confessions

pencere

βετεράνος♛  · 18 Şubat 2019 Pazartesi

  1. toplam giri 1109
  2. takipçi 14
  3. puan 28771

chp belediyeciliği vs akp belediyeciliği

pencere
ranta dayalı, anti ekolojik belediyecilikte uzmanlaşmış belediyecilik türleridir. arkadaş, elinde maroluyla pazarcı esnafının terorist ilan edildiğini duydu bu kulaklar. peki neden kimse, belediyelere ''ulannn siz bu pazar yerlerini ucuzdan hangi mafyalara peşkeş çekiyorsunuz da, pazarcı esnafı da kimlere faiş paralar vererek yer bulma telaşında?'' diye sormadıkça biz her şeye müstehakız, demek geçiyor içimden. ama hayır değiliz. mutlaka değişecek bu kirli düzen.

eman dilo

pencere
kürtçede ''aman gönül'' anlamına gelen cümledir. aynı zamanda muhteşem bir ''mihemed sexo '' eseridir. aynur doğan'ın 2006 yılında çıkardığı ''nupel'' albümünde, kardeş türkülerle ortak çalışması mutlaka dinlenilmelidir.

önümü karanlık gece eyledi
yaralı ve sarhoşlar gibiyim
kalp ve ciğerimi tümden yaraladı

bahçeden yola çıktı ve yürüdü
ipek saçları karlara değdi
ruhum kaldı, kalbim vuruldu
gönül oktan çıkan yay gibi vuruldu
başımı döndürdü, aklımı aldı

eman eman eman dilo, ji derdê yarê tim bi kulo, janê eşqê avêt dilo

sibel can

pencere
sibel hanıma olan aşkım, sevdam ve taparcasına sevgim en büyük yaşamsal itiraflarımdan biridir. sanırım ne kadar güzel bir hanımefendi olduğu konusunda herkesle hemfikirizdir. aynı zamanda, iyi dinlendiği zaman, muhteşem sesini çok iyi bir şan eğitimiyle geliştirmiş bir ses sanatçısıdır.

kır hüznünü

pencere
grup kızılırmak'ın, ''günde dün'' isimli kasedinden, antidepresan niteliğinde bir eserdir.

güneş bir gün doğacak
al bir aydınlık saracak bedenini
hüzünlenen gözlerini
binlerce kez öpeceğim

umudunla direncinle
bilincindeki tohumla
aydınlıklar doğacak senle

yüreğimdeki inancı
umarsızlık sardığında
soluğunla ısıt beni
günüm güneşim kavgam ol

sen emeksin sen sevdasın
ufukta parlayan günsün

gülüm seni alır dağa kaçarım

pencere
sevdiği kadına kendi meşrebince sesleniş içeren güzel bir malatya türküsüdür. muharrem dededen dinlemekten yaşamım boyunca bıkmadığım bir türküdür. fakat siz gençlere bu zamanda sevdiğinize bu şekilde seslenmenizi tavsiye etmem. hayatınız boyunca bekar gezersiniz. son kıtasını çok cinsiyetçi buluyorum ve o kıtayı duymazdan geliyorum. hatta burada da sansürlüyorum.

gülüm seni alır dağa kaçarım
yüce dağ başına çadır açarım
kahve bulamazsam kenger içerim
nasıl olsa gülüm seni beslerim

hadi nazlı yarim, kölen olayım

evlerinin önü uzunca erik
gülümü sormayın kınalı ferik
zenne alamazsam alırım terlik
nasıl olsa gülüm seni beslerim
hadi nazlı yarim, kölen olayım

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

pencere
bugün itibariyle gribe yakalandım. bir mandilana soyup yiyim dedim, soymakta çok güçlük çektim. bir mandalinayı soyamayacak kadar mı hastayım diye acıdım kendime. meğer soymaya çalıştığımşey portakalmış. bu da işte böyle bir anım oldu.

haa bir de, nezle olmak çok kötü bir şeydir. hem de çok kötü bir şeydir.

allahtan kork diyen ateist

pencere
içinde bulunduğum Allahsız grubudur. türkiye'de her din grubundan ve biz ateistler de dahil, sosyal veya kültürel müslüman olarak adlandırılabilecek sosyolojik katmanın içinde yer alırız.
hele ki benim gibi yıllarca esnaflık yaptıysanız, ateist de olsanız, dilinize bu ve benzeri terimlerin pelesenk olması gayet normaldir.

