ya allah varsa

dehumanize
-#müslümal ların sıkışıp sarıldığı 'ya allah varsa? Ben kazanırım sen kaybedersin bla bla..' sözleri hakkında biraz düşünelim. Bunu onlara söyleten nedir, velev ki dogru; Tanrı bu fikri göremiyor, ya da görüyor da hoşuna mı gidiyor?' Üzerine biraz kafa yoralım...
Ya Varsa !
İslamın Tüccar Zihniyeti

Din tartışmalarının sonucunda, mümin tarafın köşeye her sıkıştığında kullandığı bir argüman vardır: "Allah yoksa ona iman etmiş olmanın kimseye zararı olmaz, ama ya varsa o zaman inanmayanlar çok kötü şekilde yanacaklardır. O halde aklımıza yatmıyorsa bile inanalım, ne olur ne olmaz"... Bu argümanın mucidi, aynı zamanda islam tarihinin en büyük katili olan Ali'dir (savaşta ele geçirilen esirlerin idamını kimseye bırakmaz, hepsini bizzat ünlü Zülfikar'ıyla hallederdi).
Bu mantık, katıksız bir tüccar zihniyetidir ve köprüden geçene kadar ayıya dayı demek mantığıyla özdeştir. Böyle bir mantık, -eğer varsa- gerçek bir tanrıya yapılacak en büyük hakarettir. Onu yağcılıktan ve iki yüzlülükten etkilenen aciz bir varlık yerine koymaktır.

İman, değişmez ve asla sorgulanamaz doğruları olan dogmalar üzerine kurulur ve -böylelikle- "ya varsa kaybın olmaz" safsatasının aksinin düşünülmesine engel olunur. Bununla da olmayana ergi yöntemi mümin için olanaksız kılınmaya çalışılır. İnsanı en zayıf yerinden yakalayarak, sağlıklı düşünce dizgesini dumura uğratmayı hedefleyen bu tür dogmalar, gerçekten çok zekice tasarlanmış ve yıkılması en zor olan dogmalardandır. Bunun zihinlere genç yaşta yerleştirilmesiyle, bilimin ve ilerlemenin temel koşulu olan kuşku bilinçlerden kazınır ve bunun ardından söylenenlere tereddütsüz boyun eğdirme amaçlanır. Böyle bir korku, insan zihninin en önemli yeteneği olan mantığa ve akıl yürütmeye pranga vurulmasına hizmet eder. Çevremizdeki eğitim düzeyi ne olursa olsun -belki tutarlı olma kaygısı güden bir kaçı dışında- bütün müminlerin bilinç altında yer etmiş bu korkunun her köşeye sıkışıldığında açığa çıkması boşuna değildir...

İşte islamın temel zihniyeti budur: gönülsüz de olsa, korkuya, şantaja ve rüşvete dayanarak insanları teslim almak... Bu temel zihniyet açısından doğrunun, haklının, iyi ve ahlaklı olanın hiçbir değeri yoktur. İnsanları onursuzluğun, ahlaksızlığın ve iki yüzlülüğün en aşağılık biçimi olan otoriteye kölece bağlılığa ve sorgusuzca itaate yönlendirir. Kuran, insan onurunun, şerefinin hiçbir değeri olmadığını öne süren, insanların aciz ve zavallı olduklarını yineleyen, verilen nimetleri döne döne insanların başına kakan ayetlerle doludur. Müminleri Allah'ın sonsuz rahmetine karşın, masum çocukların öldürülmesine, sakat bırakılmasına ve daha nice adaletsizliklere göz yummasını mazur göstermeye iten, işte bu zihniyettir.

Oysa onurlu, doğru, iyi ve ahlaklı olan, hiçbir başarı şansı olmasa bile, sonucunda ceza görmek kaçınılmaz olsa bile ve tanrıdan bile gelse, zulüme, adaletsizliğe, haksızlığa karşı başkaldırmaktır. Günümüzde islam ülkeleri dünyanın en adaletsiz yönetimleriyle yönetilmelerine rağmen, çoğunda en ufak bir direniş ve başkaldırının olmamasının temelinde, islamın yığınların bilinçaltına kazıdığı tereddütsüz itaat içgüdüsü yatmaktadır.

