confessions

pencere

βετεράνος♛  · 18 Şubat 2019 Pazartesi

  1. toplam giri 1284
  2. takipçi 15
  3. puan 32450

kardeşim bir pilottu

pencere
muhteşem bir brecht şiiridir;

bir pilottu kardeşim.
güzel bir günde emri geldi.
hazır etti çantasını,
güneye doğru koyuldu yola.

bir fatihti kardeşim.
yerimiz yoktu yaşamaya.
topraklar ele geçirmekti
öteden beri hayalimiz.

kardeşimin fethettiği yer şimdi
guadarama dağlarında.
boyu tam bir seksen,
derinliği bir elli.
2

bir alman anasının ağıdı

pencere
muhteşem bir brecht şiiridir,

bir alman anasının ağıtı

bu çizmeleri bendim sana giy diyen, oğlum,
bu haki gömleği bendim sana giy diyen.
nerden bilecektim bu kara günleri göreceğimi,
bilseydim, giydirmem, derdim, giydirmem,
asın beni, derdim, daha iyi.

elini görürdüm hani ben senin, oğlum,
"hayl hitler!" diyerek kaldırdığın elini,
hitler' i selamladın diye, nerden bilecektim,
kuruyacağını bir gün elinin.

duyardım, oğlum, söz ettiğini senin
üstün bir ırktan.
nasıl varacaktım farkına, nerden bilecektim, nerden
celladıymışsın meğer sen kendinin.

gittiğini görürdüm senin, oğlum,
uygun adımla hitler' in ardından.
nerden bilecektim, onu izleyenin
artık bir daha geri dönmeyeceğini.

bana derdin ki, oğlum, derdin ki:almanya
gelecek bir gün atnınmaz hale.
nerden bilecektim, oğlum, bu yerin nerden bilecektim,
küller ve kanlı taşlar arasında kalacağını böyle.

haki gömlek vardı her zaman sırtında senin.
giyme şu gömleği demedim sana, demedim, oğlum.
bu günleri göreceğimi bilmiyordum, ne yapayım,
sana o gömleğin kefen olacağını bilmiyordum.

bertolt brecht

alman savaş okuma kitabından

pencere
muhteşem bir bertolt brecht şiiridir;

takvimde gün henüz işaretlenmemiş.
her ay, her gün
açık durur hala.
bu günlerden biri
işaretlenecek bir çarpıyla.

işçiler haykirirlar ekmek diye.
tüccarlar bağırırlar pazar diye.
eskiden işsizler açtı,
şimdi işi olanlar aç.
artık yeniden başladı çalışmaya
kavuşmuş duran eller:
yaptıkları gülle.

sofradan eti kaldiranlar
öğretiyorlar kanaat etmeyi,
hep bana, hep bana, diyenler
bu kez istiyorlar özveri.
tıka basa yiyenler
gelecek güzel günlerden
söz ediyorlar açlara.
uçuruma götürenler ülkeyi
diyorlar, yönetmek çok zor,
sıradan insan yapamaz bu işi.
liderler söz edince bariştan
anlar halk
savaşın geldiğini.

liderler lanetlediğinde savaşı
seferberlik emri yazılmıştır bile.

baştakiler der ki : bariş ve savaş
iki farklı şey.
oysa rüzgarla fırtına gibidir
onların barışı ve savaşı.

savaş doğar onların barışından
anasından doğan oğlan gibi,
taşır oğlan anasının
o korkunç yüz çizgilerini.

öldürür onların savaşları
ne varsabarışlarından
arta kalan.

gece,
evli çiftler
yatarlar yataklarında.
bizim tazecikler
yetimler doğuracak.

baştakiler der ki: orduda
yoldaşlık hüküm sürer.
bu işin doğrusu
mutfakta görülür
görülse görülse .
yüreklerindeki cesaret
belki aynı.
ama tabaklarındaki yemek
farklı.

almanca yakarış

pencere
ALMANCA YAKARIŞ
Ulu önderlerimiz mutlu bir gün buyurdular bize:
-Dazig ile Varşova' yı alacağız!
Uçaklarımız ve tanklarımızla saldırdık Polonya' ya,
yirmi günde ulaştık hedefimize:
Tanrı korusun bizi!
Ulu önderlerimiz mutlu bir gün buyurdular bize:
Alacağız Oslo ile Paris' i!
Norveç'i, Paris'i işgal ettik,
ulaştık altı hafta geçmeden hedefimize.
Tanrı korusun bizi!

