confessions

iron

Admin  · 11 Mayıs 2016 Çarşamba

  1. toplam giri 604
  2. takipçi 205
  3. puan 16486

medyanın insan davranışlarını biçimlendirmesi

iron
Medya aracılığıyla sunulan açık ya da örtük iletilerin kabulü ya da içselleştirilmesi sürecinden sonra, izleyici/okuyucu belli başlı "davranış" örüntüleri geliştirmekte. Bu etki; şiddet sahnelerinitaklit etmek, yeni tüketim alışkanlıkları geliştirmek, modayı takip etmek, ekranda sunulan rol modellerini örnek almak gibi farklı biçimlerde ortaya çıkmakta. Yapılan yüzlerce araştırma, özellikle televizyon izleme alışkanlıkları ile şiddet eğilimi arasında bir ilişki olduğunu göstermekte. Abdurrahman Şahin'e göre, bu ilişki, televizyonun bir "günah keçisi" ilan edilmesine yol açmamalı. Çünkü bu araştırmaların çoğu neden-sonuç ilişkisine bakan araştırmalar değil. Ancak daha fazla TV izleyenlerin daha çok şiddet eğilimi sergilemesi, iki değişken arasında bir ilişkinin varlığını açık seçik ortaya koymakta. Medyanın çocuklar ve gençler üzerindeki etkisine işaret eden binlerce örnek olay da bulunmakta. Araştırmalar çocuk programlarının en çok şiddet içeren programlar olduğunu ve en çok izlenen saatlerde çocukların saatte altı ya da sekiz şiddet sahnesine maruz kaldıklarını göstermekte. Ancak şiddet sahnesine maruz kalan izleyiciler, hemen sonrasında şiddet davranışı sergilemezler. Davranış, birikimli bir sürecinsonunda gerçekleşir. Bu birikimli süreç, kaynaklarda "damla hipotezi" biçiminde de ifade edilmiştir. Bunu daha iyi ifade eden bir atasözü de vardır: "Damlaya damlaya göl olur." Abdurrahman Şahin'in verdiği örnek olay bu birikimli süreci göstermektedir.“Paducah, Kentucky'de 14 yaşında bir ilköğretim öğrencisi olan Michael Carneal tarafından işlenen bir cinayet olayı gerçekleşmiştir. Carneal, 1 Aralık 1997 tarihinde bir çocuk battaniyesine sarmış olduğu silahları, battaniyenin içinde sanat dersi projesine ait materyaller olduğunu söyleyerek okula sokmuştur. Ayrıca çantasında da dolu bir tabanca vardır. Carneal okula sabah 7:45 civarında gelir; kulaklıklarını taktıktan sonra çantadan tabancayı çıkarır. Elindeki tabancayı aralıksız olarak bir grup öğrencinin üzerine boşaltır. Yapmış olduğu sekiz el atış ile Carneal, beş öğrenciyi kafasından ve üç öğrenciyi de göğsünden vurmuştur. Bu öğrencilerden üçü hastaneye kaldırılırken ölür ve diğerleri ise yaralıdır. Carneal silahı yere bırakır ve "Lütfen beni öldürün! Bunu yaptığıma inanamıyorum!" der. Sonra da okul müdürüne teslim olur. Olay hemen incelemeye alınır. Babası, Carneal'in daha önce eline hiç silah almadığını iddia etmektedir. Bu iddianın doğru olup olmadığını kontrol etmek için bir FBI atış eğitim merkezindeki öğreticilere, eline ilk defa tabanca alan birinin atış becerilerinin ne düzeyde olacağı danışılır. Edinilen bilgiye göre, bu koşullardaki birinin bu kadar keskin nişancı olması olanaksızdır. Acaba Carneal'in babası yalan mı söylemektedir yoksa bilmediğibir şeyler mi vardır? Olayı bir gazeteci olan Grossman (1999) incelemeye alır. Carneal'in geçmişini araştıran Grossman, yaşamında daha önce bir kez bile silah kullanmamış olan Carneal'in, bilgisayar oyunu tutkunu olduğunu ve şiddet içerikli kimi oyunları binlerce kez oynadığını ortaya koyar. Carneal'in oynadığı bilgisayar oyunlarını da inceleyen Grossman, bu tür bilgisayar oyunların oynayanlara keskin nişancı olmak için gerekli motor becerileri kazandırdığını söylemektedir. Ayrıca kişi bu tür oyunları sıklıkla oynadığında, bir örtük
