confessions

jakoben

βετεράνος♛  · 25 Mayıs 2017 Perşembe

  1. toplam giri 1377
  2. takipçi 41
  3. puan 26704

kaburga kırılması

pencere
(arşivimde olan eski bir yazımı paylaşıyorum. şu an itibariyle iyi ve sağlıklıyım)

gribal enfeksyona bağlı olarak, tansyon ve kan şekerimin ani düşmesi sonucu yüzün koyun bayılmam neticesinde, bu satırları yazarken bile inim inleten, kaka şeydir.

acil serviste, hekim arkadaşım başıma bu kaka hadisenin geldiğini söylediğinde "peki kaburgayı nasıl alçıya alabiliyorsunuz?" diye saçma bir soru sordum. haliyle kaburga kemikleri alçıya alınmaz. sizi öldürmeyen kırık kemiğiniz, sizi asla güçlendirmeyecek, kendi kendine kaynama sürecinde haftalarca süründürecektir. bu kırık türünün özellikle bir iç organınızda yapabileceği tahribat sonucu ölebilirsiniz de.
fakat bu vesileyle söylemek isterim ki, artık bütün kamu hastanelerinde böyle elim durumlar yaşanmaması için gereken bütün çabalar sarfedilmektedir.

böyle bir durumda kalırsanız mümkün oldukça hareket etmeden dinlenmenizi doktorunuz sıkı sıkıya tembihleyecektir.

hekiminiz size böyle bir iyilik yapmayacaktır, fakat size benden çok önemli bir tavsiye, başınıza böyle bir durum gelirse iyileşme evresinde asla sevişmeyin.

ben zaten, fiili ohal şartlarına karşı bir tepki olarak hatrı sayılır bir müdettir sevişmiyorum. iyileşme evresinde bundan eksik kalmak benim için sıkıntı değil. artık sevişmeme yoluyla geliştirdiğim protesto biçimime, asgari ücreti tespit komüsyonunu protesto etmeyi de ekledim.
bu enflasyon şartlarında 2020 tl maaş mı olur lann?
çalışanlarına bu miktarı reva gören tüm patronlara, 2020 tl' 200'er lik bankonotlar halinde rulo yapıp, anal oral fanteziler denemeler yapmalarını öģütlüyorum.

çanakkale savaşını allahın yardımı ile kazandık diyen tip

gece
demek ki ingiltere normal şartlar altında allah'a sekiz ay kafa tutabiliyor.
sarıklılar bilmem ne ile savaş kazandığımızı söyleyen insan bunu iddia etmiş oluyor. bravo...

napolyon'un bir sözü var. "tanrı en çok dua edenin değil, en iyi topçu birliğinin yanındadır."

embesil olalım, dua ederek evliyalarla savaş kazanalım isteyenleri ülkeden dışarı alalım, kursunlar evliyalarla kendilerine bir ülke, dünyaya meydan okusunlar.

fazıl say

pencere
bu günlerde sarayın ramazan piyanocusu olma yolunda yürüyen, kaliteli bir sanatçıdır. etme be fazıl abi, parası neyse biz verelim de kendini böyle hallere düşürme. aradığın hukuksal bir korumaysa, o da halkın içinde olmakla en sağlam şekliyle yapılabilir. krala yaslanarak olmaz o işler.

birinci meşrutiyet

pencere
abdulhamit 19.yy'nin sonlarında bir şehzadeyken, kendisini dönemin liberal aydınlarına oldukça idealist bir demokrat olarak yedirmeyi başarmıştır. eğer padişah olursa bir anayasa kabul edip, meşruiyeti ilan edeceğine dair söz vermiştir. padişah olunca dediklerini de yerine getirmiştir. fakat çıkartılan anayasada padişahın meclisi fesih yetkisi bulunmaktadır. ve çok geçmeden de 2. abdulhamit bu yetkisini kullanmıştır.

bugünkü anayasamızda da, allah başımızdan eksik etmesin uzun boylu sevgi insanımızın meclisi fesih yetkisi vardır.
19.yy'den bile daha geri olan bu anayasa meclisten geçerken, sadece bağırarak halka umut satıp cebini doldurmayı bilen muhalefet partileri mal mal bakmıştır.

