confessions

jakoben

rom  · 25 Mayıs 2017 Perşembe

  1. toplam giri 935
  2. takipçi 33
  3. puan 18210

ana akım medya

sophos
(ing. mainstream media) devlet ya da büyük sermaye sahipleri tarafından kontrol edilen kitle iletişim araçları.

buna en güzel örnek cnn'dir.

ülkemizdeki kanalların neredeyse hepsi özel gözükse de yayınları devletin kontrolündedir.

ana akım medyada insanlar istenilen şekilde manipüle edilir; yalan haberler yapılır, insanlar din ile uyutulur.

mum söndü

caravaggio
Bağnaz, yobaz ve kuran'sız müslüman olanların Aleviliği toplum içinde karalamak üzere dile getirdiği bir hakaret biçimidir.

Söylenen şudur; kadın erkek toplanır mum söner herkes bir biri ile sex yapar.
Bu söylem biçimi islam dini gibi kapalı kültürlerde tramvatik etki yaratacağı ve toplumsal tepki oluşturacağı bilindiği için dile getirilmiş bir söylem biçimidir. Çünkü Alevilik(ekli-Beyt İnancı) islam dininin sonradan yobazlaştırılma sürecinden nasibini almamış ender mezheptendirler.
--
Tarihsel olarak Mum Söndü söylemi özünde trajik bir neden bulundurmaktadır;
Yavus Sultan Selim'e kadar alevilik mezhebi herhangi bir asimile politikası ile karşı karşıya kalmamıştır. Sonrasında gelen sünni padişahlar ile aşamalı olarak asimile ve Alevi mezhebinden olanlara karşı bir antipati gelişmeye başlamıştır.

Bu durum alevileri zamanla ibadetlerini gizli gerçekleştirme sürecine itmiştir. Dünya kültürlerinde evin reisinin kadın olduğu, ve kadının gerçek anlamda sözünün geçtiği ender inanç biçimlerinden olan Alevilikte kadın erkek ayrımı bulunmamaktadır.

Cem tutulacağı evde(Telli Kuran) gizlice toplanan aleviler İnzibatlara yakalanmamak için, toplanılan evde ve sokağın başında birer nöbetçi dikmektedirler. Eğer olası bir devriye o sokağa geliyor ise, birbirlerine haber verip, cemin tutulduğu evde baskın yememek için ev karartılmaktadır(Yani tek aydınlatma aracı olan mumlar söndürülür). Bu sayede orada alevilerin toplandığına dair bir kanıt kalmayacaktır.

Zamanla durumun farkına varan yetkililer alevilerin ibadet süreçlerini baltalamak için, halkı galeyana getirmenin bu aşağılık formulünü bulmuşlardır.
--
Zamanında Güner Ümit, Turnike Programında
Memet Ali Erbil Çarkıfelek canlı yayınında bu hakaret biçimine atıfta bulunan şakalar yapmış ve meslek yaşamları sona ermiştir.

hilekarlar

caravaggio
Barok resminin büyük ustası Michalengello Merisi De Caravaggio'nun 1600 dolaylarında yaptığı ve Kardinal Del Monte'nin gönlüne girmesine vesile olan yapıttır.
https://caravaggio.kimbellart.org/exhibit/cardsharps-fortunetellers/cardsharps

Döneminin sanat imparatoru olan Del Monte kilisenin de en etkili isimlerinden biridir. Caravaggio ise henüz yeni yetmedir, sanatçıların hayatta kalabilmelerinin tek yolu kilise ile iyi geçinmek, onlardan bir iş kapmaktır.

Tesadüfen Del Monte eseri görmüş, tekniğinden konusuna hayran kalmıştır. Eserde masum bir gencin iki hilekar tarafından kandırılış anı resmedilmiştir. Hilekarlar dan biri arkadaşına işaret vermektedir. Diğer hilekar ise beline sakladığı kağıda hamle yapmaktadır. Yoksul halkın simgesi olan sinek, sessizce hilenin içerisine dahil olmak üzeredir.
Eser öylesine çarpıcıdır ki aslında kurban ile hilekar aynı model olduğu anlaşılamamaktadır. Caravaggio aynı modeli hem önden hem arkadan resmederek iki farklı kişi yaratmıştır.

