confessions

pencere

βετεράνος♛  · 18 Şubat 2019 Pazartesi

  1. toplam giri 1024
  2. takipçi 14
  3. puan 26660

suriyeliler

pencere
toplumumuzda kendilerine karşı aşırı biçimde haksız bir ırkçılık gösterilen halktır. toplumumuz her gün yoksullaşmanın getirdiği baskıyı bu insanlar üzerinde bir mastürbasyona dönüştürmüş durumda. durumun ileriki günlerde daha vahim sonuçlara gitmesinden endişe ediyorum. yazık ki bu tehlikeyi bazı popülist muhalefet partileri körüklemektedir. iktidar partisi de hiç bir tedbir almamaktadır.

şunu mutlaka belirtmek isterim ki, suriyeli'lerin aldığı sosyal yardımlardan, türkiye cumhuriyeti vatandaşlarının cebinden bir kuruş çıkmamakta. zaten öyle aman aman bir sosyal yardım da aldıkları yok. hastanelerden aldıkları ücretsiz sağlık hizmetinin bütün faturaları da ab fonlarından karşılanmaktadır.
hatta yakın zamanda bu hizmet kaldırıldığında sosyal medyada ilkel maymun dansı yapan bazı ırkçılar oldu sevincinden. keşke bu danslarını kendilerinin neden bir çok yaşam hakkına ücretsiz olarak ulaşamadıklarını protesto şekli olarak geliştirseler.

o zaman hadi hep beraber dans ederek soralım. suriyeliler için harcandığı söylenen 50 milyar dolar kime ve kimlere gitti?

love me tender

pencere
sabah sabah kulaklarınızdan içeri ve kalbinize doğru akacak muhteşem bir şarkı bırakıyorum diyecektim ki saate baktım neredeyse 15 olmuş. olsun, benim her yeni uyandığım vakit daha sabahın körüdür felsefesiyle sözlüğümüze bıraktığım muhteşem bir elvis presley eseridir.





frank sinatra

pencere
müzik sanatına kattığı yorumculuğu oranında her izlediğimde kusursuz oyunculuğuna da hayran kaldığım italyan'dır.

bazen soruyorum kendi kendime, nefret ettiğim bir işte 5 gün 8 saat neden çalışıyorum. egemenlerin rasyonaliteye bu denli savaş açıp insanı yoz yoz çürüttüğü bir dünyada neden yaşıyorum? sorular ve sorunlar elbette çoğlatılabilir. fakat işte üstad öyle bir şarkı yapmış ki, ı love baby, bir gün dağ tepe, sokak cadde her yerimde tekrar bu şarkının çalınıp söylenmesi umudu yaşatıyor işte insanı.
20 li yaşlarımda dünya devrimi, insanlığın kurtuluşu falan filan gibi büyük sebeplerle de yaşardım. onlar yine olsa iyi olur tabii. fakat işte bazen büyümek için küçülmek gerekebiliyor.

ı love baby şarkısı insana mutluyken çok iyi gelen, mutsuzken bile bir miktar iyi eden sanatçıdır.

özdemir asaf

pencere
Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep, hep yeniden başlamak isterim.

muhteşem dizelerinin yazarıdır.

sözlük yazarlarının ruh hali

pencere
bugün iş çalıştığım kurumda 40 yılda bir, bir insanla ben de normal insan sohbeti edeyim dedim. çay getiren müstahdem arkadaşımız neslihan'a, ''neslihan ne zaman bir annelik yapacan da evlendirecen beni'' diye sordum gayrı ihtiyari. hatta tamamen laf olsun diye.
neslihan'ın bugüne kadar açık sözlülüğünü hep çok sevmişimdir. lakin işte insan oğluyuz, açık sözün ucu bize dokunduğu zaman kulaklarımızda patavatsızlık olur patlar hadise. neslihan dedi ki;
''abi evin araban var mı?''

yok.

