confessions

pencere

Viski  · 18 Şubat 2019 Pazartesi

  1. toplam giri 276
  2. takipçi 8
  3. puan 7126

birinci meşrutiyet

pencere
abdulhamit 19.yy'nin sonlarında bir şehzadeyken, kendisini dönemin liberal aydınlarına oldukça idealist bir demokrat olarak yedirmeyi başarmıştır. eğer padişah olursa bir anayasa kabul edip, meşruiyeti ilan edeceğine dair söz vermiştir. padişah olunca dediklerini de yerine getirmiştir. fakat çıkartılan anayasada padişahın meclisi fesih yetkisi bulunmaktadır. ve çok geçmeden de 2. abdulhamit bu yetkisini kullanmıştır.

bugünkü anayasamızda da, allah başımızdan eksik etmesin uzun boylu sevgi insanımızın meclisi fesih yetkisi vardır.
19.yy'den bile daha geri olan bu anayasa meclisten geçerken, sadece bağırarak halka umut satıp cebini doldurmayı bilen muhalefet partileri mal mal bakmıştır.

sokrates'in savunması

pencere
sokrates'in, bir şeyler bildiğini iddia etmenin en büyük cahillik, hiç bir şey bilmediğinin farkında olup da, bir merak ateşiyle yanıp tutuşmanın en büyük bilgelik olduğunu savunduğu eserdir.
filozof demek bilmek demek değildir. bilgiyi aramaktır. bilgiyi hakikat olandan, tasnif etmektir. bence sokrates bu güdünün salt filozoflarıa ait değil, bütün sıradan insanlara yayılmasını istediği savunması yüzünden büyük bir öfkeye uğramıştır. egemenler bütün insanlığın tek kurtuluşunun hakikat savaşçılığı olduğunu gören sokrates'i gözlerini kırpmadan idam etmişlerdir. hegemonya'nın bu tavrında şaşıracak bir şey yoktur.

fakat kölelerin bu idama gözlerini kapamaları, sokrates'i duymazlıktan gelmeleri bu yüz yılda bile beni kahreden bir olgudur.

günün şiiri

pencere
zamanlar

hepsini gördüm ayrı ayrı,
kuşların zamanı tunç rengindedir.
tanrılardır taşın zamanı,
denizin zamanı ölür dirilir.

göğü tanıyamadım, yok ki,
sahipsiz zamanlarla doldurmuşlar,
ama ordan iner o eski
ölümsüz sevdaların zamanı kar

ve havlamayan dev köpekleriyle
insanın zamanı... olmayan
ama hayalet bir yasemin gibi kokan,
toprağımız eşelendikçe.

melih cevdet anday

her erkeğin adam olmak için feminist bir kadına ihtiyacı var

pencere
az önce twitterda selçuk şirin diye bir yazardan okuduğum sonuna kadar haklı önermedir. artık bütün dünyada erk'i kadınlar ele almaz ise, dünya biz erkeklerin kişisel hıyarlıklarıyla daha beter bir salatalığa dönüşüyor.
bu olay kişisel yaşamlarımızda da aynı şekilde gidiyor. zulüm her zaman iki taraflıdır. bir insana zulüm yapan insan, kendi ruhunu da bundan koruyamıyordur. 6000 yıldır kadını ekonomik güçten, cinsel güce kadar her türlü tahakküm altına alan erkek kendi ruhunu da parçalamış ve insanlık değerlerinde bir milim yol almamıştır.
sanırım bunda kadının genetik baskılanmalarının da olayı var. freud'un ''elektra kompleksi, fallik obje hayranlığı'' buna örnek olabilir. yahut bizim topraklarımızda da yüz yıllardır söylendiği gibi ''celladına aşık olmak''

fakat artık insanlığın da, kadının da zulüm karşısında ağlayacak vakti, lüksü kalmamıştır. kadın- erkek ortak ve özgür yaşam, ancak radikal feminist bir anlayışla mümkündür.

