confessions

franz

Admin  · 6 Temmuz 2017 Perşembe

  1. toplam giri 730
  2. takipçi 21
  3. puan 15181

merkantilizm

iron
Avrupa'da 15. ile 18. yy. arasında yani kapitalizmin hemen öncesinde uygulanan ekonomik sistemin adıydı. Kelime, tacir anlamına gelen Latince 'merkator'dan geliyor. Değerli madenlere sahip olmanın zenginlik sağlayacağı inancı. 15. yy.'da kağıt para yoktu. Madeni para altın, gümüş gibi değerli madenlerden üretiliyordu. Bu dönemde sömürgelerden elde edilen altın/gümüş ülkenin zenginliğinin artmasına katkıda bulunuyordu. Merkantilist yaklaşıma göre; ithalat ülkeden metal para (altın/gümüş) çıkışına, dolayısıyla ülkenin fakirleşmesine neden oluyor, ihracat ise bunun tam tersini zenginliğin artmasını sağlıyordu. Merkantilistlere göre, bir ülke ne denli para ya da değerli madene sahip olursa o denli zengin sayılmaktadır.

Gelişen ticaret burjuvazisinin, güçlenebilmek ve yeni bir dünya kurabilmek için her şeyden önce kendisini koruyacak bir üst kuruluşa, ulusal sınırlara, mal ve can güvenliğinin sağlanmasına, belli bir sınır içinde ölçü ve kanun birliğine gereksinimi vardır. Bu gereksinimler ise ancak 'ulusal devlet' biçimindeki bir kuruluşça gerçekleştirilebilirdi. Nitekim, merkantilist ekonomi ve burjuva sınıfı geliştikçe, ulusal devletin kuruluşu da hız kazanmıştır. Diğer ülkelerden daha önce ulusal devlet niteliğini kazanmış olan İngiltere, merkantilizmin –İspanya ile birlikte- ilk uygulandığı ülkedir.

Komünizm

chernobog
uzun zamandır sözlükte yazmıyordum arada göz gezdiriyordum ancak bir şey yazmaya hevesim yoktu bunun sebebi hem yazdıklarının zaten sınırlı bir okuyucuya ulaşması hemde yazdığın kaliteli bir yazının sözlüğü günlüğü gibi kullanan sürekli saçma tek bir cümle yazan ya da görüldüğü gibi hiçbir şey yazmayıp 15 yaş usulü facebook capsi paylaşan kalitesiz yazarların yazma isteğimi engellemesiydi ancak yine de komünizm başlığına 1950 mccarthy tipi angutca şeyler yazılınca dayanamadım.öncelikle sayın angut kardeşlerim kapitalizm de komünizm de aynı sistemin lacivertidir,19.yy avrupa modernizminin çocuklarıdır ikisinde de sistemden dolayı ''götünde don olamayan'' milyonlarca yığın bulunur bu yığınlar zamanın sovyetlerin doğu kesimlerinde de bolca vardı günümüz abd'sinde de milyonlarca var.sistem bu yığınları önemsemez önemli olan devletin varlığıdır bu yüzden neden nükleer deneme yaptığını sorgulamanın çocuk sorusu olduğunu belirteyim.abd'de açlık sınırı ve fakirlik sınırı için:
https://povertyusa.org/facts
ki bu verinin güncel günümüz(2018) abd'sinde olduğunu belirteyim.1950/60'larda abd'de beyazlar ile siyahlar aynı musluktan su içemiyorken sscb uzay çalışmalarında zirveye çıkıyor,uzaya ilk erkek ve kadın kozmonotunu gönderiyordu.konu açlığa gelince de sscb imkanları abd'ye göre daha iyi imkanlar sağlıyordu,abd'nin öne çıkışı kapitalizmin sağladığı avantajları yakalayabilen vatandaşlarının hayat refahı olarak sscb vatandaşlarının çok daha önünde yaşamasıydı bunun sebebi de rekabetçi pazarın yararı ve zenginliğin toplumun belli bir zümresinde toplanmasıydı.yine aynı dönemde sscb vatandaşlarının birçok dünya ülkesinin vatandaşının hayat standartının daha önünde yaşadığını söyleyeyim.(özellikle 1950'den 1970'e kadar.) yetmişten sonra ise gerileme başlamış seksenden sonra ise japonya,birleşik krallık gibi ülkelerin gerisine düşmüştü.sscb'nin altyapısı olmadığını söyleyen cahile ise bir şey demeye gerek yoktur orayı geçiyorum.sscb'nin çözülüşü de tabanın isteklerinden ziyade sbkp'nin üst yöneticilerinin devlet yönetiminde kapitalizme geçişinin karar verilmesinden sonra 1985'ten itibaren adım adım uygulanarak olmuştur.tabii bunları söylemenin bir şey değiştirmeyeceğini de biliyorum iki girdi sonra yine caps yarışına girer facebook gruplarının ideoloji sayfalarından hallice olursunuz.bu ülkenin sağcısı da itici solcusu da itici çoğunun düşüncesi din savunmasından farksız yabancı forumların ideoloji tartışmalarına göz gezdirirseniz aradaki farkı anlarsınız.
not:anti-komünist.
6

