confessions

jakoben

βετεράνος♛  · 25 Mayıs 2017 Perşembe

  1. toplam giri 1159
  2. takipçi 42
  3. puan 26763

norm ender mekanın sahibi

iron
türkçe rapin son zamanlardaki popüler kültür esirlerine gönderme amacı taşıyan norm ender şarkısı. beğendim güzel olmuş haklı bir sitemde barındırıyor. şarkının ilk yarısı taklit ikinci yarısı gönderme içeriyor. Mekanın sahibi şarkı sözleri :
Sabah yaptım krep krep
Ne güzel oldu breh breh
Sardım yedip wrap wrap
Kafam düştü direkt direkt
Her yer olsada kezban tırrek
Yatamam evde yatak döşek
Çıktım dışarı açtım trap
Kafam şimdi fişek fişek
Oh yeah geceler
Cihangirli heceler
Elit foşik turistler
Sokaklar ve polisler
Viski döküp sevişelim
Natali diyor peşin alim
Dedim tamam hadi canim
Bizde küvet yok duşakabin

Oh yeah çılgın genç
Bu iş böyle Rolex Range
Sizin tayfa bitch bitch
Bizim tayfa rich rich

Keltoş babana koş
Trap böyle yapana hoş
La bebe koş la bebe coş
Siz windows ben macintosh
Mandingo Norm Ender
Benim kamış Dolce
Oturan diyor mor minder
Hater'larım O.Ç.

Yeah bu gece bu gece
Bizim böyle kafamız güzel
Bizim hep kafamız güzel
Böyle geziyo'z işte
Polisler hep peşimizde bizim
Polisler niye peşimizde?
Bebeler Bebeler

Popüler kültüre köle gibi yapış ama lafa gelince Marley, 2pac
Tabi yüzüne bir dövme demode bir Reggaeton'a bas autotune'u ol Lil Pump
Ama beni Hitler gibi kariyerimle tehdit eder Pozitif'ten Elif Cemal
Ben boyun eğmem soyunu disslerim çıldırtırım etnik faşistleri
Umrumda değil kuliste otlayan sürekli koklayan zifoslar
Ve beni dinler devrimci gençler, sizi yavşak lümpen Migos'lar
Kafası testis gibi sirk maymunları istiyorsa orman kanunları
O zaman güçlü zayıfı ezecek size yok sosis salam şırdan şırdan

Hey hey hadi bakalım
Gucci Gang Gucci Gang nasıl yapalım?
Mekanın sahibi geri geldi
Bebeleri pistten alalım alalım
Hey Hey hadi bakalım
Marry Jane Marry Jane nasıl yapalım?
Mekanın sahibi geri geldi
Bebeleri pistten alalım alalım

Özgürlük deyip uyuşmayın
Basını tizini sesisi açın
Hip Hop'u bok edecekseniz eğer
Polisten değil siz benden kaçın
(Run!
Kraldan Kaçın
Sülalen için
Hıdıdı hıdıdı al bitch!

roman okudum seni düşündüm

pencere
muhteşem bir cemal süreya şiiridir. bir çok yerinde geçen ankara mekanları şiirde beni her yerimden sarar. sevdiğiniz bir şiirde sevip özlediğiniz bir kent geçiyor ve sizi her yerinizden sarıyorsa yaralarınızdan oluk oluk kan akar şekilde bir his yaşamanız normaldir. bir yarayı sanatla tedavinin henüz anestezi teknikleri bulunamadı. acınız yaralarınızın sağlıklı cerrahi pansumanından gelmektedir. daha hızlı iyileşeceğiz hepimiz. daha güzel iyileşeceğiz.

muhteşem bir cemal süreya şiiridir;

bende tarçın sende ıhlamur kokusu
yürürüz başkentin sokaklarında

bir nehir şu tutuk konuşan cumartesi
üstünde iki yonga: çarşamba, bir de cuma

ayrılık lafları etme sevgilim
önümüz temmuz önümüz ağustos nasıl olsa

kolkola yürüyoruz tek tük öpüşüyoruz
sonra ayrılıyoruz korkuyoruz da

kimi zaman neden kalabalığın içinde duruyoruz da
kimi zaman bir köşe arıyoruz en sapa

işimiz mi yok, şu akay'a sapalım istersen
istersen garson girelim ilkyazın gazinosuna

börekçi! diye bağır istersen şurda
kısmet çıkar -sanırım- emek'te oturan kıza

abiler! abiler! diye bir şey satayım ben
mendilim kalmamış kağıt peçete yok mu çantanda?

