confessions

romacumhurbaskani

Rakı  · 25 Temmuz 2017 Salı

  1. toplam giri 484
  2. takipçi 5
  3. puan 7849

hellen ve roma tarihi

romacumhurbaskani
Hellen Ve Roma Tarihi (3. Bölüm)
KİKLAD ADALARI

Kiklad Adaları günümüzde Yunanistan'nın güney-doğu kıyısında bulunmaktadır.Kiklad adalar topluluğunda 200'den fazla ada olduğu tespit edilmiştir.Ancak bunların büyük bir kısmı iskana uygun olmayan verimsiz topraklardı..Eski Yunancada Kyklades olarak adlandırılırdı bu adalar kuzeyden güneye Kea,Andros,Tinos,Mykonos,Delos,Kythnos,Syros,Seriphos,Siphnos,Melos,Paros,Naksos,Amorgos,Sykinos,Ios,Santoroni ve Anafi idi.Adalar kutsal Delos adası etrafında depolanmış bir bicimde bulunuyorlardı. Melos ve Santroani(Antik Thera)Volkanik adalar idi.Kiklada adaları Yunanistan'ın güney doğusundan Anadolu'nun güneybatısına kadar uzanıyordu ve Yunanistan'dan Anadolu'ya geçişi Kolaylaştırıyordu. Bu adaların kültürüne dair en belirgin izler İlk Tunç Çağı'nda karşımıza çıkar.Melos Adasın'daki Phyakopi'de Kea Adasın'daki Aya Irini'de ve Thera Adasın'daki ve Akrotori'de ve Ios adasın'daki Skarkos'da yapılan kazılar ile beraber Kikladların Tunç Çağı kültürü hakkında daha çok bilgiye sahip oluyoruz.Kazı ve araştırmalar sonucunda edilen bulgulara göre geç Neolotik ve ilk Tunç çağı zamanlarında adalarda yaşayanların köy benzeri ufak yerlerde yaşadığını kilden yada mermerden çanak çömlek yaptıkları buğday ekip biçtikleri domuz koyun keçi yetiştirdikleri balıkçılık ile uğraştıklarını ve ölülerini gömdüklerini gibi bilgilere ulaşıyoruz.Daha önceden söylediğimiz gibi Yunanistan'da çağlar bölgelere göre değişik şekilde adlandırılıyordu bu yüzden İlk Tunç Çağı için İlk Kiklad veye Erken Kiklad adlandırmaları daha doğru olacaktır.İlk Kiklad Kültürü Grotta-Pelos ve Kampos Keros-Syros Kastri ve Phylokopi olmak üzere beş kültür döneminde incelenir Kiklad uygarlığına ait elimizde herhangi bir yazılı belge bulunmadığı için Arkeolojik kazılardan elde edilen buluntu ve kalıntılar Kiklad adaları hakkında bilgi edinmemizde bize büyük yardımı dokunuyor.Doğal zenginlik nedeniyle buralarda yaşayanlar daha rahat bir hayat sürüyorlardı.Melos Adası,Volkanik cam olarak bilinen obsidyen Siphnos Adası Kurşun Gümüş Bakır Naksos Adaları mermer zımpara mineralli açısından zengindi Kiklad Adaları'ndakien önemli buluntular idollerdir (Çok tanrılı dinlerde Tanrı veya Tanrıçayı temsil eden sade tapınma amaçlı insan yapımı nesne) idoller arada erkek temsili olsada genelikle kadın temsil edilmiştir.İdollerin bir kısmının mezarda olması onların ölüler ile gömüldüğünü gösteriyor olabilir.Kiklad Ada'ları MÖ 1700'den itibaren Girit etkisine girmeye başladı.Thera adası'ndaki volkanik patllama ile yok olduüu düşünülen uygarlığın ardından kazılarda insan iskeletleri bulunmaması burada yaşayanların kaçmaya fırsat bulduklarını göstermektedir.

