confessions

mel

Yazar  · 21 Ocak 2018 Pazar

  1. toplam giri 55
  2. takipçi 4
  3. puan 997

Erdoğan'ın HDP hakkında yaptığı gizli toplantı konuşması

mel
İkisi eski karı koca. İkisinden de Türkiye'ye bir hayır gelmez. Biri İslamcı biri Kürtçü. Erdoğan'ı anlatmama gerek yok. Herkes biliyor. Hdp, Kürt ırkçısı ve faşisti olan terör örgütü PKK'nın şemsiyesi altında utanmadan insan haklarından, hukuktan bahsediyor. Kürtlerin meydana getirdiği sorunları, Kürt araştırma merkezi kurup Kürtlerin geçmişteki ve bugünkü pisliklerini, katliamlarını, yalanlarını, iftiralarını, soykırımlarını, belgeleyip tüm Türkiye ve dünya önünde canlı yayında onların yüzüne vurmaktır. Ama her konuştuklarında Bu yapılmalı. Böyle yaptığımızda göreceksiniz ki bir daha timsah gözyaşları döküp, mağdur edebiyatı rolüne bürünemeyecekler.
Dünya üzerinde hiçbir ulus, Türklere ahlak dersi veremez; zira bütün uluslar en az Türkler kadar, hatta daha fazla, ahlaksızdır. Ermenistan'da hocalı soykırımını yapan adam yıllarca Cumhurbaşkanı oldu. Ermeniler eleştirdi mi? Yunanistan'da ve Rum kesiminde okullarda “Türk düşmanlığı” dersi var. Eleştiren Rumlar var mı? Kürt Hoybun Cemiyeti, Nazi Almanya'sına gönderdiği mektupta: “Türkler aşağılık ırktır; biz Kürtler ise Ari ırkız.” Demiştir. Ve daha neler var. Dönemin gazetelerinde vardır. Araştırınız. Demem o ki diğer uluslar önce kendi kıçlarındaki pislikleri temizlesin, ondan sonra zırvalasınlar.

ateistlere sorulacak sorular

mel
Ateistlerden, kurallı ve neden sonuç ilişkisine bağlı evren kendiliğinden nasıl oluştu? Evrensel ahlakı, kötülüğü... nasıl belirliyorsunuz? Tanrı neden var olmasın? Tanrı yoksa yaratıcılarımız atomlar değil mi? Bu akılsız, iradesiz, cansız atomlar canlı yaratıklar nasıl yaratıyor? gibi soruların yanıtını hala alamadım. Stephen Hawking bir röportajında da, “Tanrı yoktur diyemeyiz.” Demişti. Kaldı ki bu insanlar yanılamaz mı? Tanrı'nın varlığını kabul eden ve bilimsel olarak olması gerektiğini söyleyen bir sürü bilim insanı ve felsefeciler var. Bunların söylemleri neden dikkate alınmıyor? Yoksa sadece ateistler mi yanılmaz? Bunların kanıtlı ve mantıklı yanıtını isityorum tabi varsa!