üç peseta gibi bir paraya dondurma yemiştim
madrid'te yemiştim, ve çatılardan kanguru akıyordu
londra'da

seversin mi beni, doğru söyle ama? - sigara?
ne eflatun etin var, yanarca mı yanarca

inan selimiye'nin minareleri gibisin
her seferinde başka yoldan çıkılır nirvanaya

sözlük yazarlarının ruh hali

pencere
bugün iş çalıştığım kurumda 40 yılda bir, bir insanla ben de normal insan sohbeti edeyim dedim. çay getiren müstahdem arkadaşımız neslihan'a, ''neslihan ne zaman bir annelik yapacan da evlendirecen beni'' diye sordum gayrı ihtiyari. hatta tamamen laf olsun diye.
neslihan'ın bugüne kadar açık sözlülüğünü hep çok sevmişimdir. lakin işte insan oğluyuz, açık sözün ucu bize dokunduğu zaman kulaklarımızda patavatsızlık olur patlar hadise. neslihan dedi ki;
''abi evin araban var mı?''

yok.

kızgınlığım yahut cahil şaşkınlığım neslihan'a değil. ''ulan bu yaşa geldim hala evim arabam neden yok'' tarzında kendime hiç değil.
2 yıldır, 4500 kişinin çalıştığı bir kurumda çalışıyorum. sanırım bu 4500 kişinin kahir ekseri beni ismen ve cismen tanır. hepsinin kötü gününde yanında olmaya çalışmışımdır. bir çoğu için bütün kredimi ve şartları zorlayıp olmazı olur kılmışımdır. en tepe amirimden, en ast çalışan arkadaşlarıma kadar bir saç teli inceliğinde bile saygıda fark gözetmemişimdir. fakat işte hayatın genel gerçeği ''evin araban var mı?''

bugünlük yıkkınım. bugün yine bizim kaybettiğimiz bir gezegende yaşıyoruz. saçma sapan bir iyimserlikle söylemiyorum fakat sonunda biz kazanacağız. yahut günün sonunda hepimiz kendi yaptığımız beton binaların altında kalacağız. yahut birilerinin son model arabaları ruhumuzun üstünde geçe geçe bizi bedenen de parçalayacak. bu ki dünyanın sonudur.
fakat masmavi dünya güzellikle yeniden doğacak.

bir de her biji elvis presley. ne alakası var aq diyebilirsiniz demeyin. hal benim, ruh benim.

frank sinatra

pencere
müzik sanatına kattığı yorumculuğu oranında her izlediğimde kusursuz oyunculuğuna da hayran kaldığım italyan'dır.

bazen soruyorum kendi kendime, nefret ettiğim bir işte 5 gün 8 saat neden çalışıyorum. egemenlerin rasyonaliteye bu denli savaş açıp insanı yoz yoz çürüttüğü bir dünyada neden yaşıyorum? sorular ve sorunlar elbette çoğlatılabilir. fakat işte üstad öyle bir şarkı yapmış ki, ı love baby, bir gün dağ tepe, sokak cadde her yerimde tekrar bu şarkının çalınıp söylenmesi umudu yaşatıyor işte insanı.
20 li yaşlarımda dünya devrimi, insanlığın kurtuluşu falan filan gibi büyük sebeplerle de yaşardım. onlar yine olsa iyi olur tabii. fakat işte bazen büyümek için küçülmek gerekebiliyor.

