confessions

jakoben

βετεράνος♛  · 25 Mayıs 2017 Perşembe

  1. toplam giri 1273
  2. takipçi 42
  3. puan 29400

delirmek

sophos
türkiye'de sıradan bir şey. bilinç akışı tekniğiyle olayı açıklayayım: islam çöp ali şeriati islam huzursuzluk porno izlememeliyim yurt dışı hoş gitmek için para lazım ratko mladiç miloş obiliç tanrı sizi korusun siz kahramanlar slava rassiya rasiyıskaya kırım kosovo srbiya jebi turcine ili ja sam turcine ne jebote bre jebi muslimani ne jebote dobar muslimani moy russkiy plokhoy izvinite ya govoryu nimnoga pa ruski da bratan luçşiy eta vodka deniz güzel çalışmak istemiyorum meltem uzo haklısınız siz de zito hellas yunanistan burası sizin hayin evet öyleyim şaka yaptıım

baba

ickial
meğer seni kaybetmekten ne çok korkuyormuşum, yeni fark ettim baba. dağ gibi arkamda oldun şu 22 yıllık kelebek misali yaşamımda. yine arkamda dur, yine kolla beni. annem iki defa kanseri yendi. şimdi yenme sırası sende. hadi babam ne olur bırakma kendini. henüz çok erken baba kavramını hayatımdan çıkarabilmem için
3

yerli otomobil

sophos
her şeyde yalan söyleyip milleti siktikleri için, bu işte bir terslik olacağını biliyordum. İtalyanların ürettiği pininfarina k350 modelini kopyalamışlar, biraz değiştirmişler. (hani ödevleri arkadaşından geçirirken anlaşılmasın diye cevapları değiştirirsin ya) arama motorundan aratıp fotoğraflarına bir bakın, bu sefer de italyanlardan çalıp milli diye bizi kandırıyorlar. Geçen sefer chevroletten çalıp yapmışlardı.
https://www.google.com/amp/s/www.motor1.com/news/390097/togg-suv-sedan-concept-pininfarina/amp/?espv=1
3

liberalist

schindlerplus
çocukluğunda büyük kuzeni tarafından istismar edilen, yazları kur'an kursunda imamın dövdüğü, ailesinin muhafazakar olduğunu düşündüğüm ve gençliğinde de eniştesi tarafından tecavüze uğrayan, ablasının veya annesinin donunu koklayarak 31 çeken yıkık bilgisiz katıksız bir cahildir
2

liberalist

i am groot
An itibariyle silik yemiş potansiyel tecavüzcü yazardır. Çok keyiflendim yapanın eline sağlık. Cinsiyetçiler ve ırkçılar sadece kaosa sebep olur. Bunu bir kez daha anlamış olduk. Büyük ihtimalle yeni bir hesap açıp tekrar dönecek ama olsun... Bu şarkı sana gelsin liboş. Gerçek liberalizm bu değil ama üzgünüm sen gerçek bir liboşsun. Ha unutmadan (bkz:get a life)

liberalist

doris eirene
Sözlüğü komple alaya alan belli ki sözlükteki amacı kadınları sinir etmek olan, ilk başlarda girileri cinsiyetçilikten geçilmeyip şimdi dalga geçerek kadınları savunmaya çalışan (!) bunu yaparken de iyice batan yazar. Uçurulmasını ya da çomar türbesini hakettiğini düşünüyorum.

Ekşi sözlük

gece
hergün gündem kısmında "evlenmeden sevişen kız", " türk kızlarının çirkin olması", "sigara içen kız", "pubg oynayan kız" gibi mide bulandırıcı tek tip başlıklar gördüğümüz inci sözlük standartlarının yaştan dolayı 0,2 daha ilerisinde bulunan çöplük. her yer tiktoka dönmüş internete girmek istemiyorum!

alman savaş okuma kitabından

pencere
muhteşem bir bertolt brecht şiiridir;

takvimde gün henüz işaretlenmemiş.
her ay, her gün
açık durur hala.
bu günlerden biri
işaretlenecek bir çarpıyla.

işçiler haykirirlar ekmek diye.
tüccarlar bağırırlar pazar diye.
eskiden işsizler açtı,
şimdi işi olanlar aç.
artık yeniden başladı çalışmaya
kavuşmuş duran eller:
yaptıkları gülle.

