confessions

sophos

βετεράνος♛  · 13 Ekim 2017 Cuma

  1. toplam giri 2705
  2. takipçi 70
  3. puan 77048

bacardi

zaynlaik
Alkolü kömürden süzerek suşa tipi bir mayalama yöntemi ile içkinin içimini ve tadını çok daha güzel hale getiren 862 yılında kurulan ve yedi kuşaktır ailenin sahibi olduğu küba menşei alkol firması. bacardi'nin 6.000 kişiden fazla çalışanı var, dört kıtada 16 pazarda 29 tesiste üretim yapıyor ve 150'den fazla ülkede satışı var. Bacardi Yılda 200milyon şişeden fazla alkol satıyor. 2006 yılında 4.9 milyar dolar olan satışını 2007 yılında 5.5milyar dolara çıkarmıştır.

Bacardi Limited, Hamilton, Bermuda merkezli ve orijinal kurucunun büyük torunu Facundo L. Bacardí tarafından yönetilen 16 üyeli bir yönetim kurulu üyesine sahiptir. Diğer önde gelen alkol üreticileri ile birlikte Bacardi, zararlı içkilerin azaltılmasına odaklanan bir üretici taahhüt organizasyonunun bir parçasıdır.

Portuondo bacardi ve diğer Bacardí ailesi üyeleri başlangıçta Fidel Castro ve daha geniş M-26-7 hareketi de dahil olmak üzere Küba devrimcilerini destekledi : Bosch harekete şahsen on binlerce dolar bağışladı ve devrimciler ile CIA arasında bir araya gelmek için aracı oldu.

powerwolf

altayhan
Alman power metal grubu. 2003 yılından beri aktifler. Şarkı sözleri daha çok inanç ironisi, eski mitler, destanlar ve kurt adamlar üzerinedir.

Grubun en gaz şarkıları bence "we drink your blood", "amen&attack", "dead boys don't cry." Ayrıca klipleri de ilginç.

Elemanlar:
Attila (karsten brill) - vokal
Benjamin buss - gitar
David vogt - bas gitar
Roel van helden - davul
Falk schlegel - klavye

Albümleri:
Return in bloodred (2005)
Lupus dei (2007)
Bible of the beast (2009)
Blood of the saints (2011)
Preachers of the night (2013)
Blessed & possessed (2016)

resmi din

pencere
türkiye'nin yüzde doksan dokuzu müslümandır safsatasıyla meşruuluk kazandırılmaya çalışılan türkiye'de ki egemen devlet islam-sunni anlayıştır. konuyu uzun uzun tartışmak yerine, murathan mungan'ın veciz bir sözünü paylaşmak isterim.

''türkiye'nin resmi dini iki yüzlülüktür'

her erkeğin adam olmak için feminist bir kadına ihtiyacı var

frantz fanon
naif bir sözdür diyelim. niyet okumayacağım.
pek de uzak olmayan bir geçmişe kadar ben de feminizmi çok matah bir şey sanıyordum.
feminizm erkeği adam falan etmez onu bitirir. ki zaten kendilerinin dediği gibi amaçları budur.
feministler, erkek-kadın eşitliğini değil, kadın egemenliğini savunurlar. bu yolun sonu kadın diktatörlüğüne çıkabilir çünkü sorununu erkeklik olarak görürler. kadına yönelik zulmü patriyarka diye bir şeye bağlar. bu patiryarka öyle bir şey ki onun düzeninde erkekler kadınlara kıyasla 8 kat çok öldürülürler, 9 kat daha çok intihar ederler, ortalama olarak 5 yıl daha az yaşarlar, daha çok zorbalığa maruz kalırlar, aynı suçu işleseler de kadına kıyasla daha ağır cezalar alırlar ve daha çok idam alırlar. ama kadın yine de dezavantajlı bir cinsiyet olarak lanse edilir. mantıken; erkek diktatörlüğü yani patriyarka denen bi sistemde erkeklerin kadınlara kıyasla daha iyi yaşam standartlarında olması gerekmiyor muydu. erkeğe mahkum olmak başka bir şeydir ama mazlum olmak başka bir şeydir. yani kadının mahkumiyet koşulları erkeğin özgürlük koşullarından daha konforludur ve belki bunun için kadınlar özgürlüğe feministlerin ve solcuların istediği kadar düşkün değildirler. çünkü özgürlük alınınca erkeğin başına ne geliyorsa kadının da başına gelebiliyor.

