confessions

deist imam

βετεράνος♛  · 30 Temmuz 2016 Cumartesi

  1. toplam giri 2697
  2. takipçi 92
  3. puan 34739

pablo picasso

kemalisthatun
4 sayısını burun olarak gördüğü için matematik dersinde habire resim çizen bu yüzden de matematikte hiçbir zaman başarılı olamayan ressam. Sayıları dahi görsel olarak algılaması ise insanı algılama noktasında hayrete düşürüyor.
2

yeşil kuşak projesi

removekebab
abd eski başkanı jimmy carter'ın güvenlik danışmanı Zbigniew Brzezinski tarafından 1977'de geliştirilen askeri, kültürel, dini ve ekonomik çok yönlü bir projedir. büyük ortadoğu projesi'nin uzantısıdır.
Amacı islamı komünizme (sosyalizme) karşı bir savunma sistemi olarak kullanmaktı.
Bu bir islamileştirme projesi olup , Amerika her yerde islamı destekledi, işid, taliban gibi ''mücahitler'' ''cihatçılar'' denilen terrörist gruplar oluşturuldu. en çok pakistan ve afganistan'da kullanıldı.
ülkeler dışa bağımlı hale getirildi, türkiye'deki gibi.
Ülkemizde bu işi “Nurcular” üstlenmişlerdi; anti-komünizm, nato'culuk, islamcılık.
Ayrıca proje hizmet eden diğerleri: kenan evren ile nato eksenine kayıldı, zorunlu din dersleri başlatıldı, imam hatip terrör okulları açıldı. Erdoğan da aynı yoldan devam ediyor.

ömer zülfü livanelioğlu

kemalisthatun
şu an okuduğum "orta zekalılar cenneti" kitabının yazarı. o kitap bir deneme kitabıdır herkese şiddetle tavsiye ediyorum.
bu mükemmel adam ile ilgili son entryi gene ben girmişim lakin ekleme yapmadan duramıyorum.
fikirlerimi, düşüncelerimi hayliyle etkileyen biri olarak belki de hayatımı tümüyle değiştirecek biri zülfü livaneli. hümanist olduğu gerçeği ve benim hümanist olamayacağım gerçeği olsa da ortada, en azından "iyi niyet" kategorisinde orta yolu bulabiliyoruz. Öyle güzel tespitleri, isyanları var ki, dünyanın haline üzülmemek elde değil. bilmiyorum ya sahiden bilmiyorum ama ben bu adamı çok seviyorum. Atatürk'ten sonra sevdiğim önemli kişilerden biri. Hatta bir Atatürk, iki Zülfü Livaneli diyebilirim. çünkü ikisi de hayata bakış açımı değiştirerek doğal olarak da hayatımı değiştirdi. Bu da büyük bir şey benim için.
6

dikkat çekmeye çalışan amipler

idiopatik
Ne boş bir çaba. Yüksek seste kahkaha atmalar,ikide bir saç savurmalar,sürekli gereksiz hareket halinde olmalar,kasıla kasıla omuzları dik yürümeler,tesbih sallamalar vs. Hayır, sonucunda ne elde ediyorsun yani? Dikkat çektin tamam. Basit olmak dışında ne kazandırdırdı peki?

teğmen ömer yazgan

atticus finch
cuntaya yönelik bir soygun eylemi sırasında yakalandıktan sonra 29 ocak 1983 tarihinde birlikte yakalandığı diğer 3 gençle birlikte idam edilen üçüncü yol* üyesi teğmen.


idamından 25 yıl sonra, geçtiğimiz sene ailesine yazdığı son mektubu ortaya çıkmıştı. aşağıya direkt yapıştırıyorum.

"Sevgili Anama, Babama ve Kardeşlerime

Şu anda saat 04.00 ve ben infaz için son hazırlığım olarak bu mektubu yazıyorum.

Bundan böyle benim düşmanlarım sizlerin de düşmanıdır. Siz olmasanız da benim kanımı yerde bırakmayacak kardeşlerim var. Halkımızın yazgısı bu değil. Çok evladını kaybetti. Ama bir gün kazanmayı da öğrenecek. Diğer devrimciler sizlerin evladıdır.

Tarih, biz zulme karşı çıkanları her zaman haklı çıkardı, çıkaracak.

Malım mülküm yok ki miras bırakayım. Size ve yoldaşlarıma ancak mücadele anılarımı miras bırakabilirim. Ben şu anda oldukça moralliyim. Beni tek üzen şey, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi'nin tam bir üyesi olamadan ölüme gitmektir. Gelecek devrimcilerin birliği ile partimizin geleceğidir, buna inanıyorum.

