confessions

sophos

βετεράνος♛  · 13 Ekim 2017 Cuma

  1. toplam giri 2292
  2. takipçi 59
  3. puan 65693

olağanüstü bir gece

harflervekibrit
stefan zweig üstadın olağanüstü bir kitabıdır. görüntüsü yine davetiye kıvamında olup okununca bir saatte bitirilecek bir kitaptır. Kitabın kahramanı, leb demeden çorum ayağına gelen tam bir zengin p*çidir. Ve tam da kimseye hesap vermeksizin parayı çıtır çıtır yiyecek yaşında anne babası ölür, büyük bir mirasa konar. Hayatta her şeyde doyuma ulaştığını, hiçbir duyguyu hissedemediğini ve yaşamanın hiçbir heyecan vermediğini fark eder. Evet tam bir şımarıktır. Bir gün, bir kadının kahkahasıyla hayatı değişir.
kitabı okurken içimde iğrenç bir romantizm taşıdığımdan mıdır nedir, bu adamı değiştiren "olağanüstü" şeyin bir kadının aşkı olacağını düşünmüştüm. Nitekim üstad, amok koşucusu ve bilinmeyen bir kadının mektubu'nda "aşk"ın iyice b*kunu çıkarmıştı. Ama değildi. Aşkı filan geçmişti artık o. İnsana ölüm dahi acı vermezken aşk oldukça kıytırık kalıyor. Kahramanın bir daha eski kendisi olmamasına sebep olan olağanüstü şey; birilerinin umrunda olmak, birilerine yardım edebilmek, birilerini mutlu edebilmek, birilerinin kendisine ihtiyaç duyması idi. Allah bizi de böyle sınasın, ne diyelim...

kitap genel olarak işte bu adamın anlam arayışını anlatıyor.

adnan oktar

altayhan
Vay hocam sen de mi kızağa çekildin? Sen de mi ihanete uğradın? Ya işte hitler'in sa liderini ortadan kaldırması misali, stalin'in tüm muhalif sovyet liderlerini hain ilan edip bertaraf etmesi gibi. Diktatörler böyledirler, satmadan yaşayamaz ölürler.

televizyonu açmaya iğrenmek

her boka muhalefet
Olağandır. Televizyon programlarının ve dizilerinin hepsinin birbirinin çakması olması , özgün içerik olmaması bunların başlıca etkenidir.

Akşamları olunca da 50 haberden bir tane iyi haber çıkmaması , akşamda siyasetçilerin birbirine sallaması... Millet niye televizyon izlesin ki? Şu hale bak.

2018 dünya kupası

lef
Gruplar sonrası her bir aşamasında kimi desteklediysem kaybetti. En istemediğim, Avrupa Kupasında arkasından hunharca güldüğüm takım gitti aldı kupayı. Olsun, önümüzdeki kupalarda içsel hesaplaşmalarım devam edecek

televizyonu açmaya iğrenmek

altayhan
Her yer tecavüz, cinayet, ucuz politika, başgan'ın sallamaları, ülkedeki cehalet sarmalı, ilkokul mezunu zihniyetli profların dünyaya sözde ayar vermeleri...

Akıl sağlığınız için önce kendinizi, sonra çocuklarınızı tv'den uzak tutunuz.

online yazarların yazmaması

her boka muhalefet
Yazmıyorlar , oylamıyorlar , favori almıyorlar , başlık açmıyorlar. Yahu ne yapıyorsun be allah'ın cezası adam? NE zaman dikkat etsem 10 online olsa 2 kişi yazıyor, 3 kişi okuyor, kalan 5 kişi bakıp bakıp gidiyor galiba. Aynen kardeşim %100 sen okuyorsundur ve evet biz malız. Aynen doğru yaaa okumadığını nereden biliyorum di mi ? Kıçımdan.

2002 dünya kupasi

trilogy
hasan şaş'ın kolyesi.
ilhan mansız'dan roberto carlos'a rainbow.
turnuva tarihinin en erken golü. ( türkiye - güney kore, hakan şükür, 9 saniye)
çok sevdiğim rivaldo'nun çekik gözlü hakemi kandırmasının ardından adının kahpeye çıkması.
ronaldo'nun her topa uçarak vurmaya çalışması.

awaara

franz
1951 yapımı, yönetmenliğini raj kapoor'un üstlendiği hint filmidir.

Ayrıca raj başrolde de oynamıştır.

Hakim Raghunath bir hırsızı haksız yere içeri atar. Hırsız intikam için geri döner ve hakimin eşini kaçırır. Kadının hamile olduğunu öğrenince geri gönderir. Kadın hakime hamile olduğunu söyler ve hakim kadını evden kovar.

Daha sonra doğan çocuk bir şekilde hakimin karşısına çıkar ve olaylar bu kesişim üzerinden devam eder.

"Söylesene bana, dürüstün oğlu dürüst; hırsızın oğlu hırsız mı olur?"

Tabii şu efsane şarkıyı bırakmadan geçmeyeyim;



Cannes film festivalinde en iyi film dalında ödüle aday gösterilmiştir.

15 temmuz 2016 darbe girişimi

frantz fanon
abd yanlısı bir girişimdi ama rteciler, ulusalcılar ve rusya boşa çıkardı. arkasından da rte fırsat bu fırsat, "allahın lutfu" deyip kendi darbesini yaptı: ohal sayesinde khklarla yönetmeye basladı. yüz binlerce kişiyi devletten attı ama bir sürü kendi -eski- cemaatcisine de aslında dokunmadı ve laf da ettirmedi hala da dokunmuyor. yaygara koparıldı, akp - mhp dısındakine bir ifade özgürlüğü, eylem özgürlüğü pek kalmadı. korkunun, ihbarcılığın içinde devleti büyük oranda ele gecirip başkan oldu.

