confessions

sophos

βετεράνος♛  · 13 Ekim 2017 Cuma

  1. toplam giri 3013
  2. takipçi 70
  3. puan 85007

neslican tay

pencere
sosyal medya cahili bir insan olduğumdan dolayı kim olduğunu vefatından sonra öğrendiğim kişidir. gördüğüm kadarıyla gencecik güzel bir insanımıza benziyor. ve ölmenin mutlaka yasaklanması gerektiği bir yaşta vefat etmiş. ışıklar içinde uyusun.

fakat bu insanımızın vefatı üzerinden bir şeyleri hatırlatmam gerekiyor. bütün ortadoğu ülkelerindeki toplam kanserli hasta sayısından çok bizim ülkemizde kanser vakalarına rastlanıyor. neden kimse niye böyle aq diyerek sosyal medyayı sallamadı bugüne kadar anlamak zor. insanlar kitlesel halde bu su yüzünden kanserden ölüyor diyen bilim insanı 16 yılla yargılanıyor yine kimsenin sikinde değil.

hepimiz bu durumda potansiyel rahmetliyiz. bir çoğumuz her an gencecik yaşımızda neslican'ın yanını boylayacağız. acılar içinde ölmeye bile yabancılaşmışız. bunu tersine çevirmek için hiç bir şey yapmıyoruz.

hal böyleyken bu insanımıza yapılan bir çok baş sağlığı bana iki yüzlülük gibi gelmekte. ateş düştüğü yeri yaktı. bir şeyler yapalım ki bizi de yakmasın.

neslican tay

jakoben
kanser ile mücadele eden ve ne yazık ki mücadelesini kaybedip vefat eden hayat dolu bir genç kız. öldü bugün. twitter'da pelikancı götlerden birisi ; ''Neslican Tay ölmüş.Herkes cennete kavustu diyor. Orasini Allah bilir. Yalniz bu çıplaklikla biraz zor...'' diye bir twit atmış. bu ülkedeki hesaplaşma çok kanlı olacak. öyle fetödeki gibi asfalta yapışıp bağırsak fırlatan salaklarla da kurtulamayacaksınız. çok büyük sikiş dönecek. allah hepinize ve sizleri kollamaya kalkacak tüm teşkilat mensuplarına şimdiden gani gani rahmet eylesin aq çocukları.

boris yeltsin

pencere
affınıza sığınarak bu gece pek yapmadığım bir şekilde yazacağım. olur olmadık cinsiyetçi küfürler eden insanlardan tiksinsem de ağzımdan bu gecelik çıkacak sözler için affınıza sığınmak istiyorum.

tarihin gördüğü en ağır orospu çocuklarından biridir. ağırlığı salt mecazi değil gerçek kütlesellikten de gelir. yıllarca bilip bilmeden gorbaçov'u, reel sosyalizmin fişini çeken lider diye nitelediler. oysa gorbacov gerçekten reel sosyalizmi kurtarmak için büyük çabalar sarf eden bir liderdi. bu yolda büyük taktiksel hatalar yaptığı bir gerçektir. fakat zaten ne yaparsa yapsın başarı şansı yoktu. zira reel sosyalizm zaten troçki'nin 1927 yılındaki sürgünüyle sönümlenmişti denebilir. hatta 1917 yılında tepeden inme bir devrimle ölü doğduğu bile söylenebilir.

bu yeltsin denen şekilsiz ağır piç 1991 de darbe bastıran bir kahraman olarak çıktı halkın karşısına. bu darbeyi bastırdıktan 3 gün sonra gerçek darbeyi kendisi yaptı. o günden sonra ülkesini mafyaya parsel parsel bölüştürdü. ve tarih onun çeçenistan'da çoluk çocuk demeden yaptığı korkunç katliamlarla da hatırlamalı.