Ulu önderlerimiz mutlu bir gün buyurdular bize:
-Sırbistan' ı, Yunanistan' ı, Rusya' yı alacağız!
İşgal ettik Sırbıstan'ı, Yunanistan'ı, Rusya'yı,
Ve...
İki yıl var kurtarmaya çalışırız kıçımızı.

Tanrı korusun bizi!
Bir gün gelecek ulu önderlerimiz buyuracaklar bize:
-Ayı da alacağız, Okyonusu' u da!
İyi ama, çok zor şu Rusya' da dayanmak,
karşı durmak düşmana, kara, kışa,
ne zaman döneceğini bilmeden.
Tanrı korusun bizi, döndürsün evimize!

Bertolt BRECHT

barış pınarı harekatı

pencere
pek değerli kadın bir sosyoloğumuzun da dediği gibi george orwell yaşasaydı erdoğan'ı ayakta alkışlardı. 1984 romanının evrenindeki barış bakanlığını anımsattı bana bu herekat ismi.
zira artık insanın başta kendine sonra soyut somut, iyi kötü her şeye yabancılaştığı bu sistemde normal hal budur. zaten artık ohal'de de değiliz. hal normal haldir.

savaş-barıştır
özgürlük-köleliktir....

seyyar vatandaşım bir adresim yok benim

pencere
ferhan şensoy evreninin muhteşem dizisi olan boş gezen ve kalfasının açılış müziğindeki sözdür. bu yapımı övecek kelime bulamıyorum. youtube de bütün bölümleri mevcut. kendinize bir iyilik yapın ve izleyin derum.

ve yine ustamızın dediği gibi, aylak aylak gezmek, aylak aylak oturmaktan iyidir.

mansur yavaş

pencere
solun da solunda bir solcu olarak aşırı sevdiğim insandır. bizzat tanırım kendisini, adam gibi adam değil insan gibi insandır. halkla kollektif bir şekilde başarılarının devamını dilerim.

sırrı süreyya önder

pencere
titre metiner geldi gelmekte olan. çıktı iki gözümün çiçeği. bundan sonra demirtaş'a da, yüksekdağ'a da, sırrı abeye de terorist diyene alnını karışlıyarak sorarım. kimsin lan sen? hakim misin savcı mısın? yargı kararıyla aklanan kimseye hiç kimse böyle yaftalar yakıştıramaz.

yaa bu çocuklardan terorist mi olur bir gidin allah aşkına.

işte karşınızda ferhat tunç'un ğaz arkadaşları. polisin attığı var ya işte o.



kaliteli yaşamak

pencere
türkiye halkının neden kitap okumadığına dair asırlık bir yalan vardır. osmanlı'ya matbaa geç gelmişmiş de, ondanmış da. yıllar önce bu hususta doyurucu bir yazı okumuştum. özetle türkiye halkının kendine tahamülü yoktur. kitap okumak bir kendine tahamül işidir diyordu.

kanaatimce kaliteli yaşamın baş harfi insanın kendisine tahamül edebilmesidir. bu insan şunu da anlar ve bilir ki, bireyin kendisiyle ilişkisi başkalarıyla da ilişkisidir. başkalarıyla ilişkisi kendisiyle ilişkisidir.

dar açı

pencere
muhteşem bir hasan hüseyin korkmazgil şiiridir;

Anlatmak istedikçe herseyi birden yitiriyorum
Bir kutupyıldızı bir ben bir dinmeyen ağrılarım
Yapayalnız kalıyorum birden güzelim
Ve müthiş ağlamak istiyorum
Gecenin kanatları kırık bir saati var bilmem bilir misin
Ölüm korkusu alkol gibi yayılır damarlara
Sakın o saatte sokaklara çıkma
Denize bakma
Karanlığa
Yıldızlara bakma sakın
O saat
İşte güzelim o saat
Ölüm, o ateşkuşu
Ölüm; o mavidüğüm
Deniz kızlarının türküsünü söyler
Ben yalnızım
Orkestrada kırık bir saz
Kanayarak koşan bir kurt
Yüreğim dağbaşında unutulmuş vakur bir bayrak yırtılırcasına
Bir kutup yıldızı bir ben bir dinmeyen ağrılarım
Çiftleşen kuşların böceklerin insanların yalnızlığı
Ve müthiş ağlamak istiyorum

sondan bir önceki çarşamba

pencere
muhteşem bir hasan hüseyin korkmazgil şiiridir. bir çoğumuzun hayatının en hakikat özetidir;

