confessions

frantz fanon

rom  · 14 Haziran 2017 Çarşamba

  1. toplam giri 385
  2. takipçi 12
  3. puan 6534

1938 dersim katliamı belgeseli

frantz fanon
bizzat olayı yaşamış olan dersimli nenelerin, dedelerin kameraya neyin ne olduğunu anlattığı belgesel.

bir kısım konuşma da gizli kameraya kaydedildi çünkü aradan (o dönem itibariyle) 70 küsür yıl geçtiği halde insanlar hala korkuyordu, bazı şeyleri içine bir travma olarak gömmüştü.

gerçi buraya bu kadar yazıyoruz ama yine en çok izlemesi gereken kişiler bir köşeye fıratıp atacak çünkü aman tabular sarsılmasın, o zaman izlemeyin! aman dersimi/talkanı/kronshdatı/başbağları/kant'ın ırkçı olduğunu/bağlı olduğunuz x, y veya z baskı aygıtının her hangi bir zulmünü, buglarını, oha bu kadarı da abartı'sını bilmeyin! kısacası tarihsel materyalizmi bilmeyin.

10 yıl önce izlemiştim, bugünden bakınca içlerinde sevmediğim ve kısmen otorite kabul etmediğim kimseler de var ama kullandıkları ksynakların bir kısmı nesneldir yani herkese açıktır. bu kaynaklardaki bilgiler kimisi için utanç kimisi için övünc kaynağı olabiliyor. kimisi icinse öfke ve intikam motivasyonudur. o da size kalmış. cumhuriyet gazetesi yazarlarından yanılmıyorsam hikmet çetinkaya için "utanç"tır mesela.

seks işçisi

frantz fanon
bir türlü ısınamadığım terim.
hem cinselliğin alıp-satılır meta olmasından pek hoşlanmadığım için hem de eskortlardan dolayı.
fahişelere seks işçisi diyeceksek eskortlara da seks işçi aristokrasisi diyeceğim. "elit beyler arasın" diyen, sitelerde oturan kim bilir kendi mülkü de olan insanlar bunlar, şimdi 200 lirayı ayırıp başvursan seni de beğenmez belki, müşteri seçer.

proleterya

frantz fanon
21.yydaki tanımını merak ettiğim, kim içindedir kim dışındadır bilemediğim tabaka.

latince doğurmak sözcüğünden geliyormuş. çocuğundan, soyundan başka bir şeyi olmayan tabaka demek isteniyor zannedersem.
marx proleyarya deyince ise işçi sınıfını anlarız, sanayi işçisini düşünürüz, fabrikalar akla gelir. proletarya= fabrika işçisi görüşü yaygındır.

önemli bir nokta: marksist teoride proletarya; üretim araçlarının mülkiyeti konusunda hiçbir hakkı olmayan, sermayenin gelişimine göre iş buldukları sürece yaşayan, mülksüz emekçilerin adıdır.
bu bağlam şunu dikkate alacagız: marx döneminde fabrika işçisi çok çok daha fakir ve kötü durumdaydı örneğin bugün bir ford işçisiyle veya bir metal işçisiyle hakları karşılaştırılamaz (elbette bu haklar sınıf ve sosyalizm mücadelesiyle alınan haklardır ayrı konu) dolayısıyla bugün her işçi proleter mi şüphe içindeyim.
her proleter tabakasına giren emekçi işçi olmak zorunda mı? sorusu da önemlidir.

ulusal komünizm

frantz fanon
başka bir milletin milliyetçiliğine ve kültürüne düşmanlık beslemeyen, devet denilen kurumun insan ürünü olduğunu yani araç olduğunu bilen, şuurlu ezilen sınıflardan yana olan, kimseye bir şey dedirtmeye çalışmayan sosyalist bir çeşit türkçülüktür.
keşke şimdinin dibine kadar gerici, şoven, fobik türk milliyetćilerine, türkcülerine örnek olsa. bir grup milliyetci olacaksa böyle olsun, ulusal komünist, milliyetci-anarşist olsun.