çağın vebası

pencere
narsizm. artık bu hastalık bireysel bir durum olmaktan toplumsal histeri olmaya yol almış durumda. herkesi bir yanından çürütüyor. insanlığın sonu orta çağdaki vebadan gelmedi fakat bu histeriden geleceğinden şüphem yok.

yazarların ilk köpeklerinin ismi

orze
Çakır; Babam avlanmayı severdi. sık sık avlanmaya giderdi. dolayısıylada arkadaşlarının çoğu avcıydı.
Ben sekiz - on yaşlarındayken bir avcı arkadaşı, bisikleti ve selesinde bir yavru köpekle avlanmaya geldi.
Yavru köpeği babamın avcı arkadaşından istedim. Oda verdi.
Bu gün köpeğin cinsini bilmemekteyim. O zaman söylemişlerdir ama benim köpeğim var sevinciyle duymamışımdır.
Babam köpeği fazla kucakta taşımamam konusunda uyardı. Neticede köpek benim olsada babam onu ava alıştırır ve götürürdü.
Köpek sarkık kulaklı, beyaz ağırlıklı, siyah - beyaz alaca bir köpekti.
Eski sahibinin söylediğine göre altı aylıktı. Herşeye rağmen köpekle aramızda bir bağ oluştu. Neredeyse yemeğini ve suyunu ben vermezsem yemez - içmezdi.
Babamın motorsikleti vardı. Onun sesini duydumu metrelerce koşar babamı yolda karşılar, çıkar, benzin deposunun üzerine otururdu. Kulakları motorun rüzarından arkaya doğru savrulur, savrulurdu.
Babam köpeğimi kuş avlamak üzere yetiştirdi.
Köpeğim evimizide beklerdi. Hiçbir evimizden olmayan insanı eve değil bahçeye bile sokmazdı. Ava giderdi. Benimle oynardı. Yabancı hayvanlarıda bahçemize sokmazdı. Yabani hayvanları ise hiç sokmazdı. Bir keresinde babamın motorsiklet sesini duymuş ona doğru koşarken önüne birden bire bir tilki çıktı. Hızla tilkinin karnına bir ısırık atıp babama koşmaya devam etti.
Evimiz biraz köyün dışında olduğundan yabani ziyaretçilerimizde olurdu.
Köpeğimi, köyümüzde, şehrimizde tanımayan yoktu. Benim adımı bilmezler köpeğim çakırı bilirlerdi.
O zamanlar iletişim böyle değildi.mektupla haberleşir, gidersek yada gelirlerse görüşürdük.
Bir sabah köpeğim yemeğini yemeye gelmedi. Hiç böyle yapmazdı. Saat şaşar o şaşmazdı.
Aradık. Sorduk. Soruşturduk. Bütün ahali. Nice sonra bir komşu duvarının ardında ölüsünü bulduk.
Utangaç köpeğim sanki bu haliyle bize görünmek istememişti.
Babamın tespitine göre köpeğimize zehirli et verilmiş ve öldürülmüştü.
O zaman bunu yapanın insan olmadığını düşünmüştüm. Bugünde öyle düşünmekteyim.
Maaile gözyaşlaŕımızla vedalaştığımız çakırdan sonra bir daha köpeğim olmadı.
Çünkü sevgili çakırkın üstüne...
1

yazarların ilk köpeklerinin ismi

pencere
başlığı ekşiden arakladım. üzerine de içimde kabuğu kopan bazı yaralarım ve üzerine de konuşasım vardı yaptım bunu. pişman değilim.

leydi. iskoç çoban köpeği, koli cinsi muhteşem bir hayvandı. halk arasında bilinen ismiyle lassie cinsi köpek. 10 yaşımdaydım. o zamanlar ablamlarla yaşıyordum. ablam ilk çocuğuna hamileydi. evde fısır fısır, bebek doğunca köpeği vereceklerini konuşuyorlardı bana çaktırmadan annemle ablam. komşular falan gelince de bahsi açılıyordu fısır fısır. ben çıldırıyordum hüzünden. köpek yıllardır bizimleydi, bebekse yeni doğacaktı. bebeği vermeliydik köpek kalmalıydı mutlaka. bu hakikati büyükler neden anlamıyor diye gecelerce uyuyamadığım oluyordu.
sonra bebek doğdu. on yaşında çocuğun bile içine tarifsiz bir yeğen sevgisi doluyor ilk gördüğünde yeğenini. o güzelliği ilk gördüğümde sanırım büyük olmaya ilk adımımı atmıştım.

