confessions

zjenerasyonu

Viski  · 5 Ocak 2018 Cuma

  1. toplam giri 288
  2. takipçi 11
  3. puan 4172

meşe kova savaşı

the spook
1325'de başlayan bu savaşın tek sebebi basit meşeden yapılma bir kovaydı. İtalya'nın iki kenti Modena ve Bologna arasında gerçekleşen bu savaşı başlatan taraf Modenalı askerler oldu. Bologna'ya saldıran askerler şehirden değerli bir şey çalmak için bir adet meşe kovayı götürdü. Bunu gurur meselesi yapan Bolognalı'lar meşe kovayı geri almak için savaşa başladı. İki taraf arasında savaş 12 yıl sürdü ve birçok insan hayatını kaybetti. Kova hala Modena'daki çan kulesinin tepesinde asılı duruyor.

çomar mitolojisi

altayhan
Adnanus menderus: demokrasi tanrısı
Erbakanus: saadet tanrısı
Kadirus: bilgelik tanrısı
Abdülhamitus: politika tanrısı
Rabiamis: 4 element tanrıçası
Nihatus: hitabet tanrısı. Sonradan gözden düşünce aşağı dünyaya çekilmiştir.

15 temmuzi: çomar ragnarok'u.

Ak sarayis: tanrıların yurdu beştepe'de bulunan yüce tanrı recebus'un sarayı. Ragnarok'tan sonra yüce tanrı recebus orada muhtarlarla beraber kılıç çekip diriliş ertuğrul izler.

Konia: mitolojide tanrıların ana vatanı. Rivayetlere göre orta anadolu'da bulunmaktadır.

2023: mitolojiye göre tanrıların dünyaya yeniden inip hakimiyet kuracağı tarih. Bilim insanlarına göre maya takvimi ve 2012 gibi bu da bir palavradır.

2

entel görünmek için pahalı kıyafetler satın alan tip

zjenerasyonu
hafif dalgalı uzun saç
can yücel
ekşi sözlük
1984 ve hayvan çifliğinden gelen politik tarz
beğenmeme bir alagavat edasıyla kusursuzluk arayışı
sözde anarşizm
sözde humanizm
lgbti destekçisi ve pro feminist
entek kelime lugatı
kalıpçı cümleler hep aynı safsatalar
yoldan geçerken 1 km ötesine atılan biber gazını manas destanıyla harmanlama
taksimde cihangirde ebeninkinde loş ışıklı bir kafe
çakma ebedi bir dil
filtre veya türk kahvesi
yemek kültürü de pesso soslu makarna...
1

nazım hikmet'in stalin'e yazdığı şiir

ofelia
stalin'in ölümünden 5 gün sona -10 mart 1953- sovyet yazarlar birliği'nin aylık olarak çıkardığı Literaturnaya Gazeta'da -Edebiyat Gazetesi- yayımlanan şiir ilk kez türkçe olarak yayımlandı. şiir mehmet perinçek tarafından türkçeye çevrildi. şiirin orijinal adı Vspominayu, türkçe'ye çevrilmiş haliyle hatırlıyorumdur.

Hatırlıyorum.