bir de, öncelikle teistlerin neden Allahtan korkmadığı sorgulanmalıdır.

hayırlı cumalar.

sabah türküsü

pencere
muhteşem bir a. kadir şiiridir. ezginin günlüğü tarafından da en az şiir kadar güzel bestelenmiştir;

bir deniz üstündeyim, ne ucu var ne bucağı
bir rüzgâr önündeyim, gel keyfim gel

bir deniz üstündeyim, ne ucu var ne bucağı
bir sevda içindeyim, başım dumanlı

ağzımda bal gibi tatlı bir türkü
bir iner bir çıkarım bu yokuşu
ağzımda bal gibi tatlı bir türkü
kazanırım çocuklarıma ekmek parası

ben deniz üstünde, rüzgâr önünde
ben sevda içinde, tatlı türküde
inişte, yokuşta, ekmek parasında
iki oğlum var, mehmet'le ali
gönlümde bir dünya, pamuk gibi

sözlük yazarlarının başına gelen ibretlik olaylar

pencere
(arşivimde olan eski bir yazımı paylaşıyorum. şu an itibariyle iyi ve sağlıklıyım)

4 gündür ağır bir gribal enfeksyon geçirmekteyim. sanırım gezegende yaşayan en ileri derecede iğne fobisi olan insanım. gribal enfeksyonum müddetince hekim arkadaşlarımın yazdığı ne iğneleri, ne de serumları kullandım. haplarla idare etmeye çalışıyordum fakat bir halta yaramadı, yaramıyor.

dün gece saat on bir sularında nöbetim olduğu için hasta bir şekilde güç bela çalıştığım hastaneye geldim. hemşire bir arkadaşıma ateşimi ölçtürdüm 38.5 derece çıktı. hekim arkadaş yine gerekli ne kadar iğne ve serum yazdıysa da vurdurtmadım. bir gün istirahat alıp evime geldim.

o esnada ablam aradı durumu anlattım. bana aynen şu cümleleri söyledi ''olum serumu ve iğneyi kullansaydın ve bu geceyi hastanede geçirseydin. çünkü bu kadar yüksek ateşle kesin gece düşer bayılırsın ve başına istenmedik daha kötü durumlar gelir.''
kadıncağız benim için endişelenmesin diye tamam dedim, dediklerini tutacağım, tutmadım.

sabah 5,30 gibi lavobaya giderken düşüp yüzün koyun bayıldım. 5 dakika bilincimi kaybetmişim. 35 yıllık hayatımda ilk defa bayılma hissi yaşadım. çok güzel bir kafası var. bilincim açılınca ambulansı aradım. gelip beni aldılar. yolda şekerim, tansyonum dibe vurmuş 2 defa daha bayıldım. hastanede bilincim yarı açık yarı kapalıyken o hiç sevmediğim serumları ve iğneleri de saplamışlar.
buna ek olarak, düşmeden kaynaklı 2 kaburgam ve 3 ön dişim kırık. burnumda da çatlak var.

ibretten kastım şu ki, mevzu bahis sağlık konularıysa mutlaka büyük sözü dinleyiniz.

kaburga kırılması

pencere
(arşivimde olan eski bir yazımı paylaşıyorum. şu an itibariyle iyi ve sağlıklıyım)

gribal enfeksyona bağlı olarak, tansyon ve kan şekerimin ani düşmesi sonucu yüzün koyun bayılmam neticesinde, bu satırları yazarken bile inim inleten, kaka şeydir.

acil serviste, hekim arkadaşım başıma bu kaka hadisenin geldiğini söylediğinde "peki kaburgayı nasıl alçıya alabiliyorsunuz?" diye saçma bir soru sordum. haliyle kaburga kemikleri alçıya alınmaz. sizi öldürmeyen kırık kemiğiniz, sizi asla güçlendirmeyecek, kendi kendine kaynama sürecinde haftalarca süründürecektir. bu kırık türünün özellikle bir iç organınızda yapabileceği tahribat sonucu ölebilirsiniz de.
fakat bu vesileyle söylemek isterim ki, artık bütün kamu hastanelerinde böyle elim durumlar yaşanmaması için gereken bütün çabalar sarfedilmektedir.

böyle bir durumda kalırsanız mümkün oldukça hareket etmeden dinlenmenizi doktorunuz sıkı sıkıya tembihleyecektir.