aradan 16 yıl kadar geçti. benim şımarık zengin yeğen annesine dünya kadar para verdirip golden cinsi bir köpek aldırmıştı. 1 hafta içinde köpeğe bakamayacaklarını anladılar. o zamanlar ben de haliyle ayrı bir eve çıkmıştım. dedim bana verin elime mi yapacak. yapıştı. ismini alf koydum. bir gün öğlene kadar yemek yemedi diye ölüyor sandım. taksiler bizi almadı, rahat 4 km falan veterinere kucağımda taşıdığımı biliyorum. dünyada tariflenmiş ve tariflenecek en güzel sevgi bağlarından biri gelişmişti alf'le aramızda. fakat işte hiç bir sevgi terk etmenin önüne bend değil. 4 sene sonra sonsuzluğa uyudu alf. onu çok özlüyorum.

o günden beri sokakta dayanışma içine girdiğim yüzlerce güzel hayvanın hala başını bu konuyla ağrıtırım. başlığı görünce sizi de bu zulme maruz bırakmaktan kendimi alamadım.

maltepe

jakoben
nezihliğini aşırı solculara borçlu olan semt. maltepe gerçekten çok özel bir semttir. şimdilerde alınan göçlerle bozulmuş olsa da genel anlamda hala sokakları güvenlidir. bunun sebebi de vaktinde sağcılara alan bırakılmamasıdır. adamlar burada örgütlenmeye mi başladı? parti evleri mi açıldı? broşür mü dağıtmaya başladılar? o vaktin solcuları tabii bizim gibi götü yumuşaklardan oluşmuyordu.. kalaşnikofla doğrudan taarruza geçiyorlardı. mekanlarını tarıyorlardı adamlarda kaçıyordu. bu dediğimin yapılmadığı semtlerde var örneğin fikirtepe, sultanbeyli, eminönü, beyoğlu.. hepsini bok götürüyor.bu semtin zamanındaki gençleri biliyorlarmış başlarına gelecekleri önlemlerini sımsıkı almışlar. tabii şimdi artık bozuldu orası ayrı.. hele ki beş çeşmeleri mhp'liler kaç kere almaya çalışmıştı. iki yada üç semt evi açtılar ve saldırılardan dolayı kapattılar diye biliyorum. o vakitlerde kimse oradaki meyhanelerden haraç kesemezdi. şimdi yine gelmişler görünürde yoklar ama babamın meyhane işleten arkadaşları var neler anlatıyorlar neler.. bir tanesi kapatmak zorunda kalmış hatta. adamlar reis sonuçta.. bana kira vereceksin ulan diye silahla geliyormuş içeri.. bu adamlar her yerde işte. sonra memleketi kanser gibi saran böyle piçlerden kurtarmak için örgütüne kaynak yaratmak adına banka soyan deniz gezmiş terörist olur.

elektro hafız

zeybek
fairuz derin bulut temelli, saykodelik folk rock techno vs vs işte adına ne derseniz yapan müzikal ekip. çok başarılı alt yapılar, bağlama, gitar ve çeşitli ensturmanlarla patlamalık kafa açıcı müzikler yapıyorlar. saykodelik işte ya demiştim. hastasıyız efendim. size bir de link bırakayım da keyfini çıkarın.

iphone 11

the spook
dün akşam duyurulan ve kamera dışında hiçbir şeyi gelişmeyen telefon. Piyasa bunlarda diye özellikleri ufak ufak ekleyip, yılda 2-3 üst model çıkarıyorlar. Ameriganın oyunları der geçerim.

