insafa gelmesi için gidin bir kez daha kullanın oyunuzu. yalvarın, yalayın kokan ayakları fakat her yerinden kokuşmuşluk akan bu düzende boşa umut bulmak istemeyenlere o köle ,cahil ve bencil ağzınızdan zehir akıtmayın.verdiğiniz oyları yüzünüze kahkaha ata ata çalan adamlara karşı sizin gibi aynı çaresiz yöntemlerle saf tutmayanlara, kendini sorgulamaktan aciz, bir kere bile ben köleyim artık tasdiklendi başka bir yöntem bulmalı-denemeli diyemeyen yüksek egolu karakterlerinizle laf çarpmayın.bilmiyorum farkında mısınız fakat bir diktatör seçmine kendi ellerinizle oy kullanmaya gideceksiniz.bu seçim biçiminin illegal olduğunu baştan ilan etmiş bir tutumun haklılığı ortadadır.yarın bu düzende bir başka manyak başa geçer de türkiye cumhuriyetinin üzerine diktatör getirmeye kalkışan bir organizasyona ihanetler içinde oy kullandınız diye kurşuna dizmeye kalkarsa şaşırmayın.haksız diyebilir misiniz?size ülkenizi satmanızı oyluyorlar. diktatör seçeceksiniz kendi elinizle.seçmeseniz bile öyle yada böyle o oraya geçecek.bulaşmayın işte bu işe baştan.adınız kirlenmesin.bunların tümünü baştan kabul etmeyen tüm cesur yüreklere selam olsun

türbanlı kadın arzulamak

jakoben
Genel olarak merak uyandıran farklı bir tarafı var da"acaba ne gizliyor" gibi gizem barındıran söylemler ortada dolanıyor fakat bunun altında tamamen yabancıya, vakıf olmayana,köleye olan arzu yatıyor.biyolojik bir ihtiyaç olduğu ve ilerici yasalar nezdinde karşılıklı anlaşan bireylerce giderilmemesi halinde cinsiyet fark etmeksizin azgınlığa oradan da sapkınlık ve şiddette sebep olduğu inkar edilse dahi anadoluda yüz yıllardır örneklerle kendini kanıtlıyor, azgınlığın bu gelişme ve dönüştüğü durumlar.şimdi salak ve cahil müslümanlara abazalık ile sapkınlık arasındaki farkı açıklayalım. abazalık; cinsel ihtiyaç giderilmediği müddetçe gittikçe artan hormonal sebeplerden kaynaklı arzulama durumudur.sapkınlık ise ileri safhada bunların tatminkarlığını sağlayamamanın getirdiği hayal gücü ve fantezi dünyasında kişinin veya kişilerin bir diğer kişi veya kişilerin tüm varlığını yok sayması üzerine kurularak gerçekleşen yada gerçekleşmesi düşlenen olayları tanımlar. anadoluda yüz yıllardır süre gelen bu toplum psikolojisi içerisinde abazalık maduru kişi kolaya gitmek istedi hep.gitti de hep.damacanaya ,köpeğe,eşeğe ,küçük kıza,horoza ve tabi laik kadından daha mahkum yaşadığını bildiği ve içgüdüsel olarak en az onun kadar azgın olduğunu tahmin ettiği türbanlı kadına.işte mustafa kemal paşanın abaza müslümanların önüne beton arme yarak gibi laik kadını dikmesinin sebebi budur.müslüman egosu hayvansal içgüdüyü yani insanında bir hayvan olduğunu inkar eder.temel ihtiyaçlar piramidinde bile cinsellik belirtilir batılı toplumlarda. su içmek ,yemek yemek ,nefes almak gibi en temeldedir çünkü medenileşmek için önce hayvanlığı üzerinden atman gerekir.aç insan çalar.uykusuz insan verimsizdir.nefes almayan ölür.sevişmeyen tevacüz eder.bunlar medeniyete giden en temel ihtiyaçlardır ve aynı kategoride yer alırlar.yani asıl sapkınlık milyonlarca abazayı yaratan ve onları benim annem, kız kardeşim ve sevgilimle ortak yaşam alanına mahkum eden hayvan yönetimlerdir.eğer başa dönecek olursak bastırılmış cinsellik sizlere türbanlıları arzulatır. giderildiği müddetçe gaye olmak özelliğinden çıkan cinsellik asla baskın karakteri arzu etmez.bu vakit çünkü kolay olan zora evrilir.türbanlı bacılarımızın yanındaki elemanlara bakarsanız genel olarak sinik sönüktürler.