feminizm bunları görmemeyi tercih ediyor. bir sürü kanıtsız sözlerle çıkıyorlar karşımıza eski yunan'daki laf kalabalığı yaparak geçinen avare filozoflar, sofistler gibi... ve solu aratmayacak şekilde fırkalara bölünürler ki böylece bir şey de soramazsınız yani bakın sizinkiler şöyle şöyle saçmaladı diyemezsiniz. derseniz eğer ehm ben zaten o akımdan değilim, gerçek feminizm bu değil denilir çünkü bir programın yok, örgütün yok kafana göre eğip bük negzel... ama sürüklendiğin yer 3 aşağı 5 yukarı en postmoderninden, en yobazından bir radikal feminizm'dir yani meme açan femen'in yanıbaşı. mesela kadına diyorlar ki ''8 mart'ta erkekleri mitinglerde linç edenler vardı'' yanıtt diyor ki ''erkekler de dövüyor..'' böyle bir argüman.. diyor ki ''birinden bir hikaye duydum, adam tacizciymiş, ama 8 mart'a katılmış. erkekler böyle kendilerini aklıyor'' yani buna daha ne denilebilir ki. dedikoduyla siyaset yapıyor...
tüm kadınları dezavantajlı unsur yaptılar her yerde %40 kotayı savundular, yetmedi sendikalar disiplin kurullarına fiilen %60 kotayı koydu yani adam çıt dese sendikadan atılacak. niye kota olsun, niye tüm kadınları otomatik olarak dezavantajlı ilan ediyoruz. sendikacı, memur teyzelerin, akademisyen ablaların dezavantajlığını benim külahıma anlatsınlar. erkek siyasetçi yıllarca kastırsın kadın kıçını devirip yatsın sonra çok daha vasıfsız olduğu halde kotadan girsin. bunlar yanlış şeyler. şimdi açıkça konuşacağım solun ya salaklığından ya da popülizminden kaynaklı olarak solu da ele geçirdiler. ne idüğü belirsiz hizipsel sendikal kavgalara kadınlık alet edildi, pezevenkleri dövmek kadın düşmanlığı oldu... hdp'de zaten feminist dikta vardı, sendika.org da mor çıkıyor. artık bu sol iflah olmaz. bu mahalleden sosyalizm çıkmaz.
1

liberal demokrasi

pencere
elma şekeri kadar sahte bir demokrasi çeşididir. özü çürümüş elmadır. gerçi zenginlerin şekeri hiç bitmez bu demokrasi çeşidinde. burjuvazinin çıkarları mevzubahis olduğunda, bir kaç civatayı sıkarak faşizme evriltilebilen demokrasi biçimidir.

james harden

jakoben
ben böyle bir basketbolcu görmedim. pivot kadar cüssesi var top sürerken yürüyor hücum ederken yürüyor efor sarf ettiği tek anlar topla cambazlık yapmaya başladığı anlar. potaya onun kadar rahat gidebilen hiç bir oyun kurucu görmedim. step curry skor yapmak için yırtınırken bu adam ağır çekimde yapıyor bunları. izlemesi çok keyiflidir. savunma ile yakın temasları ağır çekim gibidir. dozer gibi iter onları yavaş yavaş potaya gelir hafiften kolunu kaldırır bir bilek hareketi, basket

empati kurmak

eddylmao
Bir insanın yerine kendini koymaktır. Kişinin ne düşündüğünü ne hissettiğini anlama metodu. Bir okadar zordur aslında bunu yapması. Kişiyle aynı hisleri ve aynı düşünceleri yaşayanlar içinse bir okadar basit.

demokrasi

laiksavar
en büyük goygoy makinesi. Darbe girişiminden sonra darbe kadar büyük karanlığın geleceği kilometrelerce uzaktan belli oluyordu. Demokrasi kadar büyük goygoy makinesi yok, her yerin ismini "Demokrasi Parkı" "15 Temmuz Şehitler ve Demokrasi Meydanı" diye değiştirince özgürlükçü olunmuyor, bilakis demokratik olduğunuzu göstermeye bu kadar çok ihtiyaç duyuyorsanız demokrasiyle aslında çok ilginiz yok demektir. Demokrasi pek iyi bir sistem değil de İslamofaşist bir devlet düzeni katbekat daha kötü.