sofradan eti kaldiranlar
öğretiyorlar kanaat etmeyi,
hep bana, hep bana, diyenler
bu kez istiyorlar özveri.
tıka basa yiyenler
gelecek güzel günlerden
söz ediyorlar açlara.
uçuruma götürenler ülkeyi
diyorlar, yönetmek çok zor,
sıradan insan yapamaz bu işi.
liderler söz edince bariştan
anlar halk
savaşın geldiğini.

liderler lanetlediğinde savaşı
seferberlik emri yazılmıştır bile.

baştakiler der ki : bariş ve savaş
iki farklı şey.
oysa rüzgarla fırtına gibidir
onların barışı ve savaşı.

savaş doğar onların barışından
anasından doğan oğlan gibi,
taşır oğlan anasının
o korkunç yüz çizgilerini.

öldürür onların savaşları
ne varsabarışlarından
arta kalan.

gece,
evli çiftler
yatarlar yataklarında.
bizim tazecikler
yetimler doğuracak.

baştakiler der ki: orduda
yoldaşlık hüküm sürer.
bu işin doğrusu
mutfakta görülür
görülse görülse .
yüreklerindeki cesaret
belki aynı.
ama tabaklarındaki yemek
farklı.

barış pınarı harekatı

iron
Aziz nesin'in “türk milletinin %60'ı aptaldır” sözünü bir kez daha haklı çıkartan zımbırtı. Daha savaş olmadan zafer naraları atmak bundan keyf almak ve olaya sadece size gösterildiği gibi dar bir pencereden bakmak...
Hiç düşünmüyor musun yahu ? 10binlerce tır silah verdikleri bir örgütü terk eder mi abd ? Işid'in aktif savaş durumu uzun süredir sonlanmış olmasına rağmen daha 1 hafta önceye kadar 50 tır silah yardımı yapmanın mantığını kimse sorgulamıyor mu ? Milyarlarca dolar silah sevkiyatı var. SDF nin elinde bulunan cephane aktif bir savaşı yıllarca sürdürebilecek kadar. ABD nin orda aktif olarak kullandığı 4 kadar askeri üs bölgesi bulunmakta üstelik son dönemlerde de iki adet yeni hava üssü ekipmanlarla dolduruldu. Doğu Akdeniz'de dünyanın en büyük gaz rezervi varken ABD en iyi müttefiğinş bırakıp gider mi sizce ? Yoksa arama çalışmalarına katılmasından rahatsız olduğu Türkiye yi içine çekmek istedikleri tuzağın bir parçası mı ? Hadi hepsini boşverelim ve hepsi benim hayal gücümün bir ürünü olsun ama kimsenin reddedemeyeceği bir gerçek var ki türkiye ekonomik anlamda can çekişiyor. Ayakta durabilmek için tek yapabildiği zam yapmak. Sağlık çalışanlarının döner sermayesi bile ödenemiyor. Olası bir savaşın Türkiye ye ekonomik maliyeti ne kadar olacak ? Olası bir ABD yaptırımı Türkiye'nin şuan içinde bulunduğu durumu iki kat daha kötü bir hale getirirse ve tekrar bir dolar şahlanması ile zam dalgasında asgari ücret ile çalışan insanlar için bu bitiş demek, ülke için maaşları bile ödeyememek kısaca mahvolmak !. Üstelik Suriye harekatına karşı olan sadece ABD ve senatosu değil neredeyse tüm avrupa ülkeleri de bu duruma karşı. Orada islamcı terör tehditinin tamamen bitmediğinin farkındalar ve o bölgede ideolojik olarak cihatcılığın halifeliğin bir şekilde küllerinden doğacağını bildikleri için kalıcı bir müttefik ihtiyacını biliyorlar ve kürtlerin iyi bir müttefik olduğunu düşünüyorlar siyasi ve askeri yardımda bulundukları ve ihtiyac duydukları bir grubu Türkiye nin iç siyasetine şekil vermek için yok etmesine göz yummayacaklar. Kısaca Twitter da savaşmak ile saha da savaşmak aynı değil.

