confessions

dookie

Viski  · 30 Nisan 2017 Pazar

  1. toplam giri 485
  2. takipçi 12
  3. puan 6966

aiz ezhel

Valar dohaeris
Neredeyse çalamadığı enstrüman yok. Sesini gayet iyi kullanıyor. Pop müzikle uğraşsa milyonlarca izlenecek ve tanınacak biri. Ama çizgisini bozmayıp hâlen daha rap müzik ile uğraşıyor. Hâlen daha Müziğinde birilerinin kıçını yaladığı sistemi ve toplumu eleştiriyor. Hâlen daha adamın dibi. Şunu dinlemenizi öneririm.

aiz ezhel

ickial
önyargıyla yaklasıp şarkılarındaki bazı cümleleri söyleyip söyleyip dalga geçtigim, ama dinledikten sonra ve turkiyeye marjinal bir tür getirip basarılı oldugunu fark ettikten sonra sevmeye basladıgım sarkıcı. yetenekli buluyorum. size gore anlamsız ve sacma sozler olabilir ama o an onu yazarken ne dusundugunu asla bilemezsiniz. sanat sadece toplum icin degil. ben en cok 'bazen' sarkısını seviyorum.

astroloji

faun
bu saçmalığı takip eden ve inananlara gerizekalı gözüyle bakıyorum. her insanda olan şeyleri yazıyorlar olm hala uyanamadınız mı ? hangi burç olursa olsun aa bu benim diyeceksiniz zaten bak en iyi örneklerinden biri:

hayat yarışı

rigmo
Yıllarca hayat hakkında düşündüm; araştırdım okudum dinledim...Hayatın bir yarış olduğu söylendi bizlere hayatta hep bir adım öne atmayı sonra bir diğer ayağı onun yanına diğerini daha da ileri atmayı öğrendik.Bunun hakkında biraz konuşalım..
Küçükken arabada oturup elimi yanağıma dayayıp ileri doğru bakarken hep şunu düşünürdüm "Acaba en öndeki araç hangisi".. Bir araba geçerdik, bir tane daha önümüzde olurdu ve onunda önünde bir tane ve dahada fazla.. anlayamadım acaba hangisi en öndeydi ?. Dahada düşünüp şu karara vardım "Başlangıç noktaları aynı olmayan hiçbir şey yarışamaz"...O an o kadar anlamlı gelmese de şu an idea oluşturmaya yol açmakta bu Hipotezim...
Evet doğruydu başlangıç noktaları aynı olmayan hiçbir şey yarışamazdı. işte hayatta böyle aynı konumda olmayan başlangıçlarımızla yarışmaya çalışıyoruz.Simdi çok ama çok mutsuzuz.. Bakın etrafınıza sabah aceleyle işine koşanlar ve tabi anlamsızca kavga edenler.. Bazılarımız kategorisini değiştirmeye çalıştı ; kadınlar zengin ama itici eşlere , erkeklerse kadınlar için daha büyük bir hırsla hayatı yaşamayı unutmaya başladı..Ama bilmiyorlardı hep mutsuz kalacaklarını çünkü hayatın yarışma hırsının sonu yoktur..
Yazıma bir örnekle son vereceğim.Bir işsiz ve bir devlet başkanı düşünün. işsiz insana devlet başkanı olacağını söyleyin bir anda.. herhalde bayılır mutluluktan; sevinçten ağlar .. inanamaz hayatının en güzel şeyi olur bu...Fakat bir devlet başkanı diktatörlüğe göz dikebilir Işsizin mutlu olacağı hatta rus ruleti oynamayı bile kabul edebileceği konumdan daha üstünü isteyecektir bu devlet başkanı dediğim gibi hırsın sonu yoktur..

not: emre kongar bu yazımı bir şekilde okumuş ve özelden mail atıp beğendiğini belirtmişti yıllar önce. maillerimi kontrol ederken buldum.
1

tanrı

miractanyuvarlananninja
Tanrı ihtiyaçtır. Gerek temel ihtiyaçlar gerekse manevi ruhsal akla gelebilecek tüm ihtiyaçların bütünü olarak görüyorum tanrı kavramını. İnsanların ihtiyaçlarından doğmuştur. İhtiyaçlarını kendi karşılamayı öğrenen insanların zamanla tanrı'ya olan inancı azalmakta ve azalmaya devam edecektir. Ne zaman insanlık oturup dua etmek yerine "ben yapabilirim." Derse tanrı varlığı son bulacaktır.