hellen ve roma tarihi

romacumhurbaskani
Hellen Ve Roma Tarihi(2.Bölüm)

EGE'DE TUNÇ ÇAĞI



Ege dünyası M.Ö. aşağı yukarı 3100 yılı civarında tarih öncesi dönemlerini bitirmiş ve "TUNÇ ÇAĞI" denen döneme girmişti.Bu süreç aşağı yukarı M.Ö. 1100 civarında sona erer.Ancak bu tarihler daha çok Girit ve Yunanistan için geçerlidir. Kikladlar için bu süreç M.Ö. 1400 civarında sona ermişti. Bu döneme "TUNÇ ÇAĞI" denmesinin sebebi ise bakır ve kalay karışımı olan tunçtan yapılan eşyaların Ege'de görülmeye başlanmasıdır fakat bu aletler daha çok üst kademenin elindeydi Tunç Çağının yaklaşık İlk bin yılı ilk Tunç Çağını kapsar Tunç Çağı Girit'te Minos adalarda kiklad Yunanistan'da ise Hellas ismi ile biliniyordu .Mesela Yunanistan'da ilk Tunç Çağından söz etmek istersek İlk Hellas dönemi diye adlandırmamız gerekir .Batı Anadolu'da özel bir adlandırma yoktur fakat bununla beraber Troia belirleyici bir rol üstlenmiştir.

İlk Tunç Çağı: MÖ 3100-2100

Orta Tunç Çağı :MÖ 2100-1700

Son Tunç Çağı: 1700-1100

hellen ve roma tarihi

romacumhurbaskani
EGE DÜNYASININ SINIRLARI





Hellen uygarlığını oluşturan temelleri anlatmaya başlamadan önce bu uygarlığın içinde bulunduğu Ege coğrafyasına bir göz atalım.Ege coğrafyası denilince kısaca akla Ege denizine kıyısı olan ülkeler gelmelidir.Yunanistan,Makedonya,Trakya ve Batı Anadolu,Ege dünyası içinde yer alır.Ege Denizi,Kuzeyde Makedonya ve Trakya batıda Yunanistan,doğuda ise Batı Anadolu kıyıları ile Güneyde Girit Adası ile sınırlıdır.



Ege Denizi'indeki belli başlıca adalar ise Thasos,Samothrake,Imbros,Tenedos,Lemnos,Leshos,Khios,Samos,Kos Rhodos,Sporot,Euboia,Kiklad ve Girit adalarıdır .Aslında adını verdiğimiz bu adalar Rhodos ve Kos On iki Adalar (Dodekanesa) grubu içerisindedir. Günümüzde Imbros Gökçeada Tenados ise Bozcaada isimleri ile Türkiye sınırları içerisindedir.Geri kalanları ise Yunanistan sınırları içerisindedir. Aslında bizim ilgilenmemiz gereken kısım Ege Denizi ve Ege havzası iken Eski Hellen dünyası sınırları .Çeşitli fetihlerle Hindistan'a kadar yayılmıştır.







Devam edecek.

