ortamı neşelendirmeye çalışan tip

jakoben
valla bende kıl olurdum ama şu sıralar ihtiyacım olan tiptir.arkadaşlarımın hepsinin gerek geçim ,gerek hayattan alınabilecek hazların daralması, gerek geleceksizlik travmaları olsun suratları beş karış. alıyoruz siktiğimin rakısını, hayır lan. ben alıyorum aq. baya hep ben alıyorum. bir de uzo he.. yunan rakısı :)) lezizdir bu arada tavsiye ederim.neyse, hepsi beş karış abi. kadehlere bakıp saatlerce sessizce yudumlayıp siktir oluyoruz zıbarmaya. o adamlardan atın üstüme gerçekten.

sosyal medya operasyonu

jakoben
haber içerğinden kesit;
"Türk Bayrağını, Türk Milletini, devlet büyüklerini, Emniyet Teşkilatı'nı" aşağıladıkları öne sürülen kişilere yönelik yapılan operasyonda aralarında 2 polisin de bulunduğu 4 kişinin tutuklandığını açıkladı.

haber linki ;
http://haber.sol.org.tr/toplum/emniyetten-sosyal-medya-operasyonu-2-polis-tutuklandi-252784

manga komutanı teskere günü sürpriz yaparak ; '' ne var canım pkk'lılarda bizim çocuklar, özerklik istiyoruz'' gibi yayvan bir ağızla söyleme kulak şahidi olmuş ben için komik bir haberdir.evet manga komutanı dediğin rütbe bile değil fakat onun gibi çok adam vardı.daha kimler var nerelerde... teşkilat? türk? götüm bile gülemiyor artık bu söylemlere. amına koyduğumun teşkilatı, o bayrağa mafya sarılıyor mafya.ulan mafya tanımının içeriğini değiştirin o zaman ikna olalım bari. mafya, meğersem ülkesini seven insanların etrafa neşe dolu gülücükler atması eyleminin tanımı olsun.yok ama. mutlak kötülüğü meşru kılanların elinde o bayrak kalacak,her türlü kalpazanlığı için bahane olarak kullanacak ve benden bu vaziyet içerisinde o bayrağa saygı göstermem beklenecek. biz vatan haini o.*** ç.*** değiliz.kimse kusra kalmasın.yarın öbür gün beni de ifadeye alırlar elbet.o, elini enseme koyup bak evladım ile başlayan nasihatlar dizesi oluşturacak yaşlı ve şanssız amir kimse hiç konuşmasın, beni sopalasın. yoksa ana avrat küfrü yer. saygı isteniyorsa o bayrağı kullanan insan yapısını dönüştürün,değiştirin.neyse bu söylediklerim zaten belirli kitlenin hem fikir olacağı şeylerç ayrıca söylemle aşağılanabilen kelimeler ise boku yedik aq. onuru mu kaldı lan ülkenin? acaba polisler ne dedi çok merak ediyorum.

