confessions

franz

Admin  · 6 Temmuz 2017 Perşembe

  1. toplam giri 903
  2. takipçi 26
  3. puan 18713

2006 fifa dünya kupası

franz
ooo, açılış maçı ev sahibi almanya ile kosta rika arasında olan ayak topu turnuvası.

hiç unutmam 37 ekranda izlemiştim maçları. ilk maçta frings'in uzaktan attığı gol hala gözümün önündedir. rooney'nin kırmızı kart alışı, cristiano'nun yavşaklıkları, sonuna kadar fransa'yı tutuşumu ve finalde üç çocukla ortalıkta kalmış gibi hissettiğim zidane'nin kafası sonucu aldığı kırmızı kart...

bir de bir top yapmışlardı ki.. 2002 dünya kupasından sonraki en favori top olmuştu gözümde. üniversitede bi arkadaşım orjinalini bulup getirmişti. ne sevinmiştim be.

matematiğe nasıl çalışılır

franz
abartılmaya gerek görmediğim iş.

sophos'a katılıyorum ne kadar soru çözülürse o kadar mantık oturuyor. çünkü bir yerden sonra soru kalıpları da aynılaşıyor. soru kökünü okumadan dahi cevaplanmaya, bu soru şuradan çözülür diye mantık yürütmeye başlıyor insan.

bundan ziyadde maalesef bizim eğitim sistemindeki şu açığı kullanmayı becerince olay kopuyor; ezberlemek.

matematik de artık salt olarak ezber ile çözülebiliyor. ters köşe yapan soru sayısı oldukça az.

mesela formülü ezberle, sonuca ulaşmamak için herhangi bir sıkıntı kalmıyor. bunu lisede eşit ağırlık okuyan biri olarak söylüyorum. mesela hala bu zamanlarda ezberlediğim formüller ile hala trigonometri, polinom, parabol, az biraz türev-integral çözebiliyorum şu an. artık nasıl kaldıysa aklımda, unutmam için çok çabalamam gerek. lisenin üzerinden de 10 seneden fazla zaman geçti.

yine de matematikle uzak olanlar için en büyük tavsiyem, geometirye eğilmeleri. çünkü orada zihninizi kullanmanız için soruyu şekilden şekile sokmanız gerekiyor. yanlış çektiğiniz bir çizgi soruyu tamamen yapılamaz hale getirebildiği gibi, nokta atışı ile birkaç on saniyede cevaba ulaşmak oldukça mğmkğn. bu muhakeme yeteneği, eğer ki formülü bilmiyor olsanız dahi matematiğin ikinci bölümü için en azından nereden devam edeceğiniz konusunda size çok büyük bir kolaylık sağlayacaktır.

ilk bölüm matematiği için hiç diyecek bir şeyim yok, onu hala yapamayan da artık ne etsin yani. bunu da 2020 kpss matematikten full çekmiş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim.

zoom

franz
onlayn eğitimde kullanılan altyapı hizmeti.

hayatımda bu kadar saçma bir şey görmedim. onlarca öğretmen var adamlar iki karış ingilizce bilmiyorlar. e sen de bu insanların bilmediklerini biliyorsun, koskaca da devletsin, bir tane türkçe pack attıramadın mı araya?

onu geçtim, teknolojiye uzaklık bilinen bir gerçek. internet desen altyapısını gözüne sokası gelir insanların. ne erişim var ne de mobil devletçilik var.

yahu sinirlenmeyeyim diyorum olmuyor. kaç ay oldu muhtemelen internet veren şirketler milyon dolarlar kaldırdı, belki de trilyonlar! bir tanesi de demedi ki gençlerin çocukların internete ve eğitime ihtiyacı var, her öğrenciye günlük 1/2 gb internet bizden hediye.

hadi bunlar yapmıyor, sen de devlet olarak demiyorsun ki herkese günlük internet veriyoruz. şu platformlarda ücretsiz olarak kullanabileceksiniz.

kimsenin derdi eğitim değil. kimsenin.

içine tükürsünler bu programında. skype kullansak daha kolay halledeceğiz her bir haltı.

bakınız yarım saattir bilgisayar başındayım. yarım saattir öğrenci bekliyorum. şifreyi, id'yi verdim. ben öğretmen olarak 4 saat boş ekranda öğrenci beklemek zorundayım. muhtemelen aralık sonuna kadar öğrenci gelmeyecek. yine muhtemelen ilk yarıyı da kapatacağız onlayn eğitim zırvası ile. ve ben her gün 4 saat boş boş bu amk programının karşısında bekleyip duracam.

sonra da kimi salaklar çıkacak mahmut hoca resmi paylaşıp "okl sadece dört duvar değil bik bik bik" ötecek. gel anlat bu ülkeyi çok sevidiğini söyleyen o velilere bunu. gel anlat haydi okullar açıkken, hatta ne okulu, daha doğmamış çocuğun hesabını yaparken "vatana millete hayırlı biri olsun" diye öten velilere.

