confessions

baran anlattı

Bira  · 1 Ağustos 2016 Pazartesi

  1. toplam giri 144
  2. takipçi 17
  3. puan 4549

outlast

baran anlattı
ya aslında korkmazsan kolay oyun. adsfasdf.

aslında ciddiyim, ama o şekilde söyleyince olmuyor tabi. demeye çalıştığım, sakin olacaksın, çok saklanmayacaksın. evet, düşmanına vuramıyorsun, ama aslında depara çıktın mı o da sana vuramıyor. bir iki kere kıçı kurtardığınızda da, o gerginlik makul bir miktara düşüyor. hatta saklanarak oynanması gerekiyormuş havası yaratılan bir sürü bölüm, hiç saklanmadan, gerektiğinde çömelip, gerektiğinde koşarak çok daha kolay ve daha az korkutucu oluyor. saçma bulanlar bir denesin.

ana fikir: sen sinersen oyun üzerine çöküyor. büyük resmi göreceksin, oyunu sen kuracaksın. büyük türkiye gibi düşün yani. hemen hemen aynı şey. Ana SafyaAksiyon, Korku, Oyun indirOutlast indir – Outlast indir

fidan ara

baran anlattı
Yakın zamanda denk geldiğim ve fikrini çok beğendiğim güzel bir proje olmuş. Özellikle meyve fidanı ve çiçekler üzerine yoğunlaşılmış.
Bu projenin hayata geçmesiyle hem satıcılar hem de alıcılar bayağı bir rahatlıyor, tek ürün üreten fidancılara da gün doğmuş.
Alıcılar buradan meyve fidanlarını seçip alıyor, siparişi gelen mağaza kendi ürününü kargoluyor, işlem bu kadar.
Uzun zamandır gördüğüm en sade ve mantıklı proje olmuş. Müşteriler için çok büyük bir rahatlık sağlıyor.
Çoklu alımlarda devletten geri ödemesiz hibe imkanı ile de ciddi bir indirim almış oluyorsunuz, mükemmel bir fikir. link fidan ara

vatikan müzesi

baran anlattı
papa ıı. julius , 16. yüzyılın başlarında kurduğu hristiyanlık tarihine ait eserlerin bulunduğu dünyanın en büyük müzelerinden biridir. dünyanın en ünlü klasik heykelleri ve rönesans sanatının en önemli başyapıtlarından bazıları da dahil olmak üzere, yüzyıllar boyunca popes tarafından toplanan muazzam koleksiyondan eserler serginlenmektedir. ayrıca müze de 70binden fazla eser bulunmakta bunun yanı sıra 640 çalışanı bulunuyor. ayrıca yılda 6 milyondan fazla insan ziyaret ediyormuş. gitmeyi düşünenler için: vatikan bileti

web tasarım

baran anlattı
internetin ve bilgisayarın yaygınlaşmasıyla çoluk çocuğun eline düşen iş kolu. bu işten zerre anlamayanlarlar web tasarımcıyım diye dolaşıyor. firmamız için 3, 4 ayrı kişiyle çalıştık hepsi rezalet siz siz olun iyi referansı bulunmayan kendini kanıtlamamışlar tasarımcılardan uzak durun. tavsiye isteyenlere web tasarım

deve tabanı çiçeği

baran anlattı
genellikle ev ve iş yerlerinde dekoratif amaçla kullanılan muhteşem bir çiçek. yalnız 20 - 30 derece arası bir sıcaklıkta, gölge ve nemli bir bölge olması lazım. 10 derecenin altında bir sıcaklıkta bitki büyümüyor. don oluşma ihtimali olan yerlerde ise olumsuz etkilenir. amerika kıtası, okyanus adaları ve akdenizin belli yerlerinde yetiştirilir ve meyveleri tüketilir. nerden bulacağını soranlar için deve tabanı çiçeği