yeni zelanda'da gerçekleşen cami saldırısı

pencere
sadece islam alemine değil, bütün insanlığa baş sağlığı diliyorum. orada yaşamını yitirenler öncelikle müslümanlar değil, masum insanlardır. katledilen insanlıktır.
gayrı müslümler, müslümanları öldürmemiştir. bu saldırı, faşizmin masum insanlara saldırısıdır. aynı, son 5 yıldır ülkemizin de içinde bulunduğu ortadoğu'dan, fransa'ya kadar yayılan terörün müslüman terörün, müslümanlar tarafından yapılmadığı gibi.
üzerlerine, islam, hrtistiyan, yahudi sosu döken bu terör, emperyalizmin hizmetindeki faşist terördür.

kan kanla yıkanmaz, kan suyla yıkanır. eminim bugün gayrı müslüm vatandaşlarımız da herkes kadar üzgünler. bu saldırıların bir daha gerçekleşmemesinin tek yolu sol duyulu olmaktır. gerisi emperyalistlerin gazına gelip bağcu dövmektir.

ılımlı sosyalizme yakınım

pencere
iyi parti kadıköy belediye başkanı emre kınay'ın beyin yakan açıklamasıdır. emre kınay tiyatro ve sinemamızın kaliteli ve iyi oyuncularındandır. sanatımızın entelektüel güzel abilerindendir aynı zamanda. ama işte siyaset böyle kaliteli abilerimize bile nasıl maymunsal laflar ettirebiliyor.

bir arada ödp'li kardeşlerimizin ''demokratik sosyalizm'' mottosuyla adam kafalama girişimleri beynimi yakardı. demokratik sosyalizm anlatım bozukluğudur. sosyalizm zaten demokratiktir.
ılımlı sosyalizm de olmaz, henüz icat edilmemiştir. siyasetin yeni ismi emre bey, bunu kuramsal bir bilime otturtu da bizim mi habarımız yoktur. daha bir ayrıntılı anlatsın hele, belki bizim de canımız ılımlı sosyalist olmayı çeker.

veyahut, emre abi bizden uzak ol da, kime, neye yakın olursan ol demek istiyorum.

entel maganda

sophos
ahmet kaya'nın taşlama şarkısı.


piposu ağız kenarında
bodrum'un entel barında
herkesin yargılamaktan
kimse kalmamış yanında.

sakalları şarap tasında
dikilmiş barın ortasında
tanınsın diye bekliyor
sanırsın dev aynasında.

behey sanat hırsızı
behey üretme kabızı
birazcık efendi ol
bırak elinden şu sazı.

bir eli televizyonda
öteki eli basında
bir şeylerin tadı kalmış
dişlerinin arasında.

başkalarına hümanist
karısına karşı dayı
nasıl beceriyor bilmem
ikisi birden olmayı.

behey sanat hırsızı
behey üretme kabızı
birazcık efendi ol
bırak elinden şu sazı.

konuşurken solcusun
yaşarken karambolcusun
oportinizme bulaşmış
tipik bir orta yolcusun.

bir allahçı bir kulcusun
bir davulcu bir pulcusun
ne kadar inkar etsen de
hem jigolo hem dulcusun.

o yandasın bu yandasın
hovardasın hep bardasın
artık rol yapmayı bırak
sen bir entel magandasın.

behey sanat hırsızı
behey üretme kabızı
birazcık efendi ol
zehir etme şu yazı.

james harden

karll max
James Edward Harden, Jr. (d. 26 Ağustos 1989), NBA takımlarından Houston Rockets forması giyen Amerikalı profesyonel basketbolcu. 2009 NBA Seçmeleri'nde Oklahoma City Thunder tarafından üçüncü sırada seçilmiştir. Bu seçim, aynı zamanda Oklahoma City Thunder tarihinin ilk seçimidir. Oklahoma City Thunder'ın NBA Finallerinde oynadığı 2012'de NBA Yılın Altıncı Adamı seçilmiştir. 2012–13 NBA sezonunda Houston'a takas edilmiştir. Okc den beri takip ettiğim nba de en sevdiğim oyuncudur.

