çocuğuna pantolon alamadığı için intihar eden baba

liberalist
Yaşadığımız toplumda maalesef kesinlikle 'olması gereken' ev, iş ve okul hayatına yönelik yanlış ve değiştirilmesi gereken bir imaj var. Adamın çocukları da aileye katkı maksatlı belirli yerlerde çalışabilirdi. İnsanlar sıkıntılar yaşayıp alternatif çözümler üretmeyi kendine yediremiyor. Ayrıca çocuk okutmak durumu olmayan birine göre lüks bir ihtiyaç.

çocuğuna pantolon alamadığı için intihar eden baba

chernobog
dünya'da adalet diye bir kavram olmadığının bir başka kanıtı.bu babayla hayatta zengin bir ailede doğmak dışında bir vasfı olmamış şirket varisi herhangi bir bebe aynı gezegen üzerinde yaşıyordu.sizde insanları böyle soyut kavramlarla avutmaya devam edin.

''Kocaeli'nin Körfez ilçesinde, oğluna okulun istediği pantolonu alamayan baba İsmail Devrim (45) kendisini banyoda iple asarak yaşamına son verdi. Çaresiz babanın eşine “Çocuklarıma bakamıyorsam, çocuğuma bir pantolon alamıyorsam niye yaşıyorum ki” dediği belirtildi.''

haberin tamamı:
https://tr.sputniknews.com/turkiye/201809211035318857-cocuguna-okul-kiyafeti-alamayan-baba-intihar-etti/

roma imparatorluğu

chernobog
osmanlı imparatorluğu roma falan değildir.ilber ortaylı gibi türk tarihçiler her ne kadar bu tezi savunsalar bile bu tezin tarihçilerin çoğunluğunda bir karşılığı yoktur.doğu romanın çökmesinin ardından üç imparatorluk bu mirası sahiplenmek istedi;çarlık rusyası,osmanlı ve kutsal roma cermen imparatorluğu ancak üçü de roma değildir.çarlık rusyası bu mirası sahiplenmek için doğu romanın dinini,osmanlı yönetim biçimini ve başkentini,krci ise roma sağ durumdayken eski romanın yönetim merkezi olan otoritenin(papanın) desteğini almıştır.her biri bir ucundan roma'ya benzese bile hiçbirisi de roma değildir.hele ki tarihçiler imparator herakleios'tan beri(latincenin ve latince unvanların bırakılıp grekçenin galip geldiği dönem) doğu romanın farklı bir kimlik aldığını kabul edip onu ayırmak için o dönem kullanılmayan bir ismi kullanıyorken(bizans) bu üç devletin birinci romayla bağlantısı olduğunu söylemek çok gülünçtür.

1)her şeyden önce ne rusça ne almanca ne de türkçe latin dil ailesi sınıfına girmez.roma demek latin dil ailesi demektir.doğu roma evet grekçe konuşuyordu ama bu zaman içinde oluşan bir kavramdı o imparatorlukta ilk iki yüz yıla yakın latince konuşulmuştu zaten o yüzden tarihçiler o devleti farklı isimle anıyor onu da yukarıda belirttim zaten.
2)bu ismi alabilmek için roma'yı da ve eski roma topraklarını da kontrol etmek gerekiyor değil mi? üç devlet hiç roma'yı kontrol edebilmiş mi?hayır.doğu da kontrol edemedi diyeceksiniz yanılırsınız.imparator konstantin(1) devletin başkentini roma'dan kendi isteğiyle taşımıştı.zaman içinde oluşan boşluktan dolayı roma'yı kaybettiler.
3)roma kavramları?roma hukuku?senato?üçünde de bu kavramlar yok.sadece hükümdar sıfatları kullanılmış.(2.mehmed'in roma imparatoru unvanını kullanması,moskovanın hükümdarlarına julius caesar'dan türeyen tsar unvanını vermesi gibi)
4)her şeyden önce ve en önemlisi başka devletler o üç devleti de jure olarak roma imparatorluğu olarak tanımış mı?
hayır.

eurabia

chernobog
reddit gibi yabancı sitelerde batı avrupa'yı aşağılamak için kullanılan tabir.bunun sebebi özellikle son beş senede batı avrupa'da arap,afgan gibi milletlerin artışı,göçmenlerin işlediği suç oranlarının artışı,ucuz iş gücünde neredeyse yerli vatandaşın çalışmaması,göçmenleri koruyucu yasalar örnek gösterilebilir.

2018 itibariyle eurabia'nın haritası: (yeşil bölgenin zamanla yayılacağı öngörülmektedir.)
eurabia

hz. isa

chernobog
okuduğunuz herhangi bir metinde bu ifade geçiyorsa okuduğunuz bir metin müslüman bir yazar tarafından yazılmış bir metindir ya da yabancı bir metni çeviren müslüman bir çevirmendir.hristiyanlar başındaki ''hazreti'' ibaresini kullanmazlar.yvhv,nasıralı isa ya da isa'nın başka dillerdeki karşılığını (jesus,lisus gibi) kullanan bir yazar büyük olasılıkla üçlü birliğe inanan bir hristiyandır.(büyük olasılıkla dedim çünkü dinler tarihini inceleyen bir ateistte olabilir.)

o yüzden incildeki anlamı için:
(bkz:isa)

kuran-ı kerim için bu başlık kullanılabilir.