boca juniors river plate

radis
nam-ı diğer "superclassico"
Arjantinli iki güzide ve köklü futbol kulüplerinin dünyaca ünlü derbisidir. başta brezilya ve arjantin olmak üzere güney amerika için futbol herşeydir. bu iki takımın maçlarında ülkede hayat durur. Aralarındaki ezeli ve kanlı rekabet
"sınıf kavgasından" kaynaklanır... fakir ve halķın boca'sı zengin sınıfının river plate'ine karşıdır. gol olduğunda ise stadyumun kale arkası trıbünlerindeki taraftarlar ezilme tehlikesi yaşarlar. Korkunç bir rekabet vardır. Birgün derbide 2-0 riverplate galip gelmiştir. Boca juniorslu taraftarlar river taraftarından iki kişiyi öldürerek "işte durum şimdi eşitlendi" çumlesini kullanmıştir. nike firması boca'nın , adidas ise river'ın sponsorudur. Iki buyuk dev sponsorlarda bu rekabette çekişirler. Hatta bir boca'lı için adidas giymek takımına ihanet gerekçesidir.ayni sekilde bir riverli için de boca'nin sponsorundan giyinmek onur kırıcı bir davranıştir. Coca-cola ve pepsi de nike ve adidas kadar olmasada bu rekabetin içindedir. Açıkolmak gerekirse bana her zaman Boca Juniors daha özel ve güzel gelmiştir.
Edit: yazım hatası


kadın erkek arkadaşlığı

jakoben
3. dünya ülkelerinde tartışılan muhabbet. etik aramak manasız. iki arkadaşsın. çok yakınlaşırsan olur yakınlaşmazsan olmaz yani. bir çok sebebi olabilir bunun. genelde erkekler özellikle cinsel açlığa uzun süre maruz kalabiliyor bu ülkede. dişi kişisi kankasına kıyak geçmek isteyebilir... doğrudan ikili arasında karşılıklı arzu olabilir. mühim olan bu durumun sonrasıdır. ergen duygular yeşerip aranıza girerse o vakit etiğini tartışabilirsiniz tabi. benim böyle bir kız arkadaşım var. isteseydik olurdu. gerek görmedik. çünkü bende siperm yok. aşsodjıaşosdjı

canan kaftancıoğlu

jakoben
bugün canan pazar günü istanbul sonra ankara... siyasal islamla yani çocuk pornoculuğu ve soygunculukla demokrasi gibi bir araçla mücadele edemezsiniz. devrimcileşmeniz devrimcilerle örgütlenmeniz gerekmektedir.

hdplilerin hdp binasının önünde bekleyen anneyi linç etmeye çalışması

moskovakurdu
Diyarbakır da yaşıyorum, olayın ne olduğunu biliyor musunuz? Gelin size anlatayım.

Bu çocuğu ailesi zorla amcası kızı ile evlendirmeye kalkıyorlar, amcası kızı da 17 yaşında. Çocuk da evlenmeyi reddedip kaçıyor evden. Sonra da annesi hdp binasına saldırıyor oğlumu dağa kaçırdınız diye. Çocuk şu an evinde ve karakola verdiği ifade amca Kızımla evlenmek istemediğim için kaçtım dedi. Gerçekler saklanamaz.
1

süleyman soylu

pencere
hatırlayanlar vardır. bizimkiler dizisinin tatlı faşist karakteri davut usta gibi bir şeydir. davut usta da ''bir türk dünyaya bedeldir, türkün gücünü göstereceğiz, alaman bozuntusu'' gibi garip garip cümlelerle rasyonalitesini yitirmiş bir vatandaşımızdı. kendisi hatırladığım kadarıyla tesisatçıydı. keşke bütün rasyonalitesini yitiren insanlar hayatımızda sadece tesisatçı falan olarak yer alsa. hepimizin kaderinin amına koyabilecek güçte kuvvete olmasalar. ama işte zamanın ruhu biraz da böyle bir delilik hali. korkuyorum.

sarma tütün

pencere
1950 yılından beri türkiye halklarının yüzde 70 lik tarihi hükümetleri tarafından kazım kazım kazzıklanma tarihidir. türkiye cumhuriyeti hükümetleri hiç bir alanda göğsümüzü kabartacak işlere imza atmasalar da vatandaşı zamlarla skip belini, kolunu kanadını kırma konusunda birbirlerine tur bindirmişlerdir.