türbanlı olduğum için dışlanıyorum

camide uyuyan evsiz kemalist
Merhaba arkadaşlar
olay dün yani 12.07.2018 tarihinde yaşanmıştır. olay ırkçı, faşist kemalist zihniyetin ürünüdür.
bundan bir ay önce sözlük üzerinden (bkz:yazarların karalama defteri) #111110 entrym için bir yazar mesaj attı, gayet kibar ve hoş bir beydi. beni anlayışla dinleyip yönlendiren tavsiyelerde bulundu, yazdıkları oldukça zekice olduğu için etkilenmiştim. yanlış anlaşılmasın kötü bir niye yoktu türbanlıyım sonuçta. Neyse numaramı falan aldı gayet beyfendi olduğu için bir şey olmaz herhalde diyip verdim, önce numaramı görünce haha bu hangi ülkenin numarası dedi ben de türkiye'nin dedim nasıl numara ya bu diye küçümsercesine cevap verdi ben de bimcell kullanıyorum sonuçta bimin açılımı (birleşik islam marketleri) dedim neden gidip israile mermi alan vodafone kullanayım diye lafı yabıştırdım tabi cevap veremedi. neyse geceleri whatsapptan falan mesajlaşmaya başladık. benim 10bin dakika 50gb 70bin sms'lik paketim olduğu için dakika sıkıntısı yoktu sürekli arıyordum bunu gerçi sesim çatıya çıkmadıkça gitmiyordu ama olsun güzel anlaşıyorduk. günler geçiyor derken bir gece buna buluşalım mı diye teklif ettim bu arada yanlış anlaşılmasın arkadaşça bir buluşma teklifiydi türbanlıyım sonuçta. bu olur nerde buluşmak istersin diye cevap verdi ben de çok uzağa gelemem ümraniye de buluşalım olur mu dedim, bu olmaz kadıköy de buluşalım dedi anneme sormam lazım diyip içeri geçtim. anne ayşe kuranı hatim etti diye annesi yemek veriyormuş davet ettiler gidebilir miyim diye izin aldıktan sonra ümraniye canpark avm'nin önünden taksiye atladım.. şaka şaka 19s iett ye bindim, neden taksiye bineyim türbanlıyım ama salak değilim. neyse mesaj attım geldim diye nerdesin dedi boğa'nın önündeyim üstümde mavi bir boydan elbise var diyip tarif ettim kendimi 5 dk beklediktan sonra yanımda 1.82 boylarında 75 kilo atletik vücudu olan çok yakışıklı biri yanaştı o olacağını hiç düşünmemiştim ama evet o çıktı elini uzattı merhaba dedi ben elimi uzatmadan merhaba dedim türbanlıyım sonuçta, güldü ee nerde oturalım diye sordu ben de fark etmez simit ayran alıp sahile mi gitsek dedim, boşver simit ayranı gel ben seni bir yere götüreyim dedi tamam gidelim dedim bu arada yolda beni kesiyordu açıkcası hoşuma gitti türbanlıyım ama kadınım sonuçta. neyse böyle kemalislerin takıldığı yerlere benzeyen bi sokağa geldik biraz ürperdim aslında sonuçta zamanında dedelerimizi asanların torunları hep buralarda takılıyordu biliyordum sonra üstünde rock bar yazan bir yere girdik etraf leş gibi alkol kokuyordu allahtan sürdüğüm esans kokusu bastırıyordu biraz. geçip bi köşeye oturduk içerde alkol içen herkes beni kesiyordu türbanlı ve güzel olmanın ayrıcalığı galiba ama ben bundan hiç övünmüyorum sonuçta güzel olmak kader yani çirkinde olabilirdim. garson geldi o da bana şaşkın şaşkın bakıyordu önce ona sordu ne içersin diye o bi bira söyledi, garson bana dönüp siz ne içersiniz dedi ne var dedim iki dakika düşünüp su var çay var kahve de var dedi türbanlıyım diye bana ayrımcılık yabmaya çalışıyordu bir şey satmak istemiyordu çok sinirlenmiştim ama belli etmemek için hahah ne çayı ben bi bomonti filtresiz alayım dedim garson pardesümü ve türbanımı hayranlıkla süzerek peki diyip gidip içkileri getirdi. aslında asla alkol içmem ama ben orda türbanlı kardeşlerimi temsil ettiğim için bu zulme katlandım ilk yudumu içtim gerçekten çok kötüydü neden bunu içiyorlar anlamıyorum. can'a dönüp ee neler yapıyorsun falan diyip muhabbet etmeye başladık marmara hukuk okuyormuş sen ne okuyorsun dedi ben de işte sınava hazırlanıyorum dedim, hayalin ne diye sordu erzurum ilahiyat isdiyorum dedim. dershaneye gidiyon mu yok kuran kursuna gidiyorum dedim, hmm dershane olmadan nasıl yapacan ki dedi ya zaten 4 yıl dershaneye gittim bi işe yaramadı, emin ol can dua dan hayırlı kapı yoktur diyerek bira mı yudumladım ne zaman mezun oldun liseden dedi 2013 dedim hmm 5 senedir hazırlanıyon yani dedi evet dedim. sonra sordum araban var mı? yok ne arabası arabam olsa burs ile benzine para yetiştiremem, benzin olmuş 6,5 tl 10 litre alıp evden okula gitsem 65tl sadece evden okula gitmek için aylık 1950 tl yapar diyip güldü, ben de doğru ama böyle daha doğru dedim nasıl daha doğru dedi. ee bak mesela ümraniyeden kadıköye bir buçuk saatte geldim benzin ucuz olsa emin ol trafik 3 kat daha fazla olurdu dört buçuk saat sürerdi akp trafik çıkmasın diye benzine zam yabıyo dedim güldü tabi cevap veremedi, sonra sordum siyasi görüşün ne ? aslında çok kararsız kalmıştım sorup sormamak arasında ama eğer aramızda birşeyler olacaksa kesinlikle akp'li olmalıydı... anarşistim dedi yani evrime mi inanıyorsun dedim gülerek. anlamadım dedi neden allaha inanmıyon dedim ateist değiş anarşistim ben dedi gülerek. anarşist ne dedim, Anarşizm, toplumsal otoritenin, tahakkümün, erkin ve hiyerarşinin tüm biçimlerini bertaraf etmeyi savunan çeşitli politik felsefeleri ve toplumsal hareketleri tanımlayan sosyal bir terimdir. Anarşizm, her koşulda her türlü otoriteyi reddetmektir dedi. türbanlı olduğum için gavur alfabesinin kelimelerini kullanarak beni ezmeye, anlamayacağım şeyler söylemeye başladı. neden anlamayacağım şeyler söyleyip beni ezmeye çalışıyon ben şimdi seninle arapça konuşşam hoşuna gider mi dedim, ne alakası var ki ben tanımını yaptım ama anlayacağın şekilde türkçe anlatayım devletller ve liderler yoktur anarşizm de dedi. şok oldum pkk'lı galiba diye düşündüm sonuçta devlet istemiyordu, çok üzülmüştüm ama çok yakışıklı bir çocuktu onu kaybetmek istemiyordum ve açıkca konuşmam gerekiyordu. bak can beni iyi dinle diye konuşmaya girdim, eğer benimle citti düşünüyorsan doğru yolu bulman lazım dedim, doğru yol derken, ak partinin yolu, islamın yolu dedim. eğer namaz kılarsan beni çıplak değilde gelinlikle düşünürsen bu iş olur dedim sonra başladım pkk ve fetonun ne bok olduklarını anlatmaya yüzü düşmüştü galiba alkol çarpmıştı ama benim bünyem sağlam olduğu için bana bir şey olmamıştı. bana lavaboya kadar gideyim gelecem dedi. galiba kusacaktı neyse kalktı lavaboya gitti ben de acaba nasıl ikna etsem diye üstat kadiroğlunun videolarından ve kitaplarından aklıma gelen bilgileri bir araya toplayıp ona anlatacağım şeyleri kurguluyordum 10 dakika geçti hala gelmemişti halla halla acaba bayıldımı dedim garsonu çağırdım arkadaşıma bakar mısınız dedim, arkadaşınız 10dk önce çıktı dedi... bilgimle baş edemeyeceğini anlayınca kaçıp gitmişti masaya 5 tl bırakıp kalktım garson hanım efendi hesap 34 tl dedi şok oldum bi bira için 34 tl mi dedim beyfendinin birasıda var 2 bira dedi yanımda sadece 15 tl vardı ve bağırarak kaçmaya başladım türbanlıyım diye zorla alkol içirmeye çalışıyorlar diye diye ordan kaçarak uzaklaştım.
gördüğünüz gibi türbanlı olduğum için herkes tarafından dışlanıyorum.
5