yeni zelanda'da gerçekleşen cami saldırısı

pencere
sadece islam alemine değil, bütün insanlığa baş sağlığı diliyorum. orada yaşamını yitirenler öncelikle müslümanlar değil, masum insanlardır. katledilen insanlıktır.
gayrı müslümler, müslümanları öldürmemiştir. bu saldırı, faşizmin masum insanlara saldırısıdır. aynı, son 5 yıldır ülkemizin de içinde bulunduğu ortadoğu'dan, fransa'ya kadar yayılan terörün müslüman terörün, müslümanlar tarafından yapılmadığı gibi.
üzerlerine, islam, hrtistiyan, yahudi sosu döken bu terör, emperyalizmin hizmetindeki faşist terördür.

kan kanla yıkanmaz, kan suyla yıkanır. eminim bugün gayrı müslüm vatandaşlarımız da herkes kadar üzgünler. bu saldırıların bir daha gerçekleşmemesinin tek yolu sol duyulu olmaktır. gerisi emperyalistlerin gazına gelip bağcu dövmektir.

halkların demokratik partisi

pencere
hdp sadece bir türkiye partisi değil, türkiye'nin her yeridir. ülkemizin şimdilik karadeniz hariç her bölgesinden vekil çıkartmış demokratik bir partidir. hiç bir kriminalize tanıma sığmayacak sayıda halk desteği vardır.

daha çok hayat için sen de uzat elini...

ya me ye!!! yani bizimdir.

ekrem imamoğlu

pencere
tamamen karşıtım bir siyasi görüşte olsa da hakkını teslim etmem gerekir ki aklı başında bir adam. chp seçmeni arkadaşları tenzih ederek söylüyorum bunu ki, chp'de aklı başında siyasetçi kaldığına şaşırdım. istanbul'u alma şansı var. yahut kaybetse de yarım- bir puan farkla kaybeder.

bu da büyük başarıdır. ama asla kılıştar'ın başarısı değildir. siyasette aklı başında değişim isteyen her siyasi tabandan halkın arzusudur. bu arada ekrem beyin, kızgın akp'lilerin de blok halinde oyunu alacağından şüphem yok. asıl kişisel başarısı tam da burada olacaktır.
4

savunma mekanizmaları

pencere
birbirine çok zıt görünse de, kanaatimce en temel iki savunma mekanizmamız, endişe ve kendimizi rahatlatabilme mekanizmalarımızdır.

insanda paranoya ruh hali, evrimsel biyolojik olarak normal ruh halidir. yüz binlerce yıl mağralarda, ağaç dallarında yaşayan atalarımız, vahşi hayvanlar için kolay bir hedefti. bugün paranoya diye adlandırılan bir hayat tetikliğinde yaşamak zorundalardı. fakat bu ruh halini sağlıklı bir endişe güdüsüne dönüştürüp, gerekli silahları yaparak, sonrasında besin zincirinin tepesine oturmayı bildik.

bugün de, rahatlık ve endişeyi bir arada yaşam içinde ve kendi içimizde kurmayı başaramazsak zorlukların üstesinden gelme şansımız yoktur.
ruhumuzda gerekli rahatlamayı sağlamadan, endişelerimizin esas can alıcı noktalarını da gerekli ölçüde göremeyiz.

paranoya her ne kadar normal bir ruh hali olsa da, kaos asla normal bir yaşama hali değildir. kaos yaşam hallerinden biridir.
insanoğlu, kaosu bir afyon gibi ciğerlerine çekmekten vaz geçmelidir.
elde bulunan imkan ölçülerini sağlıklı bir taktiksellikle kullanarak içinden çıkılmayacak kaos yoktur.
hani derler ya "bir tek ölüme çare yok" fakat ölüm acısına bile çare vardır.

yeter ki, bir savunma mekanızması olarak, enseyi karartmayın. kuyruğu da dik tutun.

kocalmaya alışıyorum

pencere
Kocalmaya alışıyorum dünyanın en zor zanaatına,
kapıları çalmaya son kere,
durup durmadan ayrılığa.
Saatler, akarsınız, akarsınız, akarsınız...
Anlamaya çalışıyorum inanmayı yitirmenin pahasına.
Bir söz söyleyecektim sana söyleyemedim.
Dünyamda sabahleyin aç karına içilen cıgaramın tadı.
Ölüm kendinden önce bana yalnızlığını yolladı.
Kıskanıyorum öylelerini kocaldıklarının farkında bile değiller,
öylesine başlarından aşkın işleri