ötv

pencere
olabilecek bir depreme karşı fon oluşturmak amacıyla sadece 1 seneliğine konmuş vergidir. 20 yıla yakındır hayatımızdadır. bu vergiyle sömürücü mütahhitlere 1 liraya yapılabilecek işler 5 liraya yaptırılıp halkımız sikilmişten beter edilmiştir yıllarca.

malum parti hiç olmaması gereken bu vergiyi düşürerek seçim üstüne seçim kazanmıştır hatta. seçimlerden sonra gevşettiği kazıığı daha bir yüksek hızla sokmuştur.

götümüzden kan alına alına öldürülüyoruz ulann! daha burada tek elle sütyen açmak falan filan gibi sığlıkların kalitesiz geyikleri yapılıyor sabah akşam. kendim dahil bağzılarınızdan iğreniyorum.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

pencere
hepiniz gibi mutsuzum. hepiniz mutsuzsunuz biliyorum, mutlu insanın ne işi var buralarda. umarım yanılıyorumdur ama mutsuzsunuz biliyorum. ben de çok mutsuzum. bunun sebeplerini sayfalarca anlatabilirim fakat gerek yok şimdilik. bol bol buralardayım zaten anlıyorsunuzdur ne kadar mutsuz olduğumu.

günlerdir yeni bir şiar edinmiştim. sadece mutlu salakların hakkı mı hareketli güzel şarkılar dinlemek diye. hatta umut dolu aşk şarkıları. hepsi o mutlu insanlara girsin. sözüm meclisten dışarı. gerçi bu meclisteyseniz siz de nah mutlusunuz ya.
hiç bir aşk acısından müzdarip değilim. aşk acısını bazen satır bazen kağıt yapıp kendimi doğradığım zamanlar geçti şükür.
bugün normal mutsuz insanlar gibi en aptal duygusal şarkıları cam kırığı ederek kesiyorum kendimi. ağlatıyor namusuzlar.

eminim hepimizin geçmişinde ankara oyun havaları gibi geçen günlerimiz oldu. artık yok o günlerimiz. sanırım intihar etmiyorsak bir kaç defa daha o ankara oyun havaları gibi günlerimiz olur munun aptalca umudundandır.

vedat türkali

pencere
benim en sevdiğim romancıdır. türk edebiyatının başına gelmiş en güzel şeylerdendir. sanat hayatının yanında kişisel ömründe de hakikatin savaşçısı olup bedel ödemiş insanımız.

bir ortamda kendimi komünist olarak nitelerken aklıma hemen ustamız düşer ve utanırım. (bir an kendimi ikirciklikli yakalarım) kişisel yaşamı ve ideolojini bu kadar paralel yaşamış bir insanla aynı gökyüzü altında yaşamışken kendimi komünist olarak niteliyebilmem için 40 fırın ekmek yemem lazım diye düşünürüm.

iddia ediyorum ki büyük ustamızın ''bir gün tek başına, güven ve yalancı tanıklar kahvesi'' romanlarını okuduktan sonra kendinizi olduğunuzdan çok daha büyümüş hissedeceksiniz. türkali'nin böyle bir amacı yoktur romanlarını yazarken ama iç sesinizle daha barışık bir hayat süreceksiniz.

iyi ki geçtin dünyamızdan vedat türkali.

gecenin şiiri

pencere
tenis

teni, tenlere takılı kaldı adam'ın.
ve yüzyıllık yalnızlığa, utanca mahkum edildi.
üstelik doğurgan da değildi.
oysa doğurmak doğasında vardı kadın'ın,
aşk gibi.
sonunda tenini ümit burnu'nu dönünce
neyle karşılaşacağını bilmeyen,
yüreğini yalnızlıklarla büyütüp solduran
ve her zaferden yenilgiyle ç›kan
umutsuz korsanlara teslim etti.

tenini en gizli şifrelerle süsledi,
içindekiler anlatılanlardan daha az gizemli olsun diye...
ama eli, beli ve dili tenini bağışlamadılar.

o da aşka sığındı.
en büyük bağışlayandı aşk. yargıcı ve yargılayanı
yoktu.
korkusuzca aşkını gösterdi, teninde yatan aşkı.
adam tenine dokundu. mavi buz gibi ışıdı elleri.
gözlüklerini taktı kadın.
adam'ın tenini çarşaf gibi altına serdi.

yelda karataş

emine bulut

pencere
kadın cinayetleri politiktir sözünün hiç de boş bir slogan olmadığının ispatıdır. geleneksel bir ortadoğu ailesinde anne birey, baba bireyin ve hatta bütün ailenin kölesidir. baba onu istediği zaman fiziki şiddetle cezalandırabilir. fiziki şiddetle cezalandırmaya üşendiği hallerde cinsel gücünü bir tahakküm aracı olarak kullandığı küfürlerle hakaret eder.