abiyogenez

romacumhurbaskani
Cansız maddelerin bir araya gelmesi sonucu canlı bir organizmanın oluşabileceği görüşüne abiyogenez denilmektedir. Abiyogenez kendiliğinden oluş olarakta adlandırılmaktadır. Abiyogenez görüşü ile ilgili bilim tarihinde çeşitli çalışmalar ve bu görüş ve inananlar vardı.Eski Yunanlıların ünlü filozofu Aristo bu görüşe inanıyordu. ona göre döllenmiş gibi bazı maddelerin aktif öz denen bir maddenin bulunduğuna inanmıştır.Bu görüşe uzun bir süre inanılmıştır.birçok insan kazların okyanus kenarlarında bulunan köknar ağaçlarından oluştuğuna inanmaktaydı.17. yüzyılda yaşamış olan Helmont'un abiyogenez görüşü için yapmış olduğu bir deneyde . Helmont, kirli olan bir insan gömleğinin üzerine buğday taneleri gibi cansız maddeleri yerleştirip farelerinmeydana geldiğini göstermeyi amaçlamıştır.Abiyogenez görüşü bilimsel olarak F. Redi tarafından bir deney ile çürültülmüştür. Redi'nin yapmış olduğu deneyde ağzı açık kavanozlara et ve balık etleri yerleştirip bir süre bekledi. İlerleyen zamanda Redi kavanozların içerisinde kurtçukların oluştuğunu gözlemledi.Yapılan deney sonucu kurtçukların oluşum nedeni olarak kavanoz içindeki sinekleri gösterdi.Redi bu ifadesini de ispatlamak için aynı deneyi bir ağzı kapalı bir kavanozda gerçekleştirdi. yapılan bu deney sonucunda Redi'nin ifade ettiği gibi herhangi bir kurtçuk oluşmadı.Kendiliğinden oluş hipotezi olarakta adlandırılan abiyogenez teorisi (görüşü) Redi'nin yapmış olduğu deneylerden sonra ünlü bilim adamı Pasteur'un çalışmaları ile kesin olarak çürütülmüştü

nasa insight'in mars'a başarıyla inmesi

romacumhurbaskani
Nasa Insight Mars'a başarıyla indi!
Atmosfere girdikten sonra yaklaşık 1600 derece sıcaklığa erişmesine rağmen ilk haberler her şeyin iyi olduğu yönünde . Insight aracının Mars depremlerini incelemek için taşıdığı sezmik ölçü cihazları İngiltere'den Oxford Üniversitesi ve Londra İmperial Koleji tarafından geliştirildi.

ukrayna rusya savaşı

romacumhurbaskani
Karadeniz'de Rusya-Ukrayna gerginliği sürüyor... Ukrayna Ordusu, "Bir savaş gemimize Rusya tarafından ateş açıldı." açıklamasını yaptı. Açıklamada, Ukrayna gemilerinin Rus özel kuvvetleri tarafından ele geçirildiği bilgisi de yer aldı. Saldırıda 2 asker yaralanırken Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, savaş kabinesini acil toplantıya çağırdı.
Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesinden bu yana gerilim yaşayan Moskova ve Kiev yönetimleri, bugün resmen savaşın eşiğine geldi.

Ukrayna, Rusya'nın bir savaş gemisine Kerç Boğazı'nda ateş açtığını duyurdu. Ukrayna donanması, isabet alan geminin güç kaybettiğini ve bir mürettebatın yaralandığını da aktarıyor.

Azak Denizi'ni Karadeniz'e bağlayan Kerç Boğazı'ndaki olaylar bu sabah başladı. Kerç Boğazı'na doğru ilerleyen Ukrayna savaş gemileri Rus donanması tarafından zorla durduruldu. Bir Rus gemisinin Ukrayna destroyerine çarptığı kayıtlara yansıdı.

Rusya öğle saatlerinde Kırım Yarımadası'nı ana karaya bağlayan köprüyü ulaşıma kapattı, akşamüstü ise savaş uçaklarını Kerç Boğazı üzerinde uçurdu.

Savaş adım adım geliyor.

malazgirt meydan muharebesi

romacumhurbaskani
1071 Malazgirt Savaşı
MALAZGİRT NEREDEDİR?

Malazgirt, Doğu Anadolu bölgesinde bulunan Muş ilinin yaklaşık 56.000 nüfuslu bir ilçesidir. Malazgirt ilçesi, Muş'un Bulanık ilçesiyle birlikte, Bitlis'in Adilcevaz, Ağrı'nın Patnos ve Tutak, Erzurum'un Karayazı ve Karaçoban ilçeleriyle de komşudur.

