confessions

frantz fanon

rom  · 14 Haziran 2017 Çarşamba

  1. toplam giri 345
  2. takipçi 12
  3. puan 6393

Solcu

frantz fanon
ismail güney yılmaz'ın yazısından bir kesit sunuyorum:
(...)
CHP'ye yakın olan insanlarımızın bir bölümünde bu üstten bakma durumu eskiden beri zaten vardı, şimdi bu, halka sömürge valisi edasıyla bakma hâli sosyalist solda dâhi görülüyor.

Hâlbuki tüm siyasetin kimliklere indirgendiği, Türkiye haritasının üç parçaya bölündüğü, emek ve sınıf siyasetinin adının geçmediği bir düzlemde, sosyoloji gereği AKP/ Erdoğan aleyhine bir tablo pek beklenemez. En fazla % 40'a düşüyorlar işte. Bu hareketi ayakta tutan üç şey var: Muhafazakâr kimlik/ İslami aidiyet, kutsal bir mertebeye yükseltilmiş “kurtarıcı” karizmatik bir lider ve partinin etrafında örülü büyük rant müşterekinden koparılan küçük payeler (iş, yardım vs.).

Bu blok, karşısına başka bir kimlik, yaşam tarzı siyaseti koyarak ya da Erdoğan'a öykünen kâğıttan kaplan bir lider çıkararak parçalanamaz. Bu parçalanma eğer gerçekleşecekse, ancak ve ancak sınıf siyasetiyle gerçekleşebilir. Bu insanlarla insan olmak, aynı ülkenin vatandaşı olmak dışında tek ortak yanımız yoksul olmamız. Siyaset, kitleleri kendi düşüncesine, saflarına kazanma, kazanamıyorsanız geniş kitleleri tarafsızlaştırma sanatıdır. Ama “bizimkiler” kazanmak için çalışacaklarına, karşı tarafın bütün önyargılarına nesnel zemin hazırlarcasına iştahla seçkincilik mavralarını sürdürüyor.

Rize'de HES'ler dereleri mi kurutuyor? “Gebersinler,daha beter olsunlar”. Kayseri'de fabrikalar mı kapatılıyor? “Gebersinler!”. Neden? “Çünkü AKP'ye oy veriyorlar”. Solculuğa bakar mısınız. Nerede “halkımız sizi çok seviyoruz” diyenler, nerede bunlar.

Bu tutum, cehaletin tahakkümünü güçlendirmekten, ülkenin çölleşmesini hızlandırmaktan başka bir işe yaramaz. Kimlikten ödün vermeyi, “halk”ı toplam bir “iyi” olarak tanımlamayı önermiyorum. Tersine solun özüne, sınıfsal kimliğine, kinine sıkıca sarılmasından söz ediyorum. “Kadıköy” tipi solculuğun değil, “Armutlu, Gazi, Okmeydanı” tipi solculuğun geliştirilip, büyütülmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bugün memleketin, halkın, solun hâli üzüntü için kuşkusuz somut, yakıcı gerekçeler sunuyor. Ama umutsuzluk, halka düşmanlaşma, gettolaşma başka bir şey, bu solun varlık sebebini yitirmesidir, bu ötanazidir.

Geçmişte bu topraklarda güçlü, sarsıcı bir devrimcilik vardı, yine olabilir. Tarih akmaya, yoksullar daha yoksul, zenginler daha zengin olmaya devam ediyor.

Bu büyük ülkede her şey olabilir.

tutti frutti te kelas

frantz fanon
gadjo dilo adlı filmin soundtracki olan çingene şarkısı.
türkçeye de şöyle uydurmuşlar:

tutti frutti tekila
tekila tekilaa var
tekila tekilaa? var
len roman kademe yap

şişe dolsun tekila
paralar cebime la

savrulma dayı, gelin la
savrulma dayı, kopyala

şişe dolsun tekila
paralar cebime la

hardbass

frantz fanon
esasen, 00'lı yılların slav-apaçi denilebilecek bi ceşit çomar club kültürüyle dalga geçme amaçlı piyasaya sürülmüştür.
ardından, futbol holiganları,sagcılar vb ortamlarda namı yürümüştür.