akp'ye oy vermeme nedenleri

camide uyuyan evsiz kemalist
sayfalaraca yazılabilecek kadar çoktur ama kısaca
1) fetö yü devlet içinde yapılandırmaları,
2) pkk ile masaya oturmaları,
3) devletin değerli topraklarını yabancılara satmaları (mersin limanının %90'nı yabancılara ait)
4) her yeri imara açmaları,
5)r eza zarrab olayı,
6) eğitimin içinden geçmeleri,
/) bilimsel eğitim yerine imam hatipleri 50 katına çıkarmaları,
8) toplumu kutuplaştırmaları,
9) mitinglerde kuran-ı kerim sallamaları,
camiilerde kendilerine göre vaaz verdirmeleri, dini kendi çıkarları uğruna kullandırmaları,
10) belediyeler başta olmak üzere diğer tüm devlet kurumlarına kendi akrabalarını çocuklarını yerleştirmeleri,
11) şehitlere kelle demeleri,
12) milliyetçiliği ayaklar altına aldık demeleri,
13) pkk lı cenazelerine katılmaları,
14) tüm akp'lilerin 16 yılda servetlerini 16bin kat arttırmaları,
15) atatürke ayyaş demeleri,
16) pedofili söylemlerinde bulan dinci yobazlara dokunmayıp muhalif haber yapan gazetecileri içeri atmaları,
17) ihalelere fesat bulaştırmaları,
18) rusya sivilleri katlediyor diyip rusya ile dost olmaları,
19) abd ye israile düşmanız diyip israil ile savaş içinde olan suriyenin abd tarafından vurulmasına onay vermeleri,
20)ypg pkk nın suriye de büyümesine olanak sağlamaları (peşmergenin türkiye üzerinden suriye ye geçmesi)
21) tecavüz oranlarının 20 kat artması,
22) işsizliğin 10 kat artması,
23) dünyanın en çok vergi alan çoğu konuda en pahalı ülkesi olması (benzin, elektrik, araba vs)
24) 16 yıldır üretime gram katkıda bulunmaları,
25) 16 yıldır milli araba, milli yerli uçak yalanlarını atıp aslında hiç birini yapmamaları,
26) sürekli kandırıldık demeleri,
27) ülkenin zeki parlak gençlerini görmezden gelip imam hatiplilere yatırım yapmaları,
28) geleceği boşverip bugünü düşünmeleri,
29) kendilerinden olmayan, onlar gibi düşünmeyen herkesi terörist ilan etmeleri, ve günlerce yazsam bitiremeyeceğim binlerce neden. birazda siz yazın liste yapacam.

atatürkçü olduğum için dışlanıyorum

camide uyuyan evsiz kemalist
evet ülkemizin kurucusu ulu önder mustafa kemal atatürk'ün ilke ve inkılaplarına bağlı olduğum için dışlanıyorum. Geçen gece memleketten düğün için istanbula gelen uzaktan akrabalarım bizde kalacaklardı, ben dışardan izmir marşını mırıldana mırıldana eve geliyor, reklam panolarında gördüğüm uzun adam fotoğraflarına bakıp ne zaman ölecen amın olu diye söyleniyordum ki annem aradı misafir var biraz meyve falan al dedi.
hemen migrosa sürüp en kralından ne bulduysam aldım or*spu evladıyım paraya acımadan en pahalısından seçtim eve doğru yola düştüm. bizim bura eskiden çok laik bir ibölgeydi şimdi hep çarşaflılar var arabayı üstlerine sürüp hunharca kahkaha atıyordum. sonunda eve vardığımda misafirleri daha önce hiç tanımadığım için hafif merakla kapıyı çaldım içeri bir girdim karşımda türbanlı ana kız ve elli yaşlarında kır saçlı doblo sevdalısı bir adam annem akrabalarımız işte diyip tanıştırdı kadının adı kamile kızınin büşra ve adamın izzetmiş önce adamla el sıkışıp karısına dönüp el uzattım ben abdestliyim canım dedi amına kodumun çarşaflısı sonra kızına dönüp p*çliğine elimi uzattım bi an afallasada o da elini uzattı off pamuk gibiydi eli s*kim kalktı çaktırmadan odaya kaçtım. kendi kendime aramda şöyle bir diyalog geçti
- ne yumuşak el amınakoyim!
+ kendine gel olum türbanlı lan o
- iyi işte laiklerini gücünü gösterelim ehehe
+ atam çarpar valla !
kapının sesiyle yerimden fırladım peder gelmiş, muhtemelen 50 yaş üstü chp'li arkadaşları ile bi duble içip öyle gelmiş miss gibi rakı kokuyordu selam verip içeri geçti, pederle izzet amca annemle kamile dalmışlar muhabbete annem arada bir kadının çoraplarından türbanına kadar süzüp amına kodumun ninjası bakışı atıyor babam rakı kokusunu adama vermek için hohlayarak konuşuyor bütün aile laiklik için hunharca mücadele ediyor ki büşra balkona çıktı, bu benim için bir fırsattı hemen arkasından ben de balkona gittim balkon gayet büyüktür bizim 3 tane koltuk var zaten teras bozması balkon anlarsınız artık. neyse büşra nın olduğu koltuğun yanına yanaştım muhabbet etmek için birşeyler söylemeliydim ki ağzımdan ekonomi çok kötü diye çıkıverdi hafif dönüp baygın gözlerle sinirli bir bakış atarap pardon ! dedi. yunanistan diyorum ekonomisi çok kötü dedim. ha evet çok kötü diye yanıt verdi. kendi kendime lan böyle olmaz başka türlü bi muhabbet konusu aç derken, büşra neyse ki türkiye büyüyor dedi. ne büyümesi amına yumruk vurduğumun saksocusu soğan 7 lira dememek için zor tutuyordum kendimi sonra yani bizde de o kadar iyi sayılmaz dedim. olur mu görmüon mu yolları nasıl yabdılar, üçünçü hava alanı varya almanlar projesini çalmaya çalışıo abd de marmaray yog rus turistler ülkeye antalya yı görmeye değil erdoğanı görmeye geliyor falan arka arkaya sayıyorken dudaklarına yapıştım dondu kaldı tepki vermesini bekliyorken hiç bir şey yapmadı bundan cesaret alıp elimi kalcalarına atıp hunharca öpmeye devam ettim karşılık vermeye başlamıştı elimi eteğimin altına sokup kalçalarını okşuyordum zevkten dudaklarını dişliyordu türbanını çıkarıp boynunu öpmeye kalktım oha o kadar ileri gitme diye çıkıştı tamam diyip göğüslerine gömüldüm inanılmaz ter kokuyordu ama herşey laiklik için olum diyip devam ettim artık içerdekiler olmazsa tamamen çıplak kalmaya hazırdık tam boşalmak üzereyken atammmmmm diye inledim birden kendini geriye çekip üstünü toplamaya başladı şaşırdım ne oldu şimdi dedim bana sinirli sinirli camileri ahır yabmadımı!!! dedi. benim s*kim arşa yükselmiş ne diyon sen dedim iiskilipli atıf hocayı asmadımı dedi, bin yıllık tarihimizi silmedimi, müslümanları asmadımı dedi ve yerinden kalktı ve atatürkçü olduğum için sevişmeyi bıraktı.