Türkün türkten başka dostu yoktur

deist imam
Eğer kendinizi uluslararasi anlamda gelistirirseniz, beynelmilel bir insan olursaniz bu cumlenin hic bir gecerliligi kalmaz. Ama siz kendinizi dışariya kapatirsaniz az olsun türk olsun mantigiyla dusunurseniz o zaman sizin turkten baska dostunuz olmaz, çünkü bunu kendiniz sectiniz demektir.

çomar rütbesi

kanellos
bu rütbeye düşen yazarın açtığı başlıklar ve girdiği giriler tamamen admin ve moderatörlerin denetiminden geçer. bu rütbedeki şahıs bir süre düzgün giriler ve başlıklar açarsa rütbesi düzeltilir. problem devam ederse üyeliği silinir.

tüm dinlerin yalan olduğunun kanıtı

madman
Tanrı'dan başlarsak, Öncelikle, olmayan bir şeyin yokluğu kanıtlanamaz, uçan pembe fillerin olmadığını kanıtlayamayacağınız gibi. Fakat belirli tahlillerle, sadece biraz beyninizi kullanarak size düşündürmeyi, sorgulamayı öğreteceğim. Tabii bu konuda tabularınız varsa ve ben kesinlikle sorgulamam diyorsanız yazının devamını okumayın. evet evet tam burada bırakın gidin.

konya gibi bir yerde Müslüman bir ailede namazlı abdestlii ve dinine düşkün bir gençtim. hatta o kadar ileri bir seviyeye ulaşmak istedim ki neden kuranı Kerim'i okuyup dinimin kitabını anlamayayım dedim. tüm bu sorgulama işi bu olaydan sonra başladı. Şimdi sizlere sorgulama evresinde öğrendiğim yaşadığım tüm olayları anlatacağım. Dikkat!

Sonsuz güçlü bir tanrı düşünüyoruz. bu tanrı imtihan ediyor her şeye gücü yetiyor, mükemmel bir varlık. tam anlamıyla kusursuz olan bir varlık hiçbir şey yapmaz, hele ki kendisini tapması için küçük ve değersiz varlıklar yaratması, tapmamayı seçilebilmek için irade vermesi, kendini göstermemesi ve bunun sonucunda varlığına inanmıyor onları işkenceyle cezalandırması onu kusursuz Değil, onu hayal edenler kadar kusurlu yapar.
- Ölmeye ve öldürmeye dayalı bu dev gladyatör arenasını yaratması onun tanrı değil sadist bir varlık olduğunu gösterir. Sürekli kusursuz bir düzenden bahsediyorlar ama aslında kusursuz bir düzen yok. örnek vermek gerekirse guguk kuşlarının diğer kuşların yuvalarına yumurta bıraktığı ve o yumurtadan çıkarak guguk kuşunun diğer kuşun yumurtalarını aşağı atıp o yuvanın yavrusu taklidi yaparak kendini beslettiği, anne kuşun da aradaki dev farkı anlamadığı kusurlu bir düzen vardır.(nat. geo. belgeselinde izleyebilirsiniz)
-başka bir örnekte, eşek arılarının bir örümceğin içine yumurta bırakması ve çıkan arıların örümceği canlı canlı içten yiyerek beslenmesi kusurlu bir düzenin göstergesidir.
Bir diğer Örnekte erkek aslanın çiftleşebilmek için diğer erkeklerin bütün yavrularını öldürülmesi ve bunun gibi hayvanların birbirine yaptığı inanılmaz eziyetler kusurlu bir düzenin parçasıdır.

-Doğa modern bir metropol değil bir gecekondu şehridir. gecekondu şehirleri aynen doğa gibi herkesin hayatta kalmak için boşlukları doldurduğu bir düzendir.

-Çocukken ölen bir insanın doğrudan cennete gideceği söylenir eğer bu hayatın amacı gerçekten bir imtihansa o zaman küçük bir çocuğun ölmemesi gerekir. imtihana gelmiş birinin sınava girmeden direk cennete gitmesi sınav kağıdı kalmadığı için bazı öğrencilerin direk sınavı geçmesi kadar büyük bir adaletsizlik ve saçmalıktır.