şu söylemi de ekseriyet ile s*kerim; '' tek bir adam yüzünden devlete düşmanlık yopiyorsinguz hoyin teröristler'' siktir işte. tek bir adamın mutlak meşrutiyetini devletin içine empoze ettikten sonra düşmanlığın biçimi zaten kaçınılmaz olarak devlet düşmanlığına döner. hem tüm bunlara göz yumup hemde savunmaya geçmek komik. geçen gezi muhabbetinin altına özel harekatçı bir tane orosmanlı çocuğu aynen bu lafı yazmıştı acımam yok tabi ana avrat bastım küfrü adres soruyor aqduuum. lafı çeviremeyince de laf geveleme edebiyatı kes diyordu. engelledim bende xddd
ulan elinizle ülkeyi bölüyorsunuz; bu türk boylarını, hanlarını kesin zaten teşkilatta bu çocukların beynine siz aşılıyorsunuz ki burada amaç kesinlikle mustafa kemal ikonunu aralarında kaynatmak,çünkü götünüz yemiyor doğrudan mustafa kemal'in anasını s*keyim demeye.dimi? sus o eli indir biliyoruz amına koyim.onun eserinden kurtulmanın yolu diğer devlet büyükleriyle aynı çizgiye taşımak.bu tabii devletin,paşanın halka armağan ettiği hakları hiç etme yöntemi. bizim soyumuz şu ,oyumuz bu diyerek adamın devriminin içini boşaltmak.çünkü yeni deneme modası bu.osmanlı pek tutmadı zaten amaç halkı köpekleştirmek, ister müslümanlıkla olsun ister turancılık, sonuçta monarşist bir yapıyı aklayacak ne ikon varsa mustafa kemali de oraya sokuşturmak,sus o eli indir.biliyoruz amına koyim.ya konuşmayacam işte konuşunca bombalayasım geliyor çok cici teşkilatınızı. fakat ki, ülkenin bölünmesinde payınız var ve vatana sadakati, bölünmüş ülkeye yeni bir sadakat olarak piyasaya sürdüğünüzü adım gibi görüyorum. benim gibi bir dangalak bile görüyorsa siz saklanacak yer arayın aq.
tabii o yavşağa özel harekatçı denebilir mi... bence baya legalleşmiş terörist bir o.*** ç.***ydu. osmanlı sevdalısı bir hasta. ya bu parmaklarında osmanlı yüzüğü falan olanları doğramak, neden pkk propagandası yapanlara saldırabilmek kadar meşru değil anlamış değilim.

edit; aslında meşru aq. baya sikmek lazım o ibneyi ve türevlerini. baş komutan vermiş yetkiyi. gerisini sikine takanın amına koyim :D

mutlak seveceksin

jakoben
fiziken kızıl kafalı siyasal olarak pek kızıl olmayan kafalı bir hatun kişisi ile üç bira gömdüm geldim eve.garı terk etti de.bu da terk edilmiş mal mal terapi uyguluyoruz sözde..dedim ne okusam..baktım kütüphaneye sevdiklerim rafını geçtim, göt delikleri koleksiyonuma diktim gözleri, bir de ne göreyim! cemil meriç or*spu evladının bu ülke isimli,kendince bu ülke tezlerini ürettiği kahverengi kitabının yanında üstü mor, ortası siyah, altı beyaz bir kitap duruyor.açtım okudum yine ibneyi. valla yazmış o.*** ç.*** ya. tam bir p*ç ama böyle bir şiir yok ya.eline sağlık kurtcuk asdasd

mehmet cahit turhan

jakoben
suçun p*çinden itiraf gibi itiraf ;

"Adli ve idari tahkikat devam ediyor. Sinyalizasyon sistemi demiryolu sistemi için olmazsa olmaz değil" diyen Turhan, "Bu sistemin olmamasından dolayı demiryollarında işletme yapılamaz diye bir şey yok. Bilgilerinize sunuyorum. Kazadan sonra 'Sinyalizasyon olmadığı için bu kaza oldu' gibi değerlendirme yapanlar, doğru bir değerlendirme yapmıyor"

ne demiştik? işletme :)))

http://haber.sol.org.tr/turkiye/ulastirma-bakani-turhandan-sinyalizasyon-sorusuna-skandal-yanit-252754

mehmet cahit turhan bombalansın <3
1

başka bir isimle kargo göndermek

zehir
Yorum Kısmından Dosya Yüklemesi Yapılmadığından Bu Kısımdan Yazıyorum

Şuan İki Farklı Kargonun Barkod (Kargonun Üzerine Yapıştırılan Gönderici ve Alıcı Bilgilerinin Olduğu Etiket) ve Faturalarını İnceliyorum Fotoğraflarınıda Paylaşırım.