ben değil o diyor;

teknolojik emperyalizm

tequila
videoyu izlemeden kitaba da göz atmadan bodoslama dalayım ne olacak.

öncelikle komünizmi ilk öğrendiğim ve derinine araştırdığım zamanlardan beridir diyordum komünizm gibi bir sistemde şuan ki kadar büyük teknolojik gelişmelerin elde edilmesi çok zor. ha bu demek olmuyor ki kapitalizm teknoloji için bir numaralı sistemdir. bilge insanların öne sürdüğü bir takım ekonomik sistemler içerisinden başka bir bilge insanın derleyip toplayıp istediğini çekip alıp montaj halinde sunduğu çok iyi sistemler gerçekten var. eksikleri var mıdır elbette vardır bizim için mükemmel algısını yaratmak çok zor belki de imkansız. onların detaylarına burada girmeyeyim.

Teknolojinin sağladığı bir sömürme gücü engellenemez bir gerçek zaten bu tamam. Peki teknolojinin çok alt seviyelerde olduğu zamanlarda ve kölelik kavramının şuan ki türkçe sözlükte yer edindiği gibi yaşandığı zamanlarda, sömürgecilik anlayışında o insanlara neler veriliyordu? sadece yemek ve barınma belki eş belkide o bile yok. Şimdiki zamanda ne verilmiyor da teknolojik bir emperyalizm söz konusu bunu düşünmek lazım. insanlar çok ucuz miktarlara çalıştırılıp ellerine geçen maddiyat ile teknolojiye sarılıyor çünkü artık her yanımız reklam ve reklamlar o kadar gözümüze sokuluyor ki istememe şansımız yok teknolojik cihazları. bunun sayesinde belki ev alamıyor belki sadece günlük veya bir kaç günlük yemek ücretlerini karşılayabiliyor. sonuç zaten köle değilsin kendin için çalışıyorsun ve alıyorsun algısıyla insanları devam ettirmek. isyanın önüne göz boyamayla geçmek çok akıllıca. Yani teknolojik bir sömürü ile köleliğin gerçek olduğu isyanın minimuma indirildiği coğrafyalar olduğu aşikar. evet şimdi şu linklere bir göz atalım.

Bir filmde izlemiştim. bir reklamcı diyordu ki "yarın hangi yemeği yemek isteyeceğine, hangi arabayı almak isteyeceğine ben karar veririm"

pedofili

the spook
(bkz:sübyancılık)
Genelde ümmetçi ülkelerde denk geldiğimiz, toplumun en büyük sorunudur. Çocuk gelinleri de beraberinde getirir. Biz çocuk gelinlere karşı çıktığımız zaman, ''ya siz laik değil misin? İnsanlara saygı duysanıza.'' diyorlardı. Laikliği, pedofili insanlara saygı duymak sanan insanların umarım çocukları dedeleriyle evlenir. İyi günler.

akp'den soğuma nedenleri

moskovakurdu
Alayı karektersiz bunların. Bir tane düzgün akp'li gösterin bana? Tecavüzcü, terörist, ahlak yoksunları. Hırsızlar, at hırsızları. Türkiye'nin ruhunu çaldı bunlar. Hatıralarımızı çaldılar.