106kazanım olarak eğlenmeyi/eğlenceyi öldürmek ya da acı vermek ile ilişkilendirmeyi öğrenmektedir. Grossman'a göre şiddet içerikli bilgisayar oyunları, "çocuğu fantezilerini gerçekleştirmeye hazırlayan bir mekanizma" olarak işlev görmektedir. Sorgulanmaksızın alınan iletilerin davranışa dönüştüğü durumlar bununla sınırlı değildir. Diğer bir olay da, bir ve dört yaşlarında iki kız annesi olan bir öğretmen tarafından dile getirilmiştir.Çocuklar televizyonda Batman'ı izlemişlerdir. Anne sonrasında çocuklan banyoya götürüp küvetin içine bırakır. Bir ara havlu getirmek için banyodan çıkmak üzereyken, dört yaşındaki çocuğun, kardeşinin kafasını küvetteki suyun içinde tutmaya çalıştığını fark eder. Derhal bebeğe koşarak, onun kafasını sudan çıkartır ve nefes borusuna kaçan suyu çıkarmak için biraz sallar. Anne şok olmuştur. Olayı, bir faciaya dönüşmeden önce müdahale edebilecek kadar yakın olduğu için kendini şanslı hissetmektedir. Ancak biraz sonra anlar ki, büyük kızı olaydan hemen önce televizyonda izlemiş olduğu Batman'ın davranışını taklit etmiştir. Çocuk, Batman'ın bir düşmanını boğana kadar su altında tuttuğu bir sahneyi izlemiştir.”Bu iki örnek olay, medya içeriğinin çocukların davranışlarına nasıl yansıdığına işaret etmektedir. Ancak medyayı "günah keçisi" ilan etmemeye de özen göstermelidir. Çünkü bu örnek olaylar ve yapılan birçok araştırma neden-sonuç ortaya koymaktan uzaktır. Bu iki örnek olayda tek suçlu (neden) acaba medya mıdır? Dört yaşındaki çocuğa şiddet içerikli program izleten bir annenin/öğretmenin hiç mi sorumluluğu yoktur? Ya da binlerce saat şiddet içerikli oyun oynayan bir çocuğu aile denetiminden uzak tutanların sorumluluğu olamaz mı? Daha da önemlisi, acaba her Batman izleyen aynı davranışı mı sergilemektedir? İşte Medya Okuryazarlığı, dikkatleri, sadece medyanın kişilerin davranışları üzerindeki etkilerine değil, aynı zamanda kişilerin tüketim alışkanlıklarına ve ortaya çıkması olası düzmece yorumlara da çekmektedir. Bu nedenle Medya Okuryazarlığı, medyanın insan davranışları üzerindeki olumlu etkilerini de incelemeyi ve görmeyi teşvik etmektedir.Medyanın davranışları olumlu yönde etkilediği örnekler de yok değildir. En çarpıcı örneklerden biri, Meksika'da yaşanmıştır. Açılan bir okuryazarlık kampanyasına ilgi çok düşük seyrederken, popüler dizilerden birinin içeriğine yerleştirilen ince mesajlar sayesinde kampanyaya katılım yüzde 800 artış göstermiştir. Kuşkusuz medyanın bize olumlu katkısı, olumsuz etkisinden çok daha fazladır. Ancak medya işinin ve haberciliğin kendi mantığı içinde,
107olumsuz örneklerin daha çok dikkat çekmesi ve medyada daha fazla yer alması, medyanın olumlu yönlerini görmemizi zorlaştırmaktadır.

