confessions

pencere

Rakı  · 18 Şubat 2019 Pazartesi

  1. toplam giri 832
  2. takipçi 13
  3. puan 21834

faik bulut

pencere
bildiğim tanıdığım en derin ilme sahip sosyalist tarihçi yazardır. 1970'lerde filistin halkıyla dayanışma adına, terör devleti israil ile savaşmıştır. israil'e yaralı olarak esir düşmüş yıllarca hapis yatmıştır.
kitaplarını üst üste koysak ikimizin de boyunu geçer. kaleminin üslup lezzeti tarihle hiç ilgili olmayan insanlara bile kendisini okutur. sevgili hocama bu başlık vasıtasıyla teşekkürü borç bilirim.

bugün saat 14 sularında kapısını polisler çalmış. haberi okuduğumda önce endişelenecek bir şey yoktur diye düşündüm. faik abiyi polis neden karakola götürsün ki, heralde devlet en sonunda kendisinin değerini anladı ve pamuklarda koruyacaktır dedim. oysa on sene önce yaptığı bir konuşma hakkında ifadesine baş vurmak için rahatsız etmişler koskoca adamı bu cumartesi günü. ayıptır yazıktır.

çok acayip zamanlardan geçiyoruz. geçenlerde ömer faruk gergerlioğlu hakkında fezleke hazırlandı. sebep bir toplantıda konuşmacının yaptığı konuşmaya itiraz etmemek. faşizm neydi? faşizm ifade özgürlüğünden öte ifade açıklama zorunluluğu değil miydi? biz faşist bir ülkede falan mı yaşıyoruz yoksa? bu arada gergerlioğlu'nun konuşmasına gittiği kişi hakkında açılan soruşturma bile yok.

çok geçmiş olsun faik abi.

süper baba

pencere
otuzlu yaşlar turnusolu olan muhteşem dizidir. baya bir sezon çok güzel ve tadında gitmişti. fakat son sezonda diziyi çakma brein de palma olan osman sınav aldı. diziye vurdu kırdı, silah milah girdi. seyirciyle doku uyuşmadı.
dizinin muhteşem gerçekliği ve ayarında hüzünleri kaldı yadigar. bir de yeni türkü'nün boyutla ötesi güzellikte müzikleri.

nasip olsa

pencere
bağlamanın telinin kalbinizi oyarcasına ölme tehlikesi içeren muhteşem bir türküdür. dünya müziğinde çaresizliğin bu kadar iyi anlatıldığı başka bir eser olduğunu sanmıyorum. bu canlı performans, en iyi yorumudur kanaatimce. üst üste dinletir kendisini. bir süre sonra ustalara yalvarmak istersiniz ''ne olur beni telle yavaş yavaş değil, bağlamayı kafama vura vura öldürün''

nasip olsa gine gitsem yaylaya
doya doya baksam suna boyluya
senin için yalvarayım mevlaya
belki seni bana yazar yaradan

ela göz üstüne eğmedir kaşı
başına bağlamış telli bir poşu...

tkp

pencere
bugün büyük puntolarla maçoğlu'nun dersim'e dersim demesini eleştirmiş partidir. üşenmedim bütün eleştiri metnini okudum. bölgenin adının dersim olduğu gerçekliği kabul ediliyor metinde. tkp'nin aslında azımsanmayacak bir kürt tabanı vardır. onlardan bir itiraz gelirse alt metni gösterecekler zahir. fakat chp'den kazandıkları 3-5 oy gitmesin diye de büyük puntolarda eleştiri var. zaten haberi okuyanların büyük kısmının sadece başlığı okuyacaklarını isimleri gibi de biliyorlar. ha gayret kardaşlar, böyle böyle yapacaksınız devrimi, halkın iktidarını kuracaksınız.
geçenlerde samsun'da rte başkanlığında, karamallo'dan, perinçekgillere dahil olunan fotoğraf malum. o fotoğrafa dikkatli bakılırsı bir yerlerinden netlikle tkp'de görülecektir.

tkp'li kardaşlarıma ve dersim gerçekliği zoruna giden bütün kardaşlarıma bir şarkı armağan etmek istiyorum.
my lesson in 4 mountains. (bu pis geyik bana ait değil, kültür bakanlığının geyiğidir. türküyü sevenler tunceli dört dağ içinde diye mırıldanmasınlar bir de olmuyor)

bir de twitterdan muhteşem bir saptama, ''dersim dersimdir, tunceli babandır''

nihat sırdar

pencere
doksanlı yıllardaki çocukluğumun best fm'deki her şeye kaliteli bir itiraz sesiydi. kendisi de gerçekten kaliteli değerli bir radyocudur. fakat keşke şu sivrisinek muhabettini tadında bitireydi. güçlü mete'eyle espiri yapmayı zorladılar da zorladılar. zaten güçlü mete gibi bir vasat, nihat abi'nin yanına hiç bir zaman yakışmamıştı.