bıktım artık atatürkçü olduğum için dışlanmak istemiyorum.
7

öğrencilik

frantz fanon
ilkokul 5. sınıf dahil çocukçadır ama 6 ve sonrasında bozulma başlıyor. öğretmenlere o açıdan hak verebiliyorum. çünkü serserilik ve cinsellik devreye giriyor, tuvalette 31 çeksen iyi arka sırada 31 cekenler ortaya cıkabiliyor. tuhaf, bi tarafta totaliter bi okul ortamı bi tarafta da böyle şeyler. aslında belki tuhaf değildir, belki de savunma refleksidir, doğaya aykırı koşullarda insanoğlu saçmalamak zorunda mı kalıyor ne.
ama hayata atılmanın temelinin atıldığı bir dönem olarak bitse de bitmez. üniversite, lise, ilkokul biter ama alınan davranış biçimi, kültür, bilinç ve ''bilinçaltına'' kazınan şeyler kalır. yani ne iş yaparsan yap yine öğrencisindir. ki pek çok meslekte nizam yine okul sistemine benzer. okullar, kışlalar, hapishaneler, plazalar, fabrikalar, kampüsler bir yerde hep okuldur aslında. onun içindir ki, bitse de bitmez gibidir. belki biraz da bu yüzden rüyalarınıza farklı kombolarla girmeye devam eder o okul sıraları, o tanıdık yüzler. ki en gerçek aşklar da yine okul aşklarıdır (ilkokul ve lise, üniversite pek dahil değil! orada artık -herkeste olmasa da- menfaat, köşe kapmacılık devreye giriyor).

turan dursun

harflervekibrit
Ateist eski müftü, büyük bir aydındır. İnsanlara hakikati anlatmayı görev bilmiş ve bu yüzden katledilmiştir. "din bu" adlı kitabıyla islam'ı bitirmiştir. En azından kafamdaki islam'ı. Bugün, memleketin şu halinde ismini bir sokakta görünce içimde şaşkınlıkla mutluluk kol kola girdi adeta. Saygıyla anıyorum üstadı.

arkadaşlar bunu çok kişinin öğrenmesini elbette istemiyorum ama söylemeden geçemeyeceğim: çanakkale çok güzel şehir.
1

araf 107

altayhan
Yıllarca çocuk hikayesi diye mitolojiyi anlattılar, çizgi filmini falan yaptılar. Herkül'ün 12 görevindeki olağanüstülükler, peygamberlerin hayatındaki mucizelerden çok da aşağı değilmiş. Yazık olmuş herkül'e, peygamber olabilirdi ama galiba belinde deniz havlusuyla dolaşan çapkın yunan tanrılarının bu tür işlerle pek arası yoktu.

aşık olduğunda hissettiğin o ilk duygu

ickial
6 yıla yakındır reflüyüm, midem kalbim kadar yanmamıştı. daha kolay nasıl anlatılır diye düşündüm ve sadece bunu yazabildim.
yıllar yıllar sonra, bu kez de bu hayat bana güler diye düşündüm ilk defa. ilk defa, korkmadan adımlarımı attım uğruna değdiğini düşündüğüm, güzel zannettiğim bir yola.
duygularımla oynanırcasına..., hazır değilmiş... insanı aşk hazırken mi yakalar? zaten aşk bence ansızın yakalanmaktır yağmura. şemsiyen olmadan ıslanmak, hasta olacağını bile bile hala ıslanmaya devam etmek bundan zevk almak değil midir?
güzelce yelken açamadan bitti. acısı kaldı. ne kadar kalır daha bilemem. ama şu an kaldı işte.
beni kendine inandırdığın için, aslında hiç de akıllı olmadığımı gösterdiğin için sağ ol. kandırılamayacak kadar akıllı olduğumu ve olaylara karşı soğukkanlı tavırlar gösterebileceğimi zannederdim, hep bi şeyleri zannettiğimiz ama hiç emin olmadığımız için kaybediyoruz sanırım. bak bundan bile emin olamadım, hayat olasılıklarla dolu
1

perseid meteor yağmuru

harflervekibrit
Ağustos başında başlayacak olan Perseid Meteor Yağmuru'nun en yoğun günleri bu sene de 11-12-13 Ağustos'ta olacakmış. Geçen sene sokak lambası kıvamında bir dolunaya denk gelen yıldız yağmuru, bu sene yeniaya denk geliyor ey ahali! (bunu ilk duyduğumda sevincimden üç kere zıpladım.)
hani yıldızlar yanıp sönerken
hani bir yıldız kayar da insan
hani bir telaş duyar ya birden
işte öyle bir şey!

bendeniz bir göğe bakma durağında şişenin dibini bulmak niyetindeyim, size de benzer telaşlar diliyorum.

laik sözlük adminlerinin çalışmaması

zeybek
yazarımızın haklı bir isyanıdır. hem de çok haklı. en son yönetime giren ve galiba da mevcut adminlerle birlikte son admin olarak şunları söyleyeceğim;

yazarlık dönemlerimde mevcut girilerimi de örnek gösterebilirim niceliğin değil niteliğin savunucusu ve koruyucusu oldum. bu sözlüğün kurulma hikayesi açık ve net. imam hatipler kapatılsın grubundan ve gençlerin laiklik akımına sempatisi baz alınarak ki bana göre öyle, kurulmuş bir sözlük.