MALAZGİRT SAVAŞININ NEDENLERİ



Doğu sınırında ortaya çıkan ve giderek yükselen Türk-İslam tehlikesi Doğu Roma(Bizans) tarafını telaşlandırmaya başlamıştı.Zira Selçuklular yaptıkları akınlar sırasında istila yapmıyor yakmıyor yıkmıyor halka zarar vermiyordu sadece Doğu Roma(Bizans) askeri mevzilerine saldıryorlardı .Selçukluların izlediği bu yöntem Doğu Roma(Bizans)'lı olmayan milletler arasında güzel bir itibar bırakıyordu buda Doğu Roma(Bizans)'lı idareciler için büyük bir sorun teşkil ediyordu.Zira bu milletler Selçuklu idaresi isteyerek Doğu Roma(Bizans) için tehdit olabilirdi.



ROMA'NIN DURUMU



Selçuklular Anadolu içlerine doğru akınlar ile ilerlemeye devam ederken Doğu Roma(Bizans) ise iç karışıklık içindeydi.Ülkenin yönetimi dul kalan Bizans İmparatoriçesi Eudoxie'nin elindeydi. Evleneceği kişi aynı zamanda yeni Doğu Roma(Bizans) İmparatoru olacaktı kendisine sunulan bir çok aday arasındanDoğu Roma(Bizans) kumandanı Romen Diyojen'i tercih etti (1068). Romen Diyojen, Roma ordusu içinde yüksek rütbelere yükselmiş başarılı bir askerdi ancak X. Konstantin Dukas'ın oğullarını tahttan indirmek için komplo hazırlamak suçundan hapsedilerek İdama mahkum edilmişti (1067) Fakat artan Türk-İslam tehlikesine karşı affedildi ve imparotiçe ile evlendi. ancak saltanat ailesinden olmadığı için onun imparator olmasına muhalif isimleri vardı Diyojen onlarıda yendikten sonra tam anlamıyla ülke yönetimine hakim oldu.



SELÇUKLULARIN DURUMU



Bu tarihlerde Selçuklular Anadolu içlerine doğru akınlar düzenlemeye devam ediyordu.Kars, Ege ve hatta Marmaraya kadar akınlar yapar duruma gelmişti.Roman Diyojen ise bu akınlara karşı düzenli ordular kurmuştu Selçuklu akınlarıyla düşen ileri karakol kalelerini kontrol altına almak amacıyla 1068 yılında Karsı, 1069'da Pozantı'yı, 1069'da Palu'yu, 1070'de Kayseri'yi kontrol altına aldı.Selçuklara ise bu tarihte Şıi-Fatımilere karşı sefer hazurlıklarına başlamıştı.Selçuklu orduları Mısar'a doğru harekete geçti .Diyojen ise doğu seferi için hazırlıklarını tamamlamıştı.İmparatorluk askerlerinin yanı sıra Frank, Norman, Slav, Gürcü, Abaza, Kürt, Peçenek ve Uz'lardan tertip ettiği çoğu paralı askerlerden oluşan 70.000 kişilik bir orduyla Selçuklu üzerine saldırıya geçti.Ermeniler Doğu Roma(Bizans)Ordusunda görev almak istemediler bunun üzerine Diyojen Sivas'a varınca Ermeni Prenslerini ve tebasını kılıçtan geçirerek öldürdü, Ermeni yerleşim yerlerini de Askerlerine yağma ettirdi. Böylelikle tabiyeti kabul etmeyen Ermenilerden intikamını almış, benzeri aykırılıklara karşı göz dağı vermiş oldu.