(bkz:mr. Beard)

martin eden

pencere
okumasaydım kendimi mutlaka eksik hissedeceğim muhteşem bir jack london romanıdır. bütün dostlarımdan ivedilikle rica ederim ki hayatlarından bir hafta ayırıp bu eseri okumalarıdır.

liberalist nickli üyenin aldığı ibretlik ceza

kanellos
laik sözlük kamuoyuna;
bu olay emsal niteliği taşımakta olup benzeri durumlarda aynı ceza üyelere uygulanacaktır.
sözlüğümüzün "liberalist" nickli yazarı hakkında gelen homofobik söylemlerde bulunduğu tarafımızca değerlendirilmiş ve kendisi bu konuda uyarılmıştır. ancak uyarılara tekrar homofobik bir üslupla cevap vererek eşcinsel arkadaşlarımızın hasta olduğunu ima etmiştir. sözlüğümüz sınırları içerisinde ırkçılık, türcülük nasıl keskin çizgilerle yasak ise aynı şekilde cinsiyet eşitsizliği ve homofobi de aynı ölçüde yasaktır. arkadaşımızın bu yaptırımına ceza olarak kendisine "onur yürüyüşü" isminde bir başlık açıp bilimsel bir tanım yapmasını istedik. ancak bunu da homofobik bir dille reddedip bu başlığı açmaktansa banlanmak istediğini belirtti. ancak yönetim olarak bu yazarımızın banlanmasının bu arkadaşa bir ödül olduğuna karar verdik ve onun yerine eşcinsel dostlarımızla empati yapabilmesi için 3 gün boyunca kalacek şekilde rütbesini "lgbti aktivisti" olarak değiştirme kararı aldık. 3 gün boyunca kalacağı bu rütbe sözlük içerisinde mesaj atmasını, anrty girip başlık açmasını engelleyecektir. değerli sözlük ahalisine duyrulur.
8

zurna haber

iron
açıldıktan 3 gün sonra 70 bin kişinin ziyaret ettiği troll haber sitesi. yazdığım haç kafilesini umre yerine rio karnavalına götüren sadi akkılıç'tan açıklama haberi ciddiye alındığı için siyasilerden, köşe yazarlarına kadar bir çok kişi tarafından kınanmıştı swh. yakın zamanda yeni bir isim ile tekrar aynı projeyi gerçekleştirmeyi düşünüyorum hazır yaz geldi silivri o kadar soğuk değildir demi.

ahlak polisi

atticus finch
iran islam devriminden sonra şeriat hükümeti sokaklarda islam ahlakına uygun görülmeyen davranışlara müdahele etmesi için ahlak polisini yaratmış ve coplarla gece gündüz demeden nöbet tutturmuştu.

şimdi bizde de aynısını yarattılar, üstelik bizdekine cop değil silah taşıtıyorlar. "iran olduk iran" diye bağırıyorduk eskiden, iran'ı da mı geçicez lan yoksa?

jakoben

acunay
Çok değerli bir arkadaşımdır.

Kendisini çok severim ama öyle böyle çok değil hani. Ki... benim onu sevdiğim kadar o da beni sever.

Sevgimiz daim ola jakoben'im.

şımarık çocuklar

lux
toplumsal alanlarda gününüzü zehir eden çocuk tipidir. yeni nesil ebeveynler çocuk dövülmez, çocuğa bağırılmaz mantığıyla çocuğun eline maşa oluyor. dövmek bağırmak elbette yanlış ama çocuğunuza hayır demeyi bilin sonra ben uğraşıyorum sizin şımarık çocuklarınızla

insanın kendi yalnızlığı ile geçinebilmesi

pencere
15 yaşımda otogargara oyununda yılmaz erdoğan'dan duymuştum ''ağlamayı bilmeyen kişinin kahkahasından da bir bok olmaz'' diyordu oyun kişisi.