Halkımızın mücadelesi haklıdır, meşrudur. Meşru olmayan, bu zorbaca düzeni sürdürmekten yana olan katillerdir. Biraz acele etmek zorundayım. On dakika bile bana çok görüldü. Elimde kelepçe ile yazmak zor. Yeğenlerim geleceğimizin umududur.

Ben düşüncelerimi daha önce çok yazdım. Burada tekrarlamama gerek yok. Bana inanın yeter. Gözyaşlarınızı düşmanlardan gizlemeyi öğrenmelisiniz. Kesin olarak soğukkanlılığınızı yitirmeyin.

Az sonra son görevimi yapmak üzere darağacına çıkacağım. Sloganlarımı haykıracağım, dizlerim titremeyecek. Yirmi yedi yaşına bastığım bu gecenin sabahını kimse unutmayacak. Ellerinizden öperim.

Tek Yol devrim. Kahrolsun Faşizm.

-Oğlunuz Ömer Yazgan."

*üçüncü yol. devrimci yol - devrimci sol bölünmesinden sonra iki tarafa da katılmayan, özellikle ordu içindeki yoğun örgütlülüğüyle bilinen, thkp-c mirasını sahiplenen örgüt. eski devrimci harbiyelilerin çoğunu marksizmle tanıştırmış, darbeden sonra cuntanın ordu içi operasyonlarının hedefi olmuş ve çok geçmeden dağılmış örgüttür. günümüzde mirasını "odak" adlı ufak bir dergi çevresi sürdürüyor.

Hdp

atticus finch
içindeki islamcı tayfayı mümkün olduğunca susturup, ekarte etmesi ve olaylar karşısında daha anti-emperyalist bir tavır takınması uzun vadede tdh'nin* kalanıyla ilişkiler kurabilmesini sağlayacak parti. tdh ve kdh'nin** ittifakı olursa da muhalefette ortak bir cephe açılmış olur, halkların kardeşliği ve işçilerin birliği açısından çok faydalı bir girişim olur, çiçekler açar, türkiye cennet olur.

*tdh, türk devrimci hareketi. türkiye'de faal ilerici-devrimci tüm gruplar.
**kdh, kürt devrimci hareketi. kürt ağırlıklı olup ilerici nitelik taşıyan tüm gruplar.

edit- nato'nun işe aldığı üyelerini partiden temizlemekle başlayabilirler mesela buna. tabii ki bu dediklerimin olması için parti içinde solcuların baskın çıkması lazım, şu an yeterince güçlü değiller.

kuruçeşme toplantıları

atticus finch
"kuruçeşme toplantıları" veya "kuruçeşme süreci", 1989 yılında türkiye solunun toparlanma ve birlik oluşturma gayesiyle istanbul - kuruçeşmede bir otelde toplanması ve sosyalist birlik ihtimali üzerine yapılan tartışmalara verilen isimdir. bu tartışmalar o dönemlerde "birlik tartışması süreci" adıyla da anılmıştır.

ekşi sözlükte gördüğüm, konuyla ilgili açıklayıcı bulduğum bir giriyi buraya aynen yapıştırıyorum:

"12 eylül sonrasında hemen hemen tüm sosyalist çevrelerde başlayan sorgulama süreci, geçmişin düşman kardeşlerini birbirine yaklaştırmış, benmerkezci ideolojik yaklaşımların yavaş yavaş terk edilmeye başlandığı bir noktada, 1988 yılında, sol hareket içinde yer alan bir çok grup ve çevre ortak bir tartışma platformunda buluşmuştu. daha sonra “kuruçeşme toplantıları” adıyla türkiye sosyalist hareketi tarihindeki yerini alacak olan tartışma toplantıları istanbul'da, eski tkp, tip, tsip gibi parti geleneğinden gelen çevrelerle kurtuluş, yeni yol, sosyalist politika, emek, devrimci mücadele gibi partileleşmemiş çevrelerin katılımıyla gerçekleştirildi. türkiye sosyalist hareketinin iki ana akımını oluşturan parti geleneği ve hareket geleneği ilk kez kuruçeşme'de birleşme yolunda bir araya geldiler. metin çulhaoğlu nun da vurguladığı gibi bu iki geleneğin buluşması fikri ilk kez bir platformda sınanma şansını yakaladı.