hiçbiriniz mi sevmiyordunuz lan bu ülkeyi?? tatlı su milliyetçileri sizi.

amk kafayı yiyecem ya.

fatih terim

franz
anaokulu kursam temizlikçi olarak dahi almam kendisini.

bu adamın futboldan anladığı kadarıyla sokaktaki muhittin abi de anlıyor. ancak türkiye'de değer kazanacak biriydi, zaten öyle de oldu.

yurtdışında ne başarı sağlamış adam? elindeki takımlarda çocukluğumuzun kahramanları varken bile bir halt beceremeyip gerisin geri ülkeye dönmüştür. bağırmayla, kavgayla ne yönetici olunabiliyor ne de düzgün bir direktör.

ama türkiye işte.

ne kadar kabaysan, işini ne kadar az biliyorsan, o kadar çok değerlisin.

tarot falı

franz
zamanında bi bok yiyip baktırdığım fal türü.

ilişkinde sıkıntı yaşayacaksın demişti dangalak, yok yaa ne alaka dedim. gidip kız arkadaşıma nalattım. sonra niye baktırdın, o kim, niye böyle şöyle diye uzayıp bambaşka olaylara evrilen kavga sonunda cidden ayrılıyorduk.

amk tarotçusu. bulursam çökücem boğazına.

patlamış mısır

franz
Bunun kadar boş, saçma, gereksiz bir yiyecek var mıdır bilemiyorum. Tatsız, tuzsuz, susatan garip bir şey.

Başında pat küt patlamasını beklemek kadar da büyük bir zaman kaybı hiçbir şeyde Yok.

Yamuk yumuk şekilli beyaz yiyecek.

ermenistan

franz
siyasetçilerinin yaramaz çocuk gibi olduğu ülke.

bir diğerini de zamanında yunanistan yapıyordu. haydi yunanlıların tarihi bi geçmişi var, yaramaz falan ama saygı duyuyorlar yine de, sen kimsin amk, yakın doğu'dan kıl payı uzak kalışının verdiği heyecanla yaşıyor resmen adamlar.

bir diğer 3'üncü dünya ülkesi işte.

hipotermi

franz
yaklaşık 37 derece olan insan vücut ısısının, 35 derecenin altına düşmesi ile oluşan rahatsızlık.

sophos'un şu yazısını görÜnce aklıma geldi; (bkz:#147044)

sanırım geçen iki sene önce falandı. nöbet tutan bi asker soğuktan donarak ölmüştü. tabii Bizim medyanın çoğu "asker donarak öldü!" diyemeyip suçlunun kim olduğunu insanların gözüne sokmaktan korktuğu için asker hipotermi oldu demişti. sadece korkudan mı yoksa yeni bir kelime kullanmanın heyecanından mı bilemiyorum elbette.

hipotermi, pandemi, asparagas, layk, heşteg, dm, ...

laptop önerileri

franz
bir süre daha alınmamasını önereceğim başlık.

yaklaşık 2 ay kadar önce bi laptop aldım. sürekli gözüme takılan bi modeldi, ilife diye bi marka; i3, 4 ram, 1 tb hafıza, 2.0 ghz, x64.

bunu 2bin liraya aldım. 2 ay kadar önce. belki o kadar dahi değil.

şimdiki fiyatı 3.750 tl olmuş.

her işimi görüyor mu, görüyor. gayet memnunum. ancak bu kadar fiyat farkı da dolandırıcılık resmen. fırsatçı kapitalist köpekler.

bir-iki hafta daha sabredin. e-okul'a giremeyen öğrenciler için bi kampanya falan yaparlar diye bekliyorum. ha fiyat farkı çok düşer mi, sanmam. belki en fazla kdv. ama şimdiki piyasaya göre uygun olur. bi tane de yeğen bulursunuz kendinize, yabıştırırsınız laptop'u.

ben bile düşünüyorum hahtta, sonra da karaborsada okuturum. miss.

edit piaf;

piyasaya göre uygun olabilecek bir fiyata satılıyormuş hala. belki birilerinizin işine yarar;

evkur, peşin fiyatına taksit taksit bardağınızdan öber
3

alo 150

franz
Cimer şikayet hattı.

Sözlü dilekçe ile şikayet oluşturulabilir, iptal edilebilir.

Yalnız biraz yoğun bir hatmış, ulaşmak için kılı kırk yatmak gerekebilirmiş.

lazlar

franz
Her trabzonlu'nun olmadığı şey.

Mesela ben de çepni'lerdenim. Lazlık ile ilgimiz hiç yok. Soy araştırmamızda ermeni buldum bir adet sadece o kadar.

Konuşmamı duyunca da "vvuaaa senin aksanın yok sen nasıl lazsın" diyen zırtapozlar ağzına kürekle dalacam artık.
0 /