bugünlerde toplum tarafından tüm yalnızlara birileriyle beraber olmak dayatılıyor. bunun dışında kalan insanlar garip ve anlamlandıramadığım bir depresyon içindeler. hallerinden çok şikayetçiler. oysa ki yalnızlık ister bir yıl sürsün ister beş yıl bu kendi kendinizle iyi olmayı öğrenmek için büyük bir fırsattır. kendi kendisiyle geçinmeyi bilmeyen bir insan, kendisiyle mutlu olamayan bir insan başkasıyla da mutlu olamaz. günümüz evliliklerinin ve hatta flörtlerinin büyük yozlaşmış mutsuzluğu da tam bu can alıcı noktadan ileri gelir.
kendisini tanımayan bir insan başkasını nasıl tanıyabilir ki? ve insan kendisini tanımadan nasıl sever? karşısındaki insanı tanımlamadan onu nasıl sever? yaşam ve hayat hakkında özgün tek bir tanımı olmayan insan yaşamayı nasıl sever? sevemez zaten sevmiyor da yazık ki kimse.

yalnızlığı anlayamamış kimsenin, birlikteliğinden de bir bok olmaz.

örgütlenme özgürlüğü

pencere
1980 darbesinden sonra bu halka yapılan en büyük kötülük devlet merkezli kaynaklardan insanlara örgüt sözcüğünün öcü gibi bir şey olduğunun pompalanması oldu. bu amaç için resmen 1984 romanındaki taktikler izlendi. fakat örgüt sözcüğünün de diyalektik ayrıştırması vardır. asla tasvip edilmemesi gereken yasa dışı örgütler, bir de devletin her alanda vatandaşının örgütlenmesi için önünü açması ve yasal korumaya alması gereken örgütler. örneğin bir çok gelişmiş ülkede, sendikal örgütlenme devlet teşvikleriyle yapılır.

bilardo topu kağıttan yapılan bir cisimdir. fakat bildiğiniz ince kağıtın bir araya gelmesi sonucu böyle güçlü bir nesne ortaya çıkar. halkın da birer özne olarak yeri geldi mi demokratik yollardan kendisini ifade etmesi için bu yola ihtiyacı vardır. devletin yasal örgütlülüğün önünü tıkadığı yönetimlerde bütün ulus için oldukça tehlikeli olan yeraltı örgütlenmeleri ürer ve türer.

köy enstitüleri

pencere
güzel ülkemizin başına gelmiş en iyi şeydi. kurucusu, fikir babası, bakanı, öğretmeni ve hatta kazma kürek işçisi, can yücel'in babası hasan ali yücel'dir.

bu aydınlık içindeki insan bu okulların açılış törenlerinde ilk tüzük maddesini bütün okul ahalisi önünde okuturdu. o tüzük maddesi de aklımda kaldığıyla şöyledir;

''şayet okul idarecilerinden, öğretmenlerinden, müstahtemlerinden her hangi bir kişi, bir öğrenciye fiziki bir şidette bulunursa, öğrencinin aynı şiddetle kendisini savunma hakkı vardır.''

bu eğitim maddesi kadar ilerici bir eğitim maddesi, hiç bir evrensel okul geleneğinde görmediğim aydınlık içinde bir maddedir.
bu okullardan mezun bir çok insanımızla tanışma fırsatım oldu. o insanlar, felsefeden, çatı tamir etmeye kadar her şeyi bilirlerdi.
emeği geçenlere bu vesileyle büyük teşekkürleri borç bilirim.

