Mersin

pencere
bundan bir kaç ay önce yapılan chp temayül yoklamasında partililerin en çok aday olmasını istediği ilk ismin fikri sağlar diğeri ise aytuğ atıcı çıkan şehirdir. fakat sanırım chp yönetimi tarafından bu isimler çok solda bulunmuş ve kente vahap seçen diye kapitalist bir sömürücü aday gösterilmiştir.

normalde bu mesele chp'lilerin iç meselesidir, benim hayatımda chp kapısının önünden geçmişliğim bile yoktur. fakat hdp mersin'den aday göstermeyip, tarihinin en gerici siyasetsizliğini gösterince benim de meselem oldu. hayır asla ve katğa elim pusulada hiç bir sağ partiye ve kapitalist adaya gitmedi gitmeyecektir.
yazık ki bu vahap seçen denen kişi kürtlerin de desteğiyle seçilecektir. şimdiden bunu ilan ederim. ve bu başarının asla sol görünümlü nazilerin yönettiği chp'nin başarısı olmadığını da deklare etmek isterim.

beyazperde

pencere
beyazperde

artıyor kara çarşaflılar
yurdumun her köşesinde
neden olacak
siyaha boyanıp
kadınlara giydiriliyor
yıkılan sinemalardan
geriye kalan
onca beyaz
perde

sunay akın

barış saylak

pencere
chp'den aday gösterilmeyince akp'ye geçen milas belediye başkanıdır. twitter'da erdoğan'ı arayıp heycanla konuştuğu bir videosu dolanıyor günlerdir. ben olayı sulu bir skeç sanıyordum günlerdir. kötü komiklik yapmaya çalışan amatör bir oyuncu, erdoğan'ın sesini kopyala yapıştır yaparak falan bir takım kötü şakalardır falan sandım. az önce olayı sputnik haber sitesinde görünce gerçek olduğuna ayıktım. bir insan kendini nasıl böyle çirkin hallere düşürebilir diye her şeyden çok fazla umudumu kesmiş bulunuyorum. erdoğan'ı sevip sevmediğimi, çok demokratik bir ülkede yaşadığımız için cesaret edip söylemeyeceğim. fakat isteyen istediği kadar beni linç edebilir kendisine çok büyük saygım vardı ve daha da pekişti. ülkeyi, partisini, muhalefeti yönetme tarzı tasvip edilmese de, başarısını herkesin mutlaka takdir etmesi gerekiyor kanaatimce.
ve hatta baya şeyler öğrenmemiz de gerekiyor kendisinden.

hali hazırdaki chp yöneticilerinin de, erdoğan'ı aradıklarında böyle komik şekillerde sevgi gösterisinde bulunduklarından şüphem yok.

mızraklı ilmihal

pencere
hazreti ali'ye karşı, muaviye ordularının kullandığı alçakça bir algı taktiğidir. ali'nin ordularını yenemeyeceğini anlayan muaviye ordusunun mızraklarının ucuna ilmihal sayıfaları koydurtur. bu sayede ali ordularının o sayıfalara zarar vermemek için savaşmayacağına inanır. bu kaleşçe taktiği o zaman tutmamıştır. fakat muaviye'den sonra 1400 senede egemenler, özgürlük isteyen halklara karşı bu taktiğin onlarca ayrı versyonunu uygulayarak başarılı olmuşlardır.

mızraklı ilmihal'e, nazım'ın muhteşem bir şiirinde de atıf yapılır;

''vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, amerikan üsleri, amerikan bombası, amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim. ''

yeniden refah partisi

pencere
yeniden türkiye işçi partisi hareketi kadar gereksiz ve halka yararı olmayacak bir harekettir. böyle nostaljik önermelere halkımız itibar etmez. sağdan da soldan da birileri halktan teveccüh ve destek görmek istiyorsa ortaya yeni hakikatler ve yollar koymalıdır. mirasyediliğin kimseye bir faydası yok.

güvercin

pencere
melih cevdet anday'a göre pencerede kopan alkıştır.

bu lanet çağda gözlerim tepeden tırnağa namustan ve vicdandan oluşan ayakabısı yırtık bir güvercinin çeteler koalisyonuyla katledilişini gördü. halkımızın ona yüz binler olup sahip çıkışını da gördüm. fakat o yaşlı güvercin hala aynı yerde uçamadan yatıyor.

alper taş

pencere
yıllarca hdp'ye solcu ve devrimci değil diyerek kara çalan ve hiç bir seçimde destek vermeyen partinin lideridir. gerçi ödp'li gençlerin kahir ekserisi parti dayılarını dinlemeyerek hdp'ye oy verirler sağolsunlar.

alper taş bey aynı zamanda mehmet fatih bucak'ın direk yoldaşı, idris naim şahin'in siper yoldaşı olmaktadır günümüz itibariyle. kendisine bu durumu yakıştıramasam da, hayırlı olsun diyim ne diyim.

başkası adına utanmak

pencere
kendi oy verdiğim muhalefet partinin liderleri de dahil, bütün muhalefet parti liderleri için her gün çok fazla hissetiğim durumdur.

