confessions

pencere

βετεράνος♛  · 18 Şubat 2019 Pazartesi

  1. toplam giri 1117
  2. takipçi 14
  3. puan 28967

sonradan çıkmalar

pencere
benim tatlı sert, artık ihtiyarlığa yaklaşan çok sevdiğum bir teyzem var. diline küfür küfür yakışan nadir insanlardandır kendisi. bu yaşıma geldim, ne zaman aile içinde bacak bacak üstüne atıp otursam "topla da otur lan o sonradan çıkmalarını benim karşımda" diye defalarca azarını işitmişimdir. 35 yıldır yediğim bu fırçadaki "sonradan çıkmalar" cümlesinin manâsı üzerine hiç düşünmemiştim. fakat pavlov'un köpeği misali bu cümleyi duyunca ne yapmam gerektiği motor bir reflekse dönüşmüştü bende. sabahın dördünde cümlenin muhtevası beynimde bir ampül gibi çaktı ve gülmeye başladım.

ilahi adalet

pencere
antropolojik ve sosyolojik çözümlemelerini yapmak isterdim fakat çok uykum var. benim inancıma göre tanrı insanı değil, insan tanrıyı yaratmıştır. bunu kolaycılık adına değil, doğayı anlama çabası uğraşından yapmıştır. daha sonraları bu hal din formunu alır. din de, egemenler elinde form değiştirerek yığınların afyonu haline getirilir.
ilahi adalet denen olgu da bu afyonlardan biridir. bireysel ya da toplumsal bir zarar gördüğün insanlardan hukuk normlarında bu dünyada hesap sordun sordun, soramadın bu dünyanın başka öteki berisi yoktur.
olmasını ben de çok isterdim fakat yapacak bir şey yok ki, yoktur.

kürt böreği

pencere
ortadoğu halklarının devrimci lideri cemal abdul nasr döneminde mısır devlet radyosundan kürtçe yayınlar yapılır. dönemin türkiye dışişleri bakanı mısır ziyaretinde sayın nasr'a bu durumdan duyulan derin rahatsızlığı bildirir.
abdul nasr, dışişleri bakanımıza şu soruyu sorar;

"sizin ülkenizde kürt var mı?"

bizim dışişleri bakanı hayır "hayır efendim yok" diye cevaplar.

abdul nasr;

"o zaman sizin rahatsız olacağınız bir husus da olmamalı"
diyerek diplomatik bir cevap verir.

tanım: ben börekler konusunda batı özentisiyim. gerçi hiç bir yerde rastlamadığımdan tadına da bakma fırsatım olmadığı börektir. lakin ülkemizde kürt diye bir halk yaşamadığı için nereden bulup da yiyeceğim.

ahmed arif

pencere
beşikler vermişim nuh'a
salıncaklar, hamaklar,
havva ana'n dünkü çocuk sayılır,
anadoluyum ben,
tanıyor musun ?

utanırım,
utanırım fıkaralıktan,
ele, güne karşı çıplak...
üşür fidelerim,
harmanım kesat.
kardeşliğin, çalışmanın,
beraberliğin,
atom güllerinin katmer açtığı,
şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
kalmışım bir başıma,
bir başıma ve uzak.
biliyor musun ?

binlerce yıl sağılmışım,
korkunç atlılarıyla parçalamışlar
nazlı, seher-sabah uykularımı
hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
haraç salmışlar üstüme.
ne iskender takmışım,
ne şah ne sultan
göçüp gitmişler, gölgesiz!
selam etmişim dostuma
ve dayatmışım...
görüyor musun ?

nasıl severim bir bilsen.
köroğlu'yu,
karayılanı,
meçhul askeri...
sonra pir sultanı ve bedrettini.
sonra kalem yazmaz,
bir nice sevda...
bir bilsen,
onlar beni nasıl severdi.
bir bilsen, urfa'da kurşun atanı
minareden, barikattan,
selvi dalından,
ölüme nasıl gülerdi.
bilmeni mutlak isterim,
duyuyor musun ?