sanat toplum içindir

harflervekibrit
Katılmadığım önerme. "Sanat" çok genel bir kavram. Toplumun yapısına ve durumuna göre değişir. Toplumcu gerçekçi dönemde, bu şekil bir sanata ihtiyaç varmış. Ama kollektivizmin bir kenara atıldığı, bireyselliğin öne çıktığı günümüzde sanat toplum için değildir.
Kendi halimde şiir yazan bir insanım, yazdığım hiçbir şiiri toplum okusun diye, bundan bir şey öğrensinler, ders çıkarsınlar diye yazmam. Kelimelerle oynamak hoşuma gittiği için yazarım. Keza edebiyatla ilgili sanatlar veya bireysel düş gücüne dayanan resim, heykel gibi sanatlar bana kalırsa sanat içindir.
Sahne sanatlarında da bence yine bireysel olanı yani mesajı öznel olanı makbul. Ama toplum için olmaya en müsait sanat sinema ve tiyatrodur.
Ha, gönül ister ki toplum sanattan anlayacak kadar gelişmiş olsun da sanat için yapılan sanat, aynı zamanda da toplum için olsun. Günümüzde herkesin anlayıp "çoğunluğun" seveceği işler malesef direk niteliksiz iş demek oluyor. (bkz:recep ivedik)

1789 fransa devrimi

pencere
amerika kıtasının keşfi öncesi avrupa'yı kabaca dört sınıfa ayırabiliriz. bunlar, aristokrasi, derebeyleri, ruhban sınıfı ve topraksız köylülerdir.
amerika'nın keşfedelip kaynaklarının sömürü düzeniyle avrupa'ya aktarılması sonucu ortaya bu sınıflardan bağımsız bir de burjuvalar türemiştir. henüz o yıllarda sanayi devrimi olmamıştı. o dönemki burjuva henüz esnaflardan oluşan ve zenginleşen bir sınıftı. sermaye üzerinde söz sahibi olsalar da, ülke yönetiminde söz hakları bulunmuyordu.

bunun üzerine, işçi sınıfını da kitlesel bir güç olarak peşlerine takarak 1789 yılında aristokrasi'den bir çok kişinin kellesini alan başarılı bir isyan gerçekleştirildi.

fransa tarihinde sonrasında sayısız devrim hareketi olmuştur.
genelde avrupa aydınlanmacılığı 1789 fransız devrimiyle başlatılır. avrupa aydınlanmacılığı diye nitelendirebileceğimiz kavramı özü itibariyle aristokrasi düzeninin daha kirli bir laciverti olarak niteleyebiliriz. pratiğini burjuvayı iktidara taşıma persfektifli olan isyanlardan alan bu hareket özünde yığınla çelişki barındırır.

burjuva kuramcılar, "özgürlük, adalet, eşitlik" derken bu insan hakları sadece burjuvalar içindir. işçi sınıfı, din ve milliyetçilik afyonlarıyla, fabrikalarda, madenlerde 3 kuruş paraya milyon milyon ölmeye devam edecektir.

"kapitalizm krizi" denen olgu bir anlatım bozukluğudur. aynı "vahşi kapitalizmin" bir anlatım bozukluğu olduğu gibi. kapitalizm zaten her yönüyle vahşet içinde bir sistemin adıdır. kapitalizm ise her yanından paradokslar fışkıran irinli bir sistem olduğu için krizin ta kendisidir.
gününüzde orta sınıf insanların sayısı bütün dünyada gözle görülür biçinde azaldı. fakirlik ise en az üç katman ayrı fakirliğe dönüştü. işçi sınıfı, sömürücü burjuvaların afyonlarına karşı bünyesel bağışıklık kazandı.

hal böyle kırılmışken dünyanım sadece iki ihtimalli geleceği kalmıştır.
ya dünyayı çok uzun süreli yangına dönüştürecek bir anarşi dönemi başlayacak, ya da bu haklı kitleleri doğru bir yöne kanalize edecek devrimci partiler ortaya çıkacaktır.
2

devlet hastanesi

lux
insana insan muamelesi yapılmayan hastanelerdir. polip ameliyatı olmuştum. burnumdan oluk oluk kan akarken doktor evine git yer yok demişti. annem tüm gece bi şey olur korkusuyla başımda beklemek zorunda kalmıştı.
annemi özel hastanede tedavi ettirdik. daha sonra reanimasyon için ibni sina'ya sevki gerekti. normalde orada yer bulmak kolay değildir ancak özeldeki doktorumuz tanınmış biri olduğu için bize yer hatta oda ayarladı. başına da 2 tane hemşire koymuş her an bilgi mesajı atıyor bize. paranız varsa özele gidin yoksa borca girin yine özele gidin