ı love baby şarkısı insana mutluyken çok iyi gelen, mutsuzken bile bir miktar iyi eden sanatçıdır.

hdp'nin şeyh sait anması

the spook
Kürt milliyetçiliği konusunda erişemediğimiz parti'nin, bir başka cumhuriyet düşmanlığı kokan hamlesi. Devlet Bahçeli'nin bile, kürtleri daha iyi temsil edebildiği bir dönemdeyiz. Halkların Demokrat Partisi ismindeki halkların, 'Diyarbakır halkı, van halkı, şırnak halkı, hakkari halkı, batman halkı...vb.' olduğundan geçen sene bahsetmiştim sanırım.

mutlunun mutsuza borcu var

pencere
sevgili dostumuz ve abimiz sırrı süreyya önder'in güzel bir sözüdür. en son özgür tutsak sanatçımızın kızı ceren önder hanımın paylaşımında tekrar hatırladım bu sözünü. cezaevi ziyaretinde güzel bir fotoğraflarını ve bu notu paylaşmış.

sırrı abi şimdi mutsuzlara borcunu ödediğini söylüyor. ve sevene de sövene de selam ediyor.

kürt kökenli vatandaş

lux
ülkede tartışma konusu yaratan bir İsmail küçükkaya söylemi.

söylemin devamı daha da fena. "Türkiye sevdalısı." kardeşim gerek var mı bunu vurgulamaya? gerçi adam haksız da değil aslında. eğer bir kürtseniz cümlenizin sonuna Türkiye sevdalısı eklemediğiniz taktirde terörist ilan edilme Olasılığınız yüksek.

-türk kökenli vatandaş.

rabia naz hakkındaki önergenin akp ve mhp oylarıyla reddedilmesi

pencere
şu an ülkenin bir numaralı gündemi olması gereken meseledir. ses çıkartmak için neyi bekliyoruz? özene bezene 10 yaşına getirdiğimiz evlatlarımızın, yeğenlerimizin göz göre göre cinayete kurban gitmesi ve bu cinayeti işleyen kişinin bakan beyleri tanıdığı için intihar süsü verilmesini mi? şimdilik bizim çocuklarımıza böyle bir kötü durum tesadüf etmedi diye geceleri rahat uyuyabilecek miyiz?

akp ve mhp'nin bir suç örgütü olduğuna dair iddialar var. ben tabii ki buna katılmıyorum. yani mecliste göz göre göre cinayet araştırma engeli çıkartmak da bir suç örgütü olmayı ispatlamaz. olur mu hiç öyle şey? sadece hdp ile aynı oyu vermemek için 10 yaşında bir çocuğun cinayetinin örtbasına oy vermişlerdir. küçücük bir çocuğun canı, memleket bekasından değerli olamaz elbette.

vatan sağolsun. rabia naz sağ mı değil mi? vatanın evladı değil mi? kime ne ki?

dilek dündar

pencere
sevdiği insan için merminin önüne çekinmeden atlayan güzel kadındır. kendisini salt ''can dündar'ın eşi'' olarak tanımlamak zoruma gitti de böyle başladım söze. hakim değilim savcı değilim. can dündar suçlu mudur bilemiyorum. hüküm veremem. fakat dilek dündar hanımefendiye hiç bir suç isnat olunmadığı halde uzun süredir pasaportuna el konulmuş durumdaydı. sizin de tüyleriniz diken diken olmuyor mu bundan? zimbawe'de bile uygulanan ''suçun şahsiliği ilkesi'' kapsamı nerede diye uykularınız kaçmıyor mu? dilek hanım 2 yıldır pasaportunu almak için hukuki bütün yolları tüketti. bugün öğrendim ki pasaportsuz bir şekilde çok sevdiği eşine kavuşmuş. ahmed arif bir şiirinde der ki ''bilmezlikten değil fukaralıktan, pasaporta ısınmamış içimiz'' ahh, keşke bu ülkede insanlar sevgilerini mermilerin önüne atlayarak bir daha hiç ispatlamasa keşke.
şimdi dilek hanıma kocaman bir helal olsun abla sana desem belki de suçu ve suçluyu övmekten dava açılır. fakat mahkemeye sorduğunuzda bu suçlu hanımefendinin suçu nedir? cevap gelmez.
neyse işte, anladınız siz onu.