secure sockets layer

zehir
Güvenli Bağlantı Noktası Katmanı, Güvenli Bağlantı Katmanı veya Güvenli Giriş Katmanı Olarak Türkçeye Giriş Yapmış Kısaca SSL Olarak Adlandırılan Bir Kavramdır. Uygulamanın Yayınlandığı Sunucuya Yüklenen Bir Şifreleme Sertifikası Yüklenir. Siteyi Ziyaret Eden Kullanıcının Tarayıcısına Yükleme Yapılırken Sertifika Algoritmasıyla Yüklenir. Dolayısıyla Kredi Kartı Gibi Bilgilerinizi Bir Sitede Kullandığınızda SSL Sertifikası Form Üzerindeki Verileri Kriptolayarak Sunucuya Taşır. Buda Ağ Üzerinde Dinleme Yapanlara Karşı Ciddi Bir Güvenlik Önlemidir. SSL Sertifikalarının Bit Değerleri Vardır Bit Değeri Ne Kadar Yüksekse Şifreleme O Kadar Güçlüdür.

Bir Uygulamanın SSL Sertifikasını Olup Olmadığı İse Adres Satırınn Hemen Sol Tarafında Tarayıcıda Belirtilir. SSL Sertifikalı Uygulamalar 80 Portunda Değil 403 Portundan Yayın Yapar Genel Olarak

Örneğin:

laiksozluk.net'in Sertifikalı ve Serfikasız Alanı

Sertifikasız
http://www.laiksozluk.net


Sertifikalı
https://www.laiksozluk.net

franz

cemree
franz sevdiğimiz bir abimizdi. janti adamdı, adabı giyinmeyi çok iyi bilirdi. mesela ben bilmem.
çok gülerdi, ben gülmem.
bu kapıdaki arkadaş abi sözlüğe yazar lazım dediğinde sırtını dönerdi. ben dönmem.
agop, abi beni sözlüğe al dediğinde dalga geçerdi. ben geçmem
franz sevdiğimiz bir abimizdi ama entryleri de bi tuhaf dağıtırdı.
ne varsa elinde gene döner dolaşır onun elinde kalırdı. benim kalmaz.
bizde entry başlığa konur. herkes ihtiyacı kadarını alır.
franz abim başlığı adamına taşıtırdı. ben başlığımı saklamam.
abim bu sözlüğe şöyle fiyakalı, ama biraz da yamuk otururdu. ben arkamı arkadaşlara verince, şöyle yaslanırım bi geriye.
sözlük sende kalsın kardeş, arkamda durma yeter.
2

malazgirt meydan muharebesi

romacumhurbaskani
1071 Malazgirt Savaşı
MALAZGİRT NEREDEDİR?

Malazgirt, Doğu Anadolu bölgesinde bulunan Muş ilinin yaklaşık 56.000 nüfuslu bir ilçesidir. Malazgirt ilçesi, Muş'un Bulanık ilçesiyle birlikte, Bitlis'in Adilcevaz, Ağrı'nın Patnos ve Tutak, Erzurum'un Karayazı ve Karaçoban ilçeleriyle de komşudur.