Bu esere bakan herkes bu hileye de ortak olmaktadır. Kandırılmadığımız günlerde buluşalım efendim.

selanik belediye başkanına saldırı

sophos
Yunanistan'da Türkiye sempatisiyle bilinen Selanik Belediye Başkanı Yiannis Boutaris, Birinci Dünya Savaşı'nda öldürülen Yunanlılar için düzenlenen "Pontus Soykırımı"nı anma etkinliğinde bir grup sağcının saldırısına uğradı; 75 yaşındaki adamı tekmelediler, hastanelik ettiler.

haber:

75 yaşındaki adama saldıran bu sahte kabadayılara telkin, nasihat, insanca yaklaşım fayda etmez. Bu, onların cüret ve cesaretlerini daha da arttırır. Kafalarını, kollarını kıracak bir güç bulunmazsa sonuç bu olur. faşist her yerde faşisttir.
yunanistan'daki Anarşist ve Komünist kardeşlerin bunlara cevaplarını vermesi gerek.

güne anlamlı bir şiir bırak

sophos
adamsın jakoben
çomarları kudurtan ben
siken sen

eğer üşüdüysen
yakalım imam hatipleri

bizim çomarlar
eksiliyorlar girileri
el ile yemek yemek hoşlarına gider
severler zulüm edeni

ülkeyi bok götürse de
savunurlar dinlerini
28 şubat'ı duyar ağlarlar
arap itleri

dinlerine hoşgörü kasarlar
türkiye'nin çakma bedevileri
4

aleviler

sophos
kültürlerini sünnilerinkinden daha çok sevdiğim insanlar.
alevi bir arkadaşım vardı, ben o zamanlar alevi ne demek bilmiyordum, ailesi de o da çok iyi insanlardı, çok iyi misafir ağırlarlardı, hep türkü çalardı evlerinde.
onlar bizim oradan ankara'ya taşınacaklardı, giderken arkadaşım sana bir şey söyleyeceğim ama kimseye söyleme demişti ben de çok önemli bir şey zannetmiştim, ''biz aleviyiz'' demişti. insanların baskısından dolayı inançlarını ve kimliklerini gizliyorlar. oysa aleviler sünnilerden iyi insanlar. var olsunlar.
(bkz:alevi)
(bkz:alevilik)

