confessions

frantz fanon

rom  · 14 Haziran 2017 Çarşamba

  1. toplam giri 342
  2. takipçi 12
  3. puan 6335

hardbass

frantz fanon
esasen, 00'lı yılların slav-apaçi denilebilecek bi ceşit çomar club kültürüyle dalga geçme amaçlı piyasaya sürülmüştür.
ardından, futbol holiganları,sagcılar vb ortamlarda namı yürümüştür.

köpek düşmanlığı

frantz fanon
boş tiplerin meşgalesi. zabıtayı çağırmak, apartmanı ayağa kaldırmakta ustadırlar. bir de komşu olmadığı halde "köpek istemiyoruz" diye kampanya başlatanı vardır. aşırı köpek severlik de sapmadır ama köpek düşmanlığı da bir bozukluk, takıntı, zannedersem de bir fobi.

türkiye'de feminizm

frantz fanon
amerika'daki ''the red pill'' filmi vb projeler gibi doğru düzgün bir eleştirisi, tahlili yapılmamıştır. bildiğim kadarıyla en azından. (konu hakkında vay amk kezbanları diye gezmek, kız tavlanma taktiklerine abanmak, iki sözden biri küfür olan entriler girmek kritik değil ciddiyetsizliktir.)

atatürk vs che

frantz fanon
oyum che'den yanadır.
che evrenseldir, sosyalisttir, milliyetçilik ve kapitalizmle bağdaşmaz, onun içindir ki bütün mazlum dünyanın simgesidir. berlin'den istanbul'a, gazze'den amed'e her yerde che'nin sureti vardır.

türk olup rusya'yı sevmek

frantz fanon
zevk, renk, tutku meselesi.
demek ki türkiye'nin hissettirmediği bir şey var. tersi olan vakalar da (rus olup türkiye'yi sevmek)* mümkündür. hepsi yanılıyor, tutunacak bir tutku arıyor, idealleştiriyorlar.
*müslümanın rus milliyetçiliğinden dönme olanı (harun el-rusi) rte'yi, rus milliyetçisinin nasyonal-liberal olanı (konstantin krylov) ise atatürk'ü model alıp fidel'e söver ama tabi ki bunlar marjinal, entel örneklerdir.

che, lenin vb adamlar başka bir şeydir. çünkü yerel değil evrenseldirler.

komünist olmak için gerekli kelime dağarcığı

frantz fanon
tanrı gibi mutlak, her devirde aynı olduğu varsayılan o meşhur ''insan doğası'' bu kelimelerden biri değildir.

insan doğası şöyleymiş, hayvan doğası böyleymiş... hangi mülkiyet ilişkilerine mensup ''insanın doğası''? diye sormak lazım. şöyle bi kelime var ama : yabancılaşma. hayvan doğasına gelince: ortak yardımlaşma (mutual aid)

antik yunan'da hırsızlık yapan cocuğa ''helal olsun'' derlermiş. hala varlığını 2009lara kadar falan neredeyse dokunulmadan sürdüren bir kabilede ise mülkiyet bilinci yok, cimrilik yok, başkasının malına çökmek yok çünkü böyle bir şey görmemişler (o üretim tarzı içinde böyle bir şey doğmamış). eski dev-yolcu bi abimiz kooperatif kurmuştu zamanında; ayakkabı yapıyorlardı yanılmıyorsam ama kimse kimsenin artı-değerini gasp etmiyor (yani fabrikanın sahibi yok ne kazanılıyorsa işçinin cebine gidiyor hemen hemen). işçiler ne yaptı? kendi lehlerine olduğu halde o işe pek bir itibar göstermediler ama sonra ''haklıymışsın'' dediler. niye itibar etmediler; iki kelime daha öğrenelim: küçük burjuva ideolojisi, kültürel hegemonya

''(...)mustafa kemal'in devrimlerinin ekonomik devinimini desteklemesi için yarattığı burjuvazi kemalizme ve mustafa kemal'e ihanet etmiş bir vaziyette. paşanın yaptığı devrimleri desteklemek için ilerici burjuva sınıfı gerekiyordu. şimdi başka çözümler aramak zorundayız.''

bu cümleye itiraz edilebilecek ne var ki. mustafa kemal, milyoner yetiştirmedi mi yetiştirdi. yetiştirdiği milyonerler ve yeni milyonerler daha sonra kemalizmi satmadı mı. sattı.

enemy at the gates

frantz fanon
estetik, güzel yönleri olan ama bütünlüklü bakınca içinde pek çok hata bulunan bir film.
o açıdan zamanın ruhunu ve o kentin kültürünü ve insanını tam anlamıyla yansıtmıyor ama abd kafasıyla (bir tür oryantalizm, sağdan soldan duyulanlar, karkatürleştirmeler) yansıtıyor.
filmdeki bazı sıkıntıları spoiler altında yazacağım
1) 2 kişiye 1 tüfek düşüyor, o sahne hikayedir arkadaşlar. 2)politruk (yani siyasi komiser ha) ''imana'' geliyor ''zengin ve fakir her toplumda olacaktır. yetenek zengini yetenek fakiri'' gibi abuk bir cümle kuruyor. herhalde marksistlerin ''herkesten yeteneğine göre herkese ihtiyacına göre'' vecizesini bilmiyor ama adam güya politruk işte 3) ''annem mahalledeki en iyi patatesi yapar'' tamamen avrupa kültürünü rusyaya taşıma gayesiyle uydurulan saçma sapan bi cümle. (borsch de, shi de patates ne amk

böyle bakınca çekmeseler bunu daha mı iyiydi acaba diyorsun. ama rusların bu konu üstüne çektikleri de bu film kadar olay olmuyor çünkü hollywood amk. bondarchuk'un stalingrad diye filmi varmış kaçımız izledik. kaçımız bondarchuk diye birini tanıdık. angolsakson kalkıp da sovyetleri çekmesin arkadaş, indiana jones oryantalizmi gibi oluyor çünkü, gitsin a bridge too far (savaş köprüleri) çeksin, alkışlayalım, çünkü adam o hayatın içinden gelmiş.

düzenler değişir ama fakir hep fakirdir

frantz fanon
fakirler niye hep fakir olsun. fakirliğin sonsuz olacağına sizi iman ettiren şey nedir. hiç bir yere ilerlemediğini, mevcut mülkiyet ilişkilerinin kıyamete kadar hep aynı olacağını, tarihin hep bir çember icinde döndüğünü -eskiden de aynı olduğunu- inanan bir mayalıdan veya romalıdan, ortacagdaki serften, padisahim cok yaşadan ne farkı var bu algının. artı değer sömürüsü, artı ürün sömürüsü niye ortadan kalkmasın. toprağa bağlı serflik, ağalık kalkmadı mı, antik kölelik kalkmadı mı. peki ücretli köleliğe olan imanınız niye. hayır çok memnunsanız savunun amk ama aleni bir sömürüyü kaldırmak, hem kendi vatandaşının hem zayıf ülkelerin gaspıyla çalısan düzeni müzeye koymak icin çabalamak daha erdemli olmaz mıydı acaba.
0 /

bunlar ilginizi çekebilir