Biraz daha yazarsam sabahı demir parmaklar arasında geçireceğim.

bedelli askerlik

zeybek
hükumet tarafından belirlenen ücret karşılığında askerlik görevinden muaf edilme olayına denir. bizim gibi orta asya menşeili üst kimliği türk olan her devlette olmazsa olmaz en büyük özelliktir. kadın erkek fark etmez her türk asker doğar lafı ziyasdesiyle doğrudur. askerde tüm personel savaşmaz. sınıflara ayrılır, yüce kurtuluş savaşımızda da bilindiği üzere cefakar türk kadını cepheye mermi taşır, askere çorap örer vs. yani ikmal sınıfında yer alır. doğrudan savaşmaya gerek yoktur. eski kavimlerde de bacılar gibi bazı oluşumlar bulunur.

şimdi de askerlik görevi her ne kadar günümüzde önem arz etse de en büyük vatansever arkadaşlarımız askerden en çok kaçmaya çalışan insanlardır, en çok paylaşımda bulunan insanlardır da, istisnalar kaideyi bozmaz.

bedelli askerlik saçma sapan bir düşüncedir. askerlik gibi bir olayın bedeli olamaz. olursa da bu para olamaz, asla, filmlerden gaza gelip yazmıyorum bunları. yüce devlet her erkek vatandaşı 18 yaşında askeri yoklamaya çağırsın, isteyen 2 yıl sonra görevini yapsın istemeyen de gerekli prosedürleri yerine getirip askere gitmesin. yani bu iş öyle para karşılığı olamaz.

mermilerin yağdığı bombaların patladığı üç yıl evvel güneydoğuda muzaffer bir kumandan olarak askerlik görevini yapan ben, sahici bir savaş anında nelerin yaşanıp hissedilebileceğini bizzat gördüm.

askerimiz zor durumda. eğitim açısından gerek er pozisyonu gerekse rütbeli pozisyonunda olan personel eğitimsiz. berbat bir haldeler. büyük kaynak harcayan ordu, bunları göz önünde bulunmalı. bedelli askerlik devletin vatandaşına sunduğu bir kolaylık asla olmamıştır. sadece para gerektiği anda binlerce insandan milyonlarca para toplamaya yarar.

bedelli askerlik için para yatırıp muaf olduğunu sanan muhalif güruhsa yine zamlara tepki gösterir bu ülkede yaşanmaz deyip vergiyi toptan öderler. amına koduklarım.

yeni neslin siyasetle heba olduğu gerçeği

the spook
ülke gereğince istemsizce oluşan gerçektir. Bu genç yaşımıza rağmen gördüklerimizin, 70-80 olaylarından veya 20. yüzyıl başındaki Osmanlı'nın çırpınışından farkı yok. darbe, savaş, iç savaş (neredeyse), çökmüş ekonomi, çökmüş özgürlük, çökmüş adalet, çökmüş laiklik... daha niceleri. Sol kesimimiz, yeni neslin heba olduğunu düşünürken, milli eğitim bakanlığı ülkü ocaklarına okul içi faaliyet iznini çıkartıyor. Sol kesim mi bölmeye çalışıyor ülkeyi? sağ kesim mi?

teknolojik emperyalizm

sophos

bu videoda özetlenmiş.

''Bir Ekonomik tetikçinin itirafları'' adlı kitapta güzelce anlatılıyor.
kitabın pdfsini bıraktım: https://docviewer.yandex.com.tr/view/0/?*=OLUYSt71nA7ESUmm0dKNWYVbO%2FJ7InVybCI6InlhLWRpc2stcHVibGljOi8vTFlqb0cvLzNYMEZ2MGVXYnFTSzNWWEcvMWhKS0FVdDNSY1gvOU9BR0xrOD0iLCJ0aXRsZSI6IkpvaG4gUGVya2lucyAtIEJpciBFa29ub21payBUZXRpa8OnaW5pbiDEsHRpcmFmbGFyxLEucGRmIiwidWlkIjoiMCIsInl1IjoiOTAwMDMxMTIxNTEzNDI2MzM3Iiwibm9pZnJhbWUiOmZhbHNlLCJ0cyI6MTUyNDc3MTEyMDA5OH0%3D

yarak

sophos
Orhun Kitabeleri'nde geçen ve silah anlamına gelen bu sözcük, havayı yarmak, bir kişiyi, hayvanı ya da nesneyi yararak parçalamak için kullanılan alet anlamına gelirmiş.