turgut özal 1980'lerde bu konuda ilk çığırı açmıştır. kdv diye geçici bir vergi koymuştur. 30 yıldan fazladır hayatımızda bu geçici vergi. bu çığırı 90'ların sonunda halkçı ecevit sürdürmüştür. 1 seneye mahsus çıkarttığı ötv 20 yıldan fazladır hayatımızda. kimse de bir gün sormuyor ki bu iki sikik, ucube dolaylı vergi neden hayatımızda? hatta akp hükümeti bu iki vergiyi hayatımızdan bir kaç aylığına indirerek neden ve nasıl seçim kazanabiliyor?

sonuncu malum hükümetten önce vatandaşlar olarak sikicimiz bir taneydi, bu hükümetle birlikte eline kazzığı alan bize koşuyor maşallah. yığınla yandaş mütahitinden diyanetine kadar durum böyle. ulan soktuğumun bir sigara paketi 18 lira olur mu? tamam hadi sigarayı içkiyi bıraktık ölmedik bu yolla. dinsiz imanzsızca yapılan benzin zamlarından sonra kaçak mazot yakan bir otobüste de ölmessek eğlenceli bir ülkeyiz aslında.

gelelim sarma tütüne. alışınca bok gibi tekel sigaraları içmiyorsunuz bir daha. heves edip, ekipman alıp kendiniz sarmanızı önermem. bunun yerine 4-5 liraya hazır sarılmışlar mevcut. hemen hemen aynı paraya gelmekte.

yap işlet devret

pencere
devletin kalkınması için halka mucize olarak sunulan ucube kurumdur. ismi lugatlarda sistem olsa da son 20 yılda halkı milyar milyar soymanın kurumsallığı haline getirilmiştir.

bu sistem devletin veya halkın kalkınması için bir mucize olmasa da siyasi iktidarların yandaş mütahitlerini semir semir semirtmesi için mucizedir. mucizeye bakın ki bu sistem içine girene kadar çaycıya bile borçlu olan şirketler çok kısa sürede dünyanın en büyük 100 şirketi arasında yer alırlar. maşallah allah daha çok versin ama gözümüz yok diyemiyorum, zira para bizden sömürüldüğü için gözümüz var. para bizden çalınıyor diye bir ifade kullanamamaktayım. zira bu kat be kat faiş sömürü tamamen yasal.

malum kişi meydanlarda imf'ye allah kuruş borcumuz yoktur diyor ve bu doğrudur. ama bugün kimsenin şefaflık gibi bir derdi olmadığı için bu şirketlere ne kadar borçluyuz tam olarak bilmiyoruz. hatta eylül, ekim ayı gibi çaresiz çağırılacak imf'nin bile bu borç karmaşası içine girmek istemediği konuşulmaktadır.

sözlük yazarlarının ilk izlediği yabancı diziler

jakoben
banane ,sanane abi ya... preacher ıığğğ game of thrones ya neydi ooo... konu açılacak, ortak bir dizi vesilesiyle sıcak temasa geçilecek bir manit yoksa gerçekten size neden şu üstte verdiğim aptal örnekler yerine çok gizli dosya,açma!chpnin gerçek yüzü!! tarzı izlemekte olduğum dünyanın en iyi dizilerinin isimlerini ispiyonlayayım ki?

başkaldıran insan

jakoben
tamam yalan söyledim. sosyalizm eleştirisi çok iyi değil. ama güncelde olmasa dahi, ''ünlülerde'' en iyilerden birini yapmış adamcağız. yani sosyalizme karşı olan bir adamla bir gün adamla gırtlak gırtlağa gelirsem en azından atsız denen sikik aptal orospu evladını yada türevlerini değilde böyle bir yapıtı eleğinden geçirmiş olarak karşılaşırsak, ölürsem en azından o esnada, gözüm açık gitmez o manada yani. asdasdasd
2