kuruçeşme süreci, sosyalizm projesini yeniden düşünme, tasavvur etme yolunda atılmış bir adımdı. sosyalist harekette ilk kez çoğulculuk temelinde atılan bir birleşme adımıydı. kuruçeşme toplantıları atilla aytemur un deyimiyle “solu rehabilite etti”. kuruçeşme toplantıları, geçmişin farklı gruplarının birbirleriyle sıcak ilişkiler kurabileceklerini kanıtladı. birbirlerinin kodlamalarını, kavramlarını çözdüler. birbirleriyle iş yapma ruhunu geliştirdiler. kuruçeşme ye katılan gruplardan murat belgenin deyimiyle birleşik sol bir parti için “olmazsa olmaz” iki ana akımdan biri olan kurtuluş, diğer ana akım olan devrimci yol olmadıkça girişilen tüm çabaların başarısızlıkla sonuçlanacağını iddia ederken, tkp kökenliler ise süreçten mutlaka yasal bir partiyle çıkmak gerektiğini söylüyorlardı.

fakat kuruçeşme, geçmişten gelen bir takıntıyı aşamadı. gruplar arasında devrimci-reformist saflaşması yaşandı. saflaşmanın bir yönünü oluşturan grup, reformcu olarak niteledikleri diğer grupla aynı partide birlikte olamayacaklarını söyleyip devrimci sol bloku oluşturdular. ancak bu girişim de, ertuğrul kürkçü gibi etkili isimleri ve sürece katılmayan troçkist sosyalizm grubunu içine almasına rağmen partileşemedi. diğer bir grup ise böyle bir saflaşmanın doğru olmadığını söyleyerek, yasal bir parti kurulması gerektiğini savundu. bu grupta yer alanlar bir süre sonra, sadun aren ve aziz nesinin öncülüğünde yürütülen birlik çalışması ile aynı zeminde buluşarak, ortak bir parti arayışına girdiler.
kuruçeşme süreci, sonunda beklenilen birlik projesi gerçekleştirilememiş olmasına rağmen sosyalist harekete yeni bir anlayışı yerleştirdi. doğru, hiçbir fraksiyonun tekelinde değildi. bu yüzden aradaki ayrılıklara rağmen ortak bir çatı altında bir araya gelmek bir gereklilikti. böyle bir birliktelik de ancak çoğulcu bir parti modeliyle gerçekleşebilirdi. bu düşüncelerin olgunlaşması neticesinde bir çok grup, hareket ve partiye mensup binlerce insan yepyeni bir sol partinin kuruluşunda yer aldılar. (bkz:özgürlük ve dayanışma partisi)"

bu giriyi yazan arkadaşın da belirttiği gibi, kuruçeşme toplantılarının en büyük tarihsel önemi uzun vadede özgürlük ve dayanışma partisinin kuruluşuna giden ortamı hazırlamış olmasıdır. ödp kurulduktan sonra neler oldu, ne derece başarılı oldu o başka bir tartışma konusudur. ikincil en önemli olay olarak da "gelenek" kökeninden gelen sip tayfasının tkp ismine çöreklenmesi gösterilebilir.

sosyalizmi matah bir şey sanan gençlik

atticus finch
evet aşağıda sosyalizm tarafından hayatları yok edilmiş insanlar, sosyalizmin harabeye çevirdiği kentler ve umarsızca harcanmış bir doğa görüyorsunuz arkadaşlar. bu fotoğraflar kesinlikle kapitalist pazar arayışının ve sömürü kaynaklı savaşların sonucu değiller ve bazı fotoğraflarda gördüğünüz insanlar da kapitalizme değil sosyalizme isyan ediyorlar.










4

neyzen tevfik

betaxx
Taşlama ve aynı zamanda ney ustası türk şairdir kendisi. Hiciv sanatını kullanarak toplumsal eşitsizlik, dini baskı ve yapılan haksızlıklara değinmiştir. Zaman zaman içeri girse de çok çabuk çıkmıştır.

Ben sana bok demem,
Boklar duyar ar eder.
Bir zerren düşse boka,
Onu da mundar eder.

Tanrı senin hamurunu
Necasetle yoğurmuş,
Anan seni sıçar iken
Yanlışlıkla doğurmuş.

militarizm

atticus finch
1- 15 temmuz darbe girişimi esnasında darbecilik oynadığı için kapatılan facebook sayfası.