MALAZGİRT SAVAŞININ NEDENLERİ



Doğu sınırında ortaya çıkan ve giderek yükselen Türk-İslam tehlikesi Doğu Roma(Bizans) tarafını telaşlandırmaya başlamıştı.Zira Selçuklular yaptıkları akınlar sırasında istila yapmıyor yakmıyor yıkmıyor halka zarar vermiyordu sadece Doğu Roma(Bizans) askeri mevzilerine saldıryorlardı .Selçukluların izlediği bu yöntem Doğu Roma(Bizans)'lı olmayan milletler arasında güzel bir itibar bırakıyordu buda Doğu Roma(Bizans)'lı idareciler için büyük bir sorun teşkil ediyordu.Zira bu milletler Selçuklu idaresi isteyerek Doğu Roma(Bizans) için tehdit olabilirdi.



ROMA'NIN DURUMU



Selçuklular Anadolu içlerine doğru akınlar ile ilerlemeye devam ederken Doğu Roma(Bizans) ise iç karışıklık içindeydi.Ülkenin yönetimi dul kalan Bizans İmparatoriçesi Eudoxie'nin elindeydi. Evleneceği kişi aynı zamanda yeni Doğu Roma(Bizans) İmparatoru olacaktı kendisine sunulan bir çok aday arasındanDoğu Roma(Bizans) kumandanı Romen Diyojen'i tercih etti (1068). Romen Diyojen, Roma ordusu içinde yüksek rütbelere yükselmiş başarılı bir askerdi ancak X. Konstantin Dukas'ın oğullarını tahttan indirmek için komplo hazırlamak suçundan hapsedilerek İdama mahkum edilmişti (1067) Fakat artan Türk-İslam tehlikesine karşı affedildi ve imparotiçe ile evlendi. ancak saltanat ailesinden olmadığı için onun imparator olmasına muhalif isimleri vardı Diyojen onlarıda yendikten sonra tam anlamıyla ülke yönetimine hakim oldu.



SELÇUKLULARIN DURUMU



Bu tarihlerde Selçuklular Anadolu içlerine doğru akınlar düzenlemeye devam ediyordu.Kars, Ege ve hatta Marmaraya kadar akınlar yapar duruma gelmişti.Roman Diyojen ise bu akınlara karşı düzenli ordular kurmuştu Selçuklu akınlarıyla düşen ileri karakol kalelerini kontrol altına almak amacıyla 1068 yılında Karsı, 1069'da Pozantı'yı, 1069'da Palu'yu, 1070'de Kayseri'yi kontrol altına aldı.Selçuklara ise bu tarihte Şıi-Fatımilere karşı sefer hazurlıklarına başlamıştı.Selçuklu orduları Mısar'a doğru harekete geçti .Diyojen ise doğu seferi için hazırlıklarını tamamlamıştı.İmparatorluk askerlerinin yanı sıra Frank, Norman, Slav, Gürcü, Abaza, Kürt, Peçenek ve Uz'lardan tertip ettiği çoğu paralı askerlerden oluşan 70.000 kişilik bir orduyla Selçuklu üzerine saldırıya geçti.Ermeniler Doğu Roma(Bizans)Ordusunda görev almak istemediler bunun üzerine Diyojen Sivas'a varınca Ermeni Prenslerini ve tebasını kılıçtan geçirerek öldürdü, Ermeni yerleşim yerlerini de Askerlerine yağma ettirdi. Böylelikle tabiyeti kabul etmeyen Ermenilerden intikamını almış, benzeri aykırılıklara karşı göz dağı vermiş oldu.