İki Kargonunda Fatura ve Barkodunda Gönderici TC Kimlik Numarası Yazmıyor İsim, Adres ve Telefon Numarası Bulunuyor.
https://i.ibb.co/HC4TWZx/kasbjcdabv.png

Üstteki Fotoğraf Bir Faturaya Ait
1 Numaralı Alan Gönderen Ad Soyad
2 Numaralı Alan Gönderen Cari Kodu
3 Numaralı Alan Gönderen Adres
4 Numaralı Alan Gönderen Telefon
5 Numaralı Alan Alıcı Ad Soyad
6 Numaralı Alan Alıcı Cari Kodu
7 Numaralı Alan Alıcı Adres
8 Numaralı Alan Alıcı Telefon

Etiket Örneği 1

<img src="https://i.ibb.co/T1qq1dj/Etiket1.png"</img>

Etiket Örneği 2
https://i.ibb.co/5nW3YzP/Etiket2.png


Bu Arada Ptt Kullansam Olmazmı Diye Sormuşsun Olur Fakat PTT Canlı ERP Kullanıyor (Yani Online ERP) Yapılan İşlemlerin Anlık Olarak Denetlenme İhtimali Var.
Ben Yurtiçi Kargo Gibi, Aras Kargo Gibi Kapalı Devre (Yani Offline ERP) Kullanan Bir Kargo Firması Tercih Etmeni Tavsiye Ederim.

Veya Tüm Bunları Bir Kenara İt Ayar Olduğun Birinin Adına Gönder.


1

arketipler

plutonmuhtari
arketipler, genel anlamda ilişkili olmaya eğilim gösteren sembollerdir. arketip kavramını psikoloji bilimine kazandıran ve analitik psikolojinin babası olarak kabul edilen carl jung, arketiplerin ortak bilinçdışının sonucu olduğuna inanır. jung'a göre ortak bilinçdışı, atalarımızın müşterek deneyimlerinin bir ürünüdür. yine jung'a göre arketipler evrenseldir ve kuşaklar tarafından tekrar tekrar karşılaşılan yaşantılara tepki vermek yönünde oluşur.
kısa ve öz bir şekilde arketipin ne olduğuna değinmek gerekirse tarihin döngüsel bir süreç olduğunu ve benzer süreçlerde kendini gösteren ortak sembollerin o dönem insanları (kuşaklar) için ne anlama geldiğini ifade etmede kullanılan bir kelimedir.
araştırmacılar toplumsal insan davranışlarını tanımlarken arketiplerden yararlanır. örneğin strauss ve howe kuşakların döngüselliğini tanımlarken arketiplerden yararlanmış ve birbirini izleyen dört kuşak arketipi oluşturmuştur. bunları Türkiye'deki kuşak döngüsüne göre tanımlarsak:
prophet (kahin) - Bebek Patlaması Kuşağı; nomad (göçebe) - X kuşağı; hero (kahraman) - Y kuşağı; artist (sanatçı) - Z kuşağı.
sözlük yazarlarının genel ağırlıklı olarak y kuşağı bireyleri olduğunu varsayarsak kahraman arketipinde olduğumuzu söyleyebilirim, ki laik sözlüğe de bu yakışır :)
arketipik döngülerin, zamanın insanlarının davranışlarını anlamlandırmada kullanıldığını biliyoruz; peki arketipleri ne etkiliyor, ortak davranışların yani ortak bilinçdışının oluşumunu ne tetikliyor diye de düşünmüş insanlar...
arketipik döngülerin oluşmasının en temel mantığı; her yeni nesil, hayatın iktidarında olan orta yaşlı nesilde gördüklerini düzeltmeye ya da telafi etmeye çalışır. arketipler, kendilerine benzer olan arketipler yaratmazlar; tam tersini yaparlar. ait olduğunuz nesil, size şekil veren neslin bir benzeri değildir; size şekil veren nesle şekil veren neslin bir benzeridir.
yani sizin arketipinizin özellikleri ebeveynleriniz arketip özelliklerini değil; dedelerinizin ve nenelerinizin arketip özelliklerini yansıtmaktadır. bir kuşağın başlattığı atılımın meyvelerinin ortalama otuz yıl sonra ortaya çıktığı gerçeğiyle doğrulanan bu durum, tarihsel süreçte pek çok kez karşımıza çıkıyor...
ya bu kelime birçoğunuzun hayatının ucundan bile geçmeyecek, birçoğunuz yaşamı boyunca bu kelimeyle belki karşılaşmayacak, neymiş bu arketip diye merak bile etmeyeceksiniz biliyorum ama çok ciddi önemi olan ve son yıllarda yoğunlaşılan kuşak çalışmalarının bel kemiğini oluşturan kelimelerden birisi. kendini tanımak, kendinden önceki kuşakları tanımak; yetiştireceğin kuşağı çok ciddi anlamda etkiliyor. bir ülke için, daha doğrusu vatandaşı olduğun ülke için, o ülkenin kaderini belirleyecek insanların hayatını etkilemek emek isteyen bir iş. bu ülke için yaşamını feda eden milyonları düşündüğümde biz napıyoruz, bu ülke nereye gidiyor ulan diye isyan edesim geliyor. çünkü birçok şeyi haketmeden yaşıyoruz, haketmeye çalışmak aklımıza bile gelmiyor... klasik bir deyişle noktalayayım biraz uzattım malum, biz ülkeyi atalarımızdan emanet aldığımız gerçeği ile büyüdük; bu gerçek biraz değişti, aslında çocuklarımızdan ödünç aldık ve onlara geleceği meçhul bir ülke bırakma yolunda devam ediyor süreç..
umarım herkes bir şekilde elini taşın altına koyar ve güzel günler görebiliriz, güneşli günler...

