küreselleşme kavramı ve kapsamı

laik bir hanim
Küreselleşme ya da yabancı terminolojide karşılığı olan “Globalleşme (Globalization)”, sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik olmak üzere birçok alanı kapsamasından dolayı çok boyutlu bir kavramdır.
Küreselleşme kavramının bu çok boyutluluğu, kavramın açıklamasına yönelik olarak yapılan tanımların tek bir anlam birliği etrafında uzlaşılmasını da zorlaştırmaktadır
Küreselleşme kavramı küresel kelime kökünden türetilmiş olup kökü itibariyle en genel anlamıyla bütün dünyayı kapsayan anlamına gelmektedir
Bu genel anlamının yanında ekonomiden siyasete, sosyal politikadan kültüre, hemen hemen yeryüzünün her alanındaki değişimi ifade etmek için kullanılan küreselleşme3 1980 yılından itibaren farklı kişi ve kurumlar tarafından farklı şekillerde tanımlanmıştır
Bazı yazar, kurum ve kuruluşların küreselleşme kavramını açıklamaya yönelik olarak yaptıkları tanımları şu şekilde ifade etmek mümkündür.

Devlet Planlama Teşkilatı'na (DPT) göre küreselleşme, ekonomik, siyasi, kültürel ve sosyal alanlardaki ortak değerlerin önündeki engellerin kaldırılarak dünya çapına yayılmasıdır

Ölmezoğulları'na (1999) göre, küreselleşme ya da uluslar ötesileşme süreci, ulusal ekonominin (ulusal devletin değil) tarihsel bir kategori olarak zayıfladığı, ulusal pazarların tek bir dünya pazarına entegre (bütünleştiği) olduğu, yalnızca üretken sermayenin değil, mali ya da finansal sermayenin de dolaşımının serbestleştiği bir oluşumdur
Yeldan'a (2006) göre, küreselleşme, ulusal ekonomileri dünya piyasalarıyla eklemlenmesi ve bütün iktisadi karar süreçlerinin giderek dünya kapitalizminin sermaye birikimine yönelik dinamikleriyle belirlenmesi şeklinde ifade edilmektedir.
Seyidoğlu'na (2009) üç boyut altında tanımlanmıştır. Bu kapsam dahilinde
Ticari küreselleşme; dünya ticaretinin önündeki bütün engellerin (gümrük tarifeleri ve kotalar gibi) kaldırılarak uluslararası ticaretin evrenselleşmesidir
Finansal küreselleşme; ülkelerin sermaye hareketlerinin önündeki engel ve kısıtlamaları kaldırıp yurtiçi piyasalarını dünya piyasalarına entegre etmeleridir.
Üretimin küreselleşmesi; üretimin çok uluslu şirketler tarafından ana ülke sınırları dışında gerçekleşmesidir
Yapılan bu tanımlar anlam itibariyle benzer özellikler göstermesine rağmen kapsamları bakımından farklı özellikler göstermekte ve küreselleşme kavramı ortak bir çatı altında tanımlanamamaktadır
DTÖ'ye (2008) göre en genel ifade ile mal, sermaye ve emek piyasalarının uluslararası entegrasyonu9 ya da başka bir ifade ile dünya piyasaları ile bütünleşmesi şeklinde tanımlanmaktadır
Ekonomik, siyasal, kültürel ve sosyal anlamda mal, sermaye ve işgücü piyasalarının dünya ile entegrasyonu şeklinde tanımlanan küreselleşme tanımından da anlaşılacağı üzere ekonomiden siyasete, sosyal politikadan kültüre, eğitimden sağlığa ve toplumsal değişimden teknolojik değişime kadar hemen hemen yeryüzünün her alanındaki değişimi kapsamı alanına almasından dolayı oldukça geniş bir kavramdır
1.2. Küreselleşmenin Tarihsel Gelişimi

Küresel sözcüğünün yaklaşık olarak 400 yılı aşan bir tarihi olmasına karşılık küreselleşme kavramı 1960'larda kullanılmaya başlanmış ve 1980'li yıllardan itibaren de günümüze kadar en sık kullanılan kavramlardan birisi olmuştur

Kavramın tanımı gibi tarihsel gelişimi üzerinde de bir görüş birliğine varılamamasının en önemli nedeni küreselleşmenin siyasi, kültürel, hukuki ve ekonomik yönlerinin kavrama çok boyutlu bir özellik kazandırmasından kaynaklanmaktadır.

Küreselleşmenin tarihsel gelişimi ve bu gelişimde geçirmiş olduğu evreler ya da dönemler üzerine farklı görüşler mevcuttur.

Yeldan'a (2006) göre küreselleşme kavramının tarihsel süreçte ortaya çıkışı ve ilk evresi 18. yüzyıl Sanayi Devrimi'nin teknolojik gelişmeleri takip eden, kabaca 1870-1914 yılları arasıdır.

Söz konusu yıllara damgasını vuran bu ilk küreselleşme dalgasının temel özelliği para piyasalarında ve ticari ilişkilerde altın standardının norm olarak kabul edilmesine dayanmaktadır.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ve ulusal devletlerin bağımsız kalkınma ve ticaret politikaları ile şekillenen 1914-1960 ara döneminden sonra dünyada ikinci bir küreselleşme eğilimine girilmiştir

. 1970'li yıllardan günümüze kadar geçen dönemi kapsayan bu ikinci küreselleşme evresinin hız kazanmasında 1973-1980 yılları arasında yaşanan bazı gelişmeler belirleyici rol oynamıştır.


1973 yılında yaşanan petrol kriziyle birlikte likidite sıkıntısının artması finansal sermayenin ülkeler arasındaki dolaşımını hızlandırması, Bretton Woods sisteminin çökmesi sonucu Neoliberal politikaların önem kazanması gibi faktörler ikinci küreselleşme sürecinin hız kazanmasına neden olmuştur


Yeldan tarafından küreselleşme kavramının tarihsel süreçte göstermiş olduğu bu iki evre DTÖ tarafından da kabul görmekte olup, DTÖ birinci evreyi 1850'li yılların ortalarından ve ikinci evreyi 1950'li yıllardan başlatarak birinci ve evrenin zaman periyodunu biraz daha genişletmektedir

DTÖ'nün genişletmiş olduğu bu iki evreye bazı yazarlar bir evre daha ilave etmektedir. İlave edilen bu evre küreselleşmenin tarihini daha da öncelere götürerek küreselleşmeyi 15. ve 16. yüzyılda başlayan coğrafi keşifler ile başlatmaktadır.

Bu evreyi sanayi devrimi sonrası 1870-1914 yıllarını kapsayan ikinci küreselleşme evresi ve 1970'li yıllardan günümüze devam eden üçüncü küreselleşme evresi takip etmektedir

bunlar ilginizi çekebilir