hekiminiz size böyle bir iyilik yapmayacaktır, fakat size benden çok önemli bir tavsiye, başınıza böyle bir durum gelirse iyileşme evresinde asla sevişmeyin.

ben zaten, fiili ohal şartlarına karşı bir tepki olarak hatrı sayılır bir müdettir sevişmiyorum. iyileşme evresinde bundan eksik kalmak benim için sıkıntı değil. artık sevişmeme yoluyla geliştirdiğim protesto biçimime, asgari ücreti tespit komüsyonunu protesto etmeyi de ekledim.
bu enflasyon şartlarında 2020 tl maaş mı olur lann?
çalışanlarına bu miktarı reva gören tüm patronlara, 2020 tl' 200'er lik bankonotlar halinde rulo yapıp, anal oral fanteziler denemeler yapmalarını öģütlüyorum.

gel benim derdime bir derman eyle

pencere
bazen sadece bu türküyü üst üste, allah ne verdiyse dinlemek için uyandığım gecelerim ve gündüzlerim vardır benim.

gel benim derdime bir derman eyle
alemler derdine derman olansın
özümün hükmüne bir ferman eyle
alemler hükmüne ferman olansın

bir ismin haydar'dır, bir ismin ali
hak murtaza dedi sana ya veli
cihanın ahiri hem de evveli
velayet mülküne sultan olansın

pir sultan abdal'ım, meydanda merdim
her nere baktımsa yarimi gördüm
seherde tesbihim evradım virdim
garip gönüllere mihman olansın

karanfil sokağı

pencere
büyük şair ahmed arif'in ahmed arif'in muhteşem bir şiirinde de geçen, ankara'da bir çok kalıcı, geçici aşkın başkenti olan sokaktır.

tekmil ufuklar kışladı
dört yön,onaltı rüzgar
ve yedi iklim beş kıta
kar altındadır.

kavuşmak ilmindeyiz bütün fasıllar
ray, asfalt, şose, makadam
benim sarp yolum, patikam
toros, anti-toros ve asi fırat
tütün, pamuk, buğday ovaları,çeltikler
vatanım boylu boyunca
kar altındadır.

döğüşenler de var bu havalarda
el, ayak buz kesmiş, yürek cehennem
ümit, öfkeli ve mahzun
ümit, sapına kadar namuslu
dağlara çekilmiş
kar altındadır.

şarkılar bilirim çığ tutmuş
resimler, heykeller, destanlar
usta ellerin yapısı
kolsuz,yarı çıplak venüs
trans-nonain sokağı
garcia lorca'nın mezarı,
ve gözbebekleri pierre curie'nin
kar altındadır.

duvarları katı sabır taşından
kar altındadır varoşlar,
hasretim nazlıdır ankara.
dumanlı havayı kurt sevsin
asfalttan yürüsün aralık,
sevmem, netameli aydır.
bir başka ama bilemem
bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat
kalbim, bu zulümlü sevda,
kar altındadır.

gecekondularda hava bulanık puslu
altındağ gökleri kümülüslü
ekmeğe, aşka ve ömre
küfeleriyle hükmeden
ciğerleri küçük, elleri büyük
nefesleri yetmez avuçlarına
-ilkokul çağında hepsi-
kenar çocukları
kar altındadır.

hatıp çay'ın öte yüzü ılıman
bulvarlar çakırkeyf yenişehir'de
karanfil sokağında gün açmış
hikmetinden sual olunmaz değil
"mucip sebebin" bilirim
ve "kafi delil" ortada...

karanfil sokağında bir camlı bahçe
camlı bahçe içre bir çini saksı
bir dal süzülür mavide
al - al bir yangın şarkısı,
bakmayın saksıda boy verdiğine
kökü altındağ'da, incesu'dadır.

erdal eren

pencere
insan ne için yaşar sorusuna bütün var oluş ve yaşayışıyla, onuru ve haysiyeti için yaşar cevabı veren güzel insanların çağı biraz gerilerde kaldı.

erdal eren, 17 yaşına kadar ülkesinin bütün insanları için onurlu bir devrim mücadelesi verdi. o yaşında da, ülkesinin bütün namuslu ve onurlu insanları uğruna can verdi.

bu dizeleri can baba, denizler için yazmıştır fakat benim şimdi erdal için de bağıra bağıra okuyasım geldi;

''acıyorsam sana anam avradım olsun,
ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun...''
55 /