polonya

chernobog
zeki bir hükümet tarafından yönetilen ülke.üstte bahsedildiği gibi elini kolunu sallayan göçmeni ülkelerine almayıp ab içindeki liberal kesimi kızdırması bir yana aynı birlik içinde göçmen karşıtı bir blok oluşturulmasına ön ayak olmuşlardır.aynı zamanda çok sağlam dış manevraları vardır.ukrayna'da ki poroşenko iktidarının rusları işgalci olarak tanımlayıp durması üzerine polonya hükümeti ''madem ruslar işgalci o zaman işgalci rusların bizden alıp size verdiği lviv ve ivano-frankivsk'i bize geri ver'' diyerek sistemin bugunu bulmuşlardır.iç politikada ise dış politika kadar göze çarpan manevraları yoktur klasik sağcı reaksiyonları veren bir iktidar vardır.

Solcu

frantz fanon
ismail güney yılmaz'ın yazısından bir kesit sunuyorum:
(...)
CHP'ye yakın olan insanlarımızın bir bölümünde bu üstten bakma durumu eskiden beri zaten vardı, şimdi bu, halka sömürge valisi edasıyla bakma hâli sosyalist solda dâhi görülüyor.

Hâlbuki tüm siyasetin kimliklere indirgendiği, Türkiye haritasının üç parçaya bölündüğü, emek ve sınıf siyasetinin adının geçmediği bir düzlemde, sosyoloji gereği AKP/ Erdoğan aleyhine bir tablo pek beklenemez. En fazla % 40'a düşüyorlar işte. Bu hareketi ayakta tutan üç şey var: Muhafazakâr kimlik/ İslami aidiyet, kutsal bir mertebeye yükseltilmiş “kurtarıcı” karizmatik bir lider ve partinin etrafında örülü büyük rant müşterekinden koparılan küçük payeler (iş, yardım vs.).

Bu blok, karşısına başka bir kimlik, yaşam tarzı siyaseti koyarak ya da Erdoğan'a öykünen kâğıttan kaplan bir lider çıkararak parçalanamaz. Bu parçalanma eğer gerçekleşecekse, ancak ve ancak sınıf siyasetiyle gerçekleşebilir. Bu insanlarla insan olmak, aynı ülkenin vatandaşı olmak dışında tek ortak yanımız yoksul olmamız. Siyaset, kitleleri kendi düşüncesine, saflarına kazanma, kazanamıyorsanız geniş kitleleri tarafsızlaştırma sanatıdır. Ama “bizimkiler” kazanmak için çalışacaklarına, karşı tarafın bütün önyargılarına nesnel zemin hazırlarcasına iştahla seçkincilik mavralarını sürdürüyor.

Rize'de HES'ler dereleri mi kurutuyor? “Gebersinler,daha beter olsunlar”. Kayseri'de fabrikalar mı kapatılıyor? “Gebersinler!”. Neden? “Çünkü AKP'ye oy veriyorlar”. Solculuğa bakar mısınız. Nerede “halkımız sizi çok seviyoruz” diyenler, nerede bunlar.

Bu tutum, cehaletin tahakkümünü güçlendirmekten, ülkenin çölleşmesini hızlandırmaktan başka bir işe yaramaz. Kimlikten ödün vermeyi, “halk”ı toplam bir “iyi” olarak tanımlamayı önermiyorum. Tersine solun özüne, sınıfsal kimliğine, kinine sıkıca sarılmasından söz ediyorum. “Kadıköy” tipi solculuğun değil, “Armutlu, Gazi, Okmeydanı” tipi solculuğun geliştirilip, büyütülmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bugün memleketin, halkın, solun hâli üzüntü için kuşkusuz somut, yakıcı gerekçeler sunuyor. Ama umutsuzluk, halka düşmanlaşma, gettolaşma başka bir şey, bu solun varlık sebebini yitirmesidir, bu ötanazidir.

Geçmişte bu topraklarda güçlü, sarsıcı bir devrimcilik vardı, yine olabilir. Tarih akmaya, yoksullar daha yoksul, zenginler daha zengin olmaya devam ediyor.

Bu büyük ülkede her şey olabilir.

radyo

sophos
nikola Tesla'nın icatlarından biri. (yanlış bilinen mucit: marconi)

''Marconi died in 1937. Tesla died in 1943 and six months after his death the US Supreme Court ruled that all of Marconi's radio patents were invalid and awarded the patents for radio to Tesla. So, for the past 64 years, we still believe that Marconi invented radio. Few actually know of Tesla's radio inventions.''

polonya

sophos
''sağcılarını'' sevdiğim ender ülkelerden biri burası.
avrupa'ya islamın (osmanlı'nın) girmesini önleyen jan iii sobieski'nin memleketi.
ırkçı falan deniyor ama doğruyu yapıyorlar. polonya, macaristan, çekya ve slovakya, ab'ye karşı tutum sergilemekle birlikte fransa gibi ''çok kültürlülük (multiculturalism)'' diyerek ülkelerine müslüman mültecileri almadıkları için polonya'da fransa'daki gibi canlı bomba saldırısı olmuyor veya ingiltere'deki gibi sokaklarda şeriat eylemleri yapamıyorlar.

bunlar ilginizi çekebilir