confessions

franz

Admin  · 6 Temmuz 2017 Perşembe

  1. toplam giri 730
  2. takipçi 21
  3. puan 15181

iş bankası'nın mustafa kemal atatürk reklamı

franz
Boğazda bir yumruk bırakan 2007 çıkış tarihli reklamdır.



-aaa!
-Noldu çocuk?
-senin eline diken batar mı?
-batmaz mı?
-senin elin kanar mı?
-Kanamaz mı?
-ama sen atatürk değil misin?
-Öyleyim çocuk.
-Ama?
-Sen şimdi bırak benim kim olduğumu. Bu gülü yetiştireceksen canın yanacak, elin kanayacak, güneş seni terletecek, bu bahçede gül bitmez diyenler olacak, Gül öyle yetiştirilmez, böyle yetiştirilir diyenler olacak. Sen kendine şunu soracaksın; "ben burayı gül bahçesi yapmak istiyor muyum? Ben burada dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum?" Eğer çok istiyorsan, ne eline batan diken, ne de söylenenler umurunda olmayacak. Kim olursan ol, tek isteğin; şu kokuyu duymak olacak. Anladın mı?
-anladım.
-Aferin sana, hadi bakalım, devam.

bir kadından telefon numarasını alma yöntemleri

franz
Arkadaş az akıllı olun. Herkes telefon numarası almak için takla atıyor zaten. Gitgide aptallık boyutuna ulaşıyor durum.

Bakın en güzel taktik: Zaten bir yerden konuşmaya başladıysanız, devam edin oradan. Telefon numarasını özellikle istemeyin. Bakınız hiç sekmedi bu durum, hangi kadından telefonunu istemediysem sonunda direk kendileri yazdı numarasını.

Az özgün olun, istemeyin numara. Bırakın onlar yazsın.

prens bin salman devrimleri

franz
Suudi arabistan veliahtı prensinin yaptığı devrimler.

Kadınlara araba sürmek izni, sinemalara gitmek, stadyumlara gitmek gibi haklar tanımış.

Son olarak kılık kıyafet özgürlüğü -ki bi nebze- sağlamaya çalışıyor.

Güzel şeyler de olmaya başladı.

başkalarının görüşlerine saygılı olmamak

franz
benimdir.

her görüşe saygı duymam, duyanı da yadırgarım.

örneğin sübyancıların karakter, namus ve şeref yoksunu ve hatta sapkın insanlar olduğunu yok sayıp hormonlarının bilmem nesi yüzünden o hallere girdiğini söyleyen herkesin anasını s*kerim.

sabaha kadar binlerce örnek de veririm bu konuda .

eğer ben saygısız oluyorsam dalga geçilmeyecek şeylere dil uzatan insanlara ve dayanaksız örnekler verilen şeylere, hiç önemli değil.

nazım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala, mesela. anlayana.
3

kılıçdaroğlu'nu dava edecek olan sanatçılar

franz
Olay sanırım şu;

-albümler/filmler satmıyor.
-gündemden düşüyorum.
-acun survivor'a çağırmadı yine.
-sansasyonel bir şey yapmam gerek.
-en bilmediğim alana saldırayım; siyaset.

İçerisi de ptt 1.ligi gibi zaten, suratına bakılacak insan yok. Yoksa ofsayt bayrağı kalkmış olmasına rağmen gol atmaya çalışmanın mantıklı bir açıklaması yok.

(bkz: bekle bekle şimdi kalkar)

sultan-ı yegah

franz
türk müziğinde bir makam.

ayrıca bir attila ilhan şiiridir.


şamdanları donanınca eski zaman sevdalarının
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın
nemli yumuşaklığı tende denizden gelen âhın
gizemli kanatları ruhta ölüm karanlığının
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın

yansıyan yaslı gülüşmelerdir karasevdalı suda
bülbüller kırılır umutsuzluktan yalnızlık korusunda
eylem dağılmış gönül tenha çalgılar kış uykusunda
ölümün tartışılmazlığı nihayet anlaşılsa da
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın

bir başkasının yaşantısıdır dönüp arkamıza baksak
çünkü yaşadıklarımız başkasının yargısına tutsak
su yasak rüzgâr yasak açık kapılar yasak
belki bu karanlıkta yasakları yasaklasak
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın

nur yoldaş 1981 yılında şöyle bir eser bırakmıştır ki tam kafa dinlemeliktir:



2018 yılında ise iki şarkıdan oluşan ve şarkıyla aynı adı taşıyan albümlerinde mor ve ötesi grubu da şarkıyı seslendirmiştir;

bayram mesajları

franz
Kanser edici içeriklere sahip olabilecek özel gün mesajlarıdır.