ırkçılığın farklı bir boyutu

dehumanize
Türkiyede kendini türk sanan ermeni, kürt, Arap dölü/kırması TC vatandaşlarının içinde bulundukları psikoz.
Öyle ki; Ingilizin, amerikanın, almanın sıçtığı boku bile sevip kendi çapında taklit etmeye çalışmakta birbirleri ile yarışıyorlarken, ermeni deyince, kürt deyince, Kürdistan deyince kuduruyor, adeta nöbet geçiriyorlar.
Irkçılığın cidden farklı, bambaşka bir boyutu
5

game of thrones

iron
13 bölüm boyunca tatmin edecek tek bir şey bile bulamadığım çok fazla abartılan dizi. Dizinin güzel yanı çekimlerin çok farklı yerlerde yapılması. Bunun dışında ne bölümlerin kendi içinde tatmin edici bir finali var ne sezonun. Çekimin yapıldığı yerleri ve ilginç karakterleri çıkar ortaya muhteşem yüzyıl ve diğer türk dizilerinin fitne, fesat muhabbetlerinden başka bir şey kalmıyor. 2. Sezonu bitirene kadar izleyeceğim belki sonradan açılan dizilerdendir diye ama pek umudum yok.

la isla bonita

pencere
muhteşem bir coverını paylaşıyorum. ve güne harika güzellikte bir alizee bırakmaktayım. yaklaşık 7-8 yıldır dinlediğim bir coverdır bu. sanırım bir yarışma programından alınma. juride madonna da var. alizee denen hanım kızımız hakkında hiç bir bilgim yok. fakat sanırım doktor kendisi çünkü ölüyü diriltme kapasitesine sahip bir arkadaşımız. sesi de çok güzel. sonundaki dans show'a kadar izlemenizi öneririm.

7 mart 2019 real madrid fenerbahçe beko maçı

jakoben
şu sikik ülkede tek keyfim var. şunu netleştirelim; ben hafta boyunca fenerin basket galibiyetini izlemek sonrada bayılana kadar içmek için yaşıyorum. nasıl böyle bir maç çıkartırsınız lan siz. madem maçı verecektiniz ''stada gelin stada gelin bakın kontratı fes ederim höö'' diye her seferinde taraftarı fırçalayan obradoviç sms ile taraftara maçı izlemenize gerek yok diye bilgilendirme mesajı yollatsaydı bari. bu emre belözoğlunun ispanyol versiyonu facundo campazzo piçinin yüzünü gülerken görmekten nefret ediyorum. kaybetmekten en nefret ettiğim takım şu madrid. tabi madrid'in geleneği aq. dünya'nın en yetenekli orospu çocuklarını bir araya toplamakta üzerlerine yok. futbol takımına bak basketini al. hepsi ayrı pislik. bir tek tavares ineğine sempatim vardı o da beyinsiz saf bir sırık olduğu içindi. o da tabi üstüne düşeni yaptı. kaliniç'in yamuk çenesini iyice çıkartıyordu bugün. ananızı sikeyim gidin cimboma kaybedin aq. oynayacağınız topun ben. püü

anasını sikeyim editi ; skor: 101-82 mi, 87 mi ne.
2

Amedspor

riskyourlife
Ülkedeki asıl bölücülerin kim olduğunu bizlere gösteren takım. oyunculari deniz naki çocuklar ölmesin maçlara da gelsin dediği için teröristlikle suçlanmış ve 12 maç ceza almış, takım yöneticileri ankarada linç edilmiştir

mansur çalar

lux
ağır tahrik altında kalarak sakaryaspor oyuncularına saldıran amedsporlu futbolcu. kendimi onun yerine koyduğumda çok da haksız olmadığını düşünüyorum.
eğer siz de ırkçılığınızı bir kenara bırakıp elinizi vicdanınıza koyabilecekseniz, bu videoya bir göz atın derim. (bkz:#131878)

Kürt

lux
sözlükteki aktifliğin düşmesine sevindiren başlık. ırkçıların çoğu defolup gitmiş neyseki. darısı diğer faşistlerin başına.