kızgınlığım yahut cahil şaşkınlığım neslihan'a değil. ''ulan bu yaşa geldim hala evim arabam neden yok'' tarzında kendime hiç değil.
2 yıldır, 4500 kişinin çalıştığı bir kurumda çalışıyorum. sanırım bu 4500 kişinin kahir ekseri beni ismen ve cismen tanır. hepsinin kötü gününde yanında olmaya çalışmışımdır. bir çoğu için bütün kredimi ve şartları zorlayıp olmazı olur kılmışımdır. en tepe amirimden, en ast çalışan arkadaşlarıma kadar bir saç teli inceliğinde bile saygıda fark gözetmemişimdir. fakat işte hayatın genel gerçeği ''evin araban var mı?''

bugünlük yıkkınım. bugün yine bizim kaybettiğimiz bir gezegende yaşıyoruz. saçma sapan bir iyimserlikle söylemiyorum fakat sonunda biz kazanacağız. yahut günün sonunda hepimiz kendi yaptığımız beton binaların altında kalacağız. yahut birilerinin son model arabaları ruhumuzun üstünde geçe geçe bizi bedenen de parçalayacak. bu ki dünyanın sonudur.
fakat masmavi dünya güzellikle yeniden doğacak.

bir de her biji elvis presley. ne alakası var aq diyebilirsiniz demeyin. hal benim, ruh benim.

helale

pencere
kürtçede dağ lalesi anlamına gelen sözcüktür. aynı zamanda benim için büyülü bir kardeş türküler çalışmasıdır. çok sesli müzik nasıl yapılır? insana neresinden iyi gelir üzerine bir derstir kanaatimce.

oy fadike

pencere
baştan sona muhteşem bir kardeş türküler çalışmasıdır. aynı zamanda kürtçe halk ezgisidir. kardeş türküler bu ezginin içine muhteşem bir davul zurna halayı ve sonuna harikulade bir vedat yıldır ağabey uzun havasıyla mükemelleştirmiştir.

doğu akdeniz krizi

pencere
bölge devletlerinin sırf türkiye hükümetine olan gıcıklıklarından tırmandırdığı krizdir. yoksa herkes biliyor ki oradan çıkartılacak doğalgazın astarı yüzünden pahalıya gelecek. düşünsenize bahse konu devletlerden, israil'inden, mısır'ına aramızın iyi olduğu ülke yok. zaten kıbrıs cumhuriyetini sokakta görsek tanımıyoruz. yunanistan'la da çarşı her an karıştı karışacak durumunda.
bizim hükümetimizde yarın öbür gün ekonomide neler olabileceği malum, bari boka sarışa peçete yetmezse doğal gaz ayağına milliyetçilik gazı pompalarım diye diri tuttuğu kriz.

ahmet davutoğlu

pencere
bu adamı televizyonda ne zaman görsem elleri gözüme kıp kırmızı görünmekte. yüzünde ise hiç al yok. oysa elleri, reyhanlı, suruç ve ankara garı kırmızısı. ellerini biraz yüzüne götürse belki az kızarır da bizde hala bir miktar hayası vardır diye avunuruz.

büyük usta barış manço'nun, harikulade metaforlarla bir insanlık erdemi öyküsü anlattığı ''kul ahmet'in çekedi'' şarkısını kendine bir klipte makyaj etmiş. klipte yılmaz özdil bile eleştiriliyor ama erdoğan'ın ''e'' si yok.
bu korkaklıkla girerse muhalefete, ekime kalır baraj altı.

sunay akın

pencere
korkak küçük burjuva bir aydındır. fakat aynı zamanda çağımızın yüz akı bir şairdir.