2- güç ve iktidar fetişistlerinin bayıldığı, ordunun kafasına estiğinde siyasete baskı uyguladığı sistem. bizim açımızdan tartışılacak bir yanı yoktur. kapitalist devlette ordu burjuvazinin ordusudur, ve gerektiğinde yeni pazar alanları fethetmek için başka ülkeleri işgale gider, gerektiğinde burjuvazinin varlığını korumak için halk isyanlarını bastırma görevi görür.

ayrıca şu aralar kemalistlerin savunması çok ironik olan görüş. ordu mu kaldı ulan, ergenekon, balyoz, fetö derken alayını silip süpürdüler.
2

esat oktay yıldıran

atticus finch
aynen çok aziz bir hatırası vardı. o yüzden öldürüldü zaten. kürtler böyle biraz manyak bir halk çünkü, iyi insanlardan nefret edip öldürmeye çalışıyorlar.

kürt halkının nezdinde gerçekten iyi bir insan görmek istiyorsanız (bkz:ali gaffar okkan)ı araştırın. faili meçhulleri tanımak ve yakın tarihinizi öğrenmekle pek aranız yok biliyorum, ama en azından bunu yapın.

başakşehir futbol kulübü

cheV
sosyal medyayı en gereksiz kullanan spor kulübüdür. büyüklerle berabere kalsa bile sevinçten eli ayağı titreyen, büyüklere laf sokan ve bunu marifet sanan takımdır kendileri. cenk tosun transferi için everton'a twitter üzerinden teşekkür etmesinden bahsetmiyorum bile

Türkçülük

scabies
Ben kimin kurduğuna falan girmeyeceğim. SADECE NEDENSİZ YERE SON 5 YILDA AŞIRI MODA OLDU. KARŞILAŞTIĞIM HER 3 GENÇTEN BİRİ TÜRKÇÜ. DAHA DOĞRU DÜRÜST KURUCUSUNU , İDEOLOJİSİNİ BİLMEDEN KULAKTAN DOĞMA BİLGİLER İLE TÜRKÇÜ OLUYORLAR. GENELDE HİÇBİR ÖNEMLİ ŞAHSINI BİLMEDEN SADECE BOZKURT İŞARETİ YAPIP FOTOĞRAF CEKİLİYORLAR. HA BİR DE sık sık kurt fotoğrafı paylaşıyorlar. Ha başkalarının görüşlerine de saygıları yoktur çoğunun. Hatta ileri gidip en iyi Kürt ölü Kürt demeye bile cesaret gösterirler.

hoşgörü paradoksu

removekebab
ing. paradox of tolerance (tolerasyon paradoksu) karl popper tarafından 1945 yılında tanımlanmıştır. doğrudur ve aslında paradoks değildir.

çağımızdaki liberal demokrasilerinin tanımlayıcı özelliğinden biri olan tolerans, Latince - tolerare kelimesinden türemiştir. Tolerans basit olarak, katlanma ve tahammül etme anlamlarına gelmektedir.

sınırsız tolerans (hoşgörü) , zorunlu olarak sonunda, hoşgörünün kendisinin ortadan kalkmasına yol açar. can alıcı soru şudur : hoşgörüsüz insanlara da hoşgörü gösterilmeli midir?

cevap: eğer hoşgörüsüz olanlara da hoşgörü gösterirsek, hoşgörülü olan bir toplumu hoşgörülü olmayanların saldırısına karşı savunmaya hazır olmazsak, hoşgörülülerin ve hoşgörünün kendisi ortadan kalkacaktır.

tolerans liberalizmin sorunlarından biridir.

2

roboski katliamı

atticus finch
bunu da unutmayın bu arada. sonra hala neden "sözcü" denen ırkçı paçavranın kapatılmasına gram üzülmediğimi soruyorlar.


muhalefetin öteki cephesinde, yani kemalizan-ulusalcı cephede bunun gibi vasıfsız, milliyet mastürbasyonu kasmaktan başka hiçbir işe yaramayan herifler olduğu sürece "muhalefetin birliği" diye bir şey söz konusu olamaz. nitekim hiçbir devrimci, solcu, ilerici muhalif de, söz konusu "ortak düşman" şeriat rejimi olsa bile, kendini bunun gibi heriflerle kol kola girecek kadar çaresiz ve onursuz hissetmez.