Şimdi ise Bu kelime argoya yerleşmiş, erkek cinsel organı için kullanılıyor. cinsel organını bir silah olarak tarif etmek oluyor aslında.

dünyayı tek başına kurtarmak hissi

jakoben
kapitalizmin insana kendisini özel hissettirmek için sunduğu hizmetlerin yarattığı en büyük zihinsel hasarlardan biridir.şimdi bu süper kahraman filmleri çıktı.hiç bir zaman bir insan tek başına dünyayı kurtaramaz.o yüzden avengers'ı kurdular tabi ya diyenin ağzına vururum.bu filmlerin hepsi insanları birbirinden zihinsel olarak bağımsız kılmak amacı taşıyor.amerikan halkına bakın salak gibiler gerçekten deliriyorlar bu aktörlere.(bkz:filme gitmeden önce) isimli film tavsiye ve inceleme kanalı var.orada da cem diye genç ve enerjik bir çocuk babasıyla izleyiciye kendince hizmet sunuyor.cem geçenlerde amerika'ya gitmiş.bu film yıldızlarıyla tanışmaya.ne oldu dersiniz? oyuncular ellerinde çeşit çeşit 0-7 yaş arası oyuncaklarla hayranları eşliğinde oyun oynuyorlar.amerikan halkı dünyanın en salak ve gittikçe salaklaşan halkıdır.cem'e de geçmiş olsun.filmler hakkında merak ettiğiniz içerikleri bu arkadaştan temin edebilirsiniz.biraz yüzeysel filmler anlatıyor cem ve cem gibi onlarca kanal ama cem aradan sıyrılmış fakat burası cemi övme cemi dudaktan öpme yeri değil.dediğim gibi bu filmler sizi silahsızlandırmak uysal yapmak kötülüğe karşı gerçekçi mücadele alanlarına girmenizi engellemekten başka bir halt değil.ha izleyin ama bende izlemesini seviyorum keyifli.fakat bunu bilerek izleyin.
3

kinizm

sophos
Antisthenes ve Diogenes'in oluşturdukları, insanın gerçek mutluluğa, bütün değerlerinden sıyrılarak ve hiçbir değere bağlı kalmayarak ulaşabileceğini öne süren Sokratesçi öğreti.

Atinalı Antisthenes (İ.Ö. 444-365),
Sokrates'in öğrencisi olup onun en çok kanaatkarlık (yetinme) öğretisinden etkilenmiştir.

Kinikler, gerçek mutluluğun maddi olanaklar, politik güç ya da sağlıklılık gibi dış özelliklerden oluşmadığını vurgularlar.
Onlara göre gerçek mutluluk bu tip rastlantısal ve geçici şeylere bağımlılıktan kurtulmakla edinilir.
Mutluluk tam da bunlara dayanmadığı için herkes tarafından elde edilebilir.
Bir kez ele geçirilince elden gitmez.

Kinikler arasında en tanınmış olanı antisthenes'in öğrencisi diogenes'tir.
Diogenes'in kilden bir fıçı işinde yaşadığı ve bir aba (bir tür giysi), bir baston ile ekmek torbasından başka hiçbir şeyi olmadığı söylenir.
Diogenes, fıçısının önünde yatmış güneşlenirken büyük iskender onu görmeye gelir. Diogenes'in önünde durup bu bilge kişinin kendisinden istediği ne varsa onu dilemesini, her türlü istediğini hemen yerine getireceğini söyler.
Diogenes'in buna cevabı "gölge etme, başka ihsan istemem" olur.

Kinikler insanların sağlıklı olmaya kafa yormalarının gerekmediğini söylüyorlardı. Acı ve ölümü dert etmeye de gerek yoktu.
Aynı şekilde başkalarının acılarıyla da ilgilenmiyorlardı.
Günümüzde de "kinik" ve "kinizm" sözcükleri başkalarının dertlerini umursamamak anlamında kullanılır.

zeigarnik etkisi

sophos
kişilerin tamamlanmamış veya bölünmüş-kesilmiş şeyleri, tamamlananlara göre daha kolaylıkla hatırladığını ifade eden psikolojik kavram.