SAVAŞ DÖNEMİ



Diyojen ordunun verdiği güçe kendini iyice kaptırmıştı ordu herhangi bir direnişe uğramadan ilerliyordu.İlk başta Türk tehdidinden kurtulmak için başlanan hareket zamanla doğudaki İslam ülkelerini hedef alır hale gelmişti yani amaç tüm İslam ülkeleriydi. Öyle ki, savaşı kazanacağından emin olan Diyojen Horasan, Rey, Acem, Arap ve Suriye şehirlerinin idarelerini komutanlarına paylaştırmış hatta bunu kendilerine taahhüt bile etmişti.Roma Ordusu Sivas'ta savaş hazırlıklarını tamamlamak üzereydi. Diyojen'in iki planı vardı Birinci planı Roma ordusunun en tecrübeli komutanı olan General Nikefor Bryennes ile Türk asıllı savaş stratejisti General Magistors Tarkhal getirdi. Bu iki generalin teklifi Türklere karşı tedbirli ve ihtiyatlı hareket ederek Erzuruma ilerleyip burada konuşlandıktan sonra Türkleri kışkırtarak üzerlerine çekmek ve savaşın Roma Toprakları içerisinde yapmak şeklindeydi. Bu plana göre Roma Ordusu sefere çıkarak bir bakıma Savunma Savaşı yapacaktı. Bu alternatife korkaklık olarak bakan bazı generaller ise hızlıca hareket edilip İrana doğru yönelinmesi, savaşın Selçuklu topraklarında yapılarak hızlı sonuç alınmasını teklif ettiler. Diyojen, ordusunun gücünü kullanmak ve hızlı sonuç almak istediği için ikinci alternatifi tercih ederek istila ağırlıklı bir strateji izlemeye karar verdi.Selçuklu Sultanı Alparslan, Roma Ordularının harekete geçtiğini öğrenince Mısır seferi yolundan geri dönerek Ordularıyla Suriye'ye doğru yola çıktı.Ordusunun Rey şehrinde konuşlandığı haberini yaydı ve Muş'a doğru ilerleyerek Malazgirt ovasının doğusunda ordugah kurup savaş hazırlıkları yapmaya başladı.Sultan Alparslan, adet olunduğu üzere bir heyet hazırlayarak Sav Tigin'le birlikte Romen Diyojen'e elçi olarak gönderdi. Alparslan elçilerini Roma Ordusunun işine gelmeyecek bir barış teklifinde bulundu. Ama bu heyetin amacı barış değil sadece biraz zaman kazanmaktı.Tahmin edildiği gibi Romen Diyojen, Selçuklu elçilerini hafife alıp onlara “Sulh müzakerelerini Rey'de yapacağım. Ordumu İsfahan'da kışlatıp Hemedan'da sulayacağım” demiştir. Selçuklu elçileri de “Atlarınızı Hemedan'da kışlayacaklarından ben de eminim, fakat sizin nerede kışlayacağınızı bilemiyorum” demiş, taraflar karşılıklı tehditlerle birbirlerini ölçmüş oldular. Artık Malazgirt Savaşının gerçekleşeceği kesinleşmiş, hatta savaş stratejileri bile netleşmiştir. artık tüm hazırlıklar tamamlanmış İslamın sancaktarlığınıda üstlendiği bu savaşta Halifeden dua talep etmiş, Halife de İslam ülkelerine Cuma hutbesinde okunacak duayı camilere göndermiştir.