Emre mor

jakoben
işte. spook'un da dediği gibi birileri öyle paralar kazanıyor ki, amcık gönlü için göt cebindeki cüzdanı silkip araba ısmarlayabiliyor. biz ise köpek gibi sabah sekiz akşam beş çalışıyoruz. bir de utanmadan bu çocuk gibi binlerce isme hayranlık besliyor imza kovalıyoruz. böyle düzeni sikeyim

beyin salatası

pencere
bir de, beyin bişeylemesi daha vardır gün içinde sıklıkla yaşadığımız fakat yazarsam sözlük müddüriyeti ağzıma biber sürer.

tanımı bu goygoyla elbette bitirmeyeceğim. bir kaç zaman önce, hangi hayvanlar üzerine olduğunu unuttuğum bir deney okumuştum. daha zeki ve aktif olan hayvanlara, daha az zeki ve aktif olmayan türdeşlerinin beyinleri yedirilmiş bir süre boyunca. bu beyni yiyen hayvanların da zekalarında düşüş keşfedilmiş bilim insanları tarafından.

muhalif dostlarımdan ricamdır, lütfen koyun ve öküz beyniyle yapılmış salataları yemeyin.

pilot olmak için gerekenler

iron
kardeşimin "abi nasıl pilot olunur ?" sorusu üzerine internette araştırdığım başlık. öncelikle pilot olmak istiyorum derseniz 487.354,22 Türk Lirasını en başından gözden çıkarmalısınız ki bu sadece pilotluk lisansını almanın bedeli. bunun dışında pilot olmanın en büyük şartı lise mezunu olmak ve ingilizce bilmektir. Her ne kadar lise mezunu olsanızda işe alımlarda lise mezunu pilotları hiç bir hava yolu tercih etmemekteymiş. sanki türkiye de üniversite mezunu ile lise mezunu arasında gram fark varda. neyse bir diğer konu ise hafıza, görsel zeka, üç boyutlu düşünme yeteneği, görsel hafıza vs bir çok teste girmelisiniz. birini bile geçemediğiniz taktirde pilot olmak imkansızlaşıyor. Ayrıca pilotluk sınavlarıda ingilizce yapılmaktadır ayrı klavuzlarda ingilizcedir kısaca pilot olmak için anadil gibi ingilizce bilmek gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus sahte pilotluk kurslarının olması araştırdım bu şekilde dolandırılanlar olmuş eğer pilot olmak istiyorsanız ve parayı gözden çıkardıysanız mutlaka Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilmiş olan Uçuş Eğitim Organizasyonlarından biri olduğuna emin olunuz.

edit: kısaca
- 80.000 euro kurs ücreti
- En az 18 yaşında olmak,
- En az lise ve dengi okul mezunu olmak,
- SHGM' ce yetkilendirilmiş havacılık tıp merkezleri tarafından düzenlenmiş havayolunda pilotluk yapmasında engel olmadığını gösteren geçerli sağlık sertifikasına sahip olmak,
- İyi derecede İngilizce bilmek,
- SHGM tarafından yetkili kılınmış Uçuş Eğitim Organizasyonlarında gerekli teorik bilgi ve uçuş eğitimini başarıyla tamamlamış olmak,
- Teorik bilgi sınavlarında ve uçuş yetenek testinde başarılı olmak.