deri altı iğne teorisi

iron
Kanadalı araştırmacı Harold Laswell'in “deri altı iğne teorisine” göre, medya mesajları sürekli bir biçimde insanlar üzerinde deri altına enjekte edilmiş bir şırıngaetkisi yaratmaktadır. Buna göre, medya, izleyiciler üzerinde anlık, doğrudan ve güçlü bir etki yaratmaktadır. Bu durumda savunmasız bireylere dönüşen medya takipçilerinin bu mesajları doğru anlamaları, süzgeçten geçirmeleri ve çözümleyip kavramaları gerekmektedir. İşte tam bu noktada bu amaca hizmet için Medya Okuryazarlığıkavramı devreye girmektedir.Medya Okuryazarlığıkavramı birçok kişi tarafından çok çeşitli biçimlerde tanımlanmaktadır. W. James Potter'a göre, okuryazarlık terimi genelde yazılı medyayla ilişkilendirilirken, görsel okuryazarlık terimi de film ve televizyonla ilişkilendirilmektedir. Bilgisayar okuryazarlığı terimi ise bilgisayar ve internetle ilişkilendirilmektedir. Ancak Potter'a göre Medya Okuryazarlığıterimi bu terimlerin hepsini vedaha da fazlasını kapsamaktadır. Potter'a göre, Medya Okuryazarlığı, “medyaya maruz kalma ve karşılaşılan mesajların anlamının yorumlanmasıdır.” Andrew Hart'a göre, Medya Okuryazarlığımedya mesajlarının nasıl bir işlevselliğe sahip olduğunun, bu mesajların kişisel deneyimlerden ve birbirlerinden nasıl ayrıldıklarının ve medya mesajlarının ana unsurlarının öğrenilip kullanılmasıdır. Elizabeth Thoman'a göre, Medya Okuryazarlığıher gün televizyon, radyo, bilgisayar, gazete, dergi ve reklamlar aracılığıyla alınan yüzlerce ve hatta binlerce sözlü ve görsel simgeyi yorumlama ve bunlardan kişisel anlamlar çıkarabilme becerisidir.Bu tanımlamalardan da anlaşılacağı üzere Medya Okuryazarlığı, günlük yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası olan medya tarafından sunulansayısız mesajın alıcılar tarafından algılanabilinmesidir. Burada algılamadan anlaşılması gereken, medya tarafından sunulanların içeriğinin çözümlenmesidir. Böylece medya mesajlarına maruz kalanlar, bu mesajların
55kendileri için bir anlam taşıyıp taşımadığını ve mesajlarda iletilmek istenen unsurları belirleyebilmektedirler.