yazarların yaşadığı tuhaf olaylar

RTE
hayatımda bir kez otostop çektim. yaklaşık elli km yürümüştüm. bir ağbi durdu. ne tarafa diye sordu? "şehir merkezine" dedim.
arka koltukta iki tane ördek vardı. arabanın tavanına bile mıçmayı başarmıştı ördekler.
ağbi ön koltuğa gazete serdi. bindim. sırtımı yasladığım kısımda kurumuş ördek b.ku olduğunu görmüş olmama rağmen ses çıkartmadım, ayaklarım zonkluyordu.
ağbi "çocukları okula bırahacağım, önce onları bıraham sonra seni bırakırım" dedi. "tamam" dedim. onca yolu yürüdüğüm için nasıl uykum vardı anlatamam. bir köy evine yaklaştık. üç tane ilkokul öğrencisi bebe bindiler arabaya. bir tanesi ördeğin birini kucağına aldı. diğeri ördeğin üzerine oturmak için zıpladı, ördek manevra kabiliyeti gelişmiş olduğundan kendini kurtardı. üçüncüsü de araba kullanan babasının kucağına oturdu.
kucakta giden velet sık sık direksiyona saldırdı, dikiz aynasını kanırtarak söktü, ördeklerden birini benim kucağıma attılar.
okul, şehir merkezinden ters yönde. bir ara yanımızdan bir otobüs geçti. "ağbi ben ineyim olmazsa..." dedim. lafı ağzıma tıkadı. köy bakkalından hepimize gazoz aldı ağbi. veletlerden biri bana ne iş yapıyorsun diye sordu ben de astronotum dedim, göz kırptım, eğlendik.
bu velet babası bakkalla konuşmayı bitirip arabaya binince babasına "bu oğaabi hastrotmuş" dedi. babası da garipsemedi. bu arada saat dokuzbuçuk oldu. ağbiye "okul kaçta başlıyor yahu" dedim. "üğretmeng yoh, geç geliyür" dedi. yok mu geç mi geliyor anlamadım.
bir km sonra derme çatma bir yapıya ulaştık. oradan bir koyun aldık ve ağbi "çocuhlar öne gelsing, sen argıya geçh" dedi.
kucağımda iki ördek ve yanımda bir koyunla sehayate devam ettim. uykusuzluktan koyunla bakışırken kafam düşüyordu. "ağbi sen beni en yakın otogara bırak, ben oradan giderim" dedim.
"bah, bien sengi götüreciğem hemşehrim, sen nideceeen" dedi ağbi.
çocukları okula bıraktık. okul dediysem prefabrik yapılar kadar muhtemelen tek sınıflı bir bina. bizi karşılayan hademe "engişdeea, nirde galdınh yıav" diyerek üzerimize seğirtirken ağbi şaka olsun diye üzerine sürdü ve direksiyon hakimiyetine sahip olan bebe direttiği için hademeyi ezdi.çıkıp baktık. "adamın iç kanaması olabilir" dedim. ağbi "yığoh yıav ben her gün çarbıyom" dedi.
"ağbi saçmalama adam ölür" dedim, ikna ettim. arkaya hademe arkadaşı yatırdık, önde koyun ve ben hastaneye gidiyoruz, ördeklerden biri ayağımın dibinde, kucağımda koyun, arkada bir ördek ve bir ahlayıp vahlayan adam vardık hastaneye.
acil girişinde "iç kanama olabilir" dedim gelen görevliye. görevli kucağımdaki koyunun yüzüne bakıp sesin nereden geldiğin anladıktan sonra "veterinere gidin" dedi. "ağbi şaka mı yapıyorsunuz arkada yatan adam için diyorum" dedim.
şoför ağbi olayın ciddiyetini anlayınca ağlamaya başladı. arabayı park ettik, şoför ağbi sedyede götürülen hademeyi yoklamaya gideceğini benim arabada beklememi, polis gelirse dörtlüleri yaktığını, uzun kalmayacağımızı söylememi tembihleyerek gitti.
onun gitmesinin üstüne polis geldi. camı indirdim. "buraya park edemezsiniz" dedi. ben durumu izah etmeye çalışırken ördeklerden biri camdan atladı. ben de onu yakalamak için kapıyı açınca koyun da atladı. kısa bir an ördeği mi koyunu mu yakalamam gerektiğini bilemedim. polise "ağbi arkada bir ördek daha var ona sahip çıkın" dedim ve koyunun peşinden koştum. bu sırada bir şarjmatik gözüme ilişti. bu ilçeden kendi imkanlarımla kurtulabileceğimi düşündüm. koyunu tutmuşken oraya yaklaştım. bir lira atıp telefonumu taktım. koyunla rodeo yapıyormuşum gibi tuttuğum için insanlar şaşkın bakışlarıyla bizi süzüyordu. polis ağbi kaçan ördeği de getirip kucağıma verdi. telefonda açılacakmış gibi bir görüntü yoktu. (eski modeldir, şarja taksanız bile hemen açılmaz.) bu sırada ağbi geldi. "bunlar sana emanet ben bi eve gideceğm" dedi.
"ağbi ben bunlarla ne yapayım, al bunları da götür" dedim. "hanım gızar" dedi.
yanımda iki ördek bir koyunla hastane avlusunda beklemeye başladım. bir süre sonra koyun ot mot buldu yemeye başladı. büfeden pet şişe aldım kestim, suluk yaptım. ördekler su içti.
telefonumu kontrol ettim. yok. şarj olmuyor. büfeciden rica ettim telefonunu kullanmak için. aradım, arkadaşlarım geldi. (gecikmeli olarak) biraz garipsediler.
durumu izah ettim. "önce bu koyunu ve ördekleri eve bırakacağız sonra eve gideceğiz"
başta bu plan makul görünüyordu. hastaneden ayrılalı yirmi dakika olmuştu, yolda polis durdurdu bizi. arabadan inin dediler. indim, kelepçeyi taktılar.
koyun hırsızı ben
bu kez polis arabasında koyunla kucak kucağa ilçe emniyet'e gittik. iki de ördek var unutmayalım. onları ayrı iki koliye koyup ağızları açık biçimde kucakladılar.
iki saat kadar bekledim. ifademi verdim. ağbi geldi. durumu izah ettim.
ağbi şikayetini geri aldı. "gomserim arhadaşı danıyorum, gendisi hasdırottur zatenleri"
gece beni eve bıraktıklarında duş alıp deliksiz 12 saat uyudum.