Mahir çayan

baylupen
Mahir Çayan, sanılanın aksine askere kurşun sıkmadığı için kızıl derede kuşatılmış ve vurulmuştur. Yanlış hatırlamıyorsam on ya da on bir arkadaşıyla birlikte öldürülüyorlar. On kişilik bir grup olmalarına rağmen tüm mermilerini havaya ateş açarak tüketiyorlar. Zaten o çatışmada da tek bir askerin bile burnu kanamamıştır. Askerleri vurabilmek için çok defa fırsatı olmasına rağmen böyle bir eylemde bulunmamıştır. Kimin kime kurşun sıktığını iyi bilmek gerek. O dönemde Süleyman Demirel Radyo yayınında canlı olarak şunu beyan etmiştir. "Gerekirse halkı ile birlikte tüm kızıl dereyi yakın ama Mahir oradan sağ çıkmayacak!" Bu sözleri söyleyenler mahir için bütün köy halkını öldürmek istemiştir. Halka kurşun sıkmayı doğru bulanlara karşı ayaklanmıştır mahir. Ve hatta çatışma öncesinde mahir, kendisini kuşatan askerlere şunu söylemiştir:
"Ey askerler, beni iyi dinleyin. Hepiniz bizleri tanırsınız, hangi üniversiteleri okuduğumuzu iyi bilirsiniz. Bir düşünün hele, biz size emir verenlerin koltuklarında oturabilirdik isteseydik, fakat istemedik. Çünkü hukuk kirlenmiştir, bizi sizlere düşman gösterdiler. Biz size dokunmayız."

Bunu dedikten sonra ise şu ünlü sözünü söylemiştir. "erleri çekin, rütbeliler gelsin!" Buradan da anlıyoruz ki mahir, asla ve asla askere kurşun sıkmamıştır. Rütbeliler ise mahiri kuşattıklarında yanlarında amerikan ajanlarıyla geziyorlardı. Çünkü mahirin ölmesini onlar istiyordu...

Asıl korkaklar o rütbelilerdi, korktukları şeyse mahirin iki tabancası değil fikirleriydi...

Yanlış anlaşılmayı istemem, askeri severim, hukuk kirli olmadıkça...

Mahir çayan

mahirersan
Onların bugün büyük görünen güçleri ve imkanları bizlere vız gelir. Onlar bir avuç, biz ise milyonlarız. Kaybedeceğimiz hiçbir şey yoktur ama kazanacağımız koca bir dünya vardır.

Mahir çayan

deist imam
Tanım: 1 nisan 1966da atatürk heykeline yapılan saldırıya tepki için tutulan nöbetlere katılıp şu bildiriyi okuyan kişidir.
“Biz bu çirkin saldırılara araç olan uyutulmuş zavallı kişilere değil; bu anlayışın bilinçli, çıkarcı sözcülerine sesleniyoruz. Kuvvetini Atatürk devrimlerinden alan bir gençlik örgütü olarak biz, SBF Fikir Kulübü tüm bu yurtsevmez hareketin karşısında sonuna dek direneceğiz ve Ata'nın büstüne kadar uzanmaya cüret eden ellerinizi kıracağız.”

Kendisine boş kişilik diyen amiplerin dolu kişilik olarak gördükleri şahıs için (bkz:hüseyin nihal atsız). Kudurun ulan amipler. Hala bu adama saldırıyosanız zamanında size iyi geçirmiş demektir.

yabancılaşma

pencere
koskoca sovyetler birliğini yıkan olgunun bile sorumlusu bu yabancılaşmak psikozudur. bir işçi devleti olmak hayaliyle kurulan sovyetler birliğinde işçiler sistem eliyle emeğe yabancılaşmışlardır. reel sosyalizmi yenen güç, kapitalizm değil esas itibarıyla buna benzer olgulardır.