medya okuryazarlığı

iron
Medya ve medyadan ulaşan mesajların bireyleri sadece bilgilendirmekle kalmayıp, onların değer yargılarını, tavırlarını, inançlarını ve çeşitli yönleriyle yaşama bakışlarını değişik açılardan etkilemesi, hatta yeniden biçimlendirip değiştirmesi, "medya" ve "okuryazarlık" kavramlarını birbirleriyle bütünleştirmiştir.Büyük bir endüstri olarak biçimlenen, ürünleriyle çeşitlenen ve her geçen gün sayısız mesajlarına ulaştığımız medya, uzun bir liste oluşturmaktadır. Medyayı gösteren, bir yönden de tanımlayan bu listede kitap, dergi, gazete, süreli yayın, televizyon yayını, radyo yayını, bilgisayar yazılımı, film, fotoğraf, video paketi, kaset, CD, ilan, Internet, e-yayınlar bulunmaktadır. Başta kitap olmak üzere medya terimiyle kastedilenler konusunda tartışmalar yaşanmaktadır.Tarih boyunca okuma ve yazma yeterliliği, okuryazarlık olarak kabul edilmiştir. Zaman içinde geniş kapsamda sözcük bilgisi, metin anlama yeterliliği ve yazım becerilerini de kapsamına almıştır. Günümüzde okuryazarlık analiz, sentez, değerlendirme, uygulama ve üretimi de içerdiği gibi daha da çeşitlenebilen anlamlar yüklenmektedir. Anlamlarda genellikle bağlantı kurulan alanla ilgili yetenek ve becerilerin geliştirilmesi söz konusu edilmektedir. Bilginin yer aldığı ve teknolojinin kullanıldığı ortamlara yönelik beceriler kazanma gerekliliği okuryazarlık terimiyle birleşen çeşitli alanları ortaya çıkarmıştır.Kavramın ortaya çıkışından bu yana Medya Okuryazarlığına farklı açılardan bakan birçok görüş olmuştur, İletişim ya da ilgili alanlarda çalışanlar Medya Okuryazarlığını, kişilerin mesleğe yönelik bilgi ve becerileri edindikleri bir "mesleki eğitim" olarak algılarken, diğerleri
49ise dijital medyayı kullanma becerilerindeki yeterlilik olarak görmektedir. Bir başka grup, Medya Okuryazarlığını çocukları kapitalist sömürüye karşı uyandırmanın bir yolu olarak algılarken, ayrı bir topluluk ise nelerin izlenip nelerin izlenmeyeceği konusunda sağlıklı kararlar vermek için gerekli bir beceri olarak görmektedir. Bu farklı görüşlerin hepsi Medya Okuryazarlığına temas etmekle birlikte, bu bakış açılarını yansıtan i yaygın Medya Okuryazarlığı tanımları ortaya çıkmıştır
1

elektronikokuryazarlık e-literacy

iron
Enformasyon ya da bilgi çağı olarak da adlandırılan bilgisayar teknolojisi üzerine kurulu yeni toplum düzeni çerçevesinde toplumsal açılımlar olarak kavramların önüne kimi zaman enformasyon, bilgi, bilgisayar, bilişim, bilişim teknolojileri, dijital kimi zaman da elektronik anlamına gelen e-ön eki getirilerek e-devlet, e-hukuk, e-ticaret ve e-toplum gibi birçok yeni kavram tanımlanmakta ve uygulama yolları aranmaktadır. Ancak toplumsal anlamda gerçekleştirilen bu uygulamaların anlam kazanabilmesi, yapılan yatırımların karşılığını bulabilmesi için geleneksel okuryazarlığın yanı sıra elektronikokuryazarlığın da toplumun tabanına yayılması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında elektronik okuryazarlık, geleneksel okuryazarlığın bir alternatifi olarak değil tamamlayıcısı olarak görülmelidir.
34En genel anlamdaelektronik ortamda yer alan iletileri anlamlandırma ve elektronik ortama yönelik ileti oluşturma süreci olarak tanımlayabileceğimiz elektronik okuryazarlık, bireylerin birbirleri ile ya da devlet ile ilişkilerini düzenler hale gelmiştir. Arkadaşlarıyla e-posta yoluyla iletişim kuran öğrenci; çocuğunun devamsızlık durumunu Milli Eğitim Bakanlığı'nın e-okul projesi doğrultusunda okula gelmeden bilgisayar ekranından görüntüleyen veli; yılsonunda öğrencilerin notlarını internet ortamına aktarmak zorunda olan öğretmen, değişen okuryazarlık modelinineğitime yansımasını gözler önüne sermektedir. Dolayısıyla elektronik okuryazarlık önce etkin vatandaş sonrada etkin veli, etkin öğretmen olmak için oldukça önemli bir beceri olarak önem kazanmaktadır. Bu bağlamda, okuryazarlık toplumsal ve teknolojik gelişmelere koşut olarak sürekli olarak anlam sahasını genişleten, yeni anlamlar kazanan, önüne aldığı nesneye göre çok anlamlılık gösteren bir olgudur. Gelecekte yaşanacak teknolojik gelişmeler doğrultusunda da yeni okuryazarlık modellerinin ortaya çıkması olası görünmektedir. Yeni teknolojileri günlük yaşantılarında kullanamayan bireylerden oluşan bir toplum, bu araçları toplumsal amaçlarına yanıt verecek biçimde şekillendirmektense kendi toplumsal yaşantılarını etkilemelerine izin verecek, hatta bunun farkına varamayacak düzeye gelecektir. Dolayısıyla gerek toplumsal iletişimin nesiller arasında kopmadan sürebilmesi gerekse de bireylerin teknoloji ile barışık bir yaşam sürebilmeleri için çağdaş ve çağcıl okuryazarlık becerileriyle donatılmaları gerekmektedir.