havalar ısınmaya başlayınca
bu aşk da biter
ben ki bırakırken
bir anlık gülümsediniz diye
paltonuzun sıcaklığıyla
avunan vestiyer

göremezsiniz çocukluğumun
siyah beyaz fotoğraflarında
komşuların verdiği
atık yünlerden
annemin ördüğü kazağın
renkliliğini

aralarında yürüdüm 1 mayısta
masal kahramanlarının
çok yoksulluk çekmişler
adındaki pamuğu
bile kullanmış prenses
bir regl gününde

karıştırılsın semaver külüne
yakılan bedenim
üstüne devrilince beyaz geminin
fanilası rakı kokan babamın da
inanmıştım bir gün öleceğine

ellerin elçizgilerimden
aşktan aşka geçen bir yaya
terasa asılı çamaşırların
arasında öpüştüğümde anladım
ıslaktır aşk
ve mahkumdur kurumaya

onat kutlar

pencere
bombalı bir saldırı sonucu yaşamını yitirmiş türkçenin en iyi şairlerindendir. bugün ölüm yıl dönümü falan değil. fakat ülkemizin aydınlık geleceği için can bedeller ödemiş güzel bir insanı unutacak kadar nankör bir halk olmadığımızı düşünüyorum.
onun dizelerinin haritasından kalbimize bir su yolu açmak da kendimize verebileceğimiz hediyelerdendir.

cezayir ağacı

sevgilim cezayir beyaz bir duvar
bir yani akdeniz öbür yani nar

senin nar ağacın
benim denizim
ve duvar

bir yasemin senin gibi cezayir
ve de zakkum benim gibi zehir

aures'ten rüzgar
senin kokunu
bana getirir

bütün gece kabylie berberileri
hurma dallarından denize geçti

ama nice yıllar
göremedim bile
senin düşlerini

kurşun kanatlarıyla tarihin
derin ovasında uçuyor konstantin

ve göğsümü bir zeytin
dalıyla okşayan
yüreğin

bu şiiri sevgilime adadım
hadj ali, benzine ve öteki dostlarım

kanlı bir gül çizgisiyle
ayrılırken haziran

mor perdelerle otel aletti
bir ateş ağacı gibi yandı gitti

sevgilim
ayrılık
canıma yetti

türk şiirinde erotizm

pencere
çıplak

bereketli göğüslerin
dudakların aşkla ıslak
cennetten kovulan ırmak
yatağımda çırılçıplak
her gece gürül gürül ak
yıkık yönlerimi götür
umutsuzluğumu yıka
yarına beni değiştir
geldiğin yerlerim yeşil
gittiğin yerlerim kurak

necati cumalı

imf

pencere
dünya halklarının başında eli soppalı bir tefeci olduğu algısı ve olgusu yanlıştır. imf, mevzu bahis devletler talep etmedikçe kimseye sana para vereyim demez. bir devletin imf'nin eline düştüğünde en az 5 yıl iflah olmadığı olgusu doğrudur. fakat o devlette yaşayan vatandaşları yoksullaştıran kendi yerel sömürücüleridir. ve hatta çoğu zaman o ülke vatandaşlarının yıllarca avanta peşinde koşup, uçurumun kenarında olduklarını farkedememeleridir.

mesela balalayka ülkesini herkes bilir. pek bize benzemeyen ve bizden epey uzakta bir ülkedir bu balalayka. o ülkenin yöneticileri dışarıda para ucuzken yarın olmayacakmış gibi borçlanmışlardır. bu paranın küçük bir kısmını düşük faizler yoluyla halka kredi olarak pompalamışlardır. büyük kısmını da mütahitlere kendileri dışarıdan aldıklarının da aşağısında bir faizle vermişlerdir. bu sayede memleketin en verimli tarım ve orman arazilerine kat kat toplu konutlar inşaa edilmiştir. ülke vatandaşları 40 yıllık borçlara sokulmuş, bu besili mütahitler paralarını peşin almıştır. 20 yıl önce 20 bin lira etmeyen arsalar bir gecede 2 trilyon olmuştur. ve kimse de nasıl böyle oluyor ki diye sormamıştır. aynı, neden bugün dünyada gıda fiyatları bu kadar düşerken bizde bu denli yükseliyoru sormadığı gibi.