On sekiz yaşımdayım.
Anadolu'dayım.
Anadolu savaşmakta.
Yol boyunca gidiyoruz.
Sıcak. Gölge yok.
Diyor ki yol arkadaşım
köylü Mehmed:
"Yakında acılarımız dinecek,
Bolşevikler yardım ediyor bize,
Lenin ve Stalin.
Dökeceğiz
gavuru denize."
Hatırlıyorum.
Moskova'dayım.
Okumaya gelmişim
üniversiteye,
onun adını taşıyan.
O gelir,
otururdu bizimle…
Getirmişti belki de postallarında
Tsaritsın çarpışmalarının tozunu.
Bu ceketti belki de üstündeki
Petrograd'ı kurtardığında.
…Aklımda
kapkara bıyıkları,
sakin, dikkatli bakışı.
Nasıl da cesur ve genç!
Öğretmenimiz,
arkadaşımız,
geliyor,
avuçlarının içinde taşıyarak
Lenin'in ellerinin sıcaklığını.
Hatırlıyorum.
Kızıl Meydan. Kar.
Bin dokuz yüz yirmi dört yılı.
Bir adam asker kaputlu
omuzlamış Lenin'in tabutunu.
Hatırlıyorum bu kayalaşmış suratı.
Beyazlaşmış gibi şakakları.
Kardan olabilir mi?
Hayır. Ayrılıktan.
Tuttuğu yastan.
Hatırlıyorum.
İstanbul'dayım.
Matbaada.
Gece.
Basıyoruz anayasayı.
Dizgicinin parmakları
türkü söyler gibi.
Ertesi gün sabah
Türkiye'nin binlerce insanı
okuyor bu satırları.
Ve artık onlar için,
gün daha aydınlık,
denizin enginliği daha mavi
ve bir gün
onların topraklarında da
yaşanacak
böylesi bir bayram.
Hatırlıyorum.
Bursa'dayım. Hapishanede.
(Gelmiyor aklıma,
hangi seneydi)
Yoldaşlar göndermişti onun portresini,
bir Fransız gazetesinden kesilmiş.
O, ulaştı bana kadar.
Buldu yolunu.
Parmaklıkların ve duvarların arasından
sızdı.
Beyaz üniforması üstünde,
yıldızlarıyla göğsünde,
gülümsüyordu başkomutan.
Belli ki çekilmişti bu fotoğraf,
gri kubbesinde
Reichstag'ın
belirdikten sonra
üç Sovyet askeri
ellerinde
askerî
kızıl sancakları ile.
Ve bir kez daha,
Volga'da,
birkaç sene sonra,
Stahanovcu şoför Tasya'nın kabininde
gördüm
portrenin birebir aynısını;
o, devam ediyordu gülümsemeye.
Kısa bir süre önce de
Pekin'deyken,
biz, kongre delegeleri,
gördük
onun son fotoğrafını
XIX. Kongre'nin kürsüsünde.
Duruyordu yanımda —
kolsuz Koreli bir asker,
Fransız bir dizgici
ve Hintli bir şair.
Dedim ki:
"Babamız genç!"
"Gördüm onu Moskova'da, — dedi Fransız, —
delikanlı gibi çıkıyordu merdivenleri!"
Ardından mahcup bir şekilde dedi ki
genç Koreli asker:
"O,
insanlığın hayali.
Hayal dediğin
yaşlanır mı hiç?"
Hintliyse dedi ki:
"O, komünizm gibi
ülkesinin çoktandır yol aldığı;
ve komünizm
sonsuz hayattır,
sonsuz gençliktir,
sonsuz bahardır."

kendime yazilar

twitter
kendimi bir tek burada özgür hissediyorum, bazen yazmak konusmak istiyorum ama kimse bulamiyorum beni anlicak birini olaylara benim gibi bakicak birini bulamiyorum belki de buluyorum ama cidden icimden gelmiyor ,kendimi o kadar yakin hissetmiyorum .bütün gardlarimi indirebilecegim birine ihtiyacim var. korunmaktan biktim gardlarimi sonuna kadar indirmek istiyorum. ve istiyorum ki aciklarini gören kisi bunlari sana karsi kullanmasin. Yani cidden seni sevsin. belki de kimseye inanmiyorum kimseye güvenmiyorum. Bütün bunları düşünmek bile beni yorar hale geldi. Icinden geldigi gibi davranmak kadar lüks bir sey yok,otosansür yok,hic bir sey yok. Yoruldum Yoruldum Yoruldum
2

imam hatip aydınları

zjenerasyonu
Sohbet 4:

Metin ile gene oturduk cam kenarına evrim teorisini ve potansiyel ve real göç yollarını tartışıyoruz dünya oluşumundan yola çıkarak önümüzde haritalar ve bilgiler 20 dakika boyunca tartıştık ve ismaile döndük tekrar ismail sende araştırsana kanka dedik ismail yine -dinden falan çıkarım olmaz dedi...