alınan bilgi ve yapılandırılan bilgi

iron
Yapılan söz konusu tanımın ve ayrımın anlam kazanabilmesi için belki de ilk olarak “bilgi” kavramının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. İngilizcede “bilgi” kavramına karşılık “information (alınan bilgi)” ve “knowledge (yapılandırılan bilgi)” sözcüklerininkullanıldığını görmekteyiz. Potter (2005) günlük dilde bu sözcüklerinbirbirlerinin yerlerine kullanıldığını belirtmektedir. Ancak iki sözcüğünterimsel anlamları birbirinden farklıdır. Information(alınan bilgi): Bireyin karşılaştığı, ona doğrudan doğruya sunulan ve başkasının üretimi olan bilgidir. Yani bireyin zihinsel bir işlem sonucunda ulaşmadığı; kendinden bağımsız bir ortamdan ham olarak elde ettiği bilgi türüdür. Knowledge(yapılandırılan bilgi) ise: Bireyin kendinden bağımsız olarak elde ettiği bilgiyi yeniden yapılandırması, kendine mal etmesi sonucu oluşturduğu bilgidir. Yani bireyin zihinsel çabasını istemli biçimde kullanarak yorumladığı ve yapılandırdığı bilgi türüdür. Ancak bilinmelidir ki bu iki bilgi türü arasında öznellik ya da nesnellik türünden bir ayrım yoktur. Ana ayrım, kişinin kendi yapılandırmasına dayalı bir bilgi olmasına ya da aktarılan bilginin aynen tekrarlanmasına dayalı bir bilgi olmasındadır. “Yapılandırılan Bilgi” ve “Alınan Bilgi” ayrımına vardıktan sonra bilgi okuryazarlığının tanımı yapmak daha kolaydır. Bilgi okuryazarlığı; yazılı ya da görsel/elektronik yoldan elde edilen alınan bilgileri seçip sınıflayarak yapılandırılan bilgibiçimine dönüştürme çabasıdır.

bilgi okuryazarlığı

iron
bilgiyi etkili kullanabilmek amacıyla, gerek yazılı gerekse de görsel medya ürünlerini tanıyabilme, istenilen bilgiyi bulabilme, değerlendirebilme ve seçebilme becerisi olarak tanımlanabilir. Bilgi okuryazarlığı geleneksel okuryazarlığın ve elektronik okuryazarlığının tanımını genişletmekle birlikte onlardan ayrılan yönü; aktif katılıma ve istenilen bilgiyi seçip yeniden ulaşabilmeye dayanıyor olmasıdır. Bilgi okuryazarı denildiğinde, hem geleneksel anlamda kütüphane hizmetlerinden ve araçlarından yararlanabilen bireyleri; hem de internet üzerinden sunulan bilgi kümelerini ve bilgi arama araçlarını etkili biçimde kullanabilme becerileri kazanmış bireyleri anlamamız gerekir