ailede erkek çocukları masadan tabağını bile mutfağa götürmezken, kız çocukları bütün evin temizliğiyle mükelleftir. ortadoğu ailelerinde erkek çocukları babalarından da aldıkları güçle büyüyünce kadın üzerinde her türlü hakkı olduğunu düşünür. tecavüzden fiziki şiddete kadar kadına yapılan her şey normaldir. kadın bunu hakketmiştir.

ortadoğu'da devlet baba da toplumu bu şekilde idare eder. devlet idarecilerinin her türlü hırsızlığı yapmaya hakları vardır. devlet baba kutsaldır işine akıl sır ermez sual olunmaz. hak isteyen çocuklarının en demokratik hak arama eylemlerinde bile kafasını kopartabilir. kafası kopartılmayan ''ohh iyi oluyor, neden benim kafamı kopartmıyorlar durduk yere'' diyerekten iğrenç bir kirle vicdanını temizler.

yani mesele sadece emine bulut meselesi değil sen hala anlamadın mı? bu başlık altında bile şiddet uygulayan erkek bireyin, en iğrenç şekillerde kadın akrabalarına cinsel şiddet dolu küfürler var.
demek ki hiç bir şey anlamamışız.

türk eğitim sistemi

pencere
beton beton cahil yetiştiren sistemdir. son dönemde artan işsizliğin en önemli sebebi ekonomik kriz olsa da, bir sebebi de piyasada sağlık sisteminden torna tesfiyeye kadar iyi eğitimli insan bulunamamasıdır.

bugün bindiğim belediye otobüsünde korkunç bir manzaraya şahit oldum. yanımdaki koltukta 20'li yaşlarda genç bir kız muhteşem yy diye bir dizi izlemekteydi. tuncel kurtiz'in sesi dikkatimi celpetti ve ben de göz ucuyla baktım. malum arkadaş yüksek sesle ve heyecanla izliyordu diziyi. tuncel kurtiz bir hikaye anlatıyordu. ''bir gün hasan sabah'ın fedaisi selçuklu sultanı sellahatin'in karşısına gelir.'' bu cümleyle daha içim için çıldırdım zaten. selçuklu devletinin sellahatin diye bir hükümdarı olmamıştır. kurtiz kıssayı anlatmaya devam ediyor. ''hasan sabah'ın fedaisi hükümdara efendisinden bir mesaj getirdiğini ama bu bilgiyi paylaşmasının şartının odayı tamamen boşaltılması olduğunu söyler. sultan teklifi kabul eder ama başında sadece 2 muhafızını bırakır. elçi onların da odadan çıkmasını ister. sultan reddeder. o muhafızların kendi evladı gibi olduğunu ve onlardan gizli saklısı olmadığını buyurur. bunun üzerine elçi o muhafızlara size şu an emretsem kılıçlarınızı çekip sultana saplar mısınız diye sorar. muhafızlar evet der. meğerse o korumalar da haş haşilerin adamlarıymış.''

bu kıssa, asıl itibariyle hasan sabah'dan yüz yıllarca sonra yaşamış torunu sinan'la, memlüklü sultanı sellahatin eyyubi el kurdi arasında geçer.
milliyetçiliğin tavan yaptığı bu devirde sellahattin diye bir selçuklu sultanı var mıydı lan diye sorgulanmamasıdır. zira yok aq.

kaçan kurbanlık hayvanlar

franz
Kurban bayramlarının en sevdiğim yönüdür. Beceriksiz bir şekilde bağlanan ve dizginlenemeyen hayvanlar alır başını kaçar, millet onları kovalarken bana da 'mal AMK bunlar' tepkisi düşer.

Bir de kolunu başını kesip masada bırakanlar var ki, onlar da pastadaki çilekler.

Bugünün en heyecanlı yönü bu. Eveeet, boktan bir haldeyim.

sözlük yazarlığı

pencere
genelde ruh halim yerlerdeyken yaptığım eylemselliktir. profilimdeki binlerce giriye bakarsanız da genel ruh halimin yıllardır dipliğini görebilirsiniz. ilginç ki bu halimden şikayetçi falan değilim. bir kaç haftadır ilginç ki çok güzel ve mutlu günler geçiriyordum pek yüzüne bakmadım buraların. allah çarptı tekrar geldim.
geçirdiğim çük kadar bir çük ameliyatı vesilesiyle de uzun zaman raporluyum. allah size yardım etsin.