amedspor kapatılsın hashtagi

iron
Hayır tek bir soru sormak istiyorum. adamın elinde jiletin ya da kesici maddenin olduğu hiç bir görüntü yok. sadece parmakları kapalıyken bi görüntü koymuşlar sonra jilet var yalanı. azıcık beyni olan adam jilet yarasının nasıl olacağını bilir kesinlikle o tırnak yarası. bir diğeri arda silahla hastane basınca kimse başakşehire saldırmadı, eleştirilen arda oldu. bu futbolcuyu ve saldırgan tavrını kesinlikle savunmuyorum, savunanlarıda kınıyorum ama her futbol maçında bunun gibi onlarca olay oluyorken sırf amed spor forması giyiyor diye olayları vatan meselesi yapan kürt düşmanı kitle ve medya bir birini gazlayarak algı oluşturuyor. Son olarak amed spor taraftarları 2 yıldır deplasmana gidemiyor futbolcular ise neredeyse her deplasmanda saldırıya uğruyor futbolcularo, yöneticileri dövülüyor şuana kadar kimseye bir yaptırım uygulanmadı bütün ülke bir kulübe adından dolayı düşman işte bu yüzden yerimizde sayıyoruz. Türküyle kürdüyle bizden bi bok olmaz.

köy enstitüleri

pencere
güzel ülkemizin başına gelmiş en iyi şeydi. kurucusu, fikir babası, bakanı, öğretmeni ve hatta kazma kürek işçisi, can yücel'in babası hasan ali yücel'dir.

bu aydınlık içindeki insan bu okulların açılış törenlerinde ilk tüzük maddesini bütün okul ahalisi önünde okuturdu. o tüzük maddesi de aklımda kaldığıyla şöyledir;

''şayet okul idarecilerinden, öğretmenlerinden, müstahtemlerinden her hangi bir kişi, bir öğrenciye fiziki bir şidette bulunursa, öğrencinin aynı şiddetle kendisini savunma hakkı vardır.''

bu eğitim maddesi kadar ilerici bir eğitim maddesi, hiç bir evrensel okul geleneğinde görmediğim aydınlık içinde bir maddedir.
bu okullardan mezun bir çok insanımızla tanışma fırsatım oldu. o insanlar, felsefeden, çatı tamir etmeye kadar her şeyi bilirlerdi.
emeği geçenlere bu vesileyle büyük teşekkürleri borç bilirim.

milli piyango çekilişinde hile

jakoben


darül harp midir neyse işte. müslümanda ahlak aranmaz, insanlık aranmaz. müslümanlık obje müslüman hırsızdır. müslümanlık örtü asıl olan çocuk amcığıdır. amına koduğumun badem bıyıklı orospu evlatları. sapıksınız. hırsızsınız. hainsiniz. orospu çocuğusunuz.

kafa tokuşturmak

pencere
doğada kurtların bir nevi selamlaşma biçimi olarak kabul edilen hadise. fakat dört ayaklı olmaya isyan edip, iki ayağa kalkıp yepyeni bir yaşam yaratmanın itaatsizlik eyleminden gelen bir türün temsilcisi olarak kendime yakıştırmadığım selamlaşma biçimidir. ben onurlu primatlar gibi el sıkışarak selamlaşmayı tercih ediyorum.

doğada kurdu, çakalı örnek almanın günümüz yaşamına hiç iyi katkısı yoktur. hem özsel, hem de simgesel olarak bu böyledir.

devlet hastanesi

lux
insana insan muamelesi yapılmayan hastanelerdir. polip ameliyatı olmuştum. burnumdan oluk oluk kan akarken doktor evine git yer yok demişti. annem tüm gece bi şey olur korkusuyla başımda beklemek zorunda kalmıştı.
annemi özel hastanede tedavi ettirdik. daha sonra reanimasyon için ibni sina'ya sevki gerekti. normalde orada yer bulmak kolay değildir ancak özeldeki doktorumuz tanınmış biri olduğu için bize yer hatta oda ayarladı. başına da 2 tane hemşire koymuş her an bilgi mesajı atıyor bize. paranız varsa özele gidin yoksa borca girin yine özele gidin

cinsel açlığın afrikası türkiye

hena
Sağ ya da sol kullanana göre değişebilen mevcut mekanizmalar vardır genelde bunlar kullanılır. Seksin,sevişmenin vs ayıp saydığı bir ülkedeyiz, islam yaygın e biraz da insan cahil olunca cinsel açlık tavana vuruyor ve sonra sokakta mezozomlu insanları diğer insanlara nasıl yaklaştıklarını, baktıklarını görüyorsunuz. En az 7-8 sene daha boyle gider ,sonra iktidar yüzünden tecavuz oranlari artar merak etmeyin(!)