Sovyet psikolog ve psikiyatr Bluma Zeigarnik tarafından bir restoranda yapılan gözlem sonucu bulunmuştur ve adını ondan almıştır.

1920'lerde Zeigarnik bir grup psikolog arkadaşıyla beraber bir restorana girmiştir ve sipariş vermişlerdir. Siparişi, tek bir garson alır Ancak hiçbir siparişi kaydetmez. Grup, yemeklerini yer ve restorandan çıkar. Daha sonra Ziegarnik geri dönerek aynı garsonu bulur ve bunca siparişi aklında nasıl tuttuğunu sorar;
Garson, üniversitenin onca kalabalık restoranındaki değil biraz önce aldığı siparişi, psikologlardan oluşan grubu bile hatırlamamaktadır. Garsonun psikoloğa söylediği tek şey, siparişleri aklına yazıp, yemeklerin ilgili kişilere ulaştırılmasını sağladıktan sonra siparişleri aklından sildiğidir.

Bu durum Zeigarnik'in ilgisini çok çeker ve yaptığı çalışmalarla şu sonuca ulaşır: Bitirilmemiş, sonlandırılmamış işlerin, zihni daha fazla meşgul etmektedir. İş bitince, zihin bu meşguliyetten kendini kurtarmaktadır.

Zeigarnik etkisini gösteren birçok çalışma da daha sonra psikoloji literatürüne girmiştir. Bunlardan birisi Kenneth McGraw'ın deneyidir:
Zeigarnik deneylerinden altmış yıl sonra, Kenneth McGraw, deneye katılan deneklerden belli bir ödül karşılığında olmak üzere zor bir yapbozu yapmalarını istedi. Deney başladıktan belli bir süre sonra hiç kimseye, yapbozu tamamlamasına fırsat verilmedi ve deneyin bittiği söylendi. Ancak deneklere, yapbozları tamamlamadıkları halde ücretleri ödendi. Deneyi tertipleyen uzmanlar, deneyin yapıldığı ortamdan ayrıldılar. Ancak deney, asıl bundan sonra başlıyordu. Deneye katılanların büyük çoğunluğu, kendilerinden istenmediği halde, deneyin yapıldığı ortamda kalarak yapbozu tamamlamaya devam ettiler.


Zeigarnik etkisine günlük hayatımızdan örnekler sık bulunmaktadır:
- eğitim hayatımızı düşündüğümüzde bir türlü çözemediğimiz soruların, çözdüğümüz sorulara göre daha fazla aklımızda kaldığını fark etmişsinizdir belki.
- ayrıca eğitim sistemimiz sınav odaklı olduğu için genellikle çalışılan konular sınavlardan sonra unutulur.
- medya ve pazarlama alanında da Zeigarnik etkisi çokça kullanılmaktadır; dizilerin sonlarına getirilen “…devam edecek” yazısı ya da dizilerin en heyecanlı yerlerinde reklam girmesi gibi.

üniversitenin insana kattıkları

jakoben
hangisine gittiğinize göre büyük değişkenlik gösteren değerler bütünüdür.şahsen ben çıkarcılıktan ve hayatta hakiki olan tek şeyin dolaylı yollardan çıkarcılık olduğunun gözüme sokulmasından başka temel bir dayanak bulamadım.herkes çıkarcı.paylaştıkça yüzleri güldüren çıkarcılık.çıkarcı olmayanın enayiliğinin dillendirilmesi.okul liseye kadardı.üniversite or*spu çocukluğunun öğrenildiği bir devlet kurumu.ayrıca ekonomisi sikilmiş ülkelerde bu kurumu bitirmenin de zerre değeri yok zira kültür yuvası da değildir.üniversite kimseye kültür saçmaz içeriğinde de kültür yoktur.o yaşa gelmiş bireyin toplumu daha iyi anlama merakını kültür ile giderilebileceğini öğrenmesi dolayısıyla kendi insiyatifi ile kültürlenmesi durumu olabilir.oy kullanan faşist gericilerin mezun olduğu üniversiteleri duyunca insana şaşkınlık gelmesinin de hiç bir anlamı olmuyor bu yüzden