SAVAŞ DÖNEMİ



Diyojen ordunun verdiği güçe kendini iyice kaptırmıştı ordu herhangi bir direnişe uğramadan ilerliyordu.İlk başta Türk tehdidinden kurtulmak için başlanan hareket zamanla doğudaki İslam ülkelerini hedef alır hale gelmişti yani amaç tüm İslam ülkeleriydi. Öyle ki, savaşı kazanacağından emin olan Diyojen Horasan, Rey, Acem, Arap ve Suriye şehirlerinin idarelerini komutanlarına paylaştırmış hatta bunu kendilerine taahhüt bile etmişti.Roma Ordusu Sivas'ta savaş hazırlıklarını tamamlamak üzereydi. Diyojen'in iki planı vardı Birinci planı Roma ordusunun en tecrübeli komutanı olan General Nikefor Bryennes ile Türk asıllı savaş stratejisti General Magistors Tarkhal getirdi. Bu iki generalin teklifi Türklere karşı tedbirli ve ihtiyatlı hareket ederek Erzuruma ilerleyip burada konuşlandıktan sonra Türkleri kışkırtarak üzerlerine çekmek ve savaşın Roma Toprakları içerisinde yapmak şeklindeydi. Bu plana göre Roma Ordusu sefere çıkarak bir bakıma Savunma Savaşı yapacaktı. Bu alternatife korkaklık olarak bakan bazı generaller ise hızlıca hareket edilip İrana doğru yönelinmesi, savaşın Selçuklu topraklarında yapılarak hızlı sonuç alınmasını teklif ettiler. Diyojen, ordusunun gücünü kullanmak ve hızlı sonuç almak istediği için ikinci alternatifi tercih ederek istila ağırlıklı bir strateji izlemeye karar verdi.Selçuklu Sultanı Alparslan, Roma Ordularının harekete geçtiğini öğrenince Mısır seferi yolundan geri dönerek Ordularıyla Suriye'ye doğru yola çıktı.Ordusunun Rey şehrinde konuşlandığı haberini yaydı ve Muş'a doğru ilerleyerek Malazgirt ovasının doğusunda ordugah kurup savaş hazırlıkları yapmaya başladı.Sultan Alparslan, adet olunduğu üzere bir heyet hazırlayarak Sav Tigin'le birlikte Romen Diyojen'e elçi olarak gönderdi. Alparslan elçilerini Roma Ordusunun işine gelmeyecek bir barış teklifinde bulundu. Ama bu heyetin amacı barış değil sadece biraz zaman kazanmaktı.Tahmin edildiği gibi Romen Diyojen, Selçuklu elçilerini hafife alıp onlara “Sulh müzakerelerini Rey'de yapacağım. Ordumu İsfahan'da kışlatıp Hemedan'da sulayacağım” demiştir. Selçuklu elçileri de “Atlarınızı Hemedan'da kışlayacaklarından ben de eminim, fakat sizin nerede kışlayacağınızı bilemiyorum” demiş, taraflar karşılıklı tehditlerle birbirlerini ölçmüş oldular. Artık Malazgirt Savaşının gerçekleşeceği kesinleşmiş, hatta savaş stratejileri bile netleşmiştir. artık tüm hazırlıklar tamamlanmış İslamın sancaktarlığınıda üstlendiği bu savaşta Halifeden dua talep etmiş, Halife de İslam ülkelerine Cuma hutbesinde okunacak duayı camilere göndermiştir.