aytunç altındal

pencere
ergenlik yıllarımda bu adamı tv'de gördüğümde bende şaşkınlıktan beynimin suyu akarak dinlerdim rahmetliyi. daha sonraları altındal'ın anlattıkları konularla ilgili başka kitaplarda okuduktan sonra söylediklerinde büyük çelişkiler farkettim. kurgusal ve komplosal zekası dehşet iyi bir adamdı rahmetli. fakat söylediklerinde en ufak bir gerçeklik payı yoktu. tam da kıraathanede orolet içerken dinlenecek şeyleri, türk televizyonlarında bilimsel gerçeklik diye yutturup ekmeğini kazanmayı bilirdi.
entelektüel yanının yüksek olduğu kanısındayım. gerçeklerin bu kadar çarpıtılabilmesi ancak böyle bir entelektüel seviyeyle yapılabilir zaten.
vücutta hızlı yayılan bir kanser sonucu aramızdan ayrılmıştır. vefat etmeden bu hastalığı da uluslararası komplolara bağlamıştır.

a 101

pencere
bugün en ucuz olarak kabul edilen bim ve şok marketle birlikte ürünleri en kalitesiz olan markettir. ''ahir'' diye bir beyaz peynir çeşitleri var, sadece alırsınız ve asla yiyemezsiniz. o kadar kötü bir tadı vardır. kuruyemişleri sürekli bayattır. dondurulmuş et ürünleri midenizi mutlaka bozar.

türgev

pencere
çok yüksek yetkilere sahip siyasetçilerimizin yakınlarının yönetiminde olduğu eğitim vakfıdır. keşke devletle bu kadar duygusal ilişkileri olan vakıf şirketlerinin yönetimlerinde böyle işler olmasa.

herkes bilir ki, taşra illerinde ve ilçelerinde akp il, ilçe başkanları o beldenin en yüksek mülki amirinden daha yetkilidirler. eğitim alanında çalışan arkadaşların söylediğine göre de bazı bölgelerde bu vakfın yöneticilerinin sözü, bakanlık yetkililerinden daha fazla dinlenmekteymiş.

liberal demokrasi

pencere
elma şekeri kadar sahte bir demokrasi çeşididir. özü çürümüş elmadır. gerçi zenginlerin şekeri hiç bitmez bu demokrasi çeşidinde. burjuvazinin çıkarları mevzubahis olduğunda, bir kaç civatayı sıkarak faşizme evriltilebilen demokrasi biçimidir.

barış manço

pencere
benim yaşamış en sevdiğim insanlardan biridir. barış abi'nin hem kişisel yaşamı, hem de sanat yaşamı yürüyen ve konuşan kalitedir.
bugün solcu bir abimizin attığı twitten öğrendim ve ne kadar da güzel bir insanı bu kadar çok sevdiğim için büyük gurur duydum. bu gazeteci abimiz, 90'lı yıllarda gaziantep'de süleyman demirel'i takip ederken özel harekat polisleri bundan gıcık kapıp var güçleriyle saldırıyorlar. kendisini o polis vahşetinden kurtaran kişi barış abiymiş.

artık kalitenin doğmadığı bu çağda, her geçen gün kendisine hasretimiz daha derindir.

siyaset

pencere
1980 darbesinden sonra egemen devlet zihniyeti tarafından halkın öcü gibi korkutulduğu bir yaşam unsurudur. kapitalist hegemonyanın resmi anlayışı dışında bir fikir üretmeniz sizin toplum ve yasalar önünde terörist olarak damgalanmanıza yol açabilecektir. fakat siyaset özü itibariyle halkın kendi yaşam hakkını savunmasıdır.
bu enflasyon şartlarında insanlara, 4 kişilik bir aileyi geçindirebilmeleri için 2020 tl reva görülüyor ve halk buna ses çıkartmıyorsa o halk siyasetsizdir.
bugün bir bilim insanı sırf halkı öldüren, kanser eden su kaynaklarını sundu diye 12 yılla yargılanıyorsa bu siyasetsizlikten gelir.
siyasetsizlik böyle ölüm gibi bir şeydir. gerisi kendimizi yaşıyoruz diye kandırmamızdır. ölüyoruz ulan ölüyoruz. bu kendimize yabancılaşıp, gerçekleri düşünmediğimiz bir cenderenin adı yaşam falan olamaz.
2 /