ateistlere sorulacak sorular

mel
Ateistler ne yaptıklarını bilmiyorlar. Ateizme göre çok Tanrı vardır. Her şeyi yaratan ve yöneten tek bir Tanrı yoksa, milyarlarca Tanrı vardır. Atomlar. Ateizme göre bu akılsız, iradesiz ve cansız atomlar tesadüfen(!) bir araya gelmiş kurallı ve neden sonuç ilişkisine bağlı evreni meydana getirmiş, o Evren'de cansız maddeler ve canlı yaratıklar yaratmış, evreni canlı yaratıkları yaşaması için elverişli hale getirmiş, bu canlı yaratıklara akıl ve irade vermiş, aralarından bir canlı türünü daha üstün yaratmış ve egemen kılmış. Bunların hepsi o akılsız, iradesiz ve cansız milyarlarca atomun düzenli bir şekilde tesadüfen bir araya gelmesiyle olmuş! Tesadüfen bir araya gelmişler ama kurallı ve neden sonuç ilişkisine bağlı bir evren yaratmışlar! Bir kere bu Evren'de “tesadüf” yoktur. Bilardo toplarını rastgele 1000 kere çarptırın ve sadece bir kere o topların hepsi birbirine çarpmış olsun. Bu tesadüf müdür? Hayır değildir. Orada matematik ve fizik kuralları var. Sen sadece bir kere o kurala uydun. Eğer kuralı bilip, ona göre orada işlem yapsan o topları her defasında birbirine çarptırırsın. Biz matematik, fizik geometri... bilmiyoruz diye o olaylara tesadüf diyoruz. Halbuki kurallı Ve neden sonuç ilişkisine bağlı bir evrende tesadüf olmaz. Bir de “Tanrı kendiliğinden meydana geliyorsa, insan da kendiliğinden meydana gelir.” Gibi saçma bir söz var. Yahu insanoğlu Tanrıyı, Tanrının verdiği kapasite kadar algılayabilir. Yani bir balığın Tanrı betimlemesi denizi, deniz canlılarını yaratan kendilerine benzeyen bir varlık gibi tasvir edebilir; zira kapasitesi o kadar. Ama Tanrı bu evrende gördüğümüz her şeyden çok farklı ve çok uzaktır. O, her şeyin istisnasıdır. Yaratılmamış ve sonsuz olan yalnızca Tanrı'dır. Ateizm burada çöküyor. O atomları yöneten ve gücü tüm Evren'i işgal etmiş yüce ve bilge bir yaratıcı var. Evren'i ve evrendeki her şeyi yaratan bir Tanrı var. Kaldı ki Tanrı yoksa nesnel, evrensel ahlak diye bir şey de yoktur. O zaman ahlak konusundan kimse kimseyi eleştiremez. Çocuk yapmayıp özgürce ensest ilişkide bulunan örneğin abi kız kardeş, bu insanları nasıl ayıplayacaksınız? Siz onları ayıpladığınızda, size “senin ahlaki değerlerinin doğru olduğunu kanıtlayacak bir kanıt getir.” Diyecektir. Her toplumun ahlak ve kültürleri farklı. Hatta her bireyin ahlakı ve kültürü farklı. Nasıl eleştireceksin evrensel ahlak yasaları yoksa? Tanrı varsa evrensel ahlak vardır ve herkes bu evrensel ahlak kurallarına uymak zorundadır. Uyulmazsa kargaşa olur. Unutulmamalıdır ki bugünkü çağdaş hukuk kurallarımızın temelleri bile Tanrı'nın yasalarından alınmıştır.

israil filistin olayları

mel
İsrail haklıdır. Kudüs, İsrail'in başkentidir. Türkiye başka ülkelerin içişlerine karışmayı bırakmalı. Ha hala devam ediyorsa bir gün Yunanistan, sürekli İstanbul'a karışırsa ses etmeyecek. Sokakta çöplerden yemek toplayıp geçinen binlerce Türk var; ama biz cahiliye Araplarının derdiyle uğraşıyoruz! AKPli eski bakan Hüseyin Çelik, "3-5 Mehmet öldü diye meclis toplanmaz." Demişti. Arapçı Türkiye, İsrail'de 3-5 Arap öldü diye, kendi şehitleri için ilan etmediği 3 günlük yası Araplar için ilan etti ve meclisi olağanüstü çağrıyla topladı. Vay be Osmanlı Firavunluğu'nda olduğu gibi Türk kendi ülkesinde yine değersiz olmuş. Yazık Atatürk'ün verdiği emeklere, yazık şehitlerin ve gazilerin fedakarlıklarına. Bir Türk genci olarak, kendi ülkemden nefret eder hale geldim. Böyle giderse ya bu Arapçı AKP gider, ya da Türkiye yıkıma gider.

Allah

mel
Etimolojik olarak "El" takısı ile "ilah" sözcüğünün birleşiminden meydana gelmiştir. Herkesin tek efendisi(rabbi) ve her şeyin tek iyesi(sahibi)dir, tek yaratıcısıdır. En iyi matematikçi, en iyi mimar, en iyi mühendis, en iyi tasarımcı... kuşkusuz ulu ve bilge Tanrıdır(Allah, God, Yehova, Huda...) Sonsuzdur, tektir, Mutlak iyidir; ancak bu iyiliği mutlak adaletini devre dışı bıraktırmaz. Yani herkese hakettiği karşılığı verir, istisnası iyi, erdemli ve kendisine ortak koşmayan, yargı gününe inanan kullarına hakettiklerine karşılık çok çok fazlasını verir. Yani kötü olan ve ortak koşan/inkar eden kullarına ise yalnızca yaptıkları kötülüklerin karşılığını verir. İyilik Tanrı'dan, kötülük ise insandadır. Tanrı yaratıklarına zulmetmez, insanlar kendilerine ve birbirlerine zulmeder. Evren, bütünen Tanrı'nın varlığını kanıtlamaktadır. Deterministik bir Evren'de tesadüf olamaz. Tanrı'ya inanmayan hicbir düşünce yoktur; zira ateistler de coktanrıcıdır, çünkü ateizme göre her bir atom birer Tanrı'dır. Ateizme göre akılsız ve cansız atomlar tesadüfen(!) bir araya geldiler ve canlı yaratıklar ve cansız maddeler yarattılar. Canlı yaratıklara da irade ve akıl verdiler. Cansız maddeleri de canlılara özellikle insanlara tabi ettiler. Doğayı da belli kurallara tabi ettiler. Neden sonuca tabi kıldılar. ??? Kıytırık bir saç tokasının bile yaratıcısı veya yaratıcıları varken ve kendiliğinden meydana gelemezken, koskoca evren tesadüfen oluştu öyle mi? :)) bu ateistler ne kullanıyor çok merak ediyorum.