ekrem imamoğlu

pencere
akp'yi yaptığı her kötülükten dolayı affedebilirim fakat bana bir chp'liyi bu denli çok sevdirmesi kötülüğünü hiç bir zaman affedemeyeceğim. şu an burjuva siyaset denkleminin en düzgün insanıdır.
erdoğan geçenlerde kendisi için ''benim dengim değil'' diye bir beyanat verdi. buradan erdoğan'a şunu söylemek istiyorum, yanılıyorsunuz.
bir süre önceye kadar size karşı umut diye pazarlanan ince ve akşener'in siyaset sahnesinde size üstün bir çok yanı vardı. sizin kadar zeki insanlardı. sizden kat be kat entelektüellerdi. fakat onlarda sizde olmayan bir melaike vardı. halka güvenmiyorlardı. fakat bu imamoğlun'da her siyasetçide olması gereken alfabenin baş harfi olan halka sonuna kadar güvenme melaikesi var.
siz iktidarda 17 yıldır çok yıprandınız. ekonominin geldiği son felaket durum taraftarlarınızın bile sizden yüz çevirdiği gerçeğini açık seçik ortaya koyuyor. yeniyi yaratamıyorsunuz. şu an imamoğlu'na sizin taraftarlarınız bile chp adayı gözüyle bakmıyor. yeni, genç, samimi bir lider gözüyle bakıyor. bunları size ibrahim kalın söylüyor mu? sanmıyorum. bence kalın'ı kovun beni işe alın. süleyman soylu'nun yerine de göz kırpıyorum.

imamoğlu'nun gözüme çarpan tek handikabı, vasatın altı bir metin yazarı var. ekrem abi metin yazarını kov beni işe al.

iş göremezlik raporu parası

pencere
yasada 4'c'li, b'li falan bir ismi olsa da, bordorolu çalışanlar olarak hekimlerden belli süreliğine aldığımız sağlık raporu parasını kastediyorum.

normalde bu ücretler rapor bitiş tarihinden en geç bir hafta içinde yatmış olurdu. en son aldığım raporun üzerinden 2 haftayı aşkın bir zaman geçmesine rağmen param devlet tarafından bankaya gönderilmemiş durumda. seçim sathı mahalinden beri aynı sorunu yaşayan dostlar varsa yeşillendirmelerini rica ederim.

bu işte pis kokular alıyorum. ulan her kuşu sktiniz de, bir benim rapor param mı kaldı seçimi kazanacağınız?

3 kuruş para da olsa hakkımı helal ettmiiiyeeemm !!!

diyanet işleri başkanlığı

pencere
bu başlık üzerinden tüm dinlere mensup samimi dostlara seslenmek istiyorum. vatikan'dan ülkemize kadar, yüz yıllardır insanları allah adıyla kandırıp, milyar milyar kere o masumları soyanları, allah hiç çarpmadıysa gelin şu ateist olma fikrini değerlendirin bence.

aziz, mubarek ayda on binlerce insanımız mekke'de umrede. sanırım bir kaç sonra da yüz binlerce insanımız hac farizasını yerine getirmek için gidecekler. allah hepsinin ibadetini kabul etsin.
fakat neden diyanet işleri başkanlığı dindeki şu gerçeklikten bahsetmiyor? en büyük ibadet aç olan bir çocuğu doyurmaktır, üşüyen bir yoksulu giydirmektir. bugün insanlarımızın çok büyük oranı bilimsel olarak açlık sınırının kat be kat altında yaşıyor. dolar uçmuş gidiyor. tabii ki doların uçmasında hac ibadetini yerine getirenlerin suçu yok. fakat rica ederim, milyonlarca doları türkiye düşmanı bir saltanata bırakıp da burada vatan millet edebiyatı satmasınlar bize.

tabii ki bu konularda halkı doğru şekilde aydınlatmak diyanet yetkililerinin aklına gelmez. hz.peygamber ömrünü bir hırkayla geçirmişken, onlar başkanından müftüsüne klimalı mercedeslerinden inmezler. sahi o mercedeleri de milyonlarca avro vererek ithal ediyoruz değil mi? hepimiz aynı gemideyiz lakin hepimiz aynı mercedeste değiliz.

sardunyaya ağıt

pencere
can yücel'in muhteşem bir şiiridir. yenü türkü'nün ada müzikten çıkan ''buğdayın türküsü'' albümünde en az şiir kadar harika bir şekilde bestelenmiştir.
zalimler sanıyorsa çiçekler demire vurulunca zulüm payidar kalacak, hiç öyle sanmasınlar.