evet, ben hasdırotum

not: bu otostopun nedenini de başka zaman anlatırım.
2

oruç

sophos
arap tanrısı için kendini aç ve susuz bırakmak.

bir de oruç tutacak mısın diye sorarlar;
sana ne alagavat sen tutacaksan tut, ben dişim varken yiyeceğim.

fakirleri anlamak için yapıyorsunuz diyelim, fakir sokakta çeşme gördü ordan su içebilir, siz niye içmiyorsunuz?

diğer sözlük yazarlarının laik sözlük düşmanlığı

the spook
ülke bütünüyle laiklik ilkesinin önüne geçilmeye çalışıldığı için, beyni beş para etmez aylakların toplandığı sözlüklerden, laik sözlük'e anti yapılaşmalar normaldir. Ama bir şeyi unutuyor bu arkadaşlar, hiçbir şey sonsuza kadar sürmez. Elbet bir gün, bizim görüşümüzdeki insanların sözünün geçtiği bir dönem gelecektir. O zaman da 24 saat sözlüğün başına oturup, bu leş düşünceli, yobaz görüşlü insanlarla dalga geçeceğim.

14 mayıs 2018 israil'in gazze katliamı

sophos
İsrail'in Filistin halkına gösterdiği büyük şiddetin hiçbir haklı yanı olmadığı gibi Filistinlilerin İsrail hükumetine saldırması teröristlik değildir. Anti emperyalist bağımsızlık savaşıdır. Burada İsrail'i savunanların genel argümanı Filistin'in topraklarını satmış olmasıdır. Bunu halka yaftalamak tamamen saçmalıktır ki bu insanlar Mondros'a karşı gelen Atatürk'ün de bu antlaşmayı yok sayıp Kurtuluş Savaşı'nı başlatmasını örnek alamazlar. Çünkü İsrail'in uyguladığı bu zulmü haklı görenlerin bu düşüncelerinin asıl sebebi Arap halkına, İslam'a ve özellikle Türkiye'de bu olaya tepki gösteren genel kitleye duydukları nefretten dolayı oluşuyor.

özet: museviler de müslümanlar kadar yobazdır, sadece onlardan akıllıdırlar ve bunu kötü yönde kullanırlar ayrıca seküler gözükürler. zulüm edilen halk araplar olduğu için yahudileri savunmak aptallıktır, arapların bir gün uyanması dileğiyle.

belaya armiya çornıy baron

sophos
(rusça: Белая армия, чёрный барон)
Kızıl Ordu en güçlü (Красная Армия всех сильне, Krasnaya Armiya vseh silniy) adıyla da bilinen ''beyaz ordu kara baron'' anlamına gelen Sovyet şarkısı.

Rus İç Savaşı sırasında 1920'de şiiri Pavel Grigoriyev (Павел Григорьевич Григорьев) tarafından yazıldı ve müziği Samuil Pokrass (Самуил Яковлевич Покрасс) tarafından bestelendi. Propaganda müziği olarak Kızıl Ordu askerleri tarafından okundu ve Kızıl Ordu'nun marşı haline geldi.

Şiirindeki "Kara Baron" Beyaz Ordu'nun komutanı Pyotr Vrangel (Пётр Николаевич Врангель)'dir. "Revvoyensovye" (Реввоенсовет) ise Lev Troçki'nin başkanlık ettiği Cumhuriyet Devrim Askeri Sovyeti (Революционный Военный совет Республики, kısaca: Реввоенсовет Республики, daha kısaca: РВСР)'dir.

2

sizi öldürmeye gelecekler

franz
emin çapa'nın talks turkey konuşmasıdır.

Bilimden tarihe, sanattan eğitime geniş yelpazeli bir konuşma. Türkiye'nin bunlardan ne kadar uzak kaldığını, ne gibi bir bataklığa sürüklendiğini göstermek için kendini yırtan emin abinin yine efsanevi bir sunumu olmuş.