aşiretler

tutzhee
Malatya, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Ardahan gibi yerlerde akp'li yetkililerin kürdish sedat Peker'lere "İstanbul'da bize oy verdirtin" şeklinde görüşme gerçekleştirdiği söyleniyor. Bakalım neler olcaaaaak

bahçede mişmiş

pencere
bugün spor yaparken aklıma düşen acayip bir şarkı. ben bugüne kadar hep tırt bir oyun havası sanıyordum meğer ki antep türküsüymüş. sahilde koşarken içimden deli gibi söylüyordum bu türküyü. hayatımda en mutsuzluktan geberdiğim dönemde neden içimde oyun havaları çalıyor lann diye aptalca bir sorgulamaya giriştim. bu terapistime anlatmalıyım diye düşünmeye başlarken, terapistim de yok lan benim diye iç geçirdim. bir yandan çevremdeki tanımadığım insanlar içimden oyun havası söylediğimi duyuyorlar mı acaba diye korkmaya başladım.
ben bu sahnenin tıpkısını hatırlıyorum 2-3 sene öncesinden. hastanede yeni görev yapmaya başladığım günlerde bahçede bir dayı geldi yanıma. ''kardaş düşüncelerimi diğer insanlar duyuyor diye çok korkuyorum'' dedi. yarım metre uzaklaştım. o yanaştı ''kardaş insanlar ne düşündüğümü duymuyorlar değil mi? diye sordu. ''yok abii duymuyorlar'' deyip görev yerime kaçtım. o gün o dayı'dan kaçtım ama şimdi kendimden nereye kaçayım ben? neyse, en tehlikeli deli ben deli değilim diyen delidir. benim acil bir terapist edinmem lazım kendime.

spordan eve gelince türküyü araştırdım. muhteşem bir zeki müren yorumunu buldum. dinleyin bence. (düşüncelerimi duyabiliyor musunuz?)

4

suriyeliler

sophos
en eğitimsizlerinin ve yozlaşmışlarının türkiye'de olduğu halk.
yapabilenleri kendi ülkesinde esad'ın yanında savaşır ülkesini korur. işe yarayanları avrupa'ya gider çalışmaya. en müslümanları, kültürsüzleri türkiye'ye gelir, nasıl olsa doğru düzgün bir şart yok gelmeleri için. türkiye'deki suriyeliler içinde de iyi insanlar vardır ama %1 civarında. cahillikte çingeneler ile yarışırlar.

mihail bakunin

lux
rus devrimci ve kolektifivist anarşizm kuramcısı, anarşizmin babası.

Bakunin hangi isim ya da biçim altında olursa olsun, Tanrı da dahil olmak üzere tüm dış otorite sistemlerini reddeder. "İnsanın özgürleşmesi yalnızca buna bağlıdır, çünkü o doğanın yasalarına itaât eder; onlar insana dışarıdan insanî veya ilâhî, kolektif veya bireysel her ne olursa olsun, herhangi bir yabancı irade tarafından empoze edildiği için değil, kendisi onları böyle kavradığı için."

Bakunin aynı şekilde herhangi bir imtiyazlı konumu veya sınıfı reddetmiştir. Çünkü "bu ayrıcalığın acayipliğidir ve her ayrıcalıklı konum insanın kalbini ve zihnini öldürür. Ayrıcalıklı insan, politik yâhut ekonomik fark etmez, zihnen ve kalben bozulmuş insandır".

Bakunin'in devrimci programını gerçekleştirme yöntemleri de onun prensiplerinden daha az anlamlı değildir. Bakunin'in tanımladığı gibi, bir devrimci özel bir ilgi veya duyguya izin vermeyen, din, vatanseverlik yâhut ahlâk konusunda, onu kelimenin her anlamıyla varolan toplumu altüst etme görevinden saptıracak hiçbir şüphe taşımayan, sâdık bir insan olmalıdır.