internetten para kazanmak

baran anlattı
türkiye de son 3, 5 yıldır herkesin hayali olan kazanç şekli. bir zamanlar ben de lan hazır öğrenciyiz 7/24 oyun oyun nereye kadar girip bari 2, 3 kuruş kazanalım diye heves ederek internetten para kazanma konulu bi araştırma yaptım. anket doldurma, makale yazma, içerik hazırlama, up/down yapma gibi işlere giriştim. istikrarlı çalışırsanız illa ki bi şekilde kazanacak yol bulursunuz aklında yapacak hiç fikri olmayanlar için de şöyle detaylı bilgi veren bir site var: internetten para kazanmak

yazarların piç halleri

baran anlattı
mavi bir yaka kartım var benim, boynuma astığım ipin üzerinde çalıştığım firmanın logoları var. bazen renklerin örtüştüğü mağazalara girip kart kısmını gömleğin cebine sokuyorum. boyunluğu da ters çevirip başlıyorum tişört filan katlamaya. eğer mağaza çok katlıysa bir şeyler soran herkesi diğer katlara, kabinleri soranları çıkışa doğru yönlendiriyorum. fiyat soranlar en sevdiklerim, genel duruşlarına göre faiş fiyatlar çekiyorum.

bir defa çalışanlardan biri “sen yeni mi başladın” diye sorunca “evet” dedim. adamlarla sigara molasına çıktık, öğlen yemeği yedik, sonra bana paspas itelemeye kalkıştıklarında “s*kerim lan işini de gücünü de” diye isyankar bir çıkışla istifa ettim.

böyle de bi eğlence şeklim var.
1

sözlükten biriyle buluşmak

baran anlattı
sayesinde kavunlara dalgın dalgın bakıp iç çekmeme neden olan bir ruh haline girmeme neden olmuştur.

burada tanışmıştık burada, yani sözlükte, yani laik sözlükte. ben tuhaf adamımdır, mesela nickinden veya yazdıklarından kadın olduğu açıkça belli olan yazarlara asla ilk mesajı atmamışımdır. aksini iddia eden varsa ya şimdi konuşsun, ya da şuradan siktirip gitsin.

biri ile konuştuk bir zaman, okuyorsa saygılarımı hala kendisine sunarım. çok naif, kibar ve hanımefendi bir arkadaşımızdı. saygı çerçevesinde varoluş sorgulayıp mesafeli bir arkadaşlık sürdürüyorduk. telefon numaralarımız filan verilmiş, gece dörtlere kadar sohbetler edilip sabah işe geç kalınıyor, kan çanağı gözlerle şirkette fight club karizması yapılmaya çalışılıyordu.

kadın kişisi ile buluşup bir mekana çöktük, sohbet nasıl güzel, nasıl akıcı görmeniz lazım. arada seksist bir şey de yok vallahi, öyle kardeş kardeş sohbet ediyoruz. kendisi zaten giyim kuşamı ve hayata karşı genel duruşuyla bana şöyle dedirttiriyor; “bacım nereden düştün sen sözlüğe, bak gittiğin yol yol değil gel vazgeç bu işten” diye kadını sözlüğe yakıştıramıyorum, öyle efendi. derken sohbet giderek esprili bir hal almaya, kahkahalar havalarda uçuşmaya, hemen ardından cıvıklaşmaya, salak ergen esprilerine, yerlere tükürüp küfür etmeye filan dönüştü. ne oldu lan dedim bir anda nasıl evrim geçirdik böyle. herhalde ikimiz de birbirimizden ümidi kesmiş olacağız ki, “aman yea ne olacak ki” diye atıp tutuyoruz.

bakın şöyle bir şey oldu ve ben hayatımda bir bu kadar kısa sürede bu kadar değişim gösterebilen başka hiçbir şey görmedim; kadın oturduğumuz masada bana doğru eğildi; “kavunun sapının olduğu yer var ya, oraya bi tane delik açıyorsun ve mikrodalga fırına atıp biraz ısıtıyorsun. sonra çıkarıp kavunu sikiyorsun. çok güzel oluyormuş” dedi...