karen horney

iron
1885 yılında Almanya'da doğdu. 1906 yılında babasının itirazlarına rağmen Berlin Üniversitesi Tıp Fakültesine girdi. 1913 yılında yüksek lisans diplomasını aldı. Evlendi ve 3 kızı oldu fakat evliliğindeki problemler nedeniyle 1927 yılında boşandı. Ortodoks Freud'cu yaklaşıma bağlı olarak çalışmalarını sürdürdü. Fakülte üyesi oldu ve kadın dergilerine makaleler yazdı.

Düşünceleri Freud'cu düşüncelerle çatışmaya başladı. Bazı sorunların klasik psikanalizle çözümlenemeyeceğini düşünüyordu. Franz Alexanter 1932 yılında Horney'i Chicago Psikanaliz Enstitüsü'ne davet etti. 2 yıl sonra New York Psikanaliz Enstitüsü'ne öğretim üyesi olarak atandı. 1937 yılında ilk önemli yapıtı olan “Çağımızın Nevrotik İnsanı” adlı yapıtını yayınladı. 1939 yılında yayınlanan “Psikanalizde Yeni Yollar” adlı yapıtıyla Freud'cu görüşe karşı çıkmış ve kendi görüşlerini kesin bir şekilde ortaya koymuştur.

Horney, davranış bozukluklarının aile içi ilişkilerdeki aksaklıklar sonucu ortaya çıktığını ve sosyo-kültürel etmenlerin de bu öğrenme sürecini önemli ölçüde etkilediğini savunmuştur. Horney, 1952 yılında 67 yaşında ölene kadar çalışmaya, düşünmeye ve yazmaya devam etmiştir.

Diğerlerinden biraz daha farklıdır. İnsanların bütün davranışlarının altında yatan temel güdü korku ve kaygıdan uzaklaşma güdüsüdür. Temel gaye korku ve kaygıyı en aza indirgemektir. Korku ve kaygı davranışın altında yatan temel duygu durumudur.

Horney'de psikanaliz etkisinde kalmış ve psikolojik çözümlemesinde kişiliğin temel elemanı olarak endişe ve korku'yu ele almıştır.Kişi bu korku ve endişelerini gidermek için bazı davranış kalıpları(taktikleri) geliştirir.