bir de, hayata ve insana cinsiyetçi bakan insanlar için kahırın kendisi olup iliklerime kadar hissediyorum bu duyguyu. sözlüğümüzde ve yaşamın her alanında artık tüm kirliliğiyle baş gösteren nefret suçlarını işleyenler ve buna sesiz çoğunlukta olan insanlar adına cehennem odunu olup yanıyorum.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

pencere
bir kaç gündür 8 saat çalışıp ortalama 14 saat uyuyorum. 2 seneye yakındır kendi denetimime alabildiğim bir depresyondaydım. kendimi bir gün tekrar bir şeylerin iyi olabileceği konusunda gazlayıp yaşıyordum. şaire göre yarısına geldiğim hayatımın bir çok döneminde mucize gibi iyi şeylerin parlayışına çok tanık olmuşumdur, artık olmuyor.
buna rağmen, tarancı'yla polemiğe girecek kadar iyimserdim. 35 yaş hiç yolun yarısı olur mu usta diyordum, ortalama yaşam süresi uzadı sen gittiğinden beri, 35 yaş gençliğin baharı artık.
bugün bir uyandım ki gazım bitmiş. bu gaz tanzim satış kuyruklarında satılmıyor, kdv'sini nakliyesini ödeyip alayım desen o da yok. 16 yıllık akp iktidarında bu da oldu.

depresyon olayı karmaşık bir maddedir. insan bazen depresyona tek bir sebepten girer ve sonrasında onlarca sebep görünür olmaya başlar. sonrasında bu sebepler birbirinin uydusu gibi döner durur. hatta çarpışmalarından sebepsel dna'ların iç içe girmesiyle çürümeler olur. bendeki böyle bir hal. çürüyorum.

sen benim hiçbir şeyimsin

pencere
şiirimizin usta ismi attila ilhan'ın şiir nasıl yazılmalı üzerine başlı başına ders niteliğinde eseridir. bence şiir steril bir neşterdir. ateşte ısıtılmıştır, yaraya vurdukça şair o neşteri kurşun çıkartır.

sen benim hiçbir şeyimsin
yazdıklarımdan çok daha az
hiç kimse misin bilmem ki nesin
lüzumundan fazla beyaz
sen benim hiçbir şeyimsin
varlığın yokluğun anlaşılmaz

galiba eski liman üzerindesin
nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
dudaklarınla cama çizdiğin
en fazla sonbahar otellerinde
üniversiteli bir kız uykusu bulmak
yalnızlığı öldüresiye çirkin
sabaha karşı öldüresiye korkak
kulağı çabucak telefon zillerinde

sen benim hiçbir şeyimsin
hiçbir sevişmek yaşamışlığım
henüz boş bir roman sahifesinde
hiç kimse misin bilmem ki nesin
ne çok çığlıkların silemediği
zaten yok bir tren penceresinde

sen benim hiçbir şeyimsin
yabancı bir şarkı gibi yarım
yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
hiç kimse misin bilmem ki nesin
uykumun arasında çağırdığım
çocukluk sesimle ağlayarak

sen benim hiçbir şeyimsin

kurşuni renkler

pencere
sözleri onno tunç'a ait geçen yüz yılda yapılmış en güzel şarkılardan biridir. ve aynı zamanda ölümün yakınlığını tende hissetmenin en güzel anlatımıdır. onno tunç bu şarkıyı yazdıktan bir kaç sene sonra vefat etti.
göksel yorumu da muhteşem bir yorumdur. üç harika enstruman sesi duyuluyor şarkıyı dinlerken. çello, piyano ve göksel'in insanın tenini kesen sesi.

ne olur baharlarımı bırakın bir süre daha,
tanıdık değil bana güz...

emperyalizm

pencere
dilimize tam olarak tercümesi sistemli bir şekilde sömürü olarak yapılabilir. sanırım emperyalizm meselesini dünyada en yanlış anlamış halklardan biriyizdir. bu meselenin çözümlemesini biz solcular bile tarihsel olarak yapamadık. geçen yüz yılda devrimin ıskalanmasının önemli nedenlerinden biri de bu çözümlemedeki güdüklüğümüz olabilir.

yıllarca meydanlarda ''kahrolsun amerikan emperyalizmi'' diye bağırdık durduk. peki rus emperyalizmi ne olsun? yaşasın dursun mu o? çin devletinin kendi halklarına uyguladığı emperyalizme bağıracak iki sözümüz yok mu? kendi egemenlerimizin halklarımıza karşı en yoğunundan uyguladığı emperyalizmi ne manada çözümlemeli? peki bölge devletlerinin kendi halklarına çektiği zulüm derecesinde emperyalizm?

sağın emperyalizm anlayışı ise tam bir faciadır. özellikle siyasal islamcıların abd donanmasına karşı kıldığı namaza rağmen hala halkımızdan gördüğü itibar paradoksal facialardan biridir. 1970'li yıllarda ülkü ocakları bünyesinde kurulan komünizmle mücadele dernekleri abd sermayesiyle kurulmuştur.

emperyalizm meselesi göründüğünden çok karmaşık bir meseledir. daha sonra çözümlemeye devam edeceğim.