-Evrenin kendisi de kaos halindedir. mükemmel bir tanrı tarafından kurulup, ayarlanıp, çalıştırmamıştır. defalarca kere değişim geçirmiştir. dünya, bir gezegenle çarpışarak ayı oluşturmuştur, defalarca kere göktaşına maruz kalmış, defalarca kere süper volkanlardan, buz devirlerinden, Türlerin çoğunun yok olmasından geçmiştir.
İnançlı inançsız ayırmadan dünyanın her yerinde doğal felaketlerle rastgele insanlar sürekli ölmektedir. bunların hiçbiri kusursuz bir tanrının eliyle hazırladığı bir evrende var olamaz.

-Mesela insanda hiç bir dış etken olmadan doğuştan gelen genetik bozukluktan kaynaklanan öldürücü veya ömür boyu sakat bırakan hastalıklar, insanın mükemmel olmadığının en büyük kanatlarıdır.

-Bir yaratıcı var mı yok mu bilmiyoruz fakat dinler kesin olarak insanlar tarafından yazılmıştır.

-Birbirinden izole yaşamış farklı topluluklar, bilimsel yetersizlikler nedeniyle sadece kendi bulundukları coğrafyada, yaşadıkları olayları anlatan efsaneler üretmişlerdir.

-Mesela İslam dininde yaz kış gibi farklı mevsimlerin, buzulların, Yanardağların açıklaması yapılmamıştır. Yanardağa yakın yaşayan kabilelerde öfkelenen volkan tanrıları varken, farklı mevsim yaşayan topluluklarda soğuğun habercisi olan tanrılar vardır.
Gökkuşağı gören bir toplumun mitolojisinde renkli yılan tanrısı, türkler gibi doğaya önem veren topluluklarda ise ilk insanların kaynağı olan hayat ağacı bulunur.

-Yaratılış Mitolojilerinin sayısı yüzün üzerindedir.
Herhangi birine soracak olursan oda bu mitolojilerin hepsinin insan uydurması olduğunu söyleyecektir, tabii ki kendininki hariç.

-----Bu noktada sorulması gereken soru şudur: "neden diğer 100 küsür yaratılış hikayesi gerçek değil de benimki gerçek? neden bir peygamberin hira dağında konuştuğu, domuzu ve alkolü yasaklayan, namaz, oruç gibi ibadetler talep eden, sonra ilk insanı bir çift olarak 7000 yıl önce çamurdan yaratan, insanları öldükten sonra cennete ya da cehenneme koyacak olan tanrı hikayesi gerçek de, mesela ilk insanın hayat ağacından geldiği hikaye uydurma?

---- bu soruyu sormak ilk adımdır ve cevabı evet o da gerçek değildir.


-Musa'nın peşine düşen ve takip sırasında ölen firavun olayı hiçbir tarihi kayıtta yoktur. bu kadar büyük bir olayın yani 2 milyon kişinin Mısır'dan kaçmasını, Firavun'un bütün ordusuyla bu kölelerin peşine düşmesinin ve geri dönmesinin Mısır kayıtlarına geçmemesi imkansızdır. Mısır'da firavun ve ordusunun bir anda yok olduğu bir dönem olmamıştır. yarılan denizin içinde bulunan asker ve at arabaları ile ilgili de hiçbir kalıntı bulunamamıştır.

-Adem ve çocukları ve bütün peygamberler bellidir. İstediğiniz kaynaktan hayat ağaçlarına bakabilirsiniz. yaklaşık 7000 yıl önce yaratılmıştır. ancak insan şimdiki haliyle bile 250.000 senedir yaşamaktadır. 12.000 sene önceye ait tarımla uğraşan insan kalıntıları hatta daha ilkel İnsanlara ait 1.200.000 yıllık taştan aletler bulunmuştur.

-Diğer efsanelerde olduğu gibi semavi dinler de coğrafyalarının ve zamanının dışındaki olaylardan bahsetmez. buzul çağından, dinozorlardan, mamutlardan hatta o coğrafyada bulunmayan penguen, kanguru gibi hayvanlardan bahsedilmez.