fight kulüp

the spook
ceza, ezhel, fero, ve killa hakan'ın çıkaracağı şarkı. Her zaman undergroundun çıkarlarını savunmuş rapçilerin, sırf norm bir tarafı savunuyor diye diğer tarafı savunmaları akıl alır gibi değil. norm'u veya başka bir rapçiyi sevmiyorum ama türkçe rapin önderleri olarak kabul edilen insanların, trap önünde boyun eğmeleri ve destek çıkmaları, iğrenç ergen rap kitlesini derinden sarması lazım. Ülkede kılıçdaroğlu yumruk yediğinden beri hiçbir şey yolunda gitmiyor swh
7

gülen'in kanter'e çayının artığını göndermesi

the spook
'wtf yüz ifadesi' ile sosyal medyadan şahit olduğum olaydır. Diğer islam teröristlerine hiç de benzemiyor. Çayın sevabı mı var? İnsan deve sidiği falan gönderir. Enes Kanter sığırının, ''bana bu lutf ile ihsan nedenidir'' diye açıklama yapması ayrı bir öğürme refleksi uyandırıcıdır. Gidin öte yanda sevişin kardeşim, çoluk çocuk izliyor.

norm ender mekanın sahibi

iron
türkçe rapin son zamanlardaki popüler kültür esirlerine gönderme amacı taşıyan norm ender şarkısı. beğendim güzel olmuş haklı bir sitemde barındırıyor. şarkının ilk yarısı taklit ikinci yarısı gönderme içeriyor. Mekanın sahibi şarkı sözleri :
Sabah yaptım krep krep
Ne güzel oldu breh breh
Sardım yedip wrap wrap
Kafam düştü direkt direkt
Her yer olsada kezban tırrek
Yatamam evde yatak döşek
Çıktım dışarı açtım trap
Kafam şimdi fişek fişek
Oh yeah geceler
Cihangirli heceler
Elit foşik turistler
Sokaklar ve polisler
Viski döküp sevişelim
Natali diyor peşin alim
Dedim tamam hadi canim
Bizde küvet yok duşakabin

Oh yeah çılgın genç
Bu iş böyle Rolex Range
Sizin tayfa bitch bitch
Bizim tayfa rich rich

Keltoş babana koş
Trap böyle yapana hoş
La bebe koş la bebe coş
Siz windows ben macintosh
Mandingo Norm Ender
Benim kamış Dolce
Oturan diyor mor minder
Hater'larım O.Ç.

Yeah bu gece bu gece
Bizim böyle kafamız güzel
Bizim hep kafamız güzel
Böyle geziyo'z işte
Polisler hep peşimizde bizim
Polisler niye peşimizde?
Bebeler Bebeler

Popüler kültüre köle gibi yapış ama lafa gelince Marley, 2pac
Tabi yüzüne bir dövme demode bir Reggaeton'a bas autotune'u ol Lil Pump
Ama beni Hitler gibi kariyerimle tehdit eder Pozitif'ten Elif Cemal
Ben boyun eğmem soyunu disslerim çıldırtırım etnik faşistleri
Umrumda değil kuliste otlayan sürekli koklayan zifoslar
Ve beni dinler devrimci gençler, sizi yavşak lümpen Migos'lar
Kafası testis gibi sirk maymunları istiyorsa orman kanunları
O zaman güçlü zayıfı ezecek size yok sosis salam şırdan şırdan

Hey hey hadi bakalım
Gucci Gang Gucci Gang nasıl yapalım?
Mekanın sahibi geri geldi
Bebeleri pistten alalım alalım
Hey Hey hadi bakalım
Marry Jane Marry Jane nasıl yapalım?
Mekanın sahibi geri geldi
Bebeleri pistten alalım alalım

Özgürlük deyip uyuşmayın
Basını tizini sesisi açın
Hip Hop'u bok edecekseniz eğer
Polisten değil siz benden kaçın
(Run!
Kraldan Kaçın
Sülalen için
Hıdıdı hıdıdı al bitch!

roman okudum seni düşündüm

pencere
muhteşem bir cemal süreya şiiridir. bir çok yerinde geçen ankara mekanları şiirde beni her yerimden sarar. sevdiğiniz bir şiirde sevip özlediğiniz bir kent geçiyor ve sizi her yerinizden sarıyorsa yaralarınızdan oluk oluk kan akar şekilde bir his yaşamanız normaldir. bir yarayı sanatla tedavinin henüz anestezi teknikleri bulunamadı. acınız yaralarınızın sağlıklı cerrahi pansumanından gelmektedir. daha hızlı iyileşeceğiz hepimiz. daha güzel iyileşeceğiz.