ASKER DURUMU

Doğu Roma Ordusu, paralı askerlerle birlikte 70.000 kişilik bir orduyla Malazgirt ovasının kuzeyinde konuşlanmıştı Selçuklu ordusunun askeri gücü ise sadece 40.000 kişiden ibaretti. ancak Doğu Roma ordusu içerisinde Müslümanlıkla tanışmamış Peçenek ve Uz Türkleri de bulunuyordu. Sultan Alparslan, casuslar göndererek aynı soydan olduğu bu Türk birliklerine haber ulaştırıp kendilerine katılmaları teklifini gönderdi. Buda Doğu Roma (Bizans) Ordusunu olumsuz yönde etkiledi Zira Anadolu içlerinde bulunan Abaz, Slav, Gürcü, v.b. kavimler yoğun savaşlar içerisinde bulunmuyorlardı. Trakya bölgesinde yaşayan Peçenek ve Uz Türkleri ise hem Roma İmparatorluğu ordusu içerisinde sıkça görev yapmakta hem de Batı cephesinde kendi bağımsız hareket edebildikleri savaşlara katılmaktaydılar. Üstelik Roma Ordusunun en önemli savaş stratejisti Magistors Tarkhal'da bir Peçenek Türküydü. Alparslan'ın teklifini olumlu karşılayan Peçenek ve Uz birlikleri Roma ordusu içerisinde konuşlanmış ancak Selçuklular için mücadele etmeye karar vermişlerdi.oma ordusunun savaş düzeninde Romen Diyojen ordunun merkezinde, Anadolu ordu kumandanı Mikhail Attalicpiates sağda, Rumeli kumandanı Nikefor Bryennes solda, Andronikos Doucas'da geri cephedeydi. Bu taktik topyekün bir imha düzeniydi. Stratejileri de güçlü hücum ederek kesin sonuç almaktı. Sultan Alparslan'ın komutasında ise 40.000 kişilik Selçuklu ordusu Hilal şeklinde tertibat almıştı. Hafif süvari kıtaları kanatlarda, vurucu unsurlar ve merkez güçler orta geride bulunuyordu. Saldırı gerçekleştiği esnada merkez güçler yavaş yavaş geri çekilecek, at üstünde ok atan süvariler düşmanın yan ve geri hatlarına taarruz ederek Roma ordusunu yavaş yavaş zayıf düşürecekti. Bu taktikle düşman ordusu kendi karargahlarından uzaklaşacak, baskın kıtaları düşmanın en zayıf olduğu geri hattına saldırarak savaş düzenlerini bozacak ve geri çekilen birliklerin ileri atılmasıyla “Turan Taktiği” olarak bilinen strateji kullanılarak düşmanı yok edecekti.

SAVAŞIN SONUÇLARI

Anadolu'nun kapıları Türklere açıldı; Türk birlikleri Anadolu'ya girmeye başladı.

Malazgirt Savaşından ağır bir yenilgiyle çıkan mağrur imparator, Sultan Alparslan'ın huzuruna geldiğinde utancından başını kaldıramıyordu. Alparslan, onun bu haline nezaketle karşılık verip oturttu ve teselli etti. Diyojen, savaş öncesi muazzam ordusuyla Türkleri yeneceğinden emin olduğunu, aksi bir ihtimali hiç düşünmediğini açıkça dile getirdi. Sultan Alparslan kendisine “Eğer zafer sizin olsaydı bana ne yapardın?” sorusunu sordu. Diyojen, açık konuşamayıp öldürtürüm diyemeyip sadece “Kamçılatırdım” cevabını verdi. Alparslan “Benim size ne yapacağımı düşünüyorsunuz?” sorusuna ise bir ümitle “Ya öldürtürsünüz, yahut İslam ülkelerinden birine esir gönderirsiniz. Mümkün görmüyorum ama beklide affedersiniz”

Bunun üzerine Sultan Alpaslan adet olunduğu üzere İmparatoru daha fazla küçük düşürmemek içinAffetti ve ağır şartlarla bir antlaşma imzalattı. Romen Diyojen affedilmişti ancak ülkesine döndüğünde Türklerden görmediği hakaretlere uğrayıp öldürüldü. Yerine geçen yeni Doğu Roma İmparatoru 7. Mihail Selçuklular ile yapılan anlaşmayı kabul etmese de “Malazgirt Savaşı” Selçuklulara Anadolunun tapusunu vermişti. İlerleyen 20 yıl içerisinde hızla Anadolu içlerine göç hareketleri başlatılarak Türkleştirilen Anadolu, İç Asyadaki diğer Türk devletlerinin de göçleriyle bir Türk yurdu haline geldi.

franz

chernobog
(bkz:#108779 )
ekleyeceğim tek şey aktif bir moderatör olmasıyla işini de hakkıyla yaptığıdır.genelde yönetime gelen insanlarda yükseleceği daha üst bir konum olmadığı için bir gevşeme olur kendisi ise göründüğü gibi bu durumdan etkilenmeyenler arasındadır,sürekli sözlüğü kontrol ediyor.yazdıkları da dilinin sadeliğinden kendisini okutabilmektedir.
1