özel üniversiteler

iron
sayıları neredeyse devlet üniversitesini geçen paralı eğitim kurumları. artık tavuk döner + hukuk gibi kampanyalar görmeye başlayacaz herhalde. Eğer zenginseniz ve amacınız öylesine üni mezunu olmaksa bir şey diyemem ama zar zor paranız yetiyorsa sakın ola gitmeyin derim. En kral üniversite de en kral bölümü okuyan insanlar bile iş bulamıyorken bu üsküdar, nişantaşı vs üniversitelerden mezun olduğunuz zaman iş bulmanız çok zor bulsanız bile yıllarca çalışıp kazanacağınız para üniversiteye verdiğiniz ve 4 yılda harcadığınız parayı anca karşılar ki bu çokta mantıklı değil. Mesela gidin aşçı olun, motor ustası olun, iş makinası operatörü olun, yazılımcı olun vs vs. 4 yılda bu mesleklerde uzmanlaşabilirsiniz üstüne ekstra bir çok şey öğrenirsiniz ve 4 yıl sonra üniversiteden aldığınızın 10 katını almış olursunuz. sokmuşum üniversite diplomasına.
5

orhan ak'ı istemiyoruz kampanyası

the spook
fetöcü olmasından dolayı, beşiktaş'ın muhalefet görüşlü taraftar grubu çarşı'nın başlattığı kampanyadır. Kendisi Abdullah Avcı'nın yanında antrenör olarak görev yapmakta. Kampanyaya somut bir şekilde destek gösteren kadın taraftarı, ''istemiyorsan başka yere git'' diyerek iten beşiktaş güvenlik görevlisi, tekrardan camianın ikiye bölünmesine sebep olmuştur.

bizans oyunları

the spook
Medeniyetli insanlara bizi, recep ivedik'den daha çok rezil eden filmdir. Nereden denk geldim bilmiyorum ama, 3-4 dakikalık bir kesitine denk geldim yutubda, ilk 1.30 dakikası yetti.. Ülkedeki %90lık rezil kitleden, bu filme katıla katıla güldüklerini tahmin edebiliyorum bile.

edit: tahmin ettiğim üzre ekşi dahil çoğu sözlük de beğenmiş filmi. swh

bengay

gazoz
Maçtan önce burnunuza sürün acıdan koşuyorsunuz resmen . Norveçli olarak denedim %100 çalışıyor. Denklem şöyle , koşuyosun- koşunca rüzgar esiyo- rüzgar esince acın diniyor-o yüzden hep koşmak istiyorsun.

pencere

lux
eskiden kızıyordum flood yapıyor diye ama artık hak veriyorum. burda adama çemkirenler 3 ayda bir giriyor onda da utanmadan laf yapıyor. siteyi üzerine yapıcaz pencere

uzaktan seviyorum seni

pencere
cemal süreya'nın bir insanı muhteşem sevme şeklini anlattığı şiiridir;

uzaktan seviyorum seni
kokunu alamadan,
boynuna sarılamadan
yüzüne dokunamadan
sadece seviyorum

öyle uzaktan seviyorum seni
elini tutmadan
yüreğine dokunmadan
gözlerinde dalıp dalıp gitmeden
şu üç günlük sevdalara inat
serserice değil adam gibi seviyorum
öyle uzaktan seviyorum seni
yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden
en çılgın kahkahalarına ortak olmadan
en sevdiğin şarkıyı beraber mırıldanmadan

öyle uzaktan seviyorum seni
kırmadan
dökmeden
parçalamadan
üzmeden
ağlatmadan uzaktan seviyorum
öyle uzaktan seviyorum seni;
sana söylemek istediğim her kelimeyi
dilimde parçalayarak seviyorum
damla damla dökülürken kelimelerim
masum beyaz bir kağıtta seviyorum