muhteşem bir cemal süreya şiiridir;

bende tarçın sende ıhlamur kokusu
yürürüz başkentin sokaklarında

bir nehir şu tutuk konuşan cumartesi
üstünde iki yonga: çarşamba, bir de cuma

ayrılık lafları etme sevgilim
önümüz temmuz önümüz ağustos nasıl olsa

kolkola yürüyoruz tek tük öpüşüyoruz
sonra ayrılıyoruz korkuyoruz da

kimi zaman neden kalabalığın içinde duruyoruz da
kimi zaman bir köşe arıyoruz en sapa

işimiz mi yok, şu akay'a sapalım istersen
istersen garson girelim ilkyazın gazinosuna

börekçi! diye bağır istersen şurda
kısmet çıkar -sanırım- emek'te oturan kıza

abiler! abiler! diye bir şey satayım ben
mendilim kalmamış kağıt peçete yok mu çantanda?

üç peseta gibi bir paraya dondurma yemiştim
madrid'te yemiştim, ve çatılardan kanguru akıyordu
londra'da

seversin mi beni, doğru söyle ama? - sigara?
ne eflatun etin var, yanarca mı yanarca

inan selimiye'nin minareleri gibisin
her seferinde başka yoldan çıkılır nirvanaya

sözlük yazarlarının ruh hali

pencere
bugün iş çalıştığım kurumda 40 yılda bir, bir insanla ben de normal insan sohbeti edeyim dedim. çay getiren müstahdem arkadaşımız neslihan'a, ''neslihan ne zaman bir annelik yapacan da evlendirecen beni'' diye sordum gayrı ihtiyari. hatta tamamen laf olsun diye.
neslihan'ın bugüne kadar açık sözlülüğünü hep çok sevmişimdir. lakin işte insan oğluyuz, açık sözün ucu bize dokunduğu zaman kulaklarımızda patavatsızlık olur patlar hadise. neslihan dedi ki;
''abi evin araban var mı?''

yok.

kızgınlığım yahut cahil şaşkınlığım neslihan'a değil. ''ulan bu yaşa geldim hala evim arabam neden yok'' tarzında kendime hiç değil.
2 yıldır, 4500 kişinin çalıştığı bir kurumda çalışıyorum. sanırım bu 4500 kişinin kahir ekseri beni ismen ve cismen tanır. hepsinin kötü gününde yanında olmaya çalışmışımdır. bir çoğu için bütün kredimi ve şartları zorlayıp olmazı olur kılmışımdır. en tepe amirimden, en ast çalışan arkadaşlarıma kadar bir saç teli inceliğinde bile saygıda fark gözetmemişimdir. fakat işte hayatın genel gerçeği ''evin araban var mı?''

bugünlük yıkkınım. bugün yine bizim kaybettiğimiz bir gezegende yaşıyoruz. saçma sapan bir iyimserlikle söylemiyorum fakat sonunda biz kazanacağız. yahut günün sonunda hepimiz kendi yaptığımız beton binaların altında kalacağız. yahut birilerinin son model arabaları ruhumuzun üstünde geçe geçe bizi bedenen de parçalayacak. bu ki dünyanın sonudur.
fakat masmavi dünya güzellikle yeniden doğacak.

bir de her biji elvis presley. ne alakası var aq diyebilirsiniz demeyin. hal benim, ruh benim.

frank sinatra

pencere
müzik sanatına kattığı yorumculuğu oranında her izlediğimde kusursuz oyunculuğuna da hayran kaldığım italyan'dır.

bazen soruyorum kendi kendime, nefret ettiğim bir işte 5 gün 8 saat neden çalışıyorum. egemenlerin rasyonaliteye bu denli savaş açıp insanı yoz yoz çürüttüğü bir dünyada neden yaşıyorum? sorular ve sorunlar elbette çoğlatılabilir. fakat işte üstad öyle bir şarkı yapmış ki, ı love baby, bir gün dağ tepe, sokak cadde her yerimde tekrar bu şarkının çalınıp söylenmesi umudu yaşatıyor işte insanı.
20 li yaşlarımda dünya devrimi, insanlığın kurtuluşu falan filan gibi büyük sebeplerle de yaşardım. onlar yine olsa iyi olur tabii. fakat işte bazen büyümek için küçülmek gerekebiliyor.