Karen Horney, psikanaliz kuramının uzantısı ancak Freud'un kuramında mantıksız bulduğu noktalara karşı çıkmıştır. Freud'un kuramını mekanik ve biyolojik bulmuştur. Bu kuramın içgüdüsel ve genetik psikoloji tarafından sınırlanmış olduğunu ve bunu aşmasının gerekliliğini savunmuştur.

Kadının anatomik yapısı nedeni ile kendini eksik hissetmesi ve penise imrenme'ye tamamen karşı çıkar. Kadının psikolojisinin tek bir nedene bağlanamayacağını söyler. Kadın psikolojisinin temelinde, güvensizlik ve sevgiye dayalı ilişkiler kadınlar tarafından daha çok vurgulanmaktadır. Kadınlar yaşamlarında sevgi ve güven aradıklarını söylemektedir. Bu noktadan hareketle, oedipus karmaşası; çocuk- ana baba arasında yaşanan cinsel, saldırgan bir çatışma değildir. Bu anne-baba le çocuk arasındaki kusurlu yaşantılardan kaynaklanır. Bunlar; reddetme, aşırı koruma, cezalandırma gibi temel kusurlu tutumlardan kaynaklanmaktadır. ( Freud bu karmaşayı sadece yapısal bir nedene, Horney ise insan ilişkilerine bağlıyor. )

Çocuk, eğer kusurlu bir ortamda yetişmişse bir anksiyete yaşamaktadır. Horney, saldırganlığın doğuştanlığına inanmamaktadır. Saldırganlık, bireyin güven duygusunu koruyabilmek için geliştirdiği bir tutumdur. Çevreyi düşman olarak görürse, güvenini koruyabilmek için saldırgan davranır.

Horney, narsisizme karşı çıkar. Bir bireyin kendini gerçekten sevmesi olmayıp, güvensizlik duygusuna karşı geliştirdiği kendini aşırı önemli görme çabasından, duygusundan kaynaklanır.

Temel anksiyete; insanlararası ilişkilerdeki güvensizlik duygularından kaynaklanır. Ona göre çocuğun, düşmanca bir birikimi içerisinde bulunduran dünya içerisinde duyduğu yalnızlık ve çaresizliktir. Çocuğun çevresindeki çeşitli karşıt etmenler çocukta güvensizlik duygusunun gelişmesine neden olabilir.

eric lennard bernstein

iron
genelde eric berne olarak bilinir. 1910 yılında Kanada'da doğdu. Asıl adı Eric Lennard Bernstein'dır. 1931 yılında McGill Üniversitesi'nden mezun oldu, 1935 yılında aynı üniversitede doktorasını tamamladı. Tıptaki uzmanlığını Yale Üniversitesi'nde psikiyatri dalında yaptı ve bu dönemde psikanaliz ile tanıştı. Eğitimini 1938 yılında tamamladı ve bir yıl sonra Amerikan vatandaşlığına geçti.

İkinci Dünya Savaşı sırasında orduya ait bir hastanede görev aldığı için psikanaliz çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı. 1945'te azil edilmesi ile birlikte çalışmalarına kaldığı yerden devam etti. Psikanaliz üzerine birçok makale yayınladı. San Francisco'da çok sayıda hastanenin grup terapilerini üstlendi. Ayrıca Federn'in Ego Durum modelini geliştirmek için çalıştı.

Berne'ün fikirleri, psikanalitik kuramın temelinden türemiştir. Ancak psikanaliz çevreleri Berne'ün fikirlerini sunduğu makaleleri olumsuz yönde tepki vermiştir. 1949 yılında San Francisco Psikanaliz Enstitüsü üyeliğini reddedince Berne'ün psikanalitik kuramdan kopuşu resmileşti.