-Güneş, ay ve yıldızlardan bahsedilirken, gezegenler görünürde yıldıza benzediği için gezegenlerden ayrıca bahsedilmez, onlar için şeytanın atış taneleri ifadesi kullanılır.(Mulk 5)

-Biri size bu evreni yaratan tanrı ile iletişime geçtiğini ve bu tanrının her şeye gücünün Yettiğini, zamanında başka kavimlere de peygamberler gönderdiğini ama ona inanmayı reddettikleri için felaketlerle yok edildiğini söylese(Nuh tufanı olayı, Lut kavmi vs) ve sizden de kötü kalpli mekkelilere karşı savaşmanızı istese, neden yine bu gücünü kullanıp Mekkelileri yok etmiyor?
Bu savaşın sizin için bir imtihan olduğunu, size meleklerle yardımcı olacağını ve asla yenilmeyeceğinizi söylese, daha sonra uhud savaşında yenilseniz, bunun da imanınızı sınamak için bir imtihan olduğu söylense, seneler sonra Moğollar Müslümanları dümdüz ederken bu bahsedilen melekler ortalıkta gözükmese, Moğolların başına hiç bir felaket gelmese Ve biri hala çıkıp bunlar da İmanınızı sınamak için bir sınav dese ne düşünürsün?

-Musa, firavunun karşısında bastonunu yılana çevirmiş.(yersen) madem inandırmak istiyorsa kendisini gösterseydi? eğer imanını sınamak için kendini göstermediyse o zaman bastonu neden yılana çevirdi?

-Biz şüpheye düşenlerin gözlerine perde çektik, kulaklarını ağırlık koyduk isteseydik iman ettirdik şeklinde bir açıklama var. kendisine kolaylık dini diyen bir dinde tanrının sadece bir kişiye görünüp herkesin kayıtsız şartsız ona inanmasını beklemesi ve hatta şüpheye düşenlerin işlerini daha da zorlaştırmak için gözlerine perde çekmesinin mantığı nedir?

----Bu durumun gerçek sebebi insanları şüphelenip sorgulamaktan bile korkar duruma getirmek. çünkü sorgulayan kişi böyle bir tanrının hayal ürünü olduğunu fark edecektir. her toplumda bir uyarıcı geldiği anlatılır. Japonlara kim geldi? Kızılderililere kim geldi? Aborjinlere kim geldi? vs.

-İhramla avcılık yapmayı, büyü yapmayı yasaklayan bir sürü ayet olduğu halde, tecavüzü ya da pedofiliyi açıkça yasaklayan tek bir ayet yoktur. bir çok hastalığa ve sakatlığa neden olan akraba evliliği yasaklanmamıştır?

-ibrahim'in tanrı istedi diye çocuğunu kesecek olması olayında tanrı istedi diye bir insanı sorgulamadan çocuğunu dahi kesmesi övünülecek bir özellik midir yoksa insanları korkutup itaatkar hale getirmek için kullanılan bir telkin yöntemi midir?

-Neden dualar sadece bazen işe yarar? neden bir tanıdığının bir tanıdığına edildiğinde işe yarar ama sen ettiğinde iyileştirmez? neden dua şovlarda ki kötürümü ayağa kaldırır da senin kötürüm tanıdığını ayağa kaldırmaz?

-Bu dinci kesimin kullandığı birkaç yöntem var, bir tanesi numeroloji sahte bilimi. herhangi bir kitapta uygulandığı zaman, her kitapta işe yarayan bir sistemdir.( örnek: 19cu avam kesimi)

-Başka bir örnek de, Bilime ve insanlığa aykırı olan ayetlerin yanlış çeviri olduğu iddia edilmesidir. apaçık olması gereken ayetler neden yanlış yorumlanmaya bu kadar müsait? ayetler mükemmel ama bizim aklımız ermiyorsa neden çoğunluğu anlayamayacağı şekilde kasıtlı olarak yazılmış? neden muhteşem bir kitabı anlamaya aklı ermeyen insanlar bu kitaptan sorumlu tutuluyor?
-Ayetlerden gizli anlam çıkarmaya çalışan kesimi zaten biliyorsunuzdur.

--1400 yıl önce çölde yaşamış Araplara hitap eden, peygamber adına Mekkelilere karşı savaştıkları taktirde o Arapların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik meyve yeşilliklerin içinde ev, hizmetkar, kadın gibi vaatleri olan bu dinin tanısı gerçekse onun cennetine gideceğimi onurumla cehenneme gitmeyi tercih ederim.

-----Boşuna korkmayın arkadaşlar size yalan söyleniyor boş vaadlerle kandırılıyorsunuz, boş tehtidlerle korkutuluyorsunuz.

-----------------Sizi aza kanaat edip şükretmesini öğütleyenler neden hep kendileri en zengin insanlar ya da neden kendinden emin olduğunu iddia eden din aynı zamanda karşı çıkanları en çok susturmaya çalışan din? eğer gerçekten bu dinin doğruluğu kesinse neden yalan olduğunu iddia edenler öldürülüyor veya hapse atılmaya çalışılıyor?