Anarşistler sınıfsız, devletsiz topluma devlet aygıtı yoluyla değil emekçilerin özyönetim organları aracılığıyla ve proletarya diktatörlüğü gibi bir geçişi aşaması olmadan geçilmesi gerekliliğine inanırlar. Anarşistlere göre iktidar yozlaştırır. Marksistler böyle bir şeyin imkânsız olduğuna ve anarşistlerin çok idealist olduğuna inanırlar. Devlet aygıtını yok etmeyi değil ele geçirmeyi amaçlarlar. Marksistler sınıfsız ve devletsiz topluma, bir siyasal geçiş dönemi olan proletaryanın devrimci iktidarı (proletarya diktatörlüğü) ile geçileceğini öngörürler.

bakunin düşüncelerini yazıya değil eyleme dökmüştür. tıpkı (bkz:kropotkin) gibi varlıklı bir ailede yetiştikten sonra önce sosyalizm, daha sonra da anarşizmle tanışmıştır. aynı zamanda bugün doğum günüdür

barış atay

lux
her zaman ezilenin, haklının, hakkı yenenin yanında olan; faşizme ve diktatörlüğe karşı bozulmaz bir duruş sergileyen siyasetçi. arka sıradakiler saffetten çok daha fazlası aslında. Aralık 2018 konuşmasını dinlemenizi tavsiye ederim.
7

eine kleine nachtmusik

sophos
wolfgang amadeus mozart'ın muhteşem eseri.

''Eserin Almanca adı Türkçeye doğrudan çevrildiğinde, akla ilk olarak "küçük bir gece müziği" gelse de, "gece müziği" sözü, 18. yüzyılda serenadı belirttiğinden, "küçük bir serenat" daha isabetli ve uygun düşmektedir. Eser iki keman, bir viyola, bir viyolonsel ve (seçimlik) bir kontrbas için yazılmıştır, ancak çoğunlukla yaylı orkestralarıyla icra edilmektedir.'' diyor vikipedi.

mustafa kemal atatürk

iron
Fikirleri, cesareti, ileri görüşlülüğü, liderliği, karakteri, başarıları, mirası ile hatırlanması ve dile getirilmesi gereken bir liderken; atatürkçü, kemalist diye geçinen insanların sadece ismini kullanarak gündeme getirdiği başarılı lider. komünistinden, türkçüsüne sosyalistinden, ulusalcısına kadar sahiplenilmesi güzeldir fakat sikimsonik ayrışmaları atatürk üzerinden yapmak akbabalıktır, leşçiliktir. Atatürkçü olmanın tam olarak ne olduğunu türkiye de anlayabilmiş bir kitle yok. "atatürk" kelimesi şuan en trend reklam malzemesi.

türcülük

iron
sike sürülecek kadar aklı bulunmayan insanların kısaca, canlı bireylere sadece ve sadece ait oldukları türden ötürü farklı değer atfedilmesidir. bu sike sürülecek aklı bulunmayan gruba ülkemizde son yıllarda başta ülkücüler olmak üzere çok sık rastlıyoruz. yav ben sizin soyunuzu sopunuzu sikeyim. Sizin siyasi geleneğinize sizin lider dediğiniz insanlara baktığımız zaman bile ne tür cahil orospu evladı sürüsü olduğunuz açık. Sizin yücelttiğiniz partinin bile hayattaki tek işlevi göt yalamak. 70 yaşında sex kasedi yüzünden biat eden adamın bu kitlenin lideri olduğu düşünüldüğü zaman arkasındaki sik kırıklarının aydın insanlar olmasını zaten beklemiyoruzda kalkıp burda nacizane biz bize takıldığımız sözlüğümüzde ne işiniz var aq. bura kar amacı güden hadi 100 bin kişi olalımda para kazanalım diye açılan bir yer değil. 3 tane liselinin kurduğu sikko platformlarınızda her şey yapabilirsiniz buradan uzak durun.
7

emniyet talimatıyla kyk bursları kesilen öğrenciler

lux
“Cumhurbaşkanına hakaret”, “gösteri ve yürüyüşe katılma”, “katıldıkları gösteri ve yürüyüşte kendiliğinden dağılmama”, “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamaları ile soruşturma açılan öğrencilerin, emniyetin kredi ve yurtlar kurumuna ilettiği gizli yazı ile öğrenim kredileri kesildi. bursları krediye döndü. kredi alanlarsa şu an devlete borçlu durumda.