ı love baby şarkısı insana mutluyken çok iyi gelen, mutsuzken bile bir miktar iyi eden sanatçıdır.

hdp'nin şeyh sait anması

the spook
Kürt milliyetçiliği konusunda erişemediğimiz parti'nin, bir başka cumhuriyet düşmanlığı kokan hamlesi. Devlet Bahçeli'nin bile, kürtleri daha iyi temsil edebildiği bir dönemdeyiz. Halkların Demokrat Partisi ismindeki halkların, 'Diyarbakır halkı, van halkı, şırnak halkı, hakkari halkı, batman halkı...vb.' olduğundan geçen sene bahsetmiştim sanırım.

mutlunun mutsuza borcu var

pencere
sevgili dostumuz ve abimiz sırrı süreyya önder'in güzel bir sözüdür. en son özgür tutsak sanatçımızın kızı ceren önder hanımın paylaşımında tekrar hatırladım bu sözünü. cezaevi ziyaretinde güzel bir fotoğraflarını ve bu notu paylaşmış.

sırrı abi şimdi mutsuzlara borcunu ödediğini söylüyor. ve sevene de sövene de selam ediyor.

kürt kökenli vatandaş

lux
ülkede tartışma konusu yaratan bir İsmail küçükkaya söylemi.

söylemin devamı daha da fena. "Türkiye sevdalısı." kardeşim gerek var mı bunu vurgulamaya? gerçi adam haksız da değil aslında. eğer bir kürtseniz cümlenizin sonuna Türkiye sevdalısı eklemediğiniz taktirde terörist ilan edilme Olasılığınız yüksek.

-türk kökenli vatandaş.

rabia naz hakkındaki önergenin akp ve mhp oylarıyla reddedilmesi

pencere
şu an ülkenin bir numaralı gündemi olması gereken meseledir. ses çıkartmak için neyi bekliyoruz? özene bezene 10 yaşına getirdiğimiz evlatlarımızın, yeğenlerimizin göz göre göre cinayete kurban gitmesi ve bu cinayeti işleyen kişinin bakan beyleri tanıdığı için intihar süsü verilmesini mi? şimdilik bizim çocuklarımıza böyle bir kötü durum tesadüf etmedi diye geceleri rahat uyuyabilecek miyiz?

akp ve mhp'nin bir suç örgütü olduğuna dair iddialar var. ben tabii ki buna katılmıyorum. yani mecliste göz göre göre cinayet araştırma engeli çıkartmak da bir suç örgütü olmayı ispatlamaz. olur mu hiç öyle şey? sadece hdp ile aynı oyu vermemek için 10 yaşında bir çocuğun cinayetinin örtbasına oy vermişlerdir. küçücük bir çocuğun canı, memleket bekasından değerli olamaz elbette.

vatan sağolsun. rabia naz sağ mı değil mi? vatanın evladı değil mi? kime ne ki?

dilek dündar

pencere
sevdiği insan için merminin önüne çekinmeden atlayan güzel kadındır. kendisini salt ''can dündar'ın eşi'' olarak tanımlamak zoruma gitti de böyle başladım söze. hakim değilim savcı değilim. can dündar suçlu mudur bilemiyorum. hüküm veremem. fakat dilek dündar hanımefendiye hiç bir suç isnat olunmadığı halde uzun süredir pasaportuna el konulmuş durumdaydı. sizin de tüyleriniz diken diken olmuyor mu bundan? zimbawe'de bile uygulanan ''suçun şahsiliği ilkesi'' kapsamı nerede diye uykularınız kaçmıyor mu? dilek hanım 2 yıldır pasaportunu almak için hukuki bütün yolları tüketti. bugün öğrendim ki pasaportsuz bir şekilde çok sevdiği eşine kavuşmuş. ahmed arif bir şiirinde der ki ''bilmezlikten değil fukaralıktan, pasaporta ısınmamış içimiz'' ahh, keşke bu ülkede insanlar sevgilerini mermilerin önüne atlayarak bir daha hiç ispatlamasa keşke.
şimdi dilek hanıma kocaman bir helal olsun abla sana desem belki de suçu ve suçluyu övmekten dava açılır. fakat mahkemeye sorduğunuzda bu suçlu hanımefendinin suçu nedir? cevap gelmez.
neyse işte, anladınız siz onu.