Türkçülük

atticus finch
politik bir analiz de kasmış olalım burada. türkçülük; en azından nihal atsız'ın fikirleri ekseninde gelişen, sınıfsal söylem ile donatılmamış, hedefi orta-sınıf kemalist tabanı ele geçirmek olan bir türkçülük asla türkiye'de tutunamaz. çünkü türkiye'de küçük-burjuvazinin kemalizme bakış açısında net 60'lardan gelen bir siyasi karakter baskındır. ilginçtir tabii, lakin çocukluğundan itibaren deniz gezmişlerin nasıl anti-emperyalist mücadele verdiğini dinlemiş bir toplumsal katman atsız'ın etnikçi fikirlerini benimsemeyecektir. chp'lilerin büyük çoğunluğunun ömürlerinde devrimcilik, sosyalistlik yapmadıkları halde 68 kuşağı mücadelesine sempati beslemeleri bunun en net kanıtıdır.

nuriye gülmen ve semih özakça

frantz fanon
herşeyden önce: 15 temmuz bahanesiyle rte iktidarı pekişsin diye işten atılan iki muhalif eylemcidirler. ve haksız yere işten atılan herkes için ölümü göze alıyorlar, vernike korsakoffa yakalanıp sakat kalmayı da...
x veya y örgütüne üye olup olmadıkları için işten atılmadılar, şu veya bu kabile liderini sevdikler için de işten atilmadılar.
sizin ve bizim haklarımız için ölüyorlar. konu kürt sorunu olunca yok benim ideolojim başkadır bilmemne iyi o zaman desteklemeyin veya sizinkilerden nuriye gibi semih gibi bir fedai çıkarın. cıkaramıyor musunuz, demekki o kadar da probleminiz yok rteyle.

Türkçülük

atticus finch
sağcılığın dünyanın en büyük karaktersizliklerden biri olduğunu bir kez daha gözlemliyoruz arkadaşlar. daha geçenlerde "atsız türkçülük yolunda tereddütsüz sahiplenilmelidir" diyen herif gelmiş burada atatürk mastürbasyonu yapıyor. atsız ata pek severdi mustafa kemali, özellikle barışla, bilimle ve eşitlikle ilgili sözlerinin, unesco'nun atatürk tanımının falan tam takipçisiydi :d

"şu anki koşullar rahat, devran dönünce çekinmeyin" demiş bide. sanki devir bizim devrimiz, akp sosyalizmin önünü açıyor, sınıf hareketi güçlensin diye elinden geleni yapıyormuş gibi. son birkaç senede yaşanan gelişmeleri falan geçtim, daha dün "terör olaylarını bastıran" sivilleri yargıdan muaf tutacak bir khk çıkmamış gibi :d

siz eğitilmezsiniz oğlum. size cevap yazacağız diye harcadığımız emeğe yazık.

Atatürk imzası

bedirhanberkesernur
atatürk imzasının vahram çerçiyan'a ait olduğu iddiası düpedüz yalandır.
bu iddia ilk defa 10 kasım 1969 tarihli milliyet gazetesinde dillendirilmiştir (zeynep oral'ın vahram çerçiyan'la söyleşisi). haber sayfası (tam metnini milliyet arşivinden bulabilirsiniz, yazı boyutu okunamadığı için koymadım):



bundan iki yıl sonra çerçiyan'ın hürriyet gazetesinde 10 kasım ve 25 kasım 1971 tarihli iki ve hayat mecmuası'nda 25 kasım 1971 tarihli bir söyleşisi yayınlanmıştır. bu röportajlar hem kendi içlerinde hem de birbirleriyle ciddi biçimde çelişmektedir (orjinal sayfalarını bulmam halinde bu sayfaya ekleyeceğim). örneğin, çerçiyan 10 kasım 1971'deki söyleşide "atatürk için soyadı kanunu'ndan sonra imza örneği ürettim." demiştir. 25 kasım 1971'deki söyleşide ise "atatürk'e soyadı kanunu'ndan sonra imza değil, yazı devrimi sırasında kartvizit örneği ürettiğini" söylemiştir. üstüne üstlük ben bu imzaları/kartvizitleri "kemal atatürk" şeklinde yazdım, atatürk "k.atatürk" biçiminde kullandı diyen çerçiyan'ın gösterdiği yazı örneklerinde imzalar/kartvizitler "kemal atatürk" değil, "k.atatürk" şeklindedir.


zaten, çerçiyan'ın yazı devrimi sırasında mustafa kemal'e "atatürk" kelimesi barındıran bir imza/kartvizit hazırlaması imkansızdır. zira soyadı kanunu'nun ilanına daha 6 yıl vardır. bunlar gibi bir çok çelişki içeren bu söyleşilerin olduğu gibi gerçek olarak kabul edilmesi sıkıntılıdır.