Böyle sıkıntılı tipler barındırabilir;



Veya böyle ticari zekaya sahip olup, al kendi mesajını kendin bul diyebilir;




Edit Piaf;


Sonuçta özel gündür, güzel dilekler kimseye zarar vermez.

Bayramınız güzel olsun ahali.

2018-2019 eğitim öğretim yılı

franz
17 eylül 2018 tarihinde başlayacak olan eğitim ve öğretim dönemidir.

Birinci sınıflar son birkaç yılda olduğu gibi uyum haftası nedeniyle 1 hafta önceden okula başladılar. Daha çok oryantasyon eğitimi almaktalar. Tabii bu mantıklı bir durum. Zira diğer kademe öğrencileri geldi mi yanlarında ciddi anlamda ufak tefek kalıyorlar. Birinci sınıfları gerçekten diğerlerinden adeta kaçırıyoruz ki bu iyidir.

Ancak bir hafta önceden başlamaları pek de ekonomik değildir haliyle.

Ayrıca okulların açılmasından iki hafta önce öğretmenler de seminere gelmeye başladılar. Yıllık plan, etkinlik planları, sınıf düzenlemeleri gibi işleri sakin bir ortamda yaparlar.

Efendi mod off;

Saçma sapan eğitim sisteminde çocuklarını özel okullara gönderemeyen, devlet okuluna bırakan ebeveynlere üzülüyorum bildiğiniz. Az önce okuldaki kadın öğretmen çocuğunu ilkokula yazdırmış özele, 20 bin liradan 18,5 bin liraya indirdiler diye göbek atıyordu nerdeyse. Kendisi de devlet okulunda öğretmen. Kalk * git özele sen de Madem devlet okuluna güvenmiyorsun.

Efendi mod on;

Kuzenlerinizin, yeğenlerinizin, kardeşlerinizin, varsa çocuklarınızın yeni dönemi iyi geçsin.

güven sözlük

franz
İçeride herkes bi tarafından polyanna sokulmuş gibi. Sanırsın 80'lerin mahallesi ruhunu yaşatıp, zaman zaman komşuya oturmaya gidiyorlar. swh swh.


Ha bir de vizyon eksikliği yaşayan yönetime sahipler.

laik sözlük halı saha futbolcusu veritabanı

franz
Boy 1,80 - yaş 25 - kilo 65.

Oyun kurucu, ofansif orta saha topçusu. Ayrıca üvey baba gibi zaman zaman defansla ilgilenirim. Gol atılır, asist yapılır. Sağ-sol çift ayak kullanılır. Hızlı koşar, az konuşur. Overlok çekilir. Cam silinir.

Pek iyi kullanmadığım ciğerlerim var ama iş görürler yine de. Böbreğe göz dikmeyin, onun üzerinde başka projelerim var.

Kalecilik geçmişim de bulunur. Direğin tozu alınır, cilalanır, parlatılır. Temizlik malzemeleri sizden ama.

Ankara'dan taliplerimi bekliyorum. Metro çıkışına yakın yerlerde yapın maçları ama, yürümeyi pek sevmem.

Kalp, küçük üç.

Edit Piaf;

1,95 boylulara kadar kafa topunda iddialıyım. Yalnız ikiliklerde biraz sıkıntı yaşıyorum, boyna yetişip alaşağı etmek zor oluyor.

dava

franz
Reklamım yapılmış sağolun.

Kitabı yazarken adalet mekanizmasının aslında çok da iyi çalışmadığını gördüğümde istifa ettiğim, eski işim olan avukatlık mesleğimden yararlandım.

Joseph k. Neden bilmediği bir suçtan yargılanıyor derseniz; bu yalnızca bürokrasi sıralarındaki hukuk ile alakalı değil. Aynı zamanda insanların birbirlerine yaptığı yargılamanın ve fırsat kollamacılığın bir yansıması. Her ne kadar yazdıklarım salt nır yönlü olsa da, bu açıdan da bakmanızı tavsiye ederim.