Otobüste, tuvalette, yemek arasında.. Nerede olursanız olun ve izleyip bitirince. kendinize ve dünyaya bakışınız inanın değişecek.


sizi öldürmeye gelecekler!, emin çapa, YouTube, talks turkey
1

yılmaz özdil

tarihsel maddeci
chavez-maduro yoldaşlar ile r.t.erdoğan'ı karşılaştırmak gibi bir gerizekalılık yapmıştır.

bir de bu adama yurtsever diyorlar. chavez abd tarafından devrilmeye çalışılan, halk tarafından seçilen meşru bir başkandır. ve t*ayyip ile karşılaşmayacak tarafı, ayakkabı kutularında servetinin olmamasıdır. o, bir devrimcidir, t*ayyip ise abd tarafından keşfedilmiş bir kukladır.

yozdil, görevi olan solcu düşmanlığını layıkı ile yerine getiriyor.

maduro katakulli yapmış, asıl katakulli yaparak kazanan abd'ci muhalefettir be! oradaki açlık sefaletin muhalefetin desteklediği parababaları yüzünden olduğu gerçeği gizlenemedi zaten. cia'nın oradaki muhalefete verdiği destek gün yüzüne çıktı. şimdi de yazsana "komyonco modoro" diye.

jakoben

grifingoo
Bir ara durduk yerde gıcık olup ters düştüğüm yazar. Bunun nedenini hala bilmiyorum. Okurum, severim, ıstırırım, yalarım bile, aslan aslan. Nelerini gördük nelerini.

giyotin

sophos
halkın huzurundaki infazlardan hoşlanmayan hümanist doktor joseph-ignace Guillotin 1789 yılında, Fransız ceza sistemininde bazı iyileştirmeler yapmak ve daha insancıl hale getirmek adına Ulusal Meclis'e çok ciddi öneriler sundu. Bu öneriler fakirler ile zenginler arasında ayrım yapmayan mekanik bir idam sistemiydi.

Önerileri biri dışında reddedildi. Guillotin'in etkili bir öldürme makinesi önerisi Cerrahlar Akademisi Sekreteri Dr. Antoine Louis tarafından geliştirildi ve 1792'de, Louis çapraz bıçak ağzıyla çalışan ilk infaz aygıtını yaptı. Yani Guillotin değil, Louis bu makineyi hayata geçirdi, icat etti.

Fakat Guillotin'in adı bu aletle her nasıl oldu ise daha çok anılır oldu, makinenin ismi onun soyadı oldu. üstelik ailesinin ve kendisinin tüm çabalarına karşılık isim öyle kaldı. Rivayetlerin aksine Guillotin, adını verdiği aygıt tarafından öldürülmedi. 1814'te omuzundaki bir çıban yüzünden hayata veda etti.

Adını dünyaya "Fransız Devrimi" ile birlikte duyuran idam makinesi "Giyotin" Orta çağ boyunca Avrupa'da değişik adlarla daha çok soyluların öldürülmesinde kullanıldı.

bu makine ilk kez Nicholas Jacques Pelletier adında bir eşkıyanın idamında kullanıldı.

Ardından aynı akıbete Fransız Kralı XVI. Louis ve eşi Kraliçe Marie Antoinette'de uğradı. Böylece önde gelen devlet adamları ve politikacıların da idamlarında kullanılan giyotin o dönemde dokunulmazlara da dokunulabilen bir hareketin siyasi simgesi haline geldi.

İlk demokratik idam yöntemi olarak kabul edilen Giyotin tüm Fransa'da benimsendi. Giyotinin icadının ilk on yılında 15000 kişinin idam edildiği tahmin ediliyor. Giyotinle en çok idamı Nazi Almanyası'nın gerçekleştirdiği, 1938 -1945 yılları arasında 40000 kişinin bu yolla idam edildiği iddia ediliyor.

aliya izzetbegoviç

sophos
boşnakça/sırpça: alija izzetbegović

Tarih yoksunu avellerin "bilge adam" dediği, şeriatçı (islamcı), nato sevdalısı, nazi yandaşlığı yapmış p*ç.

Ayrıca soykırımı falan önlememiş tam tersine halkının öldürülmesine göz yummuştur.

İslamcı bir o.*** ç.*** olduğundan atatürk'e de atıp tutmuştur.