-------- Tapmıyorum, itaat etmiyorum, korkmuyorum---------

**Çok uzun oldu farkındayım. Günlük defterim var benim oraya duyduğum, gördüğüm olayları ve bunun gibi tanrının olmadığını ispatlayan yazıları yazıyorum. Daha yarısını yazamadım buraya. İlgi olursa editleyip devamını da yazarım. efe abiye selamlarımı söylüyor teşekkürlerimi iletiyorum ayrıca.




2

periscope

dr blue
Yabancılarda daha çok bilimsel tartışmalar veya bir şeyi izletme üzerine yayin yapma için kullanılırken ülkemizde ise meme ve g*t için kullanılan canlı yayın uygulaması

Celal şengör

dusunen ve dusunduren adam
Şuana kadar gelmiş geçmiş en iyi düşünür ve bilim adamı ayrıca academia europaena ya 1990 yılında ilk kabul edilen türk ve cemiyetin saygı duyduğu en büyük insanlardan birisidir.Şimdi bu adamı sadece üniversite diploması olan bırak doktorayı tek dil bilen bir adamın eleştirmesi ne kadar doğrudur ki sen gidiyosun bilgiyi türkçe çeviri okuyosun adam fransızcadan almancadan falan kendi çeviriyor şimdi tekrar düşün bakalım doğru bilgiye hanginiz yaklaşıyor.Adamın felsefesine kötü diyenlere sesleniyorum.Senin felsefen kaç kitap okudunda ve çevirdinde inceleyip düşündünde bu adamın felsefesinden daha iyi olur? yaptığın tekşey felsefeyi türkçe çevrilmiş metinlerden okumaktı.Ayrıca herkesin felsefesi farklıdır.İyi yada kötü felsefe yoktur,felsefesi olup uygulayan veya felsefesi olmayan yada felsefesi olup uygulamayan insan vardır ki benim görüşüme göre en iyi insan felsefesini uyguluyan insandır.

türkiye'de feminizm

ladybug
Açıkçası feminizmi kesinlikle yanlış anlamış bir kitledir. Yurtdışını bilmiyorum ama Türkiyedekilerin olayı çok yanlış anladıkları ortada. Mesela yanlış bir şey gördüklerinde güzel ve sakin bir dille söylemeleri gerekirken hata yapan o cahil insanın üstüne atlamaları hiç hoş değil. Karşıdaki insanı sinir eder ve çocuk gibi üstüne gidildikçe daha da çıldırır. Yani tutum olarak çok yanlışlar ikinci olarak da en önemlisi çoğu erkek cinsinden nefret eder ve Kadın üstünlüğünü savunurlar. Mesela pankartlarda pandaların nesli tükeneceğine erkeklerinki tükensin tarzında. Ya da kadın kadındır çiçek babandır vs bunlar hoş şeyler değil zaten bu olay da özentilikten geliyor hiç biri gidip de araştırmıyor gaza gelip erkek ırkının üstüne gidiyorlar. Feminizm kadın erkek eşitliği değil miydi ya sorusunu sorduruyor. Genelleme yapmamak lazım bazı feministler bilinçli ve tutumları iyi. Yine de feministim diyenlerin savundukları şeyi bir daha gözden geçirmesi yerinde bir hareket olur (bkz:cinsiyet kavramını bu kadar takmak da ayrı saçmalık)

sözlük yazarlarının en çok utandığı anlar

atomcigdemi
5 senedir cello caliyorum.
Yani bundan 5 sene once, celloya basladigim ilk haftalarda, katilacak oldugum orkestrayi ilk defa dinlemek uzere genel orkestra salonuna cikmistim. Yeni arkadaslar edinmisim, ortam falan guzel gayet samimi bir kac sey disinda, her sey super. Slav Marsi calmaya basladilar cok da severim. Severim tabii de 3. dakikasindan sonra skilip kapatiyorum tabii o zamanlar. Marsin icine sican bir kac durum haric cok da guzel caliyorlardi, ozellikle viyolalar. Yaklasik 5. dakikada bir sessizlik oldu, tam cellolarin yavasca girdigi bolumden 2-3 p once, bos bulunup alkislamaya basladim bitti diye. Birden yaklasik 30 tane yuz bana donene kadar alkisladigimin farkinda da degildim. Neyse kostur kostur indim salondan, utanctan kulaklarimdan ates cikiyor sanki, nefes alamadim bir sure kendime gelemedim. Arkamda duran, o zamanlar bestim dedigim kancik kiz "puuuaahahhahaaaa naptin sen yieahahah" diye inene kadar kalkamadim yerimden. O gunden sonra gunde en az 6 saat cello + orkestra ile calismalara basladim iste.