bulgaristan türkleri

scabies
Kökenimdir. Sanılanın aksine asimile olmuş yada ırkçılıklı beslenmiş kişiler değiliz. Kendimize has danslarımız , yiyeceklerimiz , giyiniş tarzımız var. Ne bulgarlara düşmanlık yaparız ne türklere yalpaklık yaparız. GEnel olarak bulgaristan haskovo , Kırcaali (100 bin türk - 50 bin bulgar) kısımlarında yoğun olarak yaşarlar. Zamanında komünist rejim altında birçok acılar çekmiştir bu millet (bkz:Todor Jivkov). Bizzat dedemden dinlediğim kadarı ile insanlar dinini dahi yaşayamazdı. Yani kurban bayramını kutlamak yasaktı. Bu yüzden dedemlerin kaç kez gece vakti kurban kestiğini dinlemişimdir. Ayrıca akrabamın başına gelen komik bir olayı da anlatmak isterim. Bulgaristan'da türkçe konuşmanın yasak olduğu yıllarda bizim akrabayı polis durdurmuş. İşte türkçe konuşmaya çalıştırıyormuş ki ceza yazabilsin. Ama bizim akraba da bulgarca bildiği için konuşmuyormuş. En sonunda bakmış ceza yazamayacak giderken akraba gülmüş. Ulan sen misin türkçe gülen , yazmış cezayı. Türkçe güldü diye ..

herkes oy kullanmamalı

romacumhurbaskani
Misal oy kullanma için en az 5 yıl ülkede bulunma şartı olmalı adam 30 yaşına gelmiş 30 yıldır Almanya'da orada doğmuş orada büyümüş ömrü boyunca Türkiyeyi görmemiş sonra sağdan soldan duyduğu ile oy kullanıyor ulan bu ülkede yaşayan biziz tüm zorluğu gören bizi adam geliyor bizim geleceğimizi belirleyen oyu atıyor oh ne ala aq .
1

1 mayıs

scabies
İşçilerimizin bir gün hatırlanıp , yalandan herkesin tepki göstereceği gün. Bugün de çoğu işçi işinde gücünde olacak. Onlar için bir şey ifade etmeyecek bu gün. Bugünlerde daha çok farklı gruptan kişiler eylemde olacak. Zira gerçekten işçi haklarını savunacaklarsa tüm dünya ayakta dursun. Fakat bu böyle olmayacak. Olayı provoke etmek amacıyla kullanacak kişiler de sahada olacak.

Her şeye rağmen tüm işçilerimizin işçiler bayramını en içten dileklerimle kutlarım. Daha iyi çalışma şartları daha iyi ücret ve daha rahat bir yaşam temenni ederim kendilerine.

akp'nin seçim çalışmalarına başlaması

franz
sıcağı sıcağına yazacağım olaydır;

zil çaldı. açtım kapıyı. üç tane türbanlı, ellerinde kağıt parçaları olan teyze. lafa başlangıçları;

-merhaba, size cumhurbaşkanımız ve başbakanımızın selamını getirdik.
+sağ olun.
-akp'ye üye misiniz?
+hayır.
-üye olmak ister misiniz?
+hayır.
-peki, iyi günler.

çaatt! (kapı kapanış şekli. tabii kii elimden kaydı, cereyan yaptı cereyan.)

sosyalist maskesi takmış kürtçü

zjenerasyonu
(bkz:günümüz solu)

birde bu durum normalleştirilmeye çalışıyor ve hdp ile olan kardeş tavırları beni çıldırtacak bir çoğu açık olmasa da net pkk destekçisi bu çıkarımı ise elimden geldiğince tüm siyasal ve sol örgütleri gezmeye ve tanımlamaya adamamdan alıyorum şu varki bunun olması gerektiğini de savunuyorlar neyse ismini vermeden kaçar..

(bkz:yaşasın enternasyonalizm)

bunlar ilginizi çekebilir