Ha bir de, aslında ölümümden sonra yayınlandı eser, çünkü en yalın arkadaşım max brod'un ihanetine uğradım.

muharrem ince'nin cnn türk'e konuk olması

franz
Dün gece zevkten dört köşe eden konuşmadır.

İnce'nin ince ince dokunuşları karşısında yamulan muhabirleri bir daha göremezsiniz, youtube'ye tamamı aktarılmış durumda, kaçırmayın.

İzotop diyor, tezimi nükleer enerji üstüne yaptım diyor. Muhabirler yapmayın diyor, dinlemiyor muharrem ince. Vuruyor, parçalıyor. Yeter diyor muhabirler, olmaz diyor, bunu da alın, bu da var diyor. Sen dur diyor, o öyle değil böyle diyor. Swh swh.

Ve muharrem ince'den önce, muharrem ince'den sonra bonusu;



Ha bir de, ince'nin bir gülüşü var, görünn derim. Swh swh.

sucuklu yumurtanın keşfi

franz
ciddi anlamda anlam veremediğim durumdur.

hani sucuk kısmı az-çok anlaşılıyor, akıl erdiliyor et yeme olayına.

fakat yumurta kısmında, önce tavuğu evcilleştireceksin-ki evcilleşmemiş hali de ne kadar zararlı olabilir bilemiyorum.-, evcilleştirdikten sonra yumurtladığını bulacaksın ve o yumurtanın yenilebilir olduğunu, yenmeden önce de belli bir sıcaklığa ihtiyaç duyduğunu keşfedeceksin. ayrıca, ısıttıktan sonra katılaşmış halinin yenilebilir olduğuna karar kılacaksın ve etrafındakileri de buna inandıracaksın.

sonra bak hele paşamdaki lükse, diyeceksin ki bu tek başına tatsız tuzsuz, ekleme yapmak gerek. onlarca yiyecek, ot varken, gideceksin sucukta karar kılacaksın.

sucuklu yumurtanın şu an vejetaryenlere karşı yapılmış bir tahrik olması da çok olası. hem yumurta hem de et bir hayvandan çıkıyor sonuçta.

yumurtanın savaş malzemesi olarak kullanılmaması da ayrı üzücü bir durum.

en iyi kapaklar

franz
İlkokul birinci sınıf öğrencisinden yediğim ayardır;

Güneşi Turuncu ve kırmızı alacalı bir renge boyamış. Oturdum yanına;

-ama güneş sarı renk değil midir? Neden böyle boyadın?

İstifini bozmadan, yaprak bile kımıldamadan, hatta ve hatta suratıma bile bakmadan verdiği cevap;

-güneş bir alev topudur.

Hele bak hele. Laflara bak. Biz bilmiyoruz sanki. Büyümüş de küçülmüş. Bastıbacak. Ufaklık. Velet. De git şuradan.

okulda öğretilen en saçma bilgiler

franz
hayata hazırlamayan, hayattan uzak olan bütün bilgiler gereksizdir.

eğer 1+1=2 bile hayatta işe yaramıyorsa, tamamen saçma ve gereksiz bir bilgidir.

bilgilerin hayata hazırlaması, hayata yönelik olması, hayat için bir anlam taşıması gerekmektedir. ayrıca bunu yanında hayalleri köreltmemesi, kişiyi dinç tutması gerekir. yoksa fabrikada işlenen odunlardan ne farkı kalır insanların?

sonra vay efendim neden sözelcilere matematik öğretiliyor, sanat okuyan insanlara mezun olunca matematik soruluyor, matematik-fen okuyanlara neden edebiyattan soru geliyor, yıllarca bu insanlara bu zulüm neden yapılıyor diye sormaya devam edilir.

tekalif-i milliye emirleri

franz
Fakir olan halkın bunları karşılayıp karşılayamayacağı, aç yatmayı tercih edip etmeyeceği büyük bir kararsızlık oluşturmuştur.

Fakat vefakar türk milleti, vatansız kalmaktansa aç kalmayı tercih etmiştir.