istanbul'un en güzel ilçesi

mel
Bence Adalar. İstanbul'un Anadolu yakası'nın güneyinde yer alan takımadadan oluşur. Takımadada 4'ü meskûn, toplam 9 ada vardır. Nüfus bakımından İstanbul'un en küçük ilçesidir. Marmara Denizi'yle çevrili olan adalara ulaşım, düzenli vapur seferleriyle sağlanır. Tarih ve doğa turizmi açısından önem taşır.

şehit hakim sefa mutlu

mel
Türkiye'de sözde sosyalist Fransa'da Özde Kürt ırkçısı ve faşisti olan katil sinema oyuncusu yılmaz güney tarafından 1974te yumurtalıkta öldürülen genç hakim. Yılmaz Güney denen bu vahşi katile sempati duyanlar oldukça çok. Tabi çoğunluğu sosyalist ve Kürtçü. Şaşırmamak gerek zira sosyalistler ve Kürtçüler kendinden olan katillieri pek severler. Bakınız Stalin, Apo, Yılmaz Güney...
Şehit Hakim Sefa Mutlu^ya tekrar rahmet diliyorum.

yılmaz güney

mel
Hakim Katili Yılmaz Güney. Kürt ırkçısı ve faşisti olan katil bir sinema oyuncusuydu. 13 Eylül 1974'te Yumurtalık'ta gencecik bir hakimi yani Sefa Mutlu^yu katletmiştir. Olay sonrası 19 yıl haPiS cezasına çarptırıldı. 5 yıl Isparta'da yattıktan sonra 1 günlük izninde Fransa'ya kaçtı. Türk vatandaşlığından çıkartıldıktan bir yıl sonra 1984'te geberdi.

öyle deme o senin cumhurbaşkanın

mel
Ulu ve bilge Tengri, Başbuğ Atatürk'ü Türk halkına boşuna göndermiş. İslamiyetten sonra Atatürk gelene kadar Türkler hep kul, köleydiler. İslamiyetten sonra Türklerin kurduğu devletlerin hanedanları Türkleri aşağılıyordu. Ticarette, sanatta, yönetimde yoktular. Yalnızca savaş zamanı hatırlanıyorlardı. Ve kendilerini aşağılayan hanedan-devlet için ölüyorlardı, öldürüyorlardı. Yöneticiler efendi(rab), yönetilen Türkler kuldu-köleydi(abd). Atatürk geldi özetle, "Ey Türk bu devletin sahibi sensin, efendi olan da sensin." Dedi yöneticiler Türklerin kulu oldu, yönetilen Türkler ise efendi. Ama Atatürk'ten sonra Türkler yine seçtiği yöneticilerin kölesi, kulu haline geldi. Yahu cumhurbaşkanı, bakanlar, meclis, diğer memurlar senin hizmetkarın, kulun, kölen ey Türk! Onları sen besliyorsun! Sen onların önünde ceketini iliklemeyeceksin onlar senin önünde ceketini ilikleyecek! Sen onlara dilediğini söyleyebilirsin. Onları o makama zorla getirmedin. Sen onlara değil, onlar sana saygı duyacak!

börü

mel
Türkiye gerçeklerini ve şehitlerini anlatan yurtseverlerin, Türkçülerin yapımında olan dizi.
Dağ 2 filminin kadrosu. Sahneler ve görüntüler en üst seviyede. Şehitlerimizin gerçek hikayeleri anlatılıyor. Cesurca korkmadan her konuya değiniyorlar. Gerçekçiler. Yalan ve abartı kahramanlık anlatmıyorlar. Yalnızca olanları anlatıyorlar. Diğer asker dizileri gibi evcilik de oynatmıyorlar. Şehitlerimizin, Gazilerimizin, şu an görevde olan tüm askerlerimizin, polislerimizin, istihbaratçılarımızın, köy korucularımızın... fedakarlıklarının farkında olmayan ve nankörleşmiş Türk ulusuna bir hatırlatma olur umarım bu dizi. Amerikan İç Savaş'ından Zaferle ayrılan Başkan Abraham Lincoln, "çok çalışıp öyle şeyler yapalım ki, tüm dünya bu kadar insanın boşuna ölmediğini görsün." demiştir ve ABD halkı kendi şehitlerinin boşuna ölmediğini tüm dünyaya göstermiştir, kanıtlamıştır. türk ulusu ise hala yatmaya devam etsin!