okula yazı gönderip zorla disiplin suçu uygulatıyorsun. yetmiyor burs ve yurt haklarından mahrum bırakılmalarını talep ediyorsun. bu düpedüz eğitim hakkını elinden almaktır. ben senden elimi eteğimi çekiyorum bana biat etmediğin için, hadi oku bakalım demenin fiili halidir.

marksizm-leninizm

pencere
bu sözlüğe üye olduğum için kendimi çok şanslı saydığım başlık. meğer ki ütopyacı şizofrenin tekiymişim.
şimdi hemen istatisliklerde bile yer almayacak sayıdaki insanın, 6 milyar insanı sonsuza dek sömüreceği gerçekçi bir sistem olan kapitalizme biat edeceğim.

marks ve lenin geçen yüz yıl yaşamış iki dahi bilim adamı ve filozoftur. lenin üniversite mezunu olmamasına rağmen, bilim adamı nasıl olabiliyor diyen varsa demesin. kendisi bizzat iktisadi ve sosyal tezleriyle bilimin kendisidir. merak edenler varsa kitaplarının her türlü pdf'si internette mevcuttur.
bu iki bilim insanı tezlerinde sosyalizmi formüle ettikleri kadar kapitalizmi de öğretirler insanlara. ben de olaya tersten yaklaşayım.

kapitalist düzende ''ekonomik kriz'' diye bir durum yoktur. zira kapitalizmin kendisi bir kriz halidir. bu korkunç kaosu yönetmek için 200 yıldır her türlü yamayı denediler. fakat artık kapitalizm kendi yasalarıyla bile yönetilemeyecek bir halde irinlerle dolup taşmıştır.

evet bu halin daha uzun yıllar süreceğini düşünmek gayet realist bir yaklaşımdır. tüm dünya ezilen halklarının hakça, ortakça bir düzen kuracaklarını beklemekse ütopyadır.

çernobil'in türkiye'ye etkileri

sophos
türkiye'de kanser vakalarının artmasının en önemli sebebi.
radyasyon seviyesi karadeniz'de 3 kat, marmara'da 2 kat artmış. karadeniz'de birçok insan kanser olmuş (bkz:kazım koyuncu). satılamayan radyasyonlu çayları ve fındıkları halka kakalamışlar. eski sanayi bakanı cahit aral halkı kandırmak için radyasyonlu çay içmiş.
bu yüzden abd'de 1980-1996 arasında Türkiye'de 5 ay geçirenlerden kan alınmasına izin verilmiyor.

kyk

lux
yine ben. hırsımı alamıyorum. ağzımı bozmadan küfür etmeye geldim.
tamam ucuzsun, suyun sıcak yemeğin var eyvallah da ucuz olduğunu bu kadar belli etme ya. banyoya gireyim dedim girmez olaydım. karşılaştığım manzarayı anlatsam beni asla affetmezsiniz o yüzden anlatmıyorum. çöplükte yaşamaktan farksız burası bunu bilin de.

haber okudum bugün sandviçten haşere çıktı diye. olm bizim her yemekten böcek, toprak falan çıkıyor. normal değil mi bu? ben mi alıştım pislik içinde yaşaya yaşaya. kendimi sorguluyorum artık.

edit: tüm nefretimi kusmaya geldim. başlıyorum. i

yurtta yaşamaya başladığım ilk günden beri kadınlardan iğreniyorum. ulan bir insan tuvalet kapısına niye burnunun çöpünü siler? neden sifon çekmez? neden tuvaletten çıkınca elini yıkamaz? neden neden nedeeeennnn çok mantıksız. yazık burda çalışan ablalara. burası eskiden erkek yurduymuş. daha temizdi dediklerinde inanmamıştım yaşayarak öğrendim maalesef. allahınızından bulun pislikler.