bilgisayar okuryazarlığı

iron
Dil ve resim gibi bir başka okuryazarlık türü de bilgisayarla ilgilidir. Belki de günümüzde kitle iletişim araçları içinde en fazla okuryazarlık çabası gerektiren bilgisayar okuryazarlığı, tarihsel olarak ilginç bir seyir izlemiştir. 1960'lardan itibaren bilgisayar okuryazarlığına ilişkin sorular, eğitim kurumlarında sorulmaya ve yanıtlanmaya başlanmıştır. 1980'lerde okuma-yazma ve iletişim öğretmenleri, bilgisayar programlarının, öğrencileri daha iyi yazar yapıp yapmadığını araştırmaya epey çaba harcamışlardır. Şimdi, artık iyi ya da kötü, bilgisayar ortamları, eğitimin gerçekleştiği birincil mekanlar haline gelmiştir. İnternet ve diğer bilgisayar uygulamaları, tüm müfredatta eğitsel manzaranın yadsınamaz bir parçasıdır.

dil okuryazarlığı ve resim okuryazarlığı

iron
il okuryazarlığı, somut nesnelere olduğu kadar varsayımsal düşüncelere ilişkin anlamların paylaşılmasını sağlayan simge ve sözdiziminden oluşmuş soyut bir dilsel düzeneğin edinilmesidir.Bu bağlamda okuma, tek tek yazılı simgeleri ve bunları bileşimler içinde anlayabilmek demektir. Resim okuryazarlığı ise bir düz yüzeydeki çizgi ve biçimlere bakabilme ve üç boyutlu kalıpları anlayabilme becerisidir. Bu bağlamda hareketli resimlere ilişkinokuryazar olmak büyük bir başarıdır.

görsel okuryazarlık

iron
Görsel okuryazarlık kavramının adı çağdaş olmakla birlikte, düşünce olarak yeni doğduğunu söylemek güçtür. İmgeleri kullanmakla ilgili tartışmalar çok eski tarihlere dayanmaktadır. Çoklu okuryazarlıkların gündeme geldiği günümüzde sözlü iletişimi içeren baskı ya da yazı okuryazarlığı yeterli olmamaktadır. Medya Okuryazarlığı, bilgisayar okuryazarlığı, kültürel okuryazarlık, sosyal okuryazarlık, çevre okuryazarlığı, işitsel okuryazarlık ve görsel okuryazarlık gibi yeni okuryazarlık kavramları ortaya çıkmıştır. Leonardo da Vinci büyük miktarlarda bilgiyi, veriyi kaydetmenin olanaksızlığının farkına varıp, sözcükleri farklı
26görünüşler içeren çizimlere dönüştürdüğü zamandan bu yana görsel bilginin kullanımı giderek çoğalmıştır. Görsel okuryazarlığın dolayısıylagörsel dilin evrensel bir dil niteliği kazandığı da söylenmektedir ve artık bu dilin öğrenilmesi gerekmektedir. Televizyon, reklamcılık ve internetin etkisiyle, 21. yüzyılın birincil okuryazarlığı görseldir. Öğrenciler, imgelerle metin arasında, yazınsal ve betisel (figüratif) sözcükler arasında akıcı bir biçimde yer değişikliği yapabilmelidirler: Görsel okuryazarlık kuramı, bu gerekçeyle ortaya çıkmıştır. 1950'lerden bu yana tartışılan “görsel okuryazarlık” 21. yüzyıl insanının etrafını kuşatan imgeleri anlama ve anlatma çabasının bir sonucu olarak her geçen gün önem kazanmaktadır. Bir bireyin, diğer bireyler ile olan iletişiminde görselleri kullanmasını ve kullanılanları anlamasını sağlayan beceriler bütünü olarak tanımlanangörsel okuryazarlık, her geçen gün anlam sahasını genişletmektedir. Anlamlandırma sürecinde dil aracılığıyla yaşanan nesne-zihin etkileşiminde simgesel dili devre dışı bırakma amacında olan görsel okuryazarlığın 1990'lı yıllardan sonra okuma, konuşma, dinleme, yazmanın dışında 5. dil becerisi olarak batılı ülkelerin müfredatında yer almaya başladığı görülmektedir. Gerçekten de, bazı Antik Çağ düşünürleri görsel iletişim için çeşitli imgeleri yeğlemişlerdir. Tıpta, Aristotales anatomik resimlemeleri kullanmıştır. Matematikte, Phythagoras, Socrates ve Platon geometri öğretmek için görsel imgelerden yararlanmışlardır. Görsel okuryazarlık kısaca; görsel mesajları anlamlandırma ve benzeri biçimde mesaj oluşturma gücüdür.Görsel okuryazarlık bir takım görme ya da görüş yeterliğine kaynaklıketmekte ve bu yeterlik görerek ve aynı zamanda diğer duyusal yaşantılarla da bütünleştirilerek geliştirilmektedir. Görsel okuryazarlık, insanın öğrenmesi için temel oluşturmaktadır. Görsel okuryazarlığı gelişmiş bir kişi, çevresinde karşılaştığı, görünen eylemlerin, nesnelerin, simgelerin doğal ya da yapay her şeyin ayrımına varabilmekte ve onları yorumlayabilmektedir. Bu yeterliğin yaratıcı kullanımına bakıldığında ise, görsel okuryazarlık yeterliğinin, bireyin sahip olduğu diğer yetileriyle iletişim kurarak kendini gösterdiği söylenebilir. Bu yeterliğin kullanımının hayranlık ve beğeni uyandıran tarafı ise, bireyin görsel iletişim ustalığını kavrayabilmesi ve ondan zevk alabilmesidir. Başlıca dört disiplinin görsel okuryazarlık kavramını biçimlendirdiği söylenebilir. Bunlar; dilbilim, sanat, ruhbilim ve düşünbilimdir.