bundan 10 yıl sonra, 31 aralık 1981 tarihli son havadis gazetesinde bu iddia bir daha dillendirilmiştir.

bu iddiayı 1990 yılında abdurrahman dilipak, "laik demokratik cumhuriyet ilkelerine bağlı kalacağıma" adlı kitabına taşımıştır (herhangi bir kaynak göstermeden).

daha sonra aziz nesin, 27 eylül 1992'de hürriyet gazetesinde yayınlanan röportajında bu iddiayı tekrar dillendirmiştir (ünlü, "türk halkı enayidir" söyleşisi).
bu söyleşiden 4 gün sonra (1 ekim 1992), cengiz özakıncı yine hürriyet gazetesinde bu iddayı (en azından benim gözümde) tamamen çürütmüştür. bu yazı daha sonra özakıncı'nın nomos ve aydın kitabına da girmiştir. olduğu gibi buraya koyuyorum:





bu yazıda da söylendiği gibi, atatürk'ün karlsbad hatıraları, medeni bilgiler gibi çeşitli kitaplarındaki el yazılarıyla karşılaştırılnca, imzanın atatürk'ün kendisine ait olduğu görülebilir. hatta özakıncı, atatürk'ün farklı el yazılarından alınan "ata" ve "türk" kelimeleriyle imzanın atılabileceğini iddia etmiştir.









aziz nesin'in bu yazıya tam 10 ay sonra, 1981'deki son havadis haberini kaynak gösterdiği bir yazıyla karşılık vermiştir. bu yazı 2 ağustos 1993 tarihinde aydınlık gazetesinde başyazı olarak yayınlanmıştır. yazının tamamını buraya koyuyorum:









cengiz özakıncı'nın, aziz nesin'in bu yazısına karşı yazısı aydınlık ve hürriyet gazeteleri tarafından yayınlanmamıştır. 1993'de kitap gazetesi tarafından yayınlanmıştır.4 gün süren bir yazı dizisinden meydana gelmiştir. bu yazı dizisini fazla uzun olduğu için koymuyorum (dileyen arkadaşlar, nomos ve aydın kitabının pdf'inden bu yazıyı bulabilirler. internette mevcut.).
sonuç olarak iddiaları karşılaştırırsanız, hangi iddianın ağır bastığını rahatlıkla görürsünüz. atatürk'ün imzasını vahram çerçiyan'nın oluşturduğu iddiası, sadece çerçiyan'ın kendi içinde çelişen anılarına dayanmaktadır. bu nedenle bu iddianın elle tutulur bir tarafı yoktur.

atatürk imzasının gerçekten nereden geldiğini merak edenler şu videoya bakabilirler (22 kasım 2014-ceviz kabuğu, imzayla alakalı bölüm 21:45'den sonra başlıyor):

https://www.youtube.com/watch?v=ugeMT6UU84g
1

9 mayıs 1945

removekebab
Zafer Günü (Rusça: День Победы / Den Pobedi) veya 9 Mayıs, II. Dünya Savaşı'nın sonunda Almanya'nın kayıtsız şartsız teslimiyetini imzaladığı Sovyetler Birliği tarafından ilan edilen ve kutlanan gündür.
14 ülke tarafından kabul edilip, kutlamalar ve anmalar yapılır.
asıl zafer berlin'in düşmesi ile 2 mayıs'ta kazanılmıştır. 8 mayıs'ta kayıtsız şartsız teslim anlaşması imzalandığı için sovyetler ile savaşın resmi bitiş tarihi 9 mayıs olarak tarihe geçmiştir.
2. dünya savaşı sonrası almanya'nın teslimiyeti kayıtsız şartsız kabul etmesiyle,
nazilerin tarih sahnesinden silinmesidir.
Hitler faşizmini yenerek, kızıl bayrağı Reichstag'a dikenlerin zafer günüdür.

sözlüğe bağlayan şeyler

atticus finch
artık olmayan şeyler. yazın ve yazdan sonraki 1-2 aylık dönemde sözlük kalabalık sayılırdı ve girmesi eğlenceliydi. genelde siyasi kaos çıkardı, ben de deli gibi propaganda yapardım. şu aralar aşırı cansız bir sözlük var. ayrıca o son tartışmalarda yaşanan ihbar olayı tam bir rezaletti, eskiden burada milliyetçi-türkçü tayfayla her türlü tartışmanın en sert ve acımasız hali yapılırdı ama hiç ihbar edilmek kadar yavşakça bir olay yaşamamıştık.
6

bunlar ilginizi çekebilir