Berne'e göre insanlar arası ilişkiler egonun üç farklı durumu olduğunu belirtmiştir: ebeveyn, çocuk ve yetişkin. Berne bireylerin içinde bulundukları ego durumlarının birbiriyle etkileşimini incelemiştir. Bu kişiler arası etkileşimlere transaksiyon; günlük yaşamda sürekli olarak ortaya çıkan ve yinelenen belirli transaksiyonlara da oyun adını vermiştir.

Berne'ün zamanla geliştirdiği kuramının adı (bkz:Transaksiyonel Analiz) (TA) olarak belirlenmiştir ve 1964 yılında (bkz:Uluslar Arası Transaksiyonel Analiz Derneği) kurulmuştur. Geleneksel psikanaliz çevrelerinin reddine karşın, psikoloji kökenli psikoterapistler TA'yı kullanmaya başlamışlardır ve 2003 yılı itibariyle derneğin dünya çapında 15.000'in üzerinde üyesi bulunmaktadır.

Berne 1970 yılında kalp krizi sonucu hayata veda etti.

içedönük sezgili tip

iron
Bilmece gibi insanlardır. Kendinse göre değeri anlaşılmamış bir dahidir. Etrafındaki insanlar tarafından çözülmesi güç bir bilmece gibi algılanırlar. Bu tipe genellikle artistler arasında rastlanır. İnsanlarla iletişim kuramazlar.

dışadönük sezgili tip

iron
Genellikle kadınlarda rastlanır. Değişken bir karaktere sahiptirler. Yeniliğe bayılırlar ancak her türlü yenilikten de çabucak sıkılırlar. Davranışlarına sezgi yön verir. Düşünce işlevleri kısırdır. Aynı işte uzun süre çalışamazlar.

dışadönük duyusal tip

iron
Daha çok erkeklerde rastlanır. Gerçekçi pratik ve aklına koyduğunu yapan kişilerdir. Dış dünya gerçekleri ile ilgilenir ancak bunların ne anlama geldiği üzerinde fazla düşünmezler. Zevk ve heyecan veren şeyleri severler ancak duyguları yüzeyseldir. Dış dünyadan gelen uyaranlara dönük yaşarlar.

içedönük duyusal tip

iron
Bu tipe de kadınlar arasında sık rastlanır. Bu tipe de kadınlar arasında sık rastlanır. Bu tip insanlar duygularını dış dünyadan saklayan, sessiz, ilgisiz, ilişki kurulması güç ve anlaşılması zor insanlardır. Genellikle melankolik bir havaları olmalarına karşılık, aynı zamanda, kendine yeten ve iç huzuru olan kişiler izlenimi de verebilirler. Gerçekte derin ve yoğun duygularla dolu olduklarından, arada bir ortaya çıkan duygusal patlamaları çevrelerindeki insanlarda şaşkınlık yaratır.

dışadönük duygusal tip

iron
Bu tipe kadınlar arasında daha sık rastlanır. Duygular düşüncelere egemendir. Kaprisli olma eğilimindedirler. Ortaya çıkabilecek küçük bir değişiklik duygularının değişmesine neden olur. Duygusal tepkileri çok değişkendir. Sürekli kendilerinden söz eden ve gösterişi seven insanlardır. Sevgileri kolayca nefrete dönüşebilir. İnsanlara kolay bağlanabilirler ve kolayca bu bağı yok edebilirler. Modayı severler. Düşünce işlevleri gelişmemiştir.

içedönük düşünen tip

iron
Bu tipte insanın düşünceleri kendine dönüktür. Kendi benliğinin gerçekliğini araştıran bir filozof bu tipe örnek oluşturabilir. Düşünceleri ile baş başa kalmak ister. İnsanlar onu pek ilgilendirmez. Genellikle inatçı, bildiğini okumak isteyen, hoşgörüsüz, gururlu, çevresindekileri küçümseyici tutumları olan, iğneleyici ve yaklaşılması güç bir insandır