ilkokul aşkını seneler sonra bulmak

kargalı karga paşa
1 hafta önce sosyal medyanın nimetlerinden faydalanarak gerçekleştirdiğim olaydır. Zaten bu konu ile ilgili hikayemden pasajları ilintili bir kaç başlık altında belirtmiş ve yazar olunca bu hikayeyi ayrıntılarıyla yazacağımı söylemiştim.

Müsait olunca hikayemi grilendireceğim.
1
turkdusun
3 gün önce ilk aşkımı buldum.4. sınıfta ona simit ve meyse suyu ısmarlardım.Aşkımı ilan edemeden 5. sınıfta kaydını başka okula aldırmıştı.Duygulandım.
1
weed
Alaçatıda görünce napıcağımı bilemeyip arkadaki değirmenlere kadar koştuydum en son. Zor günlerdi o yokuş ne öyle ya.
kargalı karga paşa
Evet hikayeyi anlatıyorum. Daha önce sunduğum kıda pasajlar var konu ile alakalı. Sırasıyla bkz seklinde hikayede cuk diye oturacak yerlere bkz cekicem.

Ben çok hovarda ayran gönüllü bir çocuktum. Mini etek giyip 1.sınıfın ilk gününde bizi kucağına oturtup kendimizi tanıtmamızı isteyen öğretmenime aşık olmuştum. Geçici bişeydi çünkü sınıf öğretmenimde sınıfımda değişince yerine yeni gelen mini etekli yeni öğretmenime daha bir hafta sonra aşık olmuştum. (Sanırım keramet etekteydi.. Evet)

Daha sonra sınıfın haylazlığından dolayı sınıf bir yarı dönemde 13 sonraki yarı dönemde 3 olmak üzere 16 öğretmen değiştirince yalama olmuş yaralı kalbimde derin sızılar kalmaktaydı. Derken 2. Sınıfta cevval bir erkek ögretmen gelince işin rengi değişti tabi. Dedim ki "olm iki üç gün sonra zoru bırakıp gidecek bir öğretmene değil seninle bu sınıfın bütün haşmet ve ızdırabına katlanacak bir hatun kişisine ihtiyacın var."

Neyse aradan çok geçmedi. Bizim yeni hoca yanında bir kız ile sınıfa geldi. Ilk başta kızı zannedip yusuf yusuf atsamda bu dünyalar tatlısı kıza bakmaktan kendimi alamadım. Zaten bilirsiniz yeni gelenler hep bi popi olur falan sınıfta ama bu başka bişeydi yahu. "Zat-u şahanelerinize hörmet ve en kalbi duygularımla kendimi sizlere takdim etmek isterim efenimm!" diye önünde reverans yapasım gelmişti resmen. Neyse hoca dedi ki bu yeni arkadaşınız artık sizle okuyacak falan diye kendini tanıttırdı falan sonra çat! Kıza benim yanıma oturmasını söyledi.

Tanrım! Bir ter bastı ki sormayın a dostlar.. Kız insanca "Merhaba" diyor karşısında bir yavru homoerectus "Hiieheirogigoğö agucuk bugucuk!" yapıyor. Kız espri yaptım sanıp gülüyor. Halbuki ben aşık olmuşum.

90'lar çocukları bilirler bizim çocukluğumuzda bizler için el ele tutuşmak bile "biri görürse mafederler çok ayıp bir davranıış! " Şeklindeydi. Gel de aşık oldum diye anlat hadi. Neyse. Ben konuşmayı söküp biraz daha homosapiens olmaya başlamış olacağım ki kızla birlikte geçiriyorum bütün tenefüsleri. Tanrım nasıl eğleniyoruz nasıl eğleniyoruuzz... (bkz:okulda altına işemek) isimli entryde de belirttiğim gibi, koşmasını bilmezdi benim sevdiceğim. Hani koşsada sağa sola dönemez veya duramazdı. Ben ona koşmayı öğretiyordum. Kantinde sıra kalabalık ayağına çullanan ilkokullu pipilerin pis emellerinden korumak icin kendimi parçalıyorum sıralara giriyorun falan. Bir gun hayatımda bir ilk başıma geldi ki sormayın. Manitanın yanında dayak yemek bunun yanında solda sıfır kalır..