Öyle bir vatan sevgisidir.

sizin kafanızdaki savaş yalnızca bir düğün

franz
savaş ve kahramanlık üzerinde konuştuğum bir hanımefendinin çok fazla toz pembe hayaller içinde olduğunu gördükten sonra bulduğum küçük bir boşluk anında yazıp, gizlice çantasına koyduğum yazıdır;

gözlerinizi kapatıyorsunuz hanımefendi. bir savaş hayal ediyorsunuz;

gözünüzün ilk baktığı yerde bıyıklı, yarı çıplak-yeşil giysili, minik adamlar bir topu yüklemeye çalışıyor makineye. az sonra koca makineyi bir tüy gibi hareket ettirecek, hiç düşünmeden pimi çekecek kararlılık bulunuyor askerlerin gözlerinde. arka planda nereye koştuğunu bilmediğiniz birkaç adam beliriyor. birileri yere yatıyor, tüfeklerini doğrultuyor. bir yerden bir bomba düşüyor boş arsaya, etrafa toprak sıçratıyor biraz. bunu düşüneceğinizi söyleyince ben şimdi size, utancınızdan sağa sola birkaç ölü asker bıraktınız değil mi? biraz da kan, bir kağıt kesiği yarası kadar? küçük bir tepenin üzerinden de gökyüzünün mavisi gözüküyor mu? çirkin bir leke ile kaplanıyor mu? bombanın düştüğü yerden siyah bir sis bulutu yükseliyor mu?

düşmanı neden görmediğiniz bir yere koyuyorsunuz? yağlıboya bir tablo gibi mi zihniniz hanımefendi? neden sınırlar çiziyorsunuz zihninize?
hiç ordu orkestrasının müziğini duyuyor musunuz peki kulaklarınızda?
etrafta hiç çocuk yok, ne güzel. sanki anons edilmiş gibi alın çocukları buradan denilerek.
etrafta hiç hayvan yok, ne güzel. sanki hepsi işini halletmiş, şimdi de dinlenmeye çekilmiş.

ne kadar güzel bir hayal gücünüz var; savaşı düşünürken bile şefkatiniz batıyor toprağın üzerine. üzerindeki bütün insanları alıyor; kavga etmeyin, savaşmayın diyor; herkesi birbiriyle barıştırmaya davet ediyor. ölü atların kokusu gelmiyor burnunuza, gerçekleşmemiş her hayalin görmezden gelinip çürütülmeye bırakıldığı gibi, onlarda görmezden geliniyor. yemek bulamayan bu insanlar ne de hızlı koşuyor zihniniz de hanımefendi? kurşunlar batıp çıkarken nasıl da acımıyor canları, nasıl da kahraman her biri; nasıl da vurulmuyorlar, ölmüyorlar, hepsi ayakta durabiliyorlar.

ne kadar da güzel, arkalarında bir bekleyenleri olmadığını düşünmeniz.
ne kadar da güzel, gözünüzün önündeki askerlerin her zaman zafer kazanacak olmaları.

bilir misiniz, onlar kazanırken, yağlıboya tablonuzun görünmeyen kısmında insanlar ölecek?

kahraman olarak gördüğünüz bu insanlar daha sonra gidip her birinin ölü olup olmadığına bakmadan, her beden için bir kurşun daha harcayacak.

ne kadar şefkatlisiniz siz; şimdi o insanlar ölüyorken hiç acı çekmiyorlarmış gibi davranmanız.

ve evet, toprak kanı da emecek su ile. yağan yağmur ile temizlenen toprak, güneşin doğuşu ile göz kamaştırıcı bir ihtişama kavuşup, gerinerek bir gövde gösterisi ile gösterecek güzelliğini. ne kadar da şefkatlisiniz siz.

peki, bu kadar şefkatli olmanız biraz tehlikeli değil mi?

sizin kafanızda ki savaş yalnızca bir düğün hanımefendi.

bir millet uyanıyor

franz
yönetmenliğini ertem eğilmez'in yaptığı, başrolünde kartal tibet, münir özkul, ihsan yüce, erol taş gibi oyuncuların oynadığı 1966 yapımı film.

Yunan işgaline karşı koyan 6 kişilik kuvay-i milliye birliğini konu alır.

