confessions

harflervekibrit

Şarap  · 9 Temmuz 2017 Pazar

  1. toplam giri 398
  2. takipçi 11
  3. puan 6648

hayvanlardan tanrılara sapiens

harflervekibrit
"Akıcı bir dille bilimsel kitap nasıl yazılır?" sorusunun cevabı kitaptır. sapiens türü; avcı toplayıcı iken adeta avatar tadında olan hayatlarını tarım devrimi ile bok etmiş, çoğalacağız diye gül gibi medeniyetin içine etmiştir. İnsana "niye yaptınız ulan tarım devrimini?" diye saç baş yoldurur. Para ile ilgili ilk bölümlerde biraz sıkıldım ama sonra kapitalizmi anlatan yerlerde yine açılıp kendine geldi. O çizilen maymundan insan olmanın safhalarla sıralaması vardır ya ansiklopedilerde, o bilgi yanlış imiş. Nasıl ki birden fazla köpek türü var ise farklı coğrafyaya göre ortaya çıkan birden fazla da insan türü var imiş. Sapiens türünden başka diğer insan türlerinin nesli tükendiği için, -tükettiğimiz için- besin zincirinin en tepesinde yer aldığımız için böyle kendimizi bir bok sanıyormuşuz. Halbuki her şey bizim için değil, doğanın sahibi değil, parçası insan. Özellikle son bölümden bir önceki, "ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar" adlı bölüm beni benden almıştır. Bu bölümle evvelden beri budist olduğumu anladım. Hatta mutluluk üstüne kafa yormuş bütün tasavvuf alimlerinin de felsefesinde budizmle bariz ortak noktalar buldum. turan dursun ile çatırdayıp sonra tamamen yıkılan din ve tanrı meselemde, bu kitap ile taşlar tamı tamına yerine oturmuştur. Evrimle, bilimle ve insanla ilgilenenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap.

yakınlarının ölmesi

harflervekibrit
"Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü, kör oldum.
Yıkadılar, aldılar, götürdüler.
Babamdan ummazdım bunu kör oldum.
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim, lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum.
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum.
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı, ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi, bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum.
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?" diyor Cemal Süreya.

revolver

harflervekibrit
2005 yapımı Jason Statham'ı uzun saçlı görebileceğimiz soygun, vurgun ve gerilim filmidir. Özellikle satranç sevenler izlemeli.

Ama aslını isterseniz revolver dendiğinde ilk aklıma gelen şey film değil, sonradan haluk levent'in şarkısı olan ataol behramoğlu'nın şu şiiri oldu:

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
Solarken albümlerde çocuklar ve askerler
Yüzün bir kır çeçeği gibi usulca söner
Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

bütün gece söylerim artık, rapta rapta rapta rapta raaaaap...

aleviler

harflervekibrit
1500 sene önceki siyasi kavgalar nedeniyle müslümanlığın ayrı bir kolu olarak ayrılmış mezhep. O da kendi içinde mezheplere ayrılır. Aslına bakılırsa bunlar çağımız insanının konuşup tartışacağı konular değildir.
Alevilik -caferilik gibi uçları dışarıda tutmak kaydıyla- islam' ın biraz daha esnek olduğu bir mezheptir. Kendilerine has ibadetleri vardır, pek çoğu müziklidir. Türküleri harikadır. Tasavvuf felsefesini benimsemiş filozof kişiler genellikle alevilerden çıkmıştır.

ahmet hamdi tanpınar

harflervekibrit
İroni ile mizah yapmanın kurucusu, bu sanatın başyapıtı olan saatleri ayarlama enstitüsü'nün de yazarıdır. Okuru genellikle huzurcular ve enstitücüler olarak ikiye ayrılır. Huzur'da çok daha derin bir doğu-batı fikri olsa da kendimi enstitücülere katıyorum. Tanpınar, önce kendiyle dibine kadar dalga geçip başkasıyla dalga geçme hakkını kaleminin hakkıyla kazanmış bir yazar, o kitapla.
Beş şehir'de de şöyle demiş: "bütün hilkat, geniş ve eşsiz kudretinde canı sıkılan bir tanrının kendi kendini eğlendirmek için icat ettiği bir oyundur. hayat nimetlerinin değişikliği içinde bize, yaratıcı işaretten kalan en büyük miras bu can sıkıntısıdır."
Şiirinin edebiyatı apayrı güzeldir. Bunu da yapabiliyorum, dahası, bunu da mükemmel yapıyorum, demiştir adeta. En sevdiğim şiirini şöyle bırakayım:
bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet

sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç
2 /

bunlar ilginizi çekebilir