öyle yıkma kendini,
öyle mahzun, öyle garip...
nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne - üstüne,
tükür yüzüne celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının...
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni.

gör, nasıl yeniden yaratılırım,
namuslu, genç ellerinle.
kızlarım,
oğullarım var gelecekte,
herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
kaç bin yıllık hasretimin koncası,
gözlerinden,
gözlerinden öperim,
bir umudum sende,
anlıyor musun ?

muhteşem dizelerinin yazarıdır.

günün şiiri

pencere
maviye
maviye çalar gözlerin,
yangın mavisine
rüzgarda asi,
körsem,
senden gayrısına yoksam,
bozuksam,
can benim, düş benim,
ellere nesi?
hadi gel,
ay karanlık...

itten aç,
yılandan çıplak,
vurgun ve bela
gelip durmuşsam kapına
var mı ki doymazlığım?
ille de ille
sevmelerim,
sevmelerim gibisi?
oturmuş yazıcılar
fermanım yazar
n'olur gel,
ay karanlık...

dört yanım puşt zulası,
dost yüzlü,
dost gülücüklü
cıgaramdan yanar.
alnım öperler,
suskun, hayın, çıyansı.
dört yanım puşt zulası,
dönerim dönerim çıkmaz.
en leylim gecede ölesim tutmuş,
etme gel,
ay karanlık...

ahmed arif

sevilen şiirin en vurucu cümlesi

pencere
''evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
ve zehir - zıkkım cıgaram.
gene bir cehennem var yastığımda,
gel artık...''

''içmek,
gözlerinde içmek ayışığını.
varmak,
gözlerinde varmak can tılsımına.
gözlerin hani?''

idris naim şahin

pencere
döneminde içişleri bakanlığı en çok fetö kadrolarıyla doldurulan acayibimsi varlıktır. gerçi döneminde bütün devlet kadroları bu ne idüğü belirsiz tarikat mensuplarıyla taşıyordu. devletten liyakat esasını alıp, himmetçilik esasının getirilmesinde çok büyük pay sahibi siyasetçilerden biridir.

bu adamın döneminde oluşan kirlilik ülkemizin künyesine kazınmış ve 30 yıl çıkmayacak bir kirliliktir. şu anda chp ve iyi partinin bütün işi gücü bırakıp o dönemdeki olayların siyasi ayağının ortaya çıkartılması için yeri göğü inletmesi gerekir. seçimlerden bile önemli bir konudur bu bahis. bundan sonra istediğin kadar seçim yap. geçmişteki kanseri kamudan temizlemedikten sonra, seçimleri hangi parti kazanırsa kazansın, asla kaliteli bir hayat yaşayanların ülkesi olmayacağız. chp ve iyi parti bunu yapacağına, halk arasında fetö'nün siyasi ayağı olduğu konusunda çok büyük şüpheler bulunan bir zatı başkan adayı gösteriyor. partim hdp'de, batıda tabanını bu kirliliğe oy vermeye çağırıyor. bu kokuşmuşluğu ifşaa ve teşhir ediyorum.
bütün ailem kökten sağcı bir gelenekte olsa da, ben 2002'de ilk oy kullandığım günden beri hiç bir sağ partiye oy vermedim. bu ülkenin karanlığında ne tuzum ne de mührüm olacak bundan sonra da.

idris naim şahin döneminde cumhuriyet kutlaması yapan vatandaşlarımız o güne kadar hiç karşılamadıkları kadar zalim polis şiddetine maruz kalmışlardır. demokrasi isteyen kürtlerin halı ise her dönemde hep aynı haldır.

ennio morricone

pencere
dahi besteci ve büyük müzik insanıdır. hepimizin yaşamındaki en hüzünlü, en sevinçli, en maceracı anlarımızın bir nefes gibi fon müziğinin duyumsamalarının yaratıcısıdır. kendisini sevgi ve hürmetle yad ederim.

mansur yavaş

pencere
ben ülkemi çok severim. şimdi bu da cümle mi diyebilirsiniz, tabii ki herkes ülkesini çok sever, bunun için kimse kimseye madalya verecek değil. fakat ben türkiye'yi, salt kendi ülkem olduğu için sevmem. ben kendi annemi bile sırf annem olduğu için sevmem. türkiye, bu yaşıma kadar gezdiğim onlarca ülke içinde gördüğüm ve yaşadığım en güzel ülkedir. ülkemi neden bu kadar çok sevdiğimle ilgili on binlerce sayfa yazı yazabilirim. fakat konumuz şimdilik bu değil.

