unutulmayan çocukluk anıları

kemalisthatun
beş yaşındayken kreşe gidiyordum. oradaki çocuklar ben tam sandalyeye oturacakken sandalyeyi çektiler ve yere yapıştım. bunu asla unutmam çünkü avazım çıktığı kadar ağladığımı ve çocuklara saldırdığımı hatırlıyorum. o zamandan belliymiş çirkef olacağım swh.

bir de anasınıfındayken tiyatrolar düzenleniyordu bir tane beğendiğim çocuk vardı adı da furkan'dı. prens, prenses ve cüceler olacaktı. hoca gitti furkan'ı prens, ecem diye bir kızı da prenses yaptı. beni beni beni? cüce oldum lan. ağladım tabi, cıngar çıkardım. oynamayacağım dedim. oynamadım da. prensim kapılmıştı ben ise cüceydim bu nasıl bir şey? bari senaryoya cadıyı ekle de ecem'i zehirleyeyim di mi yani!
4
mel
14 yaşında yaz ayında İstanbul Kızıltoprakta tanıdık bir restoranda çalışıyordum. Gececiydim. Müdür de tanıdıktı. Müşteri hesabı ödemek için 100₺ verse, 100₺'yi cebine atar paranın üstünü kasadan verirdi. Bir gece beni saat 3'te Modaya siparişe gönderdi ve "davet ederlerse şakın içeri girme" dedi alaysı bir şekilde. Adrese gittim, apartmanın son katına çıkacağım; ama bir tuhaflık var apartmanın yalnızca son katında ışık yok ve tek daire var. Sanki o daire kendisini tamamen yalıtmış, korktum. KaPıyı çaldım, karşıma hanımabiler(travesti) çıktı. Hayatımda ilk defa travesti görüyordum. Biri beni fena süzüyor. Korkuyordum. "Ne kadar?" Dedi. Söyledim. "zam mı geldi? Pahalanmış." Dedi, ben de, "bilmiyorum hanımefendi ben işe Yeni girdim." Dedim, "ayol ne tatlı şeysin öyle" deyip yanağımı sıktı. Neyse ki İffetime zeval gelmeden çıktım. 2 gün sonra müdür, gece yine siparişe bir yere gönderdi. "İçeri girme kapıdan ver yemekleri" dedi bu kez ciddiydi. Gittiğim yer müstakil bir yerdi. Kapıda kamera vardı. Çaldım, kapıyı erkek gibi kabadayı bir kadın açtı. "İçeri gir!" Dedi, benim aklıma müdürün, "içeri girme" sözü geldi. Girmedim. Tekrar etti, "içeri gir!" Ben yine girmedim. En sonunda "içeri girsene lan!" Dedi. İçeri girdim bir de ne göreyim takım elbiseli erkekler ve güzel kıyafetli kadınlar masalarda paralar... bu kez de kumarhaneye göndermiş beni müdür. Bunları unutmadım, peşindeyim müdür!
5
jakoben
benim son çocukluk anım büyüdüğüm an ile ilişkili onu anlatayım.kısa keseyim,şehirler arası yolculuk. metro turizm ile retro bir kıza ulaşmak için yolculuk ediyorum.zaman üniv bir.nerede ortam orada merakım ve iştirakım..neyse.babacığım o zamanlarda afedersingiz skid row un vokali yokmuydu adını unuttum onun aynısıyım saçlarda uzun.bir tane avradını siktiğimin çocuğunun omuzunda uyumuşum,kafam düşmüş.gece gözlerimi bir açtım.bu yavşağın gözler kapalı ama bacak aramı okşuyor ışıklar kapalı tin tin gidiyoruz ne yapacağımı şaşırdım.beynime oksijen gitmedi kısa bir süre.sonra arabalı vapura girdik.ne o ne ben hiç bir şey çaktırmıyoruz.ona iş attığımı falan düşündü büyük ihtimalle..indik.tipim onun beni öyle algılamasına müsait.onun tipide beni tabi ki..bu sik kırığı köşede gitti sigara içiyor.bu arada bende gittim direk kaptana böyle böyle bir durum oldu dedim onlarda şok suratıma bakıyorlar.adam yerine koymadılar herhalde beni. dedim ya ricky was a young boy he had a hearthstone'um o vakitler.. iki tane sapladım p*çin götüne tam otobüsün arkasında.ucundan ucundan soktum amına koduğumun çocuğu izmire gidene kadar çıtını çıkaramadı.gerçi daha beter sokacaktım da başka bir firmanın muavinleri geldi aldı elimden.kanaya kanaya gitti p*ç kurusu.o gün son çocukluk hatıramdır.gözleriniz yaşardı dimi..ya..insanlar neler yaşıyor görün görün..
caravaggio
5 yaşımdayken TRT 1'in henüz allahu akbaar diye böğürmediği nuh'un cep telefonunun şebekeye ulaşamadığı yıllarda Bob norman ross'un resim sevinci adlı tv serisi ekranlarda her pazar saat 5'te yer alırdı.
Annemin temizlik yapıp mutfak tezgahına serdiği beyaz bezleri alır, telefonun yanıbaşında duran defterin üzerine gerer arkasından mandalla tuttururdum.
Bu benim tuvalim olurdu
6'lı en kıytırık marka olan pelikan suluboyalarımı dizip bob ross'un yaptığı manzaraları
bir sanatçı ifadesi ile resmetmeye çalışırdım. Doğal olarak pamuklu bez su bazlı boyayı emip tuhaf lekeler oluştururdu bembeyaz bağrında.
İnanılmaz hayal kırıklığı idi benim için.
İşin kötü yanı boya bulaştırdığım bezlerden dolayı enseme yediğim acı dolu şaplak izi halen zihnimdedir annemden gelen.
Ama ben o bezleri kirlettiğimden dolayı enseme şaplakları yemeseydim bu gün genç bir sanatçı hiç olamazdım...

bunlar ilginizi çekebilir