Geceye bir söz bırak

frantz fanon
" (...) Birlikler Cezayir'e gönderildi ve yedi yıl boyunca hiçbir sonuç alamadan orada kaldılar. Şiddet yön değiştirdi; muzaffer olduğumuz için, bu şiddeti uygulayışımız görünürde bizi etkilemedi; şiddet ötekilerin kişiliğini bozarken insan olan bizlerin hümanizmamız hiç etkilenmedi. Kârın birbirine bağladığı metropol sakinleri suç topluluklarını Kardeşlik ve Sevgi adlarıyla vaftiz ettiler. Bugün, her yerde engellenen aynı şiddet askerlerimiz aracılığıyla bize geri dönüyor, içselleşiyor ve bizi etkisi altına alıyor. İçe dönme başlıyor: Sömürge insanları yeniden bütünleşirken, bizler, gericiler ve liberaller, sömürgeciler ve “metropol sakinleri”, çözülüyoruz. Öfke ve korku çoktan çırılçıplak kaldı: Başkent Cezayir'deki “zulüm” sırasında çırılçıplak ortaya çıktı. Peki ya vahşiler nerede? Barbarlık nerede? Hiç eksik yok, tamtamlar bile var: Otomobil kornaları “Cezayir Fransızdır!” diye ritim tutarken, Avrupalılar Müslümanları diri diri yakıyor. Fanon'un hatırlattığına göre, kısa süre önce bir psikiyatristler kongresi yerlilerin suç işlemesinden dert yanıyorlardı: Bu insanlar birbirlerini öldürüyorlar, diyorlar, bu da normal değil; Cezayirlilerin korteksi gelişmemiş olmalı. Orta Afrika'daki başka psikiyatristler de “Afrikalılar ön loblarını çok az kullanıyor,” saptamasını yaptılar. Bu bilginler araştırmalarını Avrupa'da, özellikle de Fransızlar arasında yapsalar daha iyi olacak. Çünkü biz de bir süredir ön lob tembelliğinden muzdarip olmalıyız: Yurtseverlerimiz kendi yurttaşlarına suikast düzenliyor, kimseyi evde bulamazlarsa evi de kapıcıyı da havaya uçuruyorlar. (...)"
jean paul sartre, yeryüzünün lanetlileri'nin 1961 tarihli baskısına önsöz

ana dilde eğitim

frantz fanon
böldürmeyiz möldürmeyiz, kürtçe anadilimiz değildir (bahçeli stayla), tek millet ulenn tek olacak tekk dendikçe kürt halkının daha da sarılacağı bir fikirdir. bence hiç bir mahsuru yok.

tek millet demekle, senin başka anadilin olamaz demekle insanları kendinize baglayamazsınız, insanlarla barışamazsınız. o kadar kişiyi de kendi anayurtlarından kovmaya gücünüz olmadığına göre razı olmaktan başka çare yok.
4

yalçın küçük

frantz fanon
yıllardır trollemelerini takip ettiğim kişi. ama siyasi yorumculuk, yazarlık, kalpak ve atkı takıp bağırmaca dışındaki uzmanlık alanı nedir, tedrisatı, asıl mesleği nedir, profesör ama neyin profesörü diye henüz yeni yeni araştırma yaptım.

siyasal bilimcidir,

1960'ta meşhur ankara sbf (siyasal bilgiler fakültesi) mezun olur ve devlet planlama teşkilatı'nda çalışmaya başlar. 1966'da ODTÜ'de öğretim üyeliğine başladı, 1971'de doçentliğe yükseldi, 12 Mart 1971 Muhtırası'ndan sonra görevden alındı. 1973'te Polatlı'da yedek subaydı, 1973-76 yılları arasında Cumhuriyet Gazetesinin ekonomi servisini yönetti.anka haber ajansı'nın da ekonomi bültenine bakıyormuş.
1979'a ankara üniversitesi'nde hoca olsa da 12 eylül darbesiyle atılıyor. gazi üniversitesi'nde akademisyenlik yapıp 1987'de emekli oluyor.

türkiye üzerine tezler serisi meşhurdur. zamanında o seriyi indirmeye çalışırken yanlışlıkla yine onun kürtler üzerine tezlerini indirdim ki iyi ki indirmişim, kitabın belli derecede ufuk açıcı olduğunu düşünüyorum ve tavsiye ediyorum.

siyasi gecmişine, iddialara girmeyeceğim ama sol adına her yolda görülmüştür kendisi. en son ergenekon davasıyla ses getirdi, şimdi ender de olsa röportaj veriyor, yerel kanallara falan çıkıyor. devletli solculardandır, belki hep öyleydi.
19 /