köpek düzerken basılan köylü

jakoben
https://streamable.com/ianj4?fbclid=IwAR3A4cjIUgw66AoPK3sIrlujCmR_akQrHQhdPWMX6kn7I3f7tDBWVMmh020

akşam üzeri ,köyün meydanında otururken camiden çıktığımız zaman halil'in, imamın öğütlerinin tam tersi olan bu anlattıkları kulaklarımda hala çınlıyordu.yasemin ablanın eşi memurdu. şehre gidiyordu, her gün. onu gördüğüm zaman kendimden geçiyor, biraz ilerliyor, allah'a sığınıyordum. ama halil'in anlattıkları daha bir farklı , kimselerce önemsenecek ,yadırganacak işler değil gibi geliyordu.o güne değin, yasemin ablanın göğüslerine yanlışlıkla dokunabilmek için yapmadığım numara kalmamıştı. çay getirdiğinde yeni gelin bahanesiyle tepsiyi elinden almak için hışımla üstüne koşmayı bile denedim bir keresinde.işine giderken, sabahları erkenden bakkala gider gibi evden çıktım kaç kere..köpeklerden korka korka ilerlerken arkasında, kaldırımın yanında, çapraz biçimde yürürken salladığı elinin şeyime çarpması için elimden geleni yaptım. fakat halil bende bir çığır açtı.ufkum genişledi. köpekleri kimse önemsemiyordu. dedem onları tarlada görünce kovmam için bana küfürler ediyordu. camideki hocamızında bir kaç kere bahçeye girdiği için elinde sopa ile kovaladığını görmüştüm. köpekler köyümüze zarar veriyordu ve halil'de bunu anlatmak istiyordu bana.bende kendi sopamı kullanacaktım. bu sayede yasemin ablamın da sevgisini kazanabilir, göğüslerine dokunabilirdim. ben ne yapıyorsam onun için yapacaktım. alçak köpekler. köyümüzün düşmanı itler. nasıl ki ecdadımız fatih sultan selim hazretleri ukrayna'yı yetmiş üç köpekle almıştı bende bu köpekleri sopam ile ehlileştirecek sonra yasemin ablamın kocasını yedirtecek (yasemin ablam bunu bilmeyecek) sonrasında yasemin'i kendime alacak,(artık o zaman ablam olmayacak) köpeklerimle istanbul'a kaset çıkarmaya gidecektim.ne kaseti bilmiyordum.onu da halil anlatıyordu ya.. istanbul'a ancak kaset çıkartabilenler gidebiliyordu herhalde.ben bunu idrak edemesem bile çaktırmayacak, soranlara böyle diyecektim. bekle beni istanbul ananı yapmaya geliyorum...diye düşündüm. sopamı çıkarttım, tam doğrulttum ki yasemin ablamın kocası geldi. köpek onunmuş. ben ne bilebilirdim? hepsi halil'in işiydi. bir araba dayak yerken sopamı da korumasız bırakmış, bir video kaydına, şuursuzca sallanırken alınmasına sebep olmuştu.donumu çekmekten aciz, başka türlü bir sopa yerken,dışımdan, ''abi bir daha yapmayacağım'' diye içimden, ''halil sus bir daha seni dinlemeyeceğim'' diye haykırıyordum.tek pişmanlığım yasemin ablaya mahcup olmaktı.yoksa..varsın sallansın,dünya. fakat bu sefer kararlıydım en iyisi istanbul'u kenara bırakıp, önceliği halil'in anasına vermekti. tsk'nın da suriye'yi bırakıp önceliği köyümüze, köylümüze vermesini dileyerek aklımı kapattım. bin yıllık karanlığıma geri dönüyorum. bizi vurun.