Burada bir ikinci nokta daha vardır: Allah'ın gerçekten varolduğuna ve Kur'an'da ve öbür kitaplarda yazılan özelliklere sahip olduğunu varsayalım. Peki inananlar o zalim, inanmayanları sırf kendine kulluk etmedi diye, hiçbir insanın hayal dahi edemeyeceği kadar korkunç bir şekilde cezalandırırken, kendilerinin güvencede olduğundan nasıl emin olabilirler? Kendisine hiçbir kötülük edemeyecek kadar aciz yaratıkları inanmıyorlar diye sonsuza kadar sonsuz acılarla cezalandırabilecek kadar acımasız bir varlığın, müminlere verdiği sözü tutacağına kim güvence verebilir?

Öyle ya kerameti kendinden menkul ve her ne yaparsa tanım gereği "iyi" olan o zat, belki de orada onları da tarifsiz acılarla başbaşa bırakacak ve sadistçe bir zevkle herkesin acıdan kıvranmasını seyredecektir. Bunda da sadece kendisinin bildiği bir hikmet olmadığını kim nereden bilebilir?

O değil mi "ben istersem herkesi hidayete erdirebilirdim, ancak cehennemi insan ve cinlerle dolduracağıma dair söz çıktı ağzımdan" diyerek, günahkarlar için cehennem değil, cehennem için insanlar yarattığını itiraf eden?

Eğer gerçekten varsa, hayal dahi edemeyeceğimiz kadar acımasız olan varlığa yaranmaya çalışırken, yukarıdaki ticari argümanı öne sürmek, kabahatten daha büyük bir özürü öne sürmek değil midir?
#Muhammed #Allah #din #islam #meczup #yalan #pisişler #hadis #ramazan #oruç #siyaset #peygamber #fUckAll #pedofili #müslüman
2
neptune
Başlığı açan yazar arkadaşımız, bu soru ile hangi hallerde ve neden karşılaşıldığını uzun uzun izah etmiş. Emeği için teşekkür ederek başlayayım sözüme.

Açıkcası ben de, hazır böyle bir başlık açılmışken, yaşım dolayısıyla edindiğim tecrübeyi aktarmak istiyorum. Çok uzun yıllardan beri ateistim. Belki de bazı sözlük yazarlarının yaşından bile fazla bir süreden bahsediyorum. Din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin söylüyorum, inanç sahibi bir insan ile din üzerinden konuşmanın, dahası tartışmanın hiç bir anlamı yoktur arkadaşlar. Burada karşınızdaki kişinin samimiyeti veya dini algılayış biçiminin bile önemi yoktur. İyi niyetli ve açık görüşlü bir insan dahi olsa, yani iş tartışma boyutuna dönmese bile, bunun kişisel olarak ne size ne de karşınızdaki insana bir faydası dokunmaz. Bunun nedeni gayet basittir. Yine ilk entryden referans alarak söyleyeyim, gerek yaratıcı gerekse din kavramları dogmatik kavramlardır. Dahası bu kavramlara inananlar büyük bölümü, öğretiler neticesinde bir seçim yapmıştır. Ben ateizmi okuyup öğrenmedim. Bir yaratıcı olduğu fikri öğretildikten sonra, aksinin mümkün olup olmayacağını sorgularken, karşıma "ateizm" kavramı çıktı. Yani benim gibi insanlar da varmış ve onlara ateist deniliyormuş demek ki ben de ateistim dedim. Çoğu ateist ise bu kavramı öğrendikten sonra sorgulama evresine geçer. Sonradan gördüm ki ateizm de kendi içinde farklı bölümlere ayrılıyormuş. Bu işin felsefi kısmı, açıkcası beni çok ilgilendiren bir kısmı da değil.

Deist olduğunu söyleyen abimle bir kez konuşmaya kalktığımda bile baktım tansiyon ve konuşmanın harareti yükseliyor (bu yakın zamanda başıma geldi) o an da dedim ki, ne boş ve gereksiz bir tartışma bu. Sonuç elde edilmedikçe tartışmanın bir anlamı gerçekten yok. Bu benim şahsi fikrim. Ve tecrübelerime dayanarak söylüyorum ki, din ve allah konusunda, içinde zerre inanç taşıyan bir insan ile tartışmaya kalktığınızda da "sıfır" sonuç ile o ortamdan kalkarsınız. Yine şahsi görüşümdür, ateizm aslında öznel bir kavramdır. Ve bu kavramın içeriğinde, inananlar ile bunu tartışıp, onlara doğru kabul ettiğiniz şeyi göstermek veya öğretmek gibi bir gayesi yoktur.