(...Devam edecek...)
kargalı karga paşa
Neyse devam edeyim. Utanç verici olayı zaten vermiş olduğumdan (bkz:okulda altına işemek) geçeceğim. 90'lar da çocuk olanlar bilir sabah programlarının vazgeçilmezi kel ve göbekli bir sihirbazımız vardı. "Erkan Abi!" (bkz:Erkan Obüz) bizim okula her sene gözteri yapmaya gelirdi.Bizim okul(bkz:Kadir Rezan Has İ.Ö.O)

Bizde hep sevdiceğimle giderdik. Koşarak gider ikimize de en önden yer kapardım. Gösterilerine yardımcı olma babında (lol) birilerini sahneye alırdı sevdiceğime iki clark çekeyim diye atılırdım. Şimdilerin rezil ama o zamanların saftirik aşık i.ö.o lusuydum la ben. Neysem...

Bizim o zamanlar cep telefonlarımız yoktu. Klasik ev telefonları verilirdi. Bayramlarda seyranlarda öğretmenden başlanır bütün sınıf aranırdı. Ben önce öğretmenimi sonra sevdiceğimi arardım. Derkeeen yıllar geçti. Artık 6. Sınıfa başlıyorduk ki acı bir haberle dünyam sarsıldı. Sevdiceğim ayrılmıştı bizim okuldan.

Haberi sindiremedim. Dünyaya küsmüştüm. Artık kantin sıralarına atılmak, mino sakızları almak istemiyordum. Su fışkırtan yüzük ilgimi çekmiyordu. Zaten pokemon tasoları yavaş yavaş yerini beyblade'e bırakmış futbolcu kartları kendini futmon kartlarına bırakmıştı. Ama son kozumu oynamamıştım. Telefon! Hemen koşarak evdeki telefon kartlarından çarptım bi tane. Yeni yeni geçilmişti kartlara jetondan. Gittim ankesörlüye bastım tuşlara. Telefon açıldı. Ama numara artık başkasınındı... (bkz:Kurşun yedim sol yanımdan)

Aradan yıllar geçti. Hani insanın çocukluk aşkı çocukluktur ama hep merak edersin ya bende ettim. Artık facebook falan popilerleşiyordu. Adını mıh gibi aklımda tutuyordum. (bkz:Atilla Ilhan) Nasıl unuturdum!? Sınıf listesinde bile benim adım sevdiceğimin adından sonra gelirdi. (bkz:Ceyhun Yılmaz - Sevdiğim İkinci kadınsın sen) Bir kaç kişiye olabilir mi diye mesaj attım geri dönüş olmadı ama çabalarıma ara vermedim. 2 hafta öncesine kadar.


2 hafta kadar önce tekrar merak ile facebook'un arama motorunda arattım. Bir profil gözüme takıldı. Sevdiceğim beşiktaşlıydı. Ablasının adını hatırlıyordum falan. Her şey doğru tutuyordu. Zihnimde yalçın abinin yaşlandırma teknigini de uyguladım ve mesaj yazdım. İşte falan falan okulda okudunuz mu hiç? Biz sizinle aynı adı soyadı taşıyan bir arkadaşımızı arıyoruz buluşacağız falan (bkz:yersen) yolladım. O öyle gitti. Aradan 3 gün geçti. Mühim bir toplantım için yatağımdan kalktım. Telefon "çınn" diye çaldı. Bir mesaj geldi. Açtım. Mesaj aynen şöyle bişeydi "Aaaa kargacım nasılsın beni unutmamışsın nasıl buldun falan fisman"

Hemen profiline stalk attım. Hayır evlenmemişti. Ama Tabi ki hayatında bir erkek var hatunun. Maşallah upuzun bir biy endam güzellik olmamasına şaşardım. İşte mesajlaşıyoruz nasılsın görüşmeyeli falan neler yaptın yapıyorsun. İşte falanca yerde okudum filanca yerde çalışıyorum dedi. Bana sordu sen neler yapıyorsun diye. Bende dedim "kendime ait bir ticari organizasyonum var ayrıca freelance proje bazlı olarak Ataşehir tarafında bir sanat atölyesinde çalışıyorum." "ataşehirin neresinde?" dedi bende "falan mekanı biliyor musun?" dedim evet dedi. "Onun yan binasında. Sokağa girince köşede!" dedim.. Demez olaydım..