atatürk gibi düşün

mel
Atatürk'ten Türk ulusuna hatırlatmalar
Ulusa şunu da anımsattım :

“Kendimizi dünyanın egemeni sanmak aymazlığı artık sürüp gitmemelidir.
Dünyanın durumunu, dünyadaki gerçek yerimizi tanımamak aymazlığı ile
ve bilgisizlere uymakla ulusumuzu sürüklediğimiz yıkımlar yetişir!
Bile bile bu acıklı durumu sürdüremeyiz!”

atatürk ve tek dünya devleti

mel
Mustafa Kemal Atatürk'ün de istediği bir devlet. Atatürk, gerçekçi olduğu için ve o dönemde akıl onu emrettiği için subjektif milliyetçi olmuştur. Ancak herkesin huzurla yaşadığı tek dünya devletinin de tatlı olduğunu inkar etmemiştir. Ama gerçekleşmesinin, en azından kendi döneminde, imkansız olduğunu da görmüştür. İşte Başbuğ Atatürk'ün birleşik dünya devletiyle ilgili konuşması:

efendiler, ingiliz tarihçilerinden wells, iki yıl önce yayınlanan bir tarih yazdı. eserinin son sayfaları «dünya tarihinin gelecekteki safhası» başlığı altında bazı düşünce ve görüşleri içine almaktadır. bu görüşlerin yönelmiş olduğu hedef «un gouvernement fédéral mondial» yani «birleşik bir dünya devleti» dir.

wells, bu bölümde, birleşik bir dünya devletinin nasıl kurulabileceğini ve böyle bir devletin önemli ayırıcı özellikleri ile ilgili tasavvurlarını belirtiyor; adaletin ve tek bir kanunun hâkimiyeti altında dünyamızın ne durumda bulunacağını tahayyül ediyor.

wells, «bütün hâkimiyetler tek bir hâkimiyet içinde eritilmezse, milliyetlerin üstünde bir kuvvet meydana çıkmazsa, dünya mahvolacaktır» diyor ve «gerçek devlet, çağdaş hayat şartlarının bir zaruret haline getirdiği birleşik dünya devletinden başka birşey olamaz»; «hiç şüphe yoktur ki, insanlar kendi icatları altında ezilmek istemezlerse er geç birleşmeye mecbur olacaklardır» görüşünü ileri sürüyor.

insanlığın dayanışması ile ilgili büyük hayallerin sonunda gerçekleşmesi için ne yapmak ve neyin önüne geçmek gerekeceğinin doğru olarak bilinmediği» ve «saldırgan bir dış siyaset geleneğine sahip olan devletlerin, birleşik bir dünya devleti tarafından güçlükle temsil edilebileceği» de bildiriliyor. wells'in «avrupa ve asya'nın felâketleri ve ortak ihtiyaçları, belki dünyanın bu iki parçasındaki milletlerin bir dereceye kadar birleşmesine yardım edecektir», «olabilir ki, dünya ölçüsünde bir birleşmeye gidilmeden önce, bir sıra bölgesel birleşmeler yapılabilir» şeklindeki düşüncelerini de kaydedeyim.

efendiler, bütün insanlığın görgü, bilgi ve düşüncede yükselip olgunlaşması, hristiyanlığı, müslümanlığı, budizmi bir yana bırakarak basitleştirilmiş ve herkes için anlaşılacak duruma getirilmiş saf ve lekesiz bir dünya dininin kurulması ve insanların, şimdiye kadar kavgalar, çirkeflikler, kaba istek ve iştahlar arasında bir sefalethanede yaşamakta olduklarını kabul ederek, bütün vücutları ve zekâları zehirleyen zararlı tohumları yok etmeye karar vermesi gibi şartların gerçekleşmesini gerektiren «birleşik bir dünya devleti» kurma hayalinin tatlı olduğunu inkâr edecek değiliz.
Kaynak:
http://ahmetsaltik.net/tag/birlesik-bir-dunya-devleti/
0 /

bunlar ilginizi çekebilir