ASKER DURUMU

Doğu Roma Ordusu, paralı askerlerle birlikte 70.000 kişilik bir orduyla Malazgirt ovasının kuzeyinde konuşlanmıştı Selçuklu ordusunun askeri gücü ise sadece 40.000 kişiden ibaretti. ancak Doğu Roma ordusu içerisinde Müslümanlıkla tanışmamış Peçenek ve Uz Türkleri de bulunuyordu. Sultan Alparslan, casuslar göndererek aynı soydan olduğu bu Türk birliklerine haber ulaştırıp kendilerine katılmaları teklifini gönderdi. Buda Doğu Roma (Bizans) Ordusunu olumsuz yönde etkiledi Zira Anadolu içlerinde bulunan Abaz, Slav, Gürcü, v.b. kavimler yoğun savaşlar içerisinde bulunmuyorlardı. Trakya bölgesinde yaşayan Peçenek ve Uz Türkleri ise hem Roma İmparatorluğu ordusu içerisinde sıkça görev yapmakta hem de Batı cephesinde kendi bağımsız hareket edebildikleri savaşlara katılmaktaydılar. Üstelik Roma Ordusunun en önemli savaş stratejisti Magistors Tarkhal'da bir Peçenek Türküydü. Alparslan'ın teklifini olumlu karşılayan Peçenek ve Uz birlikleri Roma ordusu içerisinde konuşlanmış ancak Selçuklular için mücadele etmeye karar vermişlerdi.oma ordusunun savaş düzeninde Romen Diyojen ordunun merkezinde, Anadolu ordu kumandanı Mikhail Attalicpiates sağda, Rumeli kumandanı Nikefor Bryennes solda, Andronikos Doucas'da geri cephedeydi. Bu taktik topyekün bir imha düzeniydi. Stratejileri de güçlü hücum ederek kesin sonuç almaktı. Sultan Alparslan'ın komutasında ise 40.000 kişilik Selçuklu ordusu Hilal şeklinde tertibat almıştı. Hafif süvari kıtaları kanatlarda, vurucu unsurlar ve merkez güçler orta geride bulunuyordu. Saldırı gerçekleştiği esnada merkez güçler yavaş yavaş geri çekilecek, at üstünde ok atan süvariler düşmanın yan ve geri hatlarına taarruz ederek Roma ordusunu yavaş yavaş zayıf düşürecekti. Bu taktikle düşman ordusu kendi karargahlarından uzaklaşacak, baskın kıtaları düşmanın en zayıf olduğu geri hattına saldırarak savaş düzenlerini bozacak ve geri çekilen birliklerin ileri atılmasıyla “Turan Taktiği” olarak bilinen strateji kullanılarak düşmanı yok edecekti.

SAVAŞIN SONUÇLARI

Anadolu'nun kapıları Türklere açıldı; Türk birlikleri Anadolu'ya girmeye başladı.

Malazgirt Savaşından ağır bir yenilgiyle çıkan mağrur imparator, Sultan Alparslan'ın huzuruna geldiğinde utancından başını kaldıramıyordu. Alparslan, onun bu haline nezaketle karşılık verip oturttu ve teselli etti. Diyojen, savaş öncesi muazzam ordusuyla Türkleri yeneceğinden emin olduğunu, aksi bir ihtimali hiç düşünmediğini açıkça dile getirdi. Sultan Alparslan kendisine “Eğer zafer sizin olsaydı bana ne yapardın?” sorusunu sordu. Diyojen, açık konuşamayıp öldürtürüm diyemeyip sadece “Kamçılatırdım” cevabını verdi. Alparslan “Benim size ne yapacağımı düşünüyorsunuz?” sorusuna ise bir ümitle “Ya öldürtürsünüz, yahut İslam ülkelerinden birine esir gönderirsiniz. Mümkün görmüyorum ama beklide affedersiniz”

Bunun üzerine Sultan Alpaslan adet olunduğu üzere İmparatoru daha fazla küçük düşürmemek içinAffetti ve ağır şartlarla bir antlaşma imzalattı. Romen Diyojen affedilmişti ancak ülkesine döndüğünde Türklerden görmediği hakaretlere uğrayıp öldürüldü. Yerine geçen yeni Doğu Roma İmparatoru 7. Mihail Selçuklular ile yapılan anlaşmayı kabul etmese de “Malazgirt Savaşı” Selçuklulara Anadolunun tapusunu vermişti. İlerleyen 20 yıl içerisinde hızla Anadolu içlerine göç hareketleri başlatılarak Türkleştirilen Anadolu, İç Asyadaki diğer Türk devletlerinin de göçleriyle bir Türk yurdu haline geldi.
0 /