ikindiyin saat beşte
başgardiyan rıza başta
karalar bastı koğuşa
ıkindiyin saat beşte

seyre durduk tantanayı
tutuklayıp sardunyayı
attılar dipkapalıya
ikindiyin saat beşte

yataklık etmiş zaar
suçu tevatür ve esrar
elbet bir kızıllığı var
ıkindiyin saat beşte

dirlik düzenlik kurtulur,
müdür koltuğa kurulur
çiçek demire vurulur
ikindiyin saat beşte

canların gözü yaşta,
aklı idamlık yoldaşta,
yeşil ölümle dalaşta
ikindiyin saat beşte

tsk'ya er olarak giren generalliğe yükselebilecek

pencere
hulusi akar açıklamasıdır.

hadi her şeyi geçtim de arkadaş, dünyanın en sağlam hiyerarşik yapılarından biri olan tsk'nın yapısını bu kadar saçma şekilde oynayıp bu hallere düşürmeyi nasıl başardınız, niye yaptınız? tsk'da hiyerarşinin fena hallere düşmesi gerçekten de fetö'nün bu yapı içine yoğunluklu sızma zamanlarına rastlar. statü ve yasada baş çavuş olan bir personel, fetö hiyerarşinde subaylardan yüksekse, fiili olarak lider kabul ediliyordu.
bugün bu olay yıkıldı mı bilmiyorum. hala bağzı tarikatlere yakın olan alt derece subayların sözünün, yasada sorumluluğu olan lider personele üstlük edebildiği konusunda endişelerim mevcut.

bizim zamanızda ortaokuldan sonra bile tsk okullarına giriş çok zor bir süreçti. ve nispeten her kurumdan daha az torpil içerirdi.
daha sonrasında subay arkadaşlarımdan işittiğim kadarıyla ''kurmaylık'' sınavını kazanabilmenin, tıp fakültesini kazanmaktan daha zor olduğu kanaatine kapılmıştım. ve böyle de olması gerekliydi.

nereden nerelere geldik. bir yeri de iyi bırakaydınız olmaz mıydı yahu?

mansur yavaş'ın 15 temmuzcu adamı susturması

pencere
mansur başkanla çok eski yıllardan tanışıklığımız vardır. kendisi insan gibi insandır. en güzel günlerimin, en güzel sevdalarımın ve de ülkemin başkentini de artık başkan gibi bir başkanın yönetmesinden aldığım keyif çok büyük.

15 temmuz meselesine gelelim. o kara gecede, kaçacak gecekondu arayanların artıklarına mı kalmış mansur bey'e demokrasi dersi vermek? hayatı fetö kapısında çorbacılıkla gezenler bugün her yerde koca koca nutuklar atıyor, allahım sen aklımı koru.

feryal öney

pencere
bir insanın hem gözlerinin güzelliği, hem gülüşü bu kadar mı güzel olabilir. fakat ben kendisine bundan 14 sene önce gittiğim ilk konserinde henüz 22 yaşımdayken saçlarından büyülenip aşık olmuştum. sesinin muhteşemliğini övecek ne kürtçe ne de türkçe cümle oluşturamadığımın kusuruna bakmasın.

marksizm-leninizm

pencere
bu sözlüğe üye olduğum için kendimi çok şanslı saydığım başlık. meğer ki ütopyacı şizofrenin tekiymişim.
şimdi hemen istatisliklerde bile yer almayacak sayıdaki insanın, 6 milyar insanı sonsuza dek sömüreceği gerçekçi bir sistem olan kapitalizme biat edeceğim.

marks ve lenin geçen yüz yıl yaşamış iki dahi bilim adamı ve filozoftur. lenin üniversite mezunu olmamasına rağmen, bilim adamı nasıl olabiliyor diyen varsa demesin. kendisi bizzat iktisadi ve sosyal tezleriyle bilimin kendisidir. merak edenler varsa kitaplarının her türlü pdf'si internette mevcuttur.
bu iki bilim insanı tezlerinde sosyalizmi formüle ettikleri kadar kapitalizmi de öğretirler insanlara. ben de olaya tersten yaklaşayım.

kapitalist düzende ''ekonomik kriz'' diye bir durum yoktur. zira kapitalizmin kendisi bir kriz halidir. bu korkunç kaosu yönetmek için 200 yıldır her türlü yamayı denediler. fakat artık kapitalizm kendi yasalarıyla bile yönetilemeyecek bir halde irinlerle dolup taşmıştır.

evet bu halin daha uzun yıllar süreceğini düşünmek gayet realist bir yaklaşımdır. tüm dünya ezilen halklarının hakça, ortakça bir düzen kuracaklarını beklemekse ütopyadır.

0 /