sosyal ağlarda hiçbir gruba üye değilim çünkü tüm yazarlar o gruplardan gelme ve birbirini tanıyor bu da orada formatsız bir şekilde goygoy yapmaya ve mizah diye tabir ettikleri leş muhabbete rahatça olanak sağlıyor. ayrıca sözlükle alakadar hiçbir girişim göremedim gruplarda. sözlük yazarlarımızın bir çoğu sözlük yazarlığından bihaber. yazmaya teşvik edici yapıcı yahut yıkıcı savlar üretilmiyor, bu da münazaraya mahal vermediği için beyin fırtınasına engel ve bu beyin fırtınası sözlüğe sirayet etmiyor. giriler iyi de olsa kötü olsa oylanmıyor. karşı fikir savunucuları ve trollerden sıkıldık diye sözlüğü ziyadesiyle terk eden yazar oluyor bu da burada rahatça at koşturamadığından dolayı olan bir durum.

nitelikli onlarca giri yazmama rağmen ve bunların çoğunu ilk defa başlık olarak açmama rağmen altları boş yani bilgi ve fikir sahibi olunmak istenmiyor yahut kendini bilgin sanan zamane gençleri iki üç muhalif taşlama yapınca kendini aydın sanıyor. bunun da etkisi sözlüğe uğramıyor.

yazarlar kişisel olarak başlık açarken yaratıcı olamıyor bu da gözlem yeteneğinin yeterli olmadığını gösteriyor. halbuki gözleme gerek yok kendi başına gelen ufak tefek estantaneler muazzam içeriklere dönüşebilir. sonra da gidip diğer sözlüklerden başlık taşınıyor yahut yazacak başlık bulamıyorum diye hayıflanıyor.

saymakla bitmez. bu iş interaktif bir sözlük işi sadece adminle modla olmaz, ha adminler sadece katalizör olurlar o kadar.

intihal yapan yazarlara hiç girmedim bile.

tayland'ta mağarada mahsur kalan çocuklar

harflervekibrit
24 Haziran'da okul gezisi sebebiyle girdikleri mağarada sel sularının yükselmesiyle mahsur kalmış çocuklardır. 12 çocuk ve antrenörleri, 9 gün sonra sağ salim bulunmuştur. kurtarma çalışmaları sırasında bir dalgıç oksijensiz kalıp ölmüş. dalgıçların çamurlu suda kimi dalıp kimi yürüyerek 6 saatte ancak ulaştığı yerden çocukların salimen çıkarılması için profesyonel bir heyet oluşturulmuş. Şimdiye kadar 4 çocuk kurtarılmış, 2 ila 4 gün içinde diğerlerinin de çıkarılması planlanmış.
Bu çocukların akıbetinden saat saat haberdar olabilmemize karşın, Tekirdağ'daki tren kazasında kaç kişinin ve kimlerin öldüğünden, kazanın nereden kaynaklandığından haberdar olamıyoruz. Çünkü eğer bir yetkili ihmali filan söz konusuysa haysiyet gereği istifa filan etmek gerekebilir Allah muhafaza!

enver paşa

radis
asla affedilmemesi gereken paşadır. binlerce askerin hayatından sorumlu tutulmaktadır.

tarih hocamızın anlattığına göre;
güney cephesinden getirilen bir takım askerlerin gerekli teçhizatlarının olmamasindan dolayı soğukta tek kurşun atmadan can verme hadisesidir.

toplam kayıp: 60 bin civarındadır.

gerçek islam bu değil

mesut komiser
Kendi kitabını bile okumaktan aciz olan, internette gördüğü ayetleri kendine göre yorumlayan, gerçek islamı yaşayan ülkenin veya topluluğun nerede olduğunu sorsan gösteremeyecek, kitabından hoşuna gitmeyeceği bir ayeti veya hadis gösterirsen seni kafirlikle suçlayacak insanların kullandığı cümledir. Bide bunun bir üst versiyonu olan 'islam kusursuzdur, müslümanlar değil' sözü vardır.

Bu insanlara göre şuan ki bütün din adamları islamı saptırmaktadır ve haçlılar dünyaya müslümanları kötü göstermektedir.

suriyeli mülteciler

dehumanize
Anadolu halklarını binbir katliamdan geçiren barbar bir ulusun savaştan kaçan sığınmacılar için kullandığı yanlış tabir.
Genetiği multecilik içeren, ordan oraya at sırtında, baldırı çıplak gezen türk kavminin kendisinin Anadolu'da mülteci olduğunu unutup, Suriyeli sığınmacılara karşı kullandığı yanlış tabir.
Onlar mülteci değil, savaş mağduru sığınmacılar. Kızlarınıza tecavüz edip, öldürmeleri sizle aynı dine mensup olmalarından kaynaklanıyor. Bu yüzden onlardan nefret etmeniz başka bir şey, ülkelerinde savaş olması sebebiyle mülteci değil, sığınmacı olmaları başka.
5

ermeni soykırımı

ebuelmaarri
Ama Ermeniler de öldürdü diyerek var olan soykırımı yok edemiyorsunuz. Osmanlı Devleti ki binlerce kez seferler düzenlemiş belli bir insan kitlesiyle bir yerden bir yere mesafe kat etmiş ama Ermenilerin yol üzerinde karşılasacağı tehlikeleri, hastalıkları, sorunları akıl edememiş öyle mi? Osmanlı göz göre göre ölüme itmiştir insanları. Dünya üzerindeki pek çok topluluk fırsatı geldiğinde uygun koşullar zuhur ettiğinde soykırım gerçekleştirmiştir ve belki de senin yerinde olsalar aynısını yaparlardı. Bu millet Ermeniler de olabilirdi Ruslar da. Yani kimseyi kendinden farklı görerek insanları kimlik üzerinden aşağılama ya da yüceltme.Varoluş anlamını ulus kimliğin üzerinden biçimlendirme eğer biçimlendirirsen bu tarz olaylarda objektiflikten çok uzak kalırsın. Aslında birçok kişinin bu soykırımı reddedişinin arkasında Türk soykırım yapmaz, Müslüman soykırm yapmaz sanrıları yatıyor