Biz bunu tartışırken arkadaki sınıf topluluğunun 8 bireyi tabletle oynamakta bir kaç tanesi de hükümeti eleştirip metroya binenlerin vatan haini olduklarına kannat getirmekteydi..

imam hatip aydınları

zjenerasyonu
Sohbet 3:

Bir gün yine herkes cumada bir hoca gelip duruyor her hafta allaha kafa mı tutuyorsunuz diye bizim bir iki arkadaş da hocayı yedi biz aleviyiz diye(çakma ülkücü ve dinciler sözde) sonra islam kültür ve medeniyeti dersine giren hocamız geldi ve dediki derste kim gelmiyor ulan cumaya azzıcık delikanlıysa çıksın kim hocayı kandırdı diye bende ayağa kalktım ben gelmiyorum dedim zorbalığa luzum yok buyrun dedim ama bizim sözde delikanlılarda tık yok(sınıf 30 kişi 7 kişi fix gitmez)neyse bir hafta sonuna daha geliyoruz cumaya çağrılıyorlar bu sefer bu allaha kafamı tutuyonuz diyen hoca tekrar gelicek biliyorum bende aldım elime tebeşiri ve nietzsche nin sözünü yazdım...

Kim size ahlak ve namus dersi vermeye kalkıyorsa bilin ki en namussuzu odur..

Cuma bitti millet sınıfa geliyor yazıyı gören kuduruyor sonra geçen cuma alevi yalanıyla kaçan delikanlı geldi ve dedi ki sen anamıza babamıza laf mı atıyorsun lan biri dedi yok yok hz muhammede laf atıyor bu diye baktım linç yicem dedim bi şansımı deniyim yine çektim fikirlerimi ve dedim ki...

Bireyler ne mesaj çıkartmak isterse onu çıkarabilir ancak sözlerimi ancak zaman haklı kılar...

bi baktım o delikanlı hala atarlansada arkadaşları aldı götürdü onu ve onun yaptığı o dersteki ahlaksızları gören arkadaşları teker teker tenefüste geldi ulan enes harbi haklıymışsın sana ahlak dersi verene bak dediler...

imam hatip aydınları

zjenerasyonu
Sohbet 1:

İmam hatipte çoklu evren teorisi tartıştık ben ve metin , ismail arada allah allah diyip durdu sonra 30 dk lık sohbetin sonunda bunları ansiklopediler ve makaleler ile tekrar tartışalım dedik halil boşverin bunları dedi metinle biz ismaile döndük ve dedik sende araştır kanka dedik oda boşver dinden çıkarım dedi ve sohbet bitti...
9

türk dizileri

deist imam
Bir kaç tanesi hariç alayı vasatın altında ve boktandır. O bir kaç tane ise şunlardır
Leyla ile mecnun
Behzat ç
Kardeş payı
İşler güçler
Avrupa yakası
Vatanım sensin
Ezel
Ve tabii ki eskilerden bizimkiler
2

hrant dink

atticus finch
"Ermeniler büyük bir travma yaşıyor Türklere yönelik, Türklerse Ermenilere yönelik büyük bir paranoya yaşıyor. İkisi de klinik vakalar... Kim tedavi edecek bizi? Fransız Senatosu'nun kararı mı, Amerikan Senatosu'nun kararı mı? Kim reçeteyi verecek? Kim bizim doktorumuz? Ermeniler Türklerin doktoru, Türkler de Ermenilerin doktoru... Bunun dışında doktor, ilaç, hekim mekim yok. Diasporaya sesleniyorum, Ermenilere... Şunun için sesleniyorum, 1915'e takılıp kalmayın, kendinizi 1915'e bağlamayın, kendinizi dünyadaki insanların bu soykırımı kabul edip etmemesine zincirlemeyin. Türklere diyorum ki, ya, Ermeniler niye bu kadar ısrar ediyor bu sorunun üzerinde, diye sorun kendinize... Biraz empati yapın, o zaman bu duruşta belki biraz onur görebilirsiniz... Ermenilere diyorum ki, Türklerin 'Hayır, bu bir soykırım değildir' demelerinde de bir onur görmeye çalışın. Nedir o onurlu duruş? 'Bir Türk olarak ben soykırıma karşıyım, ırkçılığa karşıyım, soykırım Allah'ın belası bir şey, nasıl ya, benim atalarım böyle bir şey yapamaz, çünkü ben yapmam.' Dolayısıyla burada da bir onurlu duruş vardır."

bunu diyecek kadar da yürekli, iki tarafla da empati kurabilen bir insandı işte.
saygıyla anıyoruz.

bunlar ilginizi çekebilir