sevgi eylem gerektirir

hena
Sevgi mesafe ile orantısız olup düşünmek bile sevgi için kutsaldir. Her sevgi ile ilgili olan eylem sarilmak opmek sevismek mi olmasi gerekir, hayir. Dusunmektir, hissetmektir, sevmektir. Soyutlukta yakisir sevgiye.

gençliğimizi çalan şeyler

puzzle
Eğitim sistemidir. 13 yaşında ki bir çocuğun hayatı boyunca 1 kere girebileceği bir sınava zorla sokulması ve bu sınava 11 yaşından çalışmaya başlaması beklenir. O yaştaki çocuğun yeni şeyler keşfedip tutkusunu bulması gerekmektedir. Bahsettiğim tutku hobi olarak ele alınmamalıdır. Bir filmden örnek vereyim(If I stay) çocuk anaokuluna girer çello görür ve çellist olur. 11 yaşındaki çocukların yaşaması gereken hayat budur. 2 sene sonra gireceği sınava çalışmak değildir. Ve bu zorla sokulan sınavın ardından aldığı puanlara göre 10 tercih yapması beklenir. O yaştaki bir çocuğun hangi mantık çerçevesi içinde karar vermesi bekleniyor ki ailesi seçemez çünkü okuyacak olan ailesi değildir. Malesef ki öğretmenlerimizde (bahsim tüm öğretmenleri kapsamıyor) ilgisiz ve gözlemleyici olmadıkları için çocuklar sağa sola savrulur.

Meslek liselerini ele alalım 4. sınıf lise öğrencisiyim inanın arkadaşlar bulunduğum okuldaki öğrencilerin ve çevreden gözlemlediğim kadarıyla akranlarımın %90'ının hayatta bir amacı yok bir tutkusu yok.Çünkü bu insanlara küçükken fırsat verilmedi. Ayrıca bir de staja gönderilip verdikleri şaka gibi para ile göz boyamaya çalışıyorlar ve bu şekilde ara eleman yetiştirmeye çalışıyorlar. hayallerinizi küçültmeye çalışıyorlar.


dipnot: 18 yaşındayım gerçekten ruhum daraldı arkadaşlar şu gündemdeki ve tarihteki siyasi oyunlardan bir kaç kişi koltuğunda daha fazla duracak diye hayalleri olan insanların sorgulayan gençlerin hayatını bitiriyorlar gerek yukarda anlattığım gibi gerekse direkt olarak.


edit: biraz doluydum affedin.




amon amarth

nanelifistik
isveçli viking/death metal gurubudur. 1988 yılında oluşturulmuştur. gurup nüfusu ise beş elemandan oluşuyor. albümleri ise:
once sent from the golden hall (1998)
the avevnger (1999
the crusher (2001)
versus the world (2002)
fate of norns (2004)
with oden on our side (2006)
twilight of thethunder god (2008)
hymns to the rising sun (2010)
sutur rising (2011)
deceiver of the gods( 2013)
ve son albümü de geçen sene çıkan jomsviking'dir
gurubun tüm şarkılarında ayrı bi gaz vardır.

kurtuluş savaşında mücadele eden türklerin şimdiki türklerin dedeleri olması

fahte
Savaşma azmi dini motivasyon gibi şeyleri övünç kaynağı olarak görmemek lazım .
Kurtuluş savaşında savaşan imanlı dedelerimiz savaş bitince ilim irfan sahasına dönmedi bir şekilde aynı iman gücü ileride o dedelerin torunlarından akp yi yarattı demek istediğim kurtuluş savaşında ki dedelerimiz bugün olsalardı kime oy verecekti zannediyorsunuz .
Devlet eğitemedi şimdi de eğitemiyor .
Sadece savaşmakla övünüyoruz .
Şimdi de aynı iman gücüyle tankların altına yatıyorlar sonrasında labaratuvara degil camiye gidiyorlar .
Kurtuluş savaşında müslümanlar savaştı onları ise laik ve bana göre ateist bir komutan yönetti .
Şimdi komutan gitti elimizde imam kaldı hacı mehmet efendi cinci süleyman efendi kuran şampiyonu hafız murat kaldı.

bunlar ilginizi çekebilir