Bir öğreti olarak bakmıyorum ben ateizme. Dolayısıyla yaymak veya inanç sahipleri ile fikirsel bir tartışmaya girmek gibi bir amacı asla edinmedim. Tam tersi bundan kaçınırım, çünkü dediğim gibi "faydasız" bir eylemdir benim nazarımda bu. Hatta çoğu zaman sıkıcıdır. Mesele korkmak ya da kendi düşüncelerinizi savunmaktan aciz olacak kadar bilgisiz olmak meselesi değil, mesele karşınızdaki insanın düşünme biçiminin, hiç bir ölçüde esnekliği kabul etmeyen yaklaşımıdır. Bu da olağandır, zira dediğim gibi kavramsal açıdan gerek allah gerekse dinler "dogmatik" sınıfına girer.

Hiç bir insana ateist diye ekstra bir yakınlık hissetmem keza inanç sahibi insanlara da farklı ya da negatif yönden bir önyargım yoktur. Beni bağlayan şey, tavır ve tutumlarıdır. İstediğim veya beklediğim yegane şey de, saygıdır. Evet inanç sahibi olup, ateistlere sayıp söven milyonlarca insan var, elbette bunun farkındayım. Keza, ateist olduğunuzun bilinmesi halinde, sizi ortadan kaldırmayı düşünecek kadar radikalleri de barındıran bir kitle de azınsanmayacak ölçüde mevcut yeryüzünde. Öte yandan sabah akşam hiç inanmadığı kavrama sayıp söven ateistleri de biliyorum. Bazı Ortamlarda ateist olmanın "cool" bir tavır olduğunu düşünüp, bu yönde beyanlarda bulunmaktan hoşlanan tiplerin de olduğunu görüyorum. Oysa ateizm hava atma aracı olarak kullanılacak değersizlikte bir düşünce biçimi değildir. Hele hele inançlara küfür etmek amacıyla kullanılabilecek bir kavram hiç değildir. Sadece sözlük tanımı gibi düşünmeniz sizi ateist yapar. Yani bir yaratıcı olduğunu düşünmüyor ve evrenin yaratılma neticesinde gerçekleşmeden oluşabileceğini, içinizde en ufak bir şüphe barındırmadan düşünebiliyorsanız ateistsinizdir. Gerisi karakteriniz ile alakalı bir durumdur. Ben dindarları da böyle görüyorum. Kimi ateistlere laf sokmak için yanıp tutuşur, hatta onlarla uğraşmayı kendine misyon edinmiştir. Kimi ise kendi değerlerini belirli saygı çerçevesinde ve edindiği bilgilerden yola çıkarak savunmayı tercih eder. Burada da belirleyici olan karakterdir.

Son olarak benim tüm bu görüşlerim şüphesiz ki sadece beni bağlar. Nasıl ki herhangi inanç sahibi bir kişinin söylediği tüm inanç sahiplerini kapsamıyorsa ben de tüm ateistler adına fikir beyan etmiyorum. Bu açıklamadan sonra, Başlıkta ki soruyla karşılaştığımda vereceğim cevabı da tahmin etmiş olmalısınız. Ya allah varsa ? O da benim problemim ;)
Daha uzun bir cevap, anlamsız olacaktır :)
shaw
Mümkün. Bi yaratıcı olabilir de olmayabilir de. Ama bilim der ki, yaratıcı var olsun ya da olmasın bu beni ilgilendirmez ben önümdeki şeyleri geliştirmeye sorunlara çözüm bulmaya hayatı kolaylaştırmaya devam edeceğim. Yani varlığı ya da yokluğu herhangi bi değişiklik yaratmıyor, yaratmamalı da.
düzadam
ya yoksa? boşunamı korktun hayatının tümünde cehennemden, yaptığın ibadetler hayatından çalınan saatler? boşunamıydı piskolojinin yerlerde gezmesi gereksiz korkuların? ya sen testtürlü kadın sıcağın ortasında pardüseyle boşunamı piştin ömrün boyunca? büyük ihtimalle boşunaydı ama şuda var;
evet o bildiğiniz or*spu cocuğu varya yoldaki her kadına çevirip kafasını bakan sonra camide namaz kılan onun günahı yok eğer allah yoksa, o yüzden onun ve onun gibilerin cezasını bu dünyada kesmeliyiz.
diye cevap vereceğim önermedir.

bunlar ilginizi çekebilir