Şu kısım tüyleri diken diken eder;



.
.
Türk milleti tarih boyunca büyük başbuğlar yetiştirmiştir.
Bekleyin, biri daha geliyor.
Bekleyin, mustafa kemal geliyor!
Bu milletin ümidi ondadır.
Şu an da, o bir şahikanın üstünden milletine haykırmakta ve şu parolayı vermektedir:

Ya istiklal, ya ölüm!!!

türk yunan dostluğu

franz
inanılmaz bir kültür. i-na-nıl-maz. kendi benliğini dünyaya duyurmayı başarmış, felsefesiyle dünyayı yerinden oynatmış bir uygarlık.

onca ticaret yolunun üzerinde bulunması ve yozlaşmaya çok açık bir etkileşim içinde olmaları bile benliklerini dünyaya duyurmalarını engellememiş.

ha ingiliz abilerine güvenip ülkeme büyük ayıp etmişlerdir elbette.

ama avrupa'nın şımarık çocuğudur. gelip geçmiştir.

barış içinde yaşayalım artık, yeterlidir.
1

öğle yemeği

franz
Öğle arasında aç karnı doyurmak için yemek yenilen öğün.

Az önce çıktım işten, yemek yiyecek bir yer bakınıyorum. Ankara burası. Bir halk ekmek standında 'erkekler bölümü' ve 'kadınlar bölümü' diye iki kısım var ve sırada olanlardan biri de çıkıp demiyor ki 'aga bu iş nedir böyle?' Diye. Adamlar bildiğiniz halka açık, cadde üstünde, ulu orta yerde kıçı kırık büfenin önünde haremlik selamlık yapmış.

İnsanların bir şeyleri yönetme hevesi gerçekten inanılmaz.

İşte şimdi şöyle laik, karma bir mekan arıyorum yemek yenilecek. Yemeğime başlamadan önce de üç kere gençliğe hitabeyi okuyacağım sonunda da laiklik deyip huzuru bulmaya çalışacağım.

Atatürk cumhuriyetçiliğimize zeval vermesin (laiklik).

euro

franz
Avrupa karşısında bildiğimiz afrika ülkesi kıvamındayız ekonomi olarak.

Yakında elinde üç-beş kağıt parçasıyla gelenler çuval çuval para ile dolaşacak aramızda.

Ha bir de ekonominin hala iyi olduğunu söyleyenler var, öyle böyle değiller. Alım gücünün ne derece zorlaştığını görmeyip, cebinde parası cayır cayır yanıyor insanların, haberleri yok.

Bu derece zeka yozlaşması yaşayıp mutluluğa adım atmak istiyorum.

15 nisan kitap hediye etme günü

franz
Şöyle yapalım arkadaşlar;

-adres vermek istemeyen en yakın ptt adresini versin.
-telefon numarasını verin artık, sözlükde birbirini rahatsız edecek tip yok.
-kitap sürpriz olsun derim, kitaplığınızda varsa bi tane daha başkasına hediye edersiniz.
-birbirinize mesaj yoluyla ulaşıp anlaşabilirsiniz.
-istek hediye biraz garip olur, etmeyin eğlemeyin.

bu milletin evlatlarını bekleyen tehlike deizm

franz
Bak şimdi gençlik diyor.

Bu gençliğin aralığını 18-30 yaş aralığında düşünürsek, 30 yaşındaki adamlar 15 yaşında bu hükümet ile tanıştı.

15 yaşından itibaren daha sağlıklı düşünmeye başladıklarını varsayalım. Bu 15 yıl içinde dinin maşa gibi kullanıldığını, birçok olayda olduğu gibi okumanın önemli olmadığını gösterip çok konuşan insanların sözlerine tamah etmeyi öğrendiler. Sahte din insanlarını, dini safsatalar ile anlatarak dinledi bu insanlar.

Ayrıca, yapılan kötülüklere rağmen, her şey yapanın yanına kar kalırsa ve ilahi adalet terazisi insanları memnun etmezse, bu insanlar deist de olur, kendi tanrılarına da inanır, gider üçgen peynire de tapar.

İnsanların sağlam olmayan dini düşünceler üzerine hayatını yaşaması yerine, fikirleriyle özgün bir şekilde inançlarını geliştirmesini de dibine kadar desteklerim.

Sözün özü; deizm kötü değildir, neye inandığını bilmemek kötüdür.