cinsel açlığın afrikası türkiye

elrosse
Bu cümlede sanki sadece erkekleri kast ediyormuşuz gibi geliyor ama bu yanlış kadınlar da cinsel olarak açlar bu ülkede. Kadınlar aç olduklarını kabul edemezler ya da etmezler ya da etmeleri istenmez, hoş görülmez. Ama bu ülkede tabiri caizse cinsel istikrarsızlık var.
Bunun sebeplerinden biri çocuklarımıza cinsel eğitim vermekten kaçındığımız onları kendi dünyalarına bırakıp izledikleri pornolardan veya erotik filmlerden cinsel birlikteliğin sadece gangbang cumshot analdan oluştuğunu düşündürmüş bu yüzdende hiç bir zaman tam anlamıyla tatminlik duygusuna ulaşamamış bir bireylere çeviriyoruz.

hürriyet gazetesi

jakoben
tren kazalarıyla ün salmış memleketimizde bu kazaların dünya'nın her yerinde olduğunu ve olağan, hayatın bir parçası olduğunu ima eden haberleri yayınlamayı ilke edinen satılmışların kurumu. ''brazilya ronaldo'nun memleketi. ronaldo altın ayakkabıyı almıştı dolayısıyla tanrının yer yüzündeki latin amerikalı sureti. o yüzden o memlekette oluyorsa bizde hayli hayli olur..'' fikri eminim ki vatandaşta gayet mantıklı kabul görür.

http://www.hurriyet.com.tr/galeri-brezilyada-trenler-carpisti-41133281

doğum vs ölüm

pencere
bir sağlık emekçisi olarak her gün onlarcasını bir arada gördüğüm gerçekliklerdir. bu gerçekler paradoksu hiç bir zaman kafamda normalite olarak yer etmedi.
fakat söylemeliyim ki doğumlar, ölümlerden pek tabii ki daha fazla olmakta. bu da bize gösteriyor ki iyi şeyler her zaman olur. kötü şeyler ise bazen.

yabancılaşma

pencere
koskoca sovyetler birliğini yıkan olgunun bile sorumlusu bu yabancılaşmak psikozudur. bir işçi devleti olmak hayaliyle kurulan sovyetler birliğinde işçiler sistem eliyle emeğe yabancılaşmışlardır. reel sosyalizmi yenen güç, kapitalizm değil esas itibarıyla buna benzer olgulardır.

günümüzde insanımız kapitalist modernite eliyle her şeye yabancılaştırılmış durumda. günümüzdeki sistem, insana ve topluma karşı açtığı savaşta, bireyin elinden özgün bütün tanımlarını almıştır. insanımızın kendini tanıma çabasında bile sistem onu en korkunç yöntemlerle manipüle etmektedir. insanımızın gönlünden sevgi alınmış, eline kirli tüketim maddeleri sıkıştırılmıştır.
son dönemde acil servislerde anksiyete bozuklukları nedeniyle acılar çeken sayısız genç görmekteyim. kanaatimce gençlerimizin sağlığındaki bu hızlı bozulmanın bile müsebbipi bu yabancılaşma psikozudur.

romanya sınırında türk balıkçı teknelerine ateş açılması

jakoben
ne diyorduk az önceee? beyinsiz orospu çocuğu bir millet diyorduk ya. alın işte. beyin bu kadar bu yosunlarda. paylaşacağım fotoğrafın gülme krizine sokma riski yüksektir belirteyim. hatta iyi ölmemişler aq demeye çalışırken gülmeniz ile çakışacak olan bu durum boğulma riskinizi arttırır aman bir de siz gitmeyin bok yere aq. aha;

http://www.hurriyet.com.tr/galeri-turk-balikci-teknesine-ates-acildi-3-yarali-41130669?p=11

çek göte kamuflajı oo boyrek voten reüs. al sana voten amına koduğumun delta hamsi timi sizi.

nicola tesla

pencere
son dönemde internetin büyük bir bilgi kirliliği nehrine dönüştüğü herkesin malumudur. internetteki bilgi kirliliğiyle ilgili en çok canımı acıtan husus, bir lise talebesinin bile yazmayacağı kadar kötü şiirlerin ve metinlerin, can yücel, nazım hikmet, cemal süreyya gibi yazarlarımızın imzalarıyla dolaşıma sokulması ve insanlarımızın bunu yemesidir.