ermeni soykırımı

dehumanize
Ermeni Kırımı veya Ermeni Soykırımı (Ermenice: Հայոց ցեղասպանություն, Hayodz Dzeğasbanutün), Osmanlı hükûmetinin Ermeni tebaaya karşı gerçekleştirdiği etnik temizlik. Tehcir ve katliamlar sonucunda ölen Ermenilerin sayısının 800.000 ile 1,5 milyon arasında olduğu birçok tarihçi tarafından kabul edildi.Olayların başlangıç tarihi çoğunlukla 250 Ermeni aydının ve komite liderinin Osmanlı yöneticileri tarafından Kostantiniyye'den Ankara'ya sürüldüğü ve birçoğunun öldürüldüğü 24 Nisan 1915 ile ilişkilendirildi. Çeşitli kaynaklara göre Ermeni Kırımı, sağlıklı erkek nüfusun toptan öldürülmesi ya da askere alınarak zorla çalıştırılması ve sonrasında kadın, çocuk ve yaşlılarla birlikte ölüm yürüyüşü şartları altında Suriye Çölü'ne sürülmesi gibi olaylarla birlikte I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında iki aşamada gerçekleşti. Askerlerin koruması eşliğinde yurtlarından sürülen Ermeniler, sürgün sırasında yiyecek ve su sıkıntısı yaşadı; ayrıca çeşitli raporlara göre zaman zaman soygun, tecavüz ve katliamlara maruz kaldı.Dünya genelindeki Ermeni diasporası, genel anlamda Ermeni Kırımı'nın doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktı.
Raphael Lemkin, resmî otoritelerin sistematik ve kasıtlı katliamlarını tanımlamak için 1943'te ürettiği genocide yani soykırım sözcüğünü Ermeni katliamları için de kullandı. Yapılan katliamların Ermenileri ortadan kaldırmak için düzenli bir şekilde gerçekleştiğini öne süren bazı tarihçiler, ölümleri ilk modern soykırımlardan biri olarak kabul etti. Ermeni Kırımı ayrıca Holokost'tan sonra soykırım olarak tanımlanan katliamlar arasında üzerinde en çok araştırma yapılan ikinci katliam oldu.

Osmanlı İmparatorluğu'nun ardıl devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, soykırım sözcüğünün Osmanlı yönetiminin son yıllarında gerçekleşen toplu katliamları tanımlamak için doğru terim olmadığını belirterek sözcüğü kullanmayı reddeder. Son yıllarda ülke, katliamların soykırım olarak tanınmasına yönelik çağrılarla tekrar karşı karşıya kaldı. Günümüz itibarıyla 29 ülke toplu katliamları resmen soykırım şeklinde tanımlar ve bu görüş çeşitli soykırım araştırmacıları tarafından da paylaşılır.

24 Nisan'da Dahiliye Nazırı Mehmed Talat Bey, Ermeni Komite merkezlerinin kapatılması, elebaşılarının tutuklanması ve her türlü belgelerine el konulması yönünde, 24 Nisan 1915 kararlarını alır. 24 Nisan hadisesi, İtilaf ordularının Çanakkale'ye çıkartma yapmaları beklentisi ve İstanbul'un düşman eline geçme tehdidi, Osmanlı sarayı ve hükümetini Eskişehir'e taşıma hazırlıklarının yapıldığı günlere denk gelecektir.

Tarihçi Yusuf Sarınay, Osmanlı belgelerinde “24 Nisan 1915 genelgesi üzerine İstanbul'da ilk etapta 235 Ermeni Komite mensubunun” tutuklanarak Çankırı ve Ayaş'a gönderildiğinin kaydedildiğini belirtmekedir. Sarınay, Ağustos 1916'ya kadar İstanbul'da tutuklanan “Ermeni komite mensuplarının” sayısının 290 civarına ulaştığı sonucuna varmıştır.[62] Diğer incelemelerde ise 24 Nisan 1915 gününü takip eden birkaç hafta veya ay içinde bunların sayısının 2.345'e ulaştığı öngörülmektedir. Bunların arasında siyasi militanların yanı sıra milletvekilleri, tanınmış yazar ve şairler, sanatçılar, din adamları ve işadamları da tutuklanır. Göç ettirilenlerin belirsiz bir önemli kısmı göç çerçevesinde ölür veya öldürülür.
soykırım kavramı

Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nin tanımlamasına göre: öldürmese bile bir millete veya ırka yöneltilen saldırılar soykırım sayılır ve katliam olsa bile bir millete veya ırka yöneltilmediği takdirde soykırım sayılmaz. Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi (9 Aralık 1948) 260 A-III BM Kararıdır. Jenosit (soykırım) kavramı Polonyalı hukukçu Raphael Lemkin tarafından ortaya atılmıştır. Raphael Lemkin, kavramı Yunanca “genos” (soy, kavim) ve Latince “cidus” (öldüren) kelimelerini bir araya getirerek oluşturmuştur. Ermeni Soykırımı tezi ve 11 Ağustos 1933'de Irak'ın kuzeyinde Duhok ve Musul illerinde yaşanan Süryanilere yönelik katliamı (Simele Katliamı) inceleyerek 'Crime of Barbarity' (Barbarlık suçları) adlı yazısını hazırlayan Lemkin, aynı yılda İspanya'nın başkenti Madrid'de toplanan Milletler Cemiyeti'nin Hukuk Konseyi'nde “Bir kişiyi öldüreni yargılamak mümkünken, bir milyon insanı ölüme göndereni yargılamak niçin mümkün olmuyor” sorusunu ortaya atarak uluslararası bir soykırım sözleşmesi çabası içine girdi. Soykırım sözcüğünü 1944 yılında Axis Rule in Occupied Europe (İşgal Altındaki Avrupa'da ittifak Güçlerinin İktidarı) adlı kitabında ilk olarak kullanan Raphael Lemkin. Lemkin, Ermeni meselesini 20. yüzyıla ait tipik bir soykırım örneği olarak tanımlıyordu.

Zamanın İçişleri Bakanı Mehmed Talat Bey'in 1915 yılı içinde Andonyan belgeleri diye bilinen ünlü “Talat Paşa telgraflarının” kopyalarını barındıran kitapta soykırımı planladığı öne sürülmüştür. Andonyan Belgelerinde Ermeni tehciri sırasında Ermenilerin imha edilmesini emreden 50 telgraf ve 2 mektup mevcut. Andonyan Belgeleri düzmece olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bundan dolayı hükümetin parmağı olduğunu kanıtlama iddiasındaki yayınların birçoğu savaş zamanındaki propagandanın damgasını taşımaktadır.

Teşkilât-ı Mahsusa nın sadece cephe ve cephe gerisi Ermeni güçlerin tavsiyesinin (Ermeni İsyanlarına karşı enformasyon toplama ve değerlendirme, toplanan enformasyonun operasyonel şekilde kullanılması ve örtülü faaliyette bulunma) yanında “Tehcir” edilen Ermeni sivil halka karşı planları olduğu ve bu planların “soykırım” tanımına girdiği ileri sürülmektedir.

İttihat ve Terakki sözcülerinden Hüseyin Cahit (Yalçın)'a göre yurdun Ermenilerden arındırılması “müthiş ve memleket için zaruri olduğu sarahatle anlaşılan” bir karardır. 2 Ağustos 1914'te seferberlik günün gecesi, Kuşçubaşı Eşref'in “Anadolu'dan gayri Türk unsurların tasfiye” planı doğrultusunda İttihat ve Terakki Cemiyeti Merkez-i Umumi'de alınan karar ile Doğu Anadolu'da Teşkilat-ı Mahsusa birlikleri oluşturulmuştur. Celâl Bayar'ın Teşkilat-ı Mahsusa şefi Eşref Kuşçubaşı'ya atfen belirttiğine göre Mayıs-Ağustos 1914'te Harbiye Nezaretinde yapılan toplantıların başlıca konusu stratejik noktalarda kümelenmiş ve dış tesirlere bağlı gayrı Türk yığınlarının tasfiyesi idi.”