Kendileri cahil olan Halkımız hiç bilgi sahibi olmadan alagavatları "bilge adam" ilan etmeyi çok seviyor.


''II. Dünya Savaşı yıllarında Nazi tümeninin üyesiydi, NATO'nun parçaladığı ve işgal ettiği Yugoslavya'daki yıkım sırasında ABD'nin müttefiki oldu. Birçok savaş suçu işledi ancak şimdi o geçmişteki ortakları tarafından "bilge kral" olarak anılıyor. İşte Aliya İzzetbegoviç''

trt'de dizisi yapılan, şeriatçı, islamcı, nato sevdalısı, nazi yandaşı, aşağılık politikacı. bosna hersek devletinin ilk başkanıdır.
bosnalıların çoğu kendisini sevmemekle birlikte bizim çomarlarımız ona hayrandır.

ayrıca srebrenica'da boşnaklara katliam kumpasını kendisi hazırladı.
Sırp komutan Mladiç ve ordusu Srebrenitsa'ya ilerlerken, İzzetbegoviç bu kentteki birliklerine çekilin emri verdi. (Şunu da belirtelim, boşnak ve hırvatlar, tarihte sırplar kadar katliamlar yapmışlardır.)

İzzetbegoviç nazileri desteklemesinin cezasını Tito önderliğindeki Yugoslavya'da 3 yıl hapis cezasıyla atlattı. Zira Tito yönetimi, II. Dünya Savaşı sırasında özellikle Boşnaklar ve Hırvatların Nazilerle işbirliğine gittiği gerçeğini unutturmak, yeni bir kardeşlik ve birlik dönemi başlatmak istiyordu. Bu nedenle İzzetbegoviç gibiler üstünkörü yapılmış soruşturmalarla göstermelik cezalar aldılar.

''II. Dünya Savaşı Yılları'nda Nazilerin işgali altındaki Hırvatistan'da kurulan işbirlikçi Ante Pavliç yönetiminin destekçileri arasında birçok Genç Müslüman Örgütü üyesi gibi Aliya İzzetbegoviç de yerini alacaktı. Pavliç'in Ustaşeleri Nazi işgaline direnen Tito liderliğindeki Partizanlara, direnişi destekleyen özellikle Sırp halkına, Çingenelere ve Yugoslavya Yahudileri'ne yönelik katliamları organize ediyordu. İzzetbegoviç II. Dünya Savaşı yıllarında esas hizmetini Naziler tarafından desteklenen Sırbistan'da kurulmuş olan General Milan Nedic'e sunacaktı. Nedic'in Çetnikleri tıpkı Ustaşeler gibi Nazi işgaline direnenlere yönelik savaş açmış ve kimi katliamları icra etmişti. İzzetbegoviç ile, bugünlerde Türkiye'de tartışmalarda sıklıkla lanet okunan Sırp milliyetçisi Çetnikler'in ortak geçmişiydi bu.''

''İzzetbegoviç'in mensubu olduğu Hançer örgütü, Naziler'in 13. SS Tümeni olarak biliniyordu. Hırvatistan'daki Yahudilerin etnik temizliği ve Saraybosna'daki Sırp katliamları bu birliğin eseriydi. Hançer Macaristan'daki Nazi yanlısı rejimi desteklemek için bu ülkede de kullanıldı. II. Dünya Savaşı'nın ardından ulaşılan belgeler, Genç Müslümanlar'ın bu birliğin oluşturulmasında kullanıldığını, dahası, Abwehr ve Gestapo gibi Nazi istihbarat örgütü için çalıştıklarını ortaya koydu.''

''Sunulanın aksine İzzetbegoviç kendisine model olarak Türkiye'yi değil, Pakistan'ı alıyordu ve ona göre Mustafa Kemal, İslam davasına ihanet etmiş bir haindi ancak Türkiye ile kendisini bağlayan şey, İslami geçmiş değil, ABD yandaşlığı oldu. Mücahit transferinde kullanılan Türkiye'deki İslami odaklar ise "bilge kral" propagandasının en önemli unsurları ve Yugoslavya İç Savaşı'nı "Müslüman Boşnaklar ve Hristiyan Sırplar" denklemine çekmeye özen gösteriyorlar.''

bunlar ilginizi çekebilir