park jın hyok

iron
dünyadaki bankaları hedefleyen bir dizi saldırıyı içeren Sony Pictures Entertainment'a yönelik siber saldırı da dahil olmak üzere, tarihin en maliyetli bilgisayar saldırılarından sorumlu devlet destekli bir hacker grubunun bir parçası olan bir Kuzey Koreli bilgisayar programcısı. toplu olarak bir milyar doları çalmaya ve dünya genelinde on binlerce bilgisayar sistemini etkileyen WannaCry fidye saldırısına öncülük etmiştir.

Park, Kuzey Kore hükümeti tarafından işletilen bir şirket tarafından istihdam edilen bir grup (bkz:hacker) tarafından üstlenilen geniş çaplı bir hacker ağının üyesidir. Ayrıca şuan da ABD nin yaptırım listesinde.

barry white

iron
benim için dünyanın en iyi sesine sahip olan plak yapımcısı, şarkı yazarı, şarkıcı. Beş kez Grammy Ödülü kazanmış olan sanatçıtır. özellikle let the music play parçası ile gönlüme taht kurmuştur

laik günlük

iron
ehh işte günlüğe yazacak pek bir şey yok. ama yine de plansız karalamak geliyor içimden. aslında muıtlu olmam gerektiğini düşünüyorum ama bana mutlu olmam gerektiğini düşündüren şeyin mutsuz olmak için bir sebep olmaması olduğundan dolayı mutlu olamıyorum. aslında mutluluğu geçtim bu aralar pek var olamıyorum. bana ait olmayan bir hayatı yaşayamadığımı düşünüyorum. bu nedenle bu bedene değilde bu hayata sıkışıp kalmış gibiyim.. kar sularının erimesini bekliyorum ayağa kalkmak için, sonra herşey daha farklı olacak diyorum. buna inanıyor muyum bilmiyorum, ama umut ediyorum. Eskiden kendime içinde bir yer edindiğim ve mütşih keyf aldığım şeylerin içinde olmadığım için şükrediyorum. öyle işte günlük yaşayıp gidiyorum.
0 /

bunlar ilginizi çekebilir