altınoluk

jakoben
Beş gün önce otogarda indigimde ilk is tuvalete kosmak oldu.bir baktim bok.cikardim vucudumdaki en sevdigim organi basladim tazyiki ile o boku temizlemeye.nasil mutluyum ama.emekli yeridir ,alaturkaya zor yapmislardir art niyet yoktur ,yasli insanlardir yazik deyip siritiyorum bir yandan da temizliyorum. Hic igrenmedim.sonra istanbul'da bir tuvalette bununla karsilassam net ana avrat duz gidecegimi dusundum.ciktim.her yer kelebek böcek.iki tane kiz fotograf cekiyordu gözlerimi sasi yapip koseden fotografa girdim.cektikleri fotografa bakinca dönüp gülümsediler.bir ani olarak o fotografta kalacam.bir ani olarak o fotografa, geldikleri büyük sehirde gün asiri cektiklerine nazaran daha özenli davranacaklar.belki tekrar tekrar bakip acaba kimdi o ruh hastasi diyecekler fakat istanbul'da, mesela istiklalde binlerin arasinda bir karede gözüksem kimse beni umursamaz. Daha iner inmez var oldum. Geldim kalacagim yere.nedimle tanistim.nedim 21 yasinda pembe polo marka arabasinin arka koltugunda güvenligi acisindan uzi marka otomatik tüfek tasimak icin kendisini ikna etmeye calisan bir kizin babasi.bulundugum yerdeki tum eglence mekanlarinin elektrik tesisatina o bakiyor.hem yapiyor hemde bakimindan sorumlu. ilk tanistigimiz yerde cay icerken en az on iki kisi telefonu ile ilgili bilgi almak,bazilari ise tamir sürecini sormak icin darladi.arada sirada "ne oldu bizim sineklikler" diye soran bile cikti.nedim bu kůcük yerin tanrisi.bende peygamberi gibi götüne takildim.gecenlerde balik tutarken jandarma bunu. aradi olay yeri kamera kayitlarini almak icinde nedim kosturuyor... dünde yeni birsey ögrendim. Eğer yari felcliyseniz.mesela sahile 25 metre bir mesafeyi 1 saatte yürüyebiliyorsaniz ve balik tutmak istiyorsaniz esiniz felcli halinize bakmaktan biktigini 15 metrelik misinayi oltaniza taktirarak belli edebiliyor. Ne de olsa uzaga firlatamayacaginizi düsünüp az para vererek bu isi halledebiliyor ama ablam beni hesaba katmamis.bu felcli amca geldi.baktim dikiliyor kumsalda.sordum;oltani sallayayim mi? Olur dedi. Takimini hazirladim.gerildim. bir firlattim altmis metreye gitti. Tabii misinaya bakmamistim.oltadan firladi uctu gitti... Bu da cöktü yere üzüntülü. Gittim kendi takimlarimin yanina cantadan 15 metre kadar göz karari misina kesip mayomun cebine sokup suya daldim.on dakika kadar 40-45 metre civarinda kulac atip döndüm.misinayi gösterdigim andaki reaksiyonu felcli birinin nasil bosaldigina dair ender tanikliklardan biri gibiydi.bagladim misinasini oltasina.kancalarini taktim.ekmegini ucuna baglayip hafifce firlattiktan sonra oltayi eline verdim. Yedi sekiz dakika sonra nedim geldi.o da oltasini hazilardi ve bizim yanimizdan firlatti.tanri peygamber ve felcli insan birlikte balik tuttuk.götünü sikeyim istanbul

15 temmuz denince aklınıza gelen

gagamnerde
korku. her gün aynı otobüste yolculuk ettiğim, aynı mahallede oturup komşum dediğim insanların, gaza getirildiklerinde eli kanlı, acımasız, ruhsuz katiller olabileceklerini göstermiştir. adeta senelerce içlerinde sakladıkları bir insana zarar verip, işkence edip, kasap gibi doğrama isteğini, buldukları ilk fırsatta özgür bırakmışlardır. sadece lafta kalacağını düşündüğüm "asarım, keserim" laflarıyla, aslında gerçek tehditlerde bulunduklarını göstermiştir.

15 temmuz, bana insanoğlunu tanıtmıştır. haberlerde, kitaplarda, filmlerde gördüğüm canilerin, sen, ben, o, şu ve bu olduğunu, içimizden olduğunu, aha işte yanında oturan adam olduğunu göstermiştir.