Uyuyup uyuyup uyanıyorum
hah diyorum
herhalde tamam
yağmur yağmayagörsün zifiri karanlıkta
şimşekler çiziçizivermesin penceremin camını
ışıklar kararmasın tren kalkarken
hah diyorum
herhalde tamam

ağaçlara bakıyorum her bahar
ağaçlarda bir telâş bir telâş soluksoluğa
böcekler geziniyor damarlarımda
hah diyorum
herhalde tamam

sigaram bitse geceyarısı
iki kişi karanlıkta birşeyler fısıldaşsa
iki beygir boşansa koşumlarından
bir it kırsa zincirini durup dururken
koşaradım geçenler olsa bulvardan
şunu buna onu ona sarılır görsem
biri bir mantar tabancası patlatsa
bir gazeteyi birkaç kişi birden okusa
uzun uzun düdükler – betonda kahkahalar
hah diyorum
herhalde tamam

durmadan büyüyor büyüyor saksıda çiçek
sıcakların ardından soğuklar geliyor çıkıp
yerelması büyüyor da büyüyor yerin altında
her sabah yeni yeni kitaplar vitrinlerde
gazeteler koca koca başlıklar çekiyorlar
biri bir heykele nutuk çekiyor
biri şifreli bir telgraf çekiyor
cankurtaran geçiyor vınlayarak
hah diyorum
herhalde tamam

ve günler böylece gelip geçiyor
ne it ne at ne yağmur
ne saksıda durmadan büyüyen çiçek
ne vurulan kapım ne çalan zilim
hiçbiri hiçbiri getirmiyor bana
yıllaryılı beklediğim o güzel günü

filizkıran fırtınası

pencere
muhteşem bir hasan hüseyin korkmazgil şiiridir;

gün doğmadan başladı filizkıran fırtınası
evler yemen türküsü
sokaklar seferberlik
öyle bir gariplik ki
öyle bir tedirginlik
yaz başında güz sonrası

ayvalar çiçekteydi
güller daha tomurcuk
açıl demişti güneş
açılmıştı kıraçta kış elmaları
çözül demişti güneş
çözülmüştü yılanlar karanlık odalarında
dallarda yuvalar tüy kokuyordu
düğünçiçekleri şenlikli

gün doğmadan başladı filizkıran fırtınası
ne dal kaldı ne tomurcuk
yerden yere çaldı otları ağaçları
insan yüzlü bir korkuluk
üşüdüm dünyalarca
baskın yemiş bir kent gibi üşüdüm
sergen etti filizleri sapsarı bir karanlık
bahardan kışa düştüm

acılı günler gördüm
sığdıramam bir tek günü bir koca yıla
geceler geçirdim yoz kentlerin bulvarlarında
nice baharları kışlara gömdüm
uzak düştüm yelinden yelvesinden acılı yurdun
uzak düştüm umudundan mutundan
yomundan uzak düştüm
bunaltının böylesini görmedim

severim fırtınanın her türlüsünü
ormanlar uğultulu sular dalgalı
severim filizkıran fırtınası'nı
kırıp kanatmıyorsa sevincin türküsünü
nerde benim baharım
dalım yaprağım nerde
gece çökmüş üstüne kerpiçsel yalnızlığın
sanki kaplan pençesinde bir manda böğürtüsü
ne kuş kalmış ne çiçek
ne kırmızı ne yeşil
sapsarı karanlıkta yerler bahar ölüsü

masal kokusu

pencere
muhteşem bir hasan hüseyin korkmazgil şiiridir;

Ben bu kapıları bir bir açarım açmasına ama kırarım
Şehzadelerle gitti ölü devin altın anahtarları
Masallara dönük yüzlerinizde o hiç eksilmeyen kaygu
O donuk maviliği masal cennetlerinin
Bırakın işte gözleriniz alın işte yumruklarınız
ama siz aptalsınız aptalsınız
Birgün masallaşırsam görün işte cüceliğimi
Aktıkca büyüyen sulardı benim şarkılarda aradıklarım
Ben bu kapıları bir bir kırarım kırmasına ama siz korkaksınız
Daha çocuk bile değilsiniz siz
Devler çizersiniz altın sarayların kapılarına
sonra durup ağlarsınız ağlarsınız
Bu kan sizin kanınız , evet ama ya siz kimsiniz
Neden böyle yorgunsunuz neden böyle aldatılmış
Alıcıkuşlar döner ürpertili etlerınize
Mumyaların gölgesinde piramitler dikersiniz
Atı otu iti eti bırakıp gerçek saraylarda
sürülerle kaçarsınız kaçarsınız
Aktıkça büyüyen sulardı benim şarkılarda aradıklarım
0 /