"Bi dakika. Hani şu dışı simsiyah olan falan fisman yer mi?" dedi.
"Evet işte orası!" dedim.
"Ben üç senedir yan binasında oturuyorum.." dedi...

Arkadaşlar ben bu galeride 2 sene bir fiil full time çalıştım. 2014 yılından beri...

"Her gün önünden geçiyorum.." diye ekledi... Akşam kısada olsa görüşmek için uğrayabileceğini belirterek konuyu "aa şaka yapıyosun! Kadere bak" ekseriyetinde cümlelerle kapadık.

İşten çıkış saatini söylemişti. Lokasyon itibariyle trafiği de hesaba katarak 1 saat sürerdi gelmesi. Bende beklerken bizim tam köşedeki erik ağacının iri eriklerini gözüme kestirdim. Başladım ağacın dallarını eğe eğe erik toplamaya. (bkz:cocukluk aşkını bulmak çocuklastırır) erikleri topluyorum elime doldukça göt cebine dolduruyorum. Tam ağaçtan indim. Bir dal gördüm ki aman yarabbi! Salkım salkım erik. Parmak ucuna kalkarak dalı eğdim yine el avuç göt cebi üçlemesiyle çalışıyorum. Ulan pezo gözün doysa ya...

Birden köşeden dönmesiyle yüzyüze geldik. Meğer biraz erken çıkmış. Arkadaşlar ben o an o ağaç bana kaçsın falan diye diledim. Yeminle tepemden kaynar sular döküldü. "Yok artık! Tuh yakalandık!" diye pişkinliğe vurdum. Elimdeki erikleri uzattım "yer misin?" diye. Sonra kibarca teşekkur edip reddedince tansiyonumun düştüğünü daha doğrusu ne yaptığımı bilemez olduğumdan eriklerin 4 5 tanesini ağzıma tıkıştırıp haşır huşur çekirdek mekirdek demeden ekmeksiz götürdüm. Bi yandan da pişkinlik devam ediyor derdimi anlatmaya çabalıyorum. İsmail abi gibi "Erik çoookkkgg güzel erik!" falan diye. Göt cebimdekileri de yemeye başladım gaza gelip. Kız şaşkın, ataşehir suskuun... Ben perişaaann....

Velhasıl naif hanımefendi beni hic bozmaya yeltenmedi. Şimdi galeride bulunduğum vakitlerde geçerken önunden selamlaşırız. Ellerimle kahve hazırladım ikram ettim bile hemde.. Bu da böyle bir anımdır..

(bkz:o hikayedeki mal benim)
balina kesen hamster
hayal kırıklığıdır. kızı gördüğümde tam anlamıyla bıraktığım gibiydi çok şaşırmış ve yadırgamıştım bir insan görünüş olarak hiç mi değişmez ne biliyim boyu falan uzasaydı bari kız 1.30 -1.40 falan kalmış öyle
kargalı karga paşa
Dün akşam tekrar başıma gelmiş olaydır. Ancak bu sefer ki başka bir ilkokul aşkım idi. Bu yukarılarda girilendirdiğim aşkımın umutsuzluğundan sonra vuku bulan bir aşk hikayesi idi. Başlamadan bitti. Çalıştığım mağazaya geldi. Bir kaç parça çocuk tulumu falan aldı. Oyuncak aldı. Tabi ben durumu çakozladım. "Oyuncaklar hediye olacak." dedi. "Tabi ki.." dedim böyle her zaman ki dinamik mağaza çalışanı tavrımla. Tulumları ise bir kaç ay sonra dünyaya gelecek, henüz dışardan bakıldığında bir karın şişkinliği olarak duran, doğmamış bebeğine almıştı. Beni tanımadı tabi ben de kendimi tanıtmadım. Öylece geçti gitti mağazadan.
2

bunlar ilginizi çekebilir