balalayka ülkesinin yöneticileri hokus pokus kamu ihale yasalarıyla normalde 3 liraya yapılacak işleri 10 liraya yaptırmışlardır. üzerine bir de hala o mütahitlere kol kol dolar bazında kiralar vermektedirler.

bu sayede ülkede istihdam varmış gibi gözükmüştür. bankada kredi neredeyse bedava, her eve iki araba girmiştir. herkes maaşının 3 katını borçlanarak gününü gecesini cafe barlarda yaşamıştır. falan filan.

ama işte gün gelmiş bu ülkede de deniz bitmiş, hazıra dağ dayanmamıştır. borçlar hem ulusal hem bireysel olarak döndürülemektedir. kimse de haliyle balalayka devletinin bu haline ucuz kredi artık vermemektedir.
bu ülkenin liderleri zamanında halka şunu söyleyip seçimler kazanmışlar.
''artık imf'ye allah kuruş borcumuz kalmadı''
fakat o zamanlardan ülkenin bilim insanları şöyle bağırmışlar ama seslerini duyuramamışlardır.
''çünkü imf'den 1 faizle alacağın borcu uluslararası tefecilerden 3 faizle aldın da ondan imf'ye borcumuz yok.''
zaten bu bilim insanlarının bir kısmı da bugün hapistedir.

balalayka ülkesinin ekim ayına kadar 170 milyar dolar bir borcu çevirmesi lazımdır. bu ülkenin vatandaşları hala her gece cafelerde, ve 12 taksitle satın aldıkları tatillerdedir.
imf sana asla bu kadar para veremem demektedir. geleceksem bile bütçenden en az 70 milyar dolar tasarruf göstermelisin demektedir. bu kamu ihale yasasını acilen değiştirmen lazım demektedir.
peki bu tasarruf acaba hangi yoksulun yahut orta sınıfın gırtlağından alınıp gösterilecektir?

falan da filan da işte. allahtan balalayka bize çok uzak ve benzemeyen bir devlettir.

türk şiirinde erotizm

pencere
yazık ki toplumumuzda bazı kadınlar ve erkekler kybele heykeli gördüklerinde bile utanmaktadırlar. oysa kadın bedeni muhteşem bir varlıktır ve utanılacak hiç bir yanı yoktur. aksine en güzel şiirlerle övülmelidir. şiirimizde buna iki ayrı şairden iki ayrı şiirle örnekler vermek isterim.

"böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
en uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
kesmemeye
laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
bütün kara parçalarında
afrika dahil

aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
yatakta yatmayı bildiğin kadar
sayın tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
bütün kara parçaları için
afrika dahil

senin bir havan var beni asıl saran o
onunla daha bir değere biniyor soluk almak
sabahları acıktığı için haklı
gününü kazanıp kurtardı diye güzel
birçok çiçek adları gibi güzel
en tanınmış kırmızılarla açan
bütün kara parçalarında
afrika dahil

birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
değerlendiremez
bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
iki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
diziyorlar
bütün kara parçalarında
afrika dahil

burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
aklıma kadeh tutuşların geliyor
çiçek pasajında akşamüstleri
asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
bütün kara parçalarında
afrika hariç değil"

cemal süreya

misafir

bir gece misafirim olsan yeter,
dolar odama lavanta kokusu;
soğur sevincinden sürahide su.
ay pencerede durup durup güler.

havva kızlarının en dilberini
görsün diye aya karşı soyunsan!
okşasam, öpsem, koklasam bir zaman,
vücudunun ürperen her yerini.

teneffüs eder gibi seviştikçe,
doğacak çocuğum aklıma gelir;
şiir söylerim saadete dair,
odama misafir olduğun gece.

cahit sıtkı tarancı
2 /