Teşkilat-ı Mahsusa hakkında araştırma yapan yazar Philipp Stoddard'a göre, Teşkilat-ı Mahsusa, Ermenilerin sınır dışı edilmesinde herhangi bir rol oynamamıştır. Soykırım inkar tezini başlatan kişi olarak tanınan Guenter Lewy Stoddard'la 2001 senesinde görüştüğünü ve Stoddard'ın hâlâ aynı sonucu savunduğunu bildiriyor. Lewy, soykırım tezinin savunucularından olan Vahakn Dadrian'ın, orijinal kaynakların imkân vermeyeceği varsayımlarda bulunduğunu bildiriyor.

Soykırımı tanımında insan kayıplarının hangi amaçla gerçekleştirildiğini içermektedir. 1915 olaylarının ardındaki hükümet politikasını kanıtlayacak belgelerin ortaya çıkarılması, soykırım tartışmalarının ana eksenini oluşturmuştur. Ayrıca Osmanlı arşivlerinde yer alan kayıtlara göre, 1906-1922 yılları arasında Anadolu'da ve Kafkaslar'da, 517.955 Müslüman Osmanlı vatandaşının öldüğü aktarılmıştır.

Taner Akçam, İnsan Hakları ve Ermeni Sorunu: İttihat ve Terakki'den Kurtuluş Savaşı'nda adlı eserinde Jenosit'in Türkçe karşılığı olarak kullanılan Soykırım kavramını tercih etmediğini açıklamaktadır. Bunun nedeni olarak Kırım kavramının sıradan bir katliamdan farklı olarak Ermenilere yapılanları tanımlamak için Anadolu'da yaygın olduğunu ve Soykırım kelimesinin Nazilerin Yahudilere yönelik ırkçılığa dayalı bir jenosit türünü çağrıştırması ve konuyla uğraşan tüm araştırmacıların Ermeni Kırımı'nın arkasındaki ana nedeninde ırkçılığın yatmadığı noktada hemfikir olduklarını göstermektedir. Ayrıca Kırım kavramını tercih etmesinin psikolojik boyutunun olduğunu da itiraf etmektedir.

Yakın yıllarda Ermeni Soykırım hakkındaki eserlerden biri de Ermeni asıllı Amerikalı tarihçi Vahakn Dadrian'ın The History of the Armenian Genocide (1995) adlı eseridir. Ermeni soykırımının resmî Osmanlı makamları tarafından değil, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne bağlı gizli bir örgüt olan Teşkilat-ı Mahsusa eliyle yürütüldüğü de iddia edilir.

Ayrıca Toynbee, 1967'de yayımlanan Acquaintances adlı eserinde “1915'te Türkiye'de işlenmiş olan soykırım üstüne çalışmalarım bana ilk günahın gerçekliğini gösterdi” diye yazmış, Vahakn Dadrian'a yazdığı 6 Aralık 1973 tarihli mektubunda “Ermeni Soykırımı büyük bir suçtur” demiştir.

ağrı dağı

frantz fanon
ermenistan'ın (hem yeni hem de eski) armasında bulunan bir dağdır.
hatta şöyle bi geyik varmış:
türk yetkili stalin'e sormuş; niye essc'nin armasında ağrı dağı var, ağrı essc'nin sınırları içinde değil. stalin'de demiş ki: eh senin bayrağında da ay var, ay tc sınırları içinde mi?

yusufçuk

atticus finch
böcekler dünyasının avcılarından. uçan böcekler arasında en güzeli. skorsky helikopterleri bu böceğin anatomisinden ilham alınarak tasarlanmıştır. yaklaşık 5000 farklı türü vardır. yusufçuk böceğinin bazı türlerinin uçuş hızı saatte 95 km'yi bulabilir. duyma özelliği hiç yoktur. koku alma duyuları da çok fazla gelişmemiştir; ancak en iyi görebilen böcek olarak adlandırılırlar. ortalama yaşam süreleri 6-7 yıldır. insana hiçbir zararı olmadığı gibi yaşadığı bölgedeki sinek ve tatarcık gibi uçan haşereleri yediği için yararı bile vardır.

bizdeki ismi bir boka benzemiyor ama ingilizce "dragonfly" cuk oturmuş. keşke türkçede de "ejdersineği" falan deselerdi de bir karizması olsaydı.



İdam cezası isterken kendini asan adam

biz de sizi seviyoruz
Bu hareketiyle level atlayıp Orçomaral rütbesine yükselmiştir. İlahi adalete erken yakalanmıştır.

[https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=735007359985452&id=222122374607289&refsrc=http%3A%2F%2Feksisozluk.com%2Fidam-istiyorum-bildirisi-okurken-kendini-asan-adam--5161800&_rdr ~ Kendini asan adam]



Not: arkadan ağzında sigarayla gelen adam haykırmama vesile olmuştur

loving vincent

franz
Bu başlık şimdi mi açılmış cidden?

Van gogh'un kardeşine yazdığı bir mektubu yerine ulaştırmaya çalışan bir arkadaşın, daha sonra vincent'in ölümünü araştırmaya başladığı bir durumu anlatan, efsaneler efsanesi, aman aman abi o ne ya, yalçın be maç oluyor be abi, oha çüş falan oldum, yoh a*ına derecesindeki filmidir.

İzlenmiş en iyi filmler listesine konusuyla olmasa da, görselleri ile ilk üçe oynar.

İzleyin, izlettirin.

stajyer olmak

the spook
Köle olmaktır, eve ayakta uyuyarak gelmektir, kapıdan içeri girdiğinde kendini halının üstüne bırakmaktır. Bırak sözlüğe girmeyi, güncel olaylardan bile uzaklaştım. 25 haziran'dan sonrası yok bende.

ardı ardına gelen çocuk istismarı ve kedi köpek katletme haberleri

jakoben
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/leyladan-aci-haber-40884302

leyla ile son halka eklenmiştir fakat bu pezevenklerin amaçları uğruna yemeyeceği halt yok.sosyal medyada bu tür haberlerin hemen altına da idaam idaaaağm diye yazılar döşeyen aktroll ekipleri algı çalışmalarını hızlandırmıştır.bu olayların sosyolojik sebepleri bir yana ben artık sistematik duygusal istismar amacı taşıdığını da düşünmeye başladım.cumhuriyeti yıkan seçimin arifesinde böyle olayların ardı ardına patlaması başka işlerin döndüğünü bana ,bir saniye vicdan yapmaksızın bile düşündürüyor.idam edilecekse bir kitle vardır.bellidir.devlete çalışmaktadır.çocuk sikme fetvaları vermektedir.