nikola tesla ile ilgili güvenilir kaynaklardan çok sayıda kitap okumuşumdur. şurası çok enterasan ki, internetin bilgi kirliliğinde tesla ile yazılanların eksiği vardır abartısı yoktur.

sayın tesla, mezun olduktan sonra gencecik bir çocukken hocası onu sağlam bir referans mektubuyla abd'den ahbabı olan edison kapitalist müptezelinin yanına gönderir. halk arasında edison'la ilgili en yanlış bilinen bilgi, edison denen kapitalist kavasın elektiriği bulduğudur. oysa edison elektiriği değil, ampülü icat etmiştir.
tesla abd'ye geldiği günlerde her yerde çirkin bir kablo kirliliği gözüne çarpar. buna çözüm olacak fikrini patronu olan edison'a açar. edison, tesla'ya ''bu fikri gerçekten hayata geçirebilirsen sana üç milyon dolar veririm'' der.

işte o zaman bu gencecik mühendis, bugün hala evlerimizde kullandığımız şebeke elektirğini geliştirir. evlerimizde hala kullandığımız prizler de tesla'nın icadıdır.
yazık ki edison hiç bir zaman tesla'ya vaad ettiği parayı ödemez. tesla başkan buna çok öfkelenir ve istifa eder.
genç tesla, edison'un rakip firmasında işe başlar. o yıl new-york'da çok büyük ve önemli bir fuar yapılacaktır. ihaleyi edison kaybeder ve tesla'nın çalışmaya başladığı firma alır. edison buna öfkelenip ampülün kullanma hakkını bu firmaya vermez. bunun üzerine nikola tesla, üç ay gibi bir sürede ampülden daha az enerji harcayıp, daha çok ışık veren florasan lambayı icat eder.

sayın tesla'nın beynindeki yüksek bilim ışığı kadar, kalbi de halk sevgisiyle çarpmaktaydı. elektirik enerjisinin halk yararına sıfır bir maliyete yakın üretilebilileceğinin farkındaydı. kullandığımız telefonların ana işleme mantığı sesi elektirik enerjisine dönüştürmesidir. bu yolla bütün dünyaya temiz ve ucuz enerji götürebileceğini biliyordu. ama bu yol petrol devlerinin ekmeğine kan doğramaktı. ve oldukça esrarengiz bir şekilde fbi tarafından tesla ortadan kaldırıldı.

aynı zamanda ''din kitaplarını okuyup anlamayanlara dindar, okuyup anlayanlara ateist denir'' özdeyişinin sahibidir.

bana kendisinde en ilginç gelen yanlarından biri de, a seksüel olmasıdır.

tansu çiller denince akla gelenler

pencere
başbakan olduğu yıl on yaşımdaydım. o zamanın hürriyet gazetesi dizine kadar etekle oturduğu bir posterini hediye etmişti vatandaşa. o yaşlarda bile fotoğrafı gördüğümde aklımdan ayıp şeyler geçmesi geliyor. gerçi o yaşta benimki masum bir ayıpmış sonrasında onun memlekete ettiği büyük ayıplar geliyor. iktidarı zamanında halkın kat be kat yoksullaşması geliyor. hukuk devletinden sapmanın neticesindeki faili meçhuller geliyor. gaflarından ve bütün tavırlarından belli olan türkiye halkına karşı yabancılığı geliyor.

son zamanlarda da, bu kemal kılışdar'la meral mommy'yi ne zaman gazete görsem aklıma yine tansu çiller geliyor. bu günümüz ikilisinin koalisyonu, doksanların mesut yılmaz, çiller koalisyonu kadar kirli ve yozlaşmış bir ortaklığın adı olduğu beynime mıhlanıyor çıkmıyor.

onların da ortaklaştığı konu halkı soymaktı. günümüz ikilisinin de tek derdi belediye rantını bölüşmek. halkı kurtamakmış, demokrasi getirmekmiş, lakikliği kazanmakmış, bunlar sadece ağızlarında nane.