“çekirdekleri boşaltacak mıyız” diye sormaktan başka bir şey gelmedi elimden. sonra;

-yok yok çıkarmıyorsun, o içerde colk colk sulu ve yumuşak bi his vercek.
+anladım
-ne oldu ya?
+bir şey olmadı düşünüyorum.
-ya düşünecek bir şey yok sikişmiş gibi oluyorsun işte.
+çekirdekler?

yani benim kafa öyle bir gitti ki; bu kadın bunu niye söyledi, nereden biliyor, bir insan bunu nereden bilebilir, bu bilgiye nasıl ulaştın, sen bana ne anlatmaya çalışıyorsun gibi soruları bir kenara bırakmış, elimi çeneme dayayıp kavunun içine boşalmanın iğrençliğini filan düşünüyorum. içimde küçücük bir çocuk bütün masumiyetiyle diyor ki; “ya bu kadın seni trollemek için bunu şu an uydurdu yani, şu kadının tavrına tipine bak, nereden bilecek bunu yani” filan gibi kendini tekrar eden cümlelerle devam ediyor. ben de buna tutunmaya çalışıyorum...

durduk yere üstüme bir utanma hissiyatı çöküyor, ortamda bi karanlık, bi toz bulutu, bi uğursuzluk dolanıyor. kafamın içinde delinmiş kavunlar yuvarlanıyor, kendimi kavun sikerken tahayyül etmeye çalışıyorum, ben neden bunu yapıyorum, ben buraya ne zaman geldim gibi sorular eşliğinde giriş kapısından içeri kocaman delikli bir kavun girip bana doğru yuvarlanıyor, gelip “biraz konuşabilir miyiz” diye soruyor, kafam trilyon olmuş, kadının memeleri gözüme kavun gibi görünüyor. midem bulanmaya başlıyor, kusmak istiyorum, kavun yediğim günleri düşünüyorum, burnuma iğrenç çürümüş kavun kokuları geliyor.

sonraki akşam balatta rakının gözüne vuracağız, masaya kavun gelecek, dilimlenip doğranmış mis gibi kavuna bakıp içeride birilerinin kavunu servis etmeden önce mutfağın or*spusu yapmış olduklarını filan düşünecek ve iğreneceğim. daha çok sigara içeceğim, canım sıkılacak ve ortamı göz yaşları içinde terk edeceğim.

kadın bön bön suratıma bakarken; “bak kavun olmazsa marg...” demeden sözünü kestim. “bak bacım” dedim. elimi masaya vurdum; “benim adım tamirci, gel dedin geldik, adam gibi sohbet etmek varken dönüp bilinçaltıma tecavüz ediyorsun. senin yüzünden artık kavun gördüğümde aklıma hep bu gelecek. zaten yarr*k gibi bilinçaltım var afedersin, nolur benden uzak dur. git kendi pis düşüncelerinle başka insanları zehirle” dedim.

benim garip bir görsel hafızam var. söylenen fiziksel ya da mecazi eylem içerikli her şeyi gözümün önünde canlandırırım. bunu yapmadan duramam. örneğin bir sohbet esnasında babasıyla kavga eden arkadaşım; “valla ben geçen konuştum, özür de diledim, bi zeytin dalı uzattım, gerisi ona kalmış” dediğinde, ben bu herifi süper aydınlık bir mekanda babasına gerçek bir zeytin dalı uzatırken, babasını da o dalı almayıp boş boş oğlunun suratına bakarken hayal ediyorum. işin garibi, bunun önüne geçemediğimden bazen çok ciddi sohbetleri kahkaha atarak bölmeme filan neden oluyor.

kadın gülmekten ölüyor, resmen benimle eğlenmeye gelmiş sevgili beton gibi psikolojiye sahip metal beyinli sözlükçü kardeşlerim. az evvel kavun satan kendi halinde bir esnaf gördüm. sonra o amcayı evde hayal ettim, kavun sikiyordu. uzun zamandır bedensel bütünlüğü tam olmayan kavunlara karşı güvenim sarsılmış vaziyette, kaşar muamelesi yapıyorum yemin ederim.

allah belanı versin sözlük kadını. senin yüzünden bu sene hala kavun yemedim.
0 /

bunlar ilginizi çekebilir