ankara benim en çok sevdiğim 4. kenttir. hem çok sevdiğim ülkemin, hem de benim en güzel sevdalarımın başkentidir. mansur beyle siyasi olarak en zıt kutup evrenlerin insanlarıyız. lakin kendisini iyi tanırım. onurlu bir insandır. insanları ayırmadan sever. vicdan sahibi, ahlaklı, halk adamıdır mansur bey. ankara'da da çok sevilir ve sayılır. hatta ankara'nın görevdeki olmasa da, seçilmiş belediye başkanıdır.

bu defa görevdeki başkanı da olacağından hiç şüphem yok. seçimden sonra bu başarıyı kılıştarlıbey hanesine yazan olursa ona çok büyük sitem ve teesüf ederim. ağır da kafa bulurum o kişiyle şimdiden uyarayım. bu başarı kılıştar'a rağmen olacak bir başarıdır.

sevgisinin güzelliğini çok az insanın içinde hissedeceği, hem ülkemin, hem de benim kalbimde atan başkente yakışan başkana selam olsun.
1

ernesto che guevara

pencere
komünist olmak yaşamda çok renkli olmayı gerektirir. ernesto yaşamın bir çok renginde harika bir insandı. kendisi bir çocuk hekimiydi. futbolcuydu. şair ve müzisyendi. elde tüfek en önde yürüyen cesur gerillaların en değerli önderiydi. küba devriminin ilk yıllarının dahi ekonomi bakanıydı.

fidel'le venezuela'da tanışırlar. bir avuç insanla küba'da devrim yapabileceklerine o günden emindir. fidel'le sonrasının pazarlığını yapar. pazarlığın mevzubahsi, dünya ülkelerinde devrime ihtiyacı olan bütün ezilen halklara kurtuluşu mümkün kılmaktır.

devrim hareketi bir seçimler hareketinden önce reddedişler hareketidir. ernesto'nun büyük devrimci kalibresi her zaman kötüyü reddetişleriyle ölçülür. o zamanların kominist kılığındaki devlet kapitalist tiranı sovyetlere bile kötülüğünü doğru bir dille haykıracak kadar cesur bir önderdir ernesto.
36 yaşındayken, kolombiya dağlarında bir avuç yoldaşıyla devrim mücadelesi verirken, abd'nin bir müfreze askeri tarafından şehit edilmiştir. şiirimizin büyük ismi ülkü tamer'in dizeleriyle ölümsüzleşmiştir.

bir ormanda tutup onu
bağladılar ağaca
yumdu sanki uyur gibi
gözlerini usulca

bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle

diz çöktüler karşısında
sonra ateş ettiler
parçalanan yüreğine
yuva kurdu mermiler

bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle

gelip kondu bir güvercin
ellerine o gece
kırmızı bir çelenk oldu
bileğinde kelepçe

bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle

barışın tadı

pencere
cemal süreyya çevirisiyle güzel bir eugène guıllevıc şiiri;

bir ağaç, kesebilirler ağacı,
ağacın ne gelir elinden?

biraz çaba, testere falan,
eh, az çok da zaman,
ağaç devrildi gitti.

bir kuş, vurabilirler bir kuşu
bir el ateş ya da bir iki taş
bir avuç tüy düşer toprağa.

bir öküzün ya da bir atın
işi kolay görülür ve hazırdır
kesimevinde kasap önlüğü.

bir çocuğun, oğlan ya da kız,
ne gelir elinden katile karşı?

bakışlar, diyeceksiniz şimdi,
ama gözü dönmüşse katilin
ya da kimse yoksa ortada?

bir adam, koca bir adam da
bir kuş gibi avlanabilir,
belki daha da kolay hatta.

bir ağaç, bir kuş, bir öküz, bir at
bir çocuk, bir adam
yok oldular işte ard arda.

ama dostlarım, hepimiz olsak
ne bok yiyebilirler
onca insanın karşısında?

ne yapabilirler
direnen halklara?

mory kante

pencere
çılgın siyahi abilerimizin en çılgınlarındandır. daha çılgını boney m. abimiz mezardadır. sevgili mory kante, beynelmilel bir şöhret uğruna ingilizce saçmalıklar üretmemiştir. kendi ulusal dili ve ulusal onuruyla başarıyı yakalamıştır. müzikalite evreninin en siyah derili güzel insanlarındandır.
72 /