yemekler... ah canım yurdumun 300 yıllık kokuşmuş tavukları. ahhh hele o sinirli ağza kıtır kıtır gelen etler yok mu mm enfes. salata yemiyorum ama veganım ben. bizim salatalara böcek koyuyolar.

hırsızlık. bizim burda bi çamaşırhane var. 25 makine kapasiteye sahip(yurt 1500 kişilik) sabah 8de kuyruk başlar. çamaşır atma kuyruğu değil bu randevu alma kuyruğu. neyse bi şekilde alırsım randevuyu yıkarsın çamaşırları. abla der gel 3te al çamaşırlarını. bi gidersin senin çamaşırların yerinde yeller esiyor. asla da kavuşamazsın o çamaşırlara. bi de bazıları ultra yetenekli. allah fazladan skill vermiş bunları. kilitli dolaplı falan açıyolar değişik.

üst ranzada yatmak. ben üst ranzada yatıyorum. yataklarda korkuluk yok. duvara yapıştırıyorum kendimi çok düşmemek için. geçenlerde bi kız düştü ağzı yüzü dağıldı valla çok üzüldüm.

uzun lafın kısası allah kimseyi bu çukura düşürmesin. mapusluk zor.
4

taburcu

pencere
1. dünya savaşı yıllarında hastanede yaraları iyileşen askerler, tekrar taburlarına dönmek zorunda oldukları için sağlık çalışanları tarafından onlara ''taburcu'' denirdi.
sözcük o günlerden dilimize hastaneden işlemleri bitip de eve sevk edilecek hastaları adlandırmak için yerleşmiştir.
1

insan okumak

pencere
hacem bektaş veli ''okunacak en güzel kitap insandır'' der. evet bence de okunacak en güzel ve en ilginç kitap insandır. ama bu karmaşık kitabı, nosce te ipsum'dan bi haber yapabileceğinizi sanıyorsanız çok yanılırsınız. yani önce kendinizi tanımak ve okumaktan bahsediyorum. içinizdeki cehenneme bakma cesareti olan insanın vakıf olabileceği bir alfabesi vardır insan okuma sanatının. neden hayatlarımız cennet yahut cenette yakın değilin yanıtı da buradadır. çünkü henüz içimizdeki cehenneme dair en ufak bir fikrimiz yok.

aşık veysel'in bir türküsünde ''kurtla kuzu yan yana gezerdi, fikir başka başka olmasa'' diye bir dize vardır. bunun esas çözümlemesi şöyledir. kutsal kitaplara göre ahiret gününe yakın vahşi hayvanlarla avları yan yana gezecektir. herkesin aynı fikirde olduğu bir dünya da veysel ustaya göre kıyamet alametidir.
yazık ki günümüzde insanlık ilginçliğini fena boyutlarda yitirmiş durumdadır. bunun en büyük sebebi herkesin çok fazla birbirine benzemesidir. biz ne zaman kendimize bu kadar büyük bir kötülüğü layık görecek kadar çok kendimizden nefret ettik?

hulusi akar

codex cumanicus
Özgür Özelin söylediklerinin yarattığı göt yanması yüzüne yansımış , görev arkadaşlarının çoğunu yakmış askerimsi siyasal kişiliktir.

Gün gelecek Engin Alan ve İlker Başbuğ paşaların intikamının alınması akabinde kamu vicdanına , halk vicdanına hesap verecektir.

mustafa armağan'ın protesto edilmesi

the spook
Adana Çukurova Üniversitesi'nde bir grup türkçü arkadaşların yaptığı eylemdir. Irkçı sloganlarına rağmen kendilerini ayakta alkışladım doğrusu cesaretlerinden dolayı. Solcular olsa, duran adam eylemi falan yaparlardı kesin swh. Videoda en çok dikkatimi çeken şey ise, ''türküz, türkçüyüz, atatürkçüyüz'' sloganı söylenirken, mustafa'nın ''arkadaşlar abdülhamit'e hakaret ediyorsunuz ama'' demesi..

https://dai.ly/x777nls