yabancı

jakoben
kafkanın davası ile benzerlik gösterir hatta geçenlerde yazdığım bir entride bu kitabı da kafkanın eseri gibi yorumlamıştım.unutmuşum yazarlarını ikisini de okuyalı dört beş sene oluyor. yabancıda ana karakterin olay ve olgulara pasif-nihilist yaklaşımı çevresinin kendisini yanlış anlamasına sebebiyet veriyor.annesi ölüyor çükünde değil gibi yansıyor dışarıya biz öyle anlıyoruz fakat annesi daima kalbinin sol çükünde fakat işte yazarın teqnique 99 olduğu için roman sizi bacın fayır yapıyor.nasıl yorumlamam ama? asdasd

2 temmuz 1993

blackcat
Bu ülke ne katliamlar gördü . Neler yaşadı düşününce boğazıma bir yumru oturuyor. Ama madıma denince şöyle bir duruyorum .
Çok iyi hatırlıyorum ilk okula gidiyordum . Show tvnin eski logosu filan vardı. Akşam haberlerinde alevler içinde Madımak vardı. Sülü vardı bir takım politikacılar açıklama yapıyordu. O aralar Aziz Nesin'in hikayelerini okuyordum. Babam da çok severdi aziz nesini " dinsiz minsiz ama çok doğru konuşan bir adam " derdi. Bana o almıştı kitapları. Bildiğin hüzünlenmiştik. O alevler hala gözümün önünde . O alevler hala sönmedi , kafasında beyin olmayanlar o cehennem ateşiyle yaşamaya bizi de yaşatmaya devam ediyor.
Bir sihirli değnek gelse , şu ülkeyi herkesin birbirine saygı duyduğu , sevgiyle yaşadığı bir yere bile dönüştürse , tam şu anda. ne farkeder? Her şey unutulur ama sivas unutulmaz. Küçücük çocuklar , koskoca yürekli şairler , sanatçılar yakılarak öldürüldü. Kurşunla , sopalarla yüzyüze değil. Ülkenin , dünyanın gözü önünde , devletin desteğiyle yakılarak öldürüldü. o yakanların avukatları meclise girdi , milletvekili filan oldu. Dava zaman aşımına uğradı. Insanların diri diri yakıldığı yer kebapçıya dönüştürüldü. Bu kadar büyük bir haksızlığın olduğu coğrafya hiç bir zaman onmayacak.Hiç bir zaman bu lekeyi temizleyemeyecek. Sivas denince aklımıza Divriği , kızılırmak , medreseler gelmeyecek , hep onlar gelecek...

idam gelince asılması gerekenler listesi

jakoben
idam gelirse iç savaş artık kesin çıkar şahsen ben oraya buraya sıkmaya başlarım.net.böyle salak tufalara gelmeyin amına koyim. bu sik tarihinden kalan ve iktidarın gücünü pekiştirmekten başka bir boka yaramayan ceza yöntemini boş yere gündeme getirip durmuyorlar.ülkeyi düzeltmek istiyorsan gericiliği yok edersin olur biter.sen-ben tecavüz ediyor muyuz? hayır.kim ediyor amına koyim? gerici cahil köpek geleneğinden gelen hastalar dimi?bu kadar.bir yandan gericiliğin piyasacılığını yapıp diğer yandan idam verirsen iktidar kucağına düşersin sonrasında yap muhalefetini götün yiyorsa.çocuk tecavüzcüleri de gericilerin eseridir.tüm müslüman ve çocuk evliliğini savunan imamları asacaklarını sanıyorsanız gülerim.salak salak tufalara gelmeyin.idam gelirse zaten kaçın ülkeden ya asarlar sizi ya da keserler.zaten kesiyorlar. asmanın da patentinden ötesi değil bu.
1

sözlük ne zaman tam anlamıyla hareketlenecek sorunsalı

jakoben
sözlük gayet iyi durumdadır.bir kaç kıçı kırık ve neden burada olduğunu kendine bile açıklayamadığına emin olduğum kişiler dışında oldukça kümedir.etraftaki sözlüklerin saptırılmış, ılımlaştırılmış cumhuriyetçi kitlelere ya da gerici akım akıbetine kapıldığını hezeyan ile görürken ve okudukça kusarken buradaki küme kendi tutumunu sergilemektedir zaten güncelde olması gerekende budur.ihtiyaç doğrultusunda zamanla insanlar buraya yönelecektir.çünkü diğer sözlüklerde de yazarlar bunalmaya başladı ve kendisi gibi olanlarla saf tutmak isteyeceği kısaca ''ee yeter s*kerim amını''diyeceği zaman gelecektir.

antikomünizm

jakoben
yanılmıyorsam 1950lerde burjuvanın sermaye aktarımıyla komünizmle mücadele dernekleri kuruldu.burjuva gericilerin yöntemlerini uygulatmak istedi çünkü komünizm ekonomisi çürütülmüş ve soyulup kevgire çevrilmiş olan ülkemizde laf ile teori ile çürütülemeyecek bir sistem.garip olanı ise milyonlarca insanı bu sistemi hiç bilmemelerine rağmen düşman edebilmeleri gerçekten burjuvanın algı oyunlarıyla mücadele etmek çok zor.komünizm insanın sosyal evriminin son safhasını temsil eder.komünizm bireyden fedakarlık talep eder ve bu doğrultuda ona maddi değil fakat manevi yaşam adına sınırsız özgürlükler verir.bireyin mutluluğuna kanalize olabilir çünkü beslemesi gereken bir burjuva yoktur.dolayısıyla eğitim sistemini bu doğrultuda,rütbeli köle pazarı gibi dizayn etmesi söz konusu değildir.fakat çalışmak gerekir.insanlara gerçek manada mesliki onurda bahşeder.şöyle ki doktor ile işçinin maaşının arasında çok ufak farklar olabileceği için sizler küçük yaşınızda doktor olayım paranın götünden kokain çekeyim havasına girmez gerçek ve bariz bir biçimde insan hayatının değeri üzerine felsefi bakış açıları barındıran eğitimler alacağınızdan hakikatten para için değil doğrudan insan sevgisi ve değeri adına doktor olmayı ölümüne istersiniz.diğer bir çok meslek içinde bu geçerlidir.işte yurtseverlik nediri bu gibi örneklerle açıklayabiliriz.bu ülkede komünizme düşmanlık bitmeyecek.ancak bilinmelidir ki komünizm berbat bir haldeki imparatorluğu yirmi sene içinde dünyanın gelmiş geçmiş en güçlü ülkesi yapabilmiş bir sistemdirde.bu tabi güç or*spularının dilinden bir yaklaşım.komün birey için savaş berbat bir şeydir

bunlar ilginizi çekebilir