köpek düşmanlığı

frantz fanon
boş tiplerin meşgalesi. zabıtayı çağırmak, apartmanı ayağa kaldırmakta ustadırlar. bir de komşu olmadığı halde "köpek istemiyoruz" diye kampanya başlatanı vardır. aşırı köpek severlik de sapmadır ama köpek düşmanlığı da bir bozukluk, takıntı, zannedersem de bir fobi.

türkiye'de feminizm

frantz fanon
amerika'daki ''the red pill'' filmi vb projeler gibi doğru düzgün bir eleştirisi, tahlili yapılmamıştır. bildiğim kadarıyla en azından. (konu hakkında vay amk kezbanları diye gezmek, kız tavlanma taktiklerine abanmak, iki sözden biri küfür olan entriler girmek kritik değil ciddiyetsizliktir.)

atatürk vs che

frantz fanon
oyum che'den yanadır.
che evrenseldir, sosyalisttir, milliyetçilik ve kapitalizmle bağdaşmaz, onun içindir ki bütün mazlum dünyanın simgesidir. berlin'den istanbul'a, gazze'den amed'e her yerde che'nin sureti vardır.

türk olup rusya'yı sevmek

frantz fanon
zevk, renk, tutku meselesi.
demek ki türkiye'nin hissettirmediği bir şey var. tersi olan vakalar da (rus olup türkiye'yi sevmek)* mümkündür. hepsi yanılıyor, tutunacak bir tutku arıyor, idealleştiriyorlar.
*müslümanın rus milliyetçiliğinden dönme olanı (harun el-rusi) rte'yi, rus milliyetçisinin nasyonal-liberal olanı (konstantin krylov) ise atatürk'ü model alıp fidel'e söver ama tabi ki bunlar marjinal, entel örneklerdir.

che, lenin vb adamlar başka bir şeydir. çünkü yerel değil evrenseldirler.

komünist olmak için gerekli kelime dağarcığı

frantz fanon
tanrı gibi mutlak, her devirde aynı olduğu varsayılan o meşhur ''insan doğası'' bu kelimelerden biri değildir.

insan doğası şöyleymiş, hayvan doğası böyleymiş... hangi mülkiyet ilişkilerine mensup ''insanın doğası''? diye sormak lazım. şöyle bi kelime var ama : yabancılaşma. hayvan doğasına gelince: ortak yardımlaşma (mutual aid)

antik yunan'da hırsızlık yapan cocuğa ''helal olsun'' derlermiş. hala varlığını 2009lara kadar falan neredeyse dokunulmadan sürdüren bir kabilede ise mülkiyet bilinci yok, cimrilik yok, başkasının malına çökmek yok çünkü böyle bir şey görmemişler (o üretim tarzı içinde böyle bir şey doğmamış). eski dev-yolcu bi abimiz kooperatif kurmuştu zamanında; ayakkabı yapıyorlardı yanılmıyorsam ama kimse kimsenin artı-değerini gasp etmiyor (yani fabrikanın sahibi yok ne kazanılıyorsa işçinin cebine gidiyor hemen hemen). işçiler ne yaptı? kendi lehlerine olduğu halde o işe pek bir itibar göstermediler ama sonra ''haklıymışsın'' dediler. niye itibar etmediler; iki kelime daha öğrenelim: küçük burjuva ideolojisi, kültürel hegemonya

''(...)mustafa kemal'in devrimlerinin ekonomik devinimini desteklemesi için yarattığı burjuvazi kemalizme ve mustafa kemal'e ihanet etmiş bir vaziyette. paşanın yaptığı devrimleri desteklemek için ilerici burjuva sınıfı gerekiyordu. şimdi başka çözümler aramak zorundayız.''

bu cümleye itiraz edilebilecek ne var ki. mustafa kemal, milyoner yetiştirmedi mi yetiştirdi. yetiştirdiği milyonerler ve yeni milyonerler daha sonra kemalizmi satmadı mı. sattı.

0 /

bunlar ilginizi çekebilir