günümüzde insanımız kapitalist modernite eliyle her şeye yabancılaştırılmış durumda. günümüzdeki sistem, insana ve topluma karşı açtığı savaşta, bireyin elinden özgün bütün tanımlarını almıştır. insanımızın kendini tanıma çabasında bile sistem onu en korkunç yöntemlerle manipüle etmektedir. insanımızın gönlünden sevgi alınmış, eline kirli tüketim maddeleri sıkıştırılmıştır.
son dönemde acil servislerde anksiyete bozuklukları nedeniyle acılar çeken sayısız genç görmekteyim. kanaatimce gençlerimizin sağlığındaki bu hızlı bozulmanın bile müsebbipi bu yabancılaşma psikozudur.

kargo

zeybek
1999'te müzik piyasasına giren türkçe sözlü rak müzik yapan güzide oluşum. ilk albümde elde edilemeyen başarıdan sonra 1994'te tekrar eleman arayışına girip asli kadroyu bulan ve ikibin yılına kadar lokomotif parçalar yapan grup. şimdilerdeki rak efsaneleri henüz tam palazlanmamışken dönemin teknolojisi ve rak müzik jargonuna tam oturan işler yapmışlardır. ekseriyetle iddia ettiğim koray candemir ülkedeki en rafine rak vokallerden biridir savımı da kanıtlar derecesinde.

neyse efendim dillere pelesenk çokça şarkı bırakmışlardır. şairin elinde, renklerin içinde, yüzleşme, kalamış parkı, arabic fahişe, bad'lik amiri ve daha niceleri, aklıma ilk gelenler bunlar. sonra dağılmışlardır maalesef hatta vedat özdemiroğlu bir kısmı yurt dışına gitti bir kısmı da yurt içi kargo olarak müzik hayatlarına devam ediyor diyerek güzel bir espri katmıştır olaya. swh.

Mustafa suphi

pencere
karadenizde, bir turuncu gemi içinde 14 yoldaşıyla karanlık güçler tarafından alçakça katledilen komünist önderdir. kendisini katledenler de karanlık bir sona kurban gitmişlerdir.
değerli yoldaşımı saygıyla yad ederim.

kalbim

göğsümde 15 yara var!.
saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak!..
kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!!


göğsümde 15 yara var!
sarıldı 15 yarama
kara kaygan yılanlar gibi karanlık sular!
karadeniz boğmak istiyor beni,
boğmak istiyor beni,
kanlı karanlık sular!!!

saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak.
kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!...

göğsümde 15 yara var!.
deldiler göğsümü 15 yerinden,
sandılar ki vurmaz artık kalbim kederinden!
kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!!

yandı 15 yaramdam 15 alev,
kırıldı göğsümde 15 kara saplı bıçak..
kalbim
kanlı bir bayrak gibi çarpıyor,
çar-pa-cak!!

nazım hikmet ran

kuranı yırtan kız

gece
şuan silivride yatmaktadır. yarı insan yarı fareye benzeyen bu münafık kız kuranı yırttığı için allah tarafından sonsuz gazaba uğrayacaktır. allah onu splinter ustaya çevirmiş olsada sayın başkan rte tarafından zındanlarda yaptığı zındıklığın cezasını çekmektedir.

jakoben

gece
Çok güzel küfür eden yazarcığımız. Allah diye başlık açın, "mına kodumun pedofili arap tanrısı" diye tanım girmezse 3 adet 2.5 litre cola turka içerek intihar edeceğim.

ararat sözlük

frantz fanon
sunulan hiçbir yanlışın arkasında durmayan sözlük. şahsi fikrim bolşevik iktidarı isteyen sktrsin gitsin başka yerde kursun biz de kurtulalım. sbkp politikasını savunmamakla birlikte size sosyalizmi kurmakta başarılar diliyorum.hatta sesinizi daha gür çıkarın böyle sözlükte olmaz yasalar bazı şeylere müsade etmiyor.mudahaleye açık bir pozisyon yaratın ki soyunuzu kurutalım böyle kardeşlik türküleri ile olmuyor.
@şaumpyan sen de buraya layıksın demekki bize anlattığın kardeşlik türkülerinden dik baslililigindan eser göremedim.