15 temmuz 2016 darbe girişimi

pencere
günahım kadar sevmediğim bir siyasetçi olan bahçeli'nin 15 temmuz için söylediği doğru bir sözü var. millet devleti o gece sokaktan topladı diyor.

o gece kızılay'da asla rey vermediğim ve idam da etseler vermeyeceğim sivil hükümeti canım pahasına savunmaya çalışanlardan biriydim. ama neden böyle olmak zorunda yahu? istisnasız dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinin yurttaşlarından 2 kat vergi ödememe rağmen neden ben koruyorum canımı hiçe sayarak sokakta hükümeti? benim de her aklı başında türkiye vatandaşı gibi kapatılmayan bir belediye çukuruna düşüp ölmek gibi hayallerim var. tankın altında kalarak, bir f-16 bombasıyla ölmek benim bile düşlerimi aşan bir durum.

asla ve asla halkımıza allahtan bir lutuf olmayan gündür. o gün bugün binlerce esnafımız ekmek teknesini siftahsız kapatıyor. on binlercesi battı çocuklarına ekmek götüremiyor. tabii ki o gece yitirdiğimiz 200 den fazla insanın acısının yanında söylediklerim hiçtir. 200'den fazla canı yitirmek demek klavyede kolay geliyor fakat hepsinin başka güzel yaşam hikayeleri vardı. çok değerli aileleri vardı. hepsine sabırlar dilerim.

dünyada en doğal insan hakkı yaşam hakkıdır. kitleler halinde canlarımızı yitirdiğimiz bir gün kutlanacak gün değildir. kutlayanlar var bunu yahu. dünyadan nefret etmek için başlı başına kocaman evren kadar büyük bir acı bunu görmek benim için.

s400

jakoben
amerika'nın belirlediği şırınga boyutunu beklediğimiz mesele... açıklama yapacaklarmış. siktiğimin ülkesindeki uyuyan hücre cihatçı piçlerin kontrolünün akp'nin kendisinde sanıyor olup, aslında onlarda olduğu gerçeğini düşünürsek kaos çok uzak değil gibi geliyor.

ego

lucifer
egosuz insan yoktur, doğası gereği insanoğlu ilgiye açtır. şöyle düşünün bir paylaşım yaptığınız zaman beğeni vs. beklersiniz bu ilgi açlığıdır. ancak "müller'in" söylediği gibi boş ego yapan tipler gözümde protein israfıdır. bir konu hakkında araştırman var ise o konu hakkında ego yaparsın, yapmalısın zaten. kabullenmek gerekiyor bilgi sahibi olduğunu, araştırmacı olduğunu. üstüne bilgi sahibi olduğun bir konuda sana birisi gelip çift haneli iq su ile ahkam keserse orada ya hiç kale almamalısın ya da o konu hakkında bildiklerini üstüne yağdırmalısın.

berat albayrak'ın ekonomi yönetimi

pencere
bu damat efendi ekonominin e'sinden anlıyorsa ben de nikole kidman'ım. oysa devlet hazinesinden küçük bir miktarı her gün benim söyleyeceğim 3 maça bassa daha tutarlı ve yolunda giden bir ekonomimiz olacak. bizde öyle bir para olmadığından 9-10 maça 3 lira atıyoruz görüyoruz bugün türkiye ekonomisinin gördüğünü.

gerçi damat berat'a çok da haksızlık yapmamak gerek. şaka mahiyetinde söylemiyorum adam bakan olduğunda gerçekten bir enkaz devir aldı. bakan oldu olalı geçirilen 3 seçimde battığımız içte ve dışta belli olmasın diye ne gerekirse yaptı. ama işte en nihayetinde battık olay gizlenemeyecek derecededir.
ve bu durumdan sadece berat bey ve akp hükümeti sorumlu değildir. ekonomi batarken meclis lokantalarında semiren ve sömüren bütün muhalefet milletvekilleri de suç ortağıdır. 17 yıl boyunca avanta peşindeki milletimiz